Geçenlerde bir tane salak “solcular niye eylemlerde halay çekiyor” diye hayıflanmıştı.
Görüldüğü gibi halay çekmek işçileri de mücadelelerinde motive eden bir olgu.
gericiliğin ve barbarlığın kimlik hâline getirilip üzerinize giydirildiğini fark edeceksiniz. O gün geldiğinde toplumdan dışlanmamak, sırf isminiz yüzünden önyargıyla karşılaşmamak için Filistin kimliğinizi reddetmek zorunda kalacaksınız.
Susun Ben Gvir konuşuyor.
Bir Filistinli kimliği yaratılıyor, hatta yaratıldı bile. Önderi barzo bir terörist başı olan, tarihî şahsiyetleri gerici şeyhler olan, sosyolojik karşılığı çeteler ve kekolar diye gösterilen bir kimlik yaratıp ‘aha Filistinliler bunlar’ diyorlar. Yarın bu düzen değiştiğinde+++
Bi kürt kimliği yaratılıyor, hatta yaratıldı bile. Önderi barzo bi terörist başı olan, tarihi şahsiyetleri gerici şeyhler ağalar falan olan, siyasette illegal bi terör örgütü tarafından temsil edilen, sikko çıkarlar uğruna halka şantaj yapabilecek, antidemokratik odaklara yardakçılık yapabilecek cibiliyette, sosyolojik karşılığı olarak çeteler kekolar gösterilen afgan talibanı gibi bi kimlik yaratıp “aha kürtler bunlar artık” diyolar. Sapık şeyhleri bile hak ehli gören, çağdışılığı gericiliği ahlakı muhafaza etmek olarak, tarihteki hainleri mübarek din adamları olarak gören zihniyetin güçlü bişekilde var olduğu bi düzende, öyle bi kürt kimliğini taşımanın sıkıntılarını görmezsiniz ama yarın bu düzen değiştiğinde, aklıbaşında çağdaş aydın insanlar gericiliğe, sapıklığa, barzoluğa rahat rahat tepki gösterebildiğinde tüm bunların kimlik haline getirilip üstünüze giydirildiğini farkedersiniz. O gün geldiğinde toplumdan dışlanmamak için, sırf isminiz yüzünden bile önyargıyla karşılaşmamak için kendi kimliğinizi kendiniz reddetmek zorunda kalacaksınız. Bu ülkede ya kimliğinizle yaşayacaksınız ya da çağdaş bir birey olarak yaşayacaksınız..ikisini aynı anda taşıma imkanı bırakmayacaklar size.
kürdün her hamlesine “emperyalizm projesi” demek, aslında ırkçılığın ve kibrin bir yansıması. burada gün yüzüne çıkan, kürde kendi iradesiyle söz söylemesini yakıştıramayan bir zihniyet. bu insanlara göre kürt, kendi başına tarih yapan ve siyaset üreten bir özne değil.
Hayır oyu vereceğini açıklayan milletvekillerinin gerekçelerine bakıyorum. Demokrasi, hukuk, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü… Sonra bütün bunların arkasına “hayır” konuluyor.
Artık yalnızca Meclis’teki bir oylamadan söz etmiyoruz. Kurulan bu siyasal dil, barış ihtimalinin toplumda nasıl karşılık bulacağını da doğrudan etkiliyor.
“Önce bütün bunlar çözülsün” dediğiniz her seferinde Kürt meselesini demokrasinin kuruluş sürecinin dışına, belirsiz bir geleceğe bırakıyorsunuz. Zaten kolay olmayan bir dönemde barışın toplumsal zeminini genişletmek yerine kuşkuyu, korkuyu, mesafeyi büyütüyorsunuz.
Her şeyi bir tarafa bırakalım. Kürtlerin kendi gelecekleri hakkında söz söyleme, siyasal taleplerini kendilerinin belirleme hakkı var. Bu talepler elbette demokratik siyasetin içinde konuşulur, tartışılır, müzakere edilir. Ama Kürtlerin ne isteyebileceğine baştan başkalarının karar verdiği bir düzenin adına demokrasi diyemeyiz.
Türkiye’de demokratlığın sınırlarının en açık görüldüğü yerlerden biri hep Kürt meselesi olur, istisnasız.
İnsan haklarından, hukuktan, özgürlüklerden uzun uzun söz edebilirsiniz. Sonra Kürt meselesi masaya gelir.
Birden devlet, güvenlik, üniter yapı; “şimdi sırası mı?”, “AKP’ye güvenilir mi?”, “önce demokrasi”, “ülkenin koşulları uygun değil”…
Kürt meselesi Türkiye siyasetinin turnusolüdür.
Bir an önce yenilsek de kurtulsak oportünizmşn ikiz kardeşi sık dişini 2-3 sene düzen değişince yapalım barışı.
Cezaevindeki binlerce siyasi tutsak sizin 40 yıllık CHP politikanızdaki aynı milliyetçi ısrar ile değiştireceği delüzyonlarınıza kurban edilmek zorunda değil.
yeni partili hayır'cılar, bir yandan 'genel başkanımız taşın altına gövdesini koydu, kürt meselesini sahiplendi, muhalefet kurulan oyunu boşa çıkardı.' diyorlar, diğer yandan 'hayır oyu kullandım/kullanırdım' diyorlar.
bu arkadaşlar genel başkanı yedi başlı ejderha ile savaşmaya giden kahraman yerine koyup kendilerini faniler katına çekiyorlar ama bu sağlıklı bir hal değil. zira gövdesini taşın altına koymak ve kürt meselesine sahip çıkmak sadece genel başkanın vazifesi olmadığı gibi genel başkanının gövdesi taşın altındayken onu yalnız bırakmak da bu işlerin adab ü erkânına uygun değil.
ortaya çıkan şey çok iyi bir liderlik örneği olabilirdi belki, hayır olamadı. kendinizi kandırmaya lüzum yok. hapisten destek çağrısı yapan emrah şahan ve ekrem imamoğlu'na rağmen partinin milletvekilleri genel başkanı azınlıkta bırakmasalardı mesela, o zaman olabilirdi.
o sebeple kendilerine de kamusal alana da yalan söylemelerine gerek yok, bu yükü sırtlanmalarını da geçtim, genel başkanlarının yüzüne nasıl bakacaklarını düşünmeleri kâfi.