Avrupa bir yol ayrımındadır:
Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını Birliğin darboğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler.
Bizim temennimiz; Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihî ön yargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır.
Böyle bir ilişkinin kazananı, Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa Kıtası olacaktır.
Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla, vakarla; alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz.
Ayla Öğretmen… Öldü ama giyiminden ve inancından ötürü yobaz, Allahsız, kitapsız, pagan kesimin takdirini ve övgüsünü alamadı.
Muhafazakar insanların hiçbir kahramanlığının bu yamyamlar nezdinde anlamı yok.
Irkçı, faşistler.
Bir teröristin saçı için günlerce saç ördüler...
Ayla Hoca o gün normalde iş bırakma eylemindeydi, çocukları okulda görünce dayanamayıp sınıfa girdi.
Katil sapık öğrenci sınıfa girince öğrencileri zarar görmesin diye üstlerine kapandı.
Can kurtarırken canından oldu...
O da kadındı, anneydi, eşti, bir ana babanın kuzusuydu.
Hiçbir kadın derneği onun ismini anmadı,
hiçbir sol sendika dünkü yürüyüşte onu fotoğrafını taşımadı.
Çünkü onların ideolojilerine tersti, elinde silah yoktu,
kıyafeti uygun değildi, kullanışlı aparat olamazdı.
Bu ülkede acının bile rengi var, acının bile kıyafeti var da nedense üç beş çapulcunun istediği renk, hep ön plana çıkıyor.
Sonra hep o aynı kirli ağızlardan "Kutuplaştırma" masalları dinliyoruz.
Netanyahu ve katliam şebekesi barbarlıkta Hitler’i çoktan geride bıraktı.
Avrupa’daki Holokost sürecinde dahi Gazze’deki kadar insanlık dışı görüntüler ortaya çıkmadı.
Her gün onlarca masumun bir lokma ekmek, bir yudum su bulamadığı için can verdiği bir acımasızlığı zerre kadar insanlık onuru taşıyan hiç kimse kabul edemez, buna sessiz kalamaz, bu cinnet haline rıza gösteremez.
Her kim Gazze’deki soykırıma sessiz kalıyorsa İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ortak oluyor demektir.
Gazze’de insanlık ölürken, bebekler, çocuklar ölürken, insanlar bir çuval un alabilmek için ölürken hiçbirimiz buna sessiz kalamayız ve kalmayacağız.
O masum bebeklerin kopmuş kafalarını, o çocukların kopmuş ellerini, bacaklarını, köpeklerin açlıktan yemeye başladığı gömülmemiş cesetleri, o açlığı, o feryadı, annelerin yüreğimizi yakan o çığlıklarını hiçbirimiz unutamayız, hiçbirimiz unutmayacağız.
Açlıktan kitlesel ölümlerin başladığı bu kara günlerde uluslararası toplumu insanlık cephesinde birleşmeye davet ediyorum.
Gelin, bu caniliğe hep birlikte tepki verelim.
Gelin, bu zulme, bu vahşete artık yeter diyelim.
Gelin, gözünü iktidar hırsı bürümüş bir avuç insanlık düşmanının insanlığın adını daha fazla lekelemesine müsaade etmeyelim.
Savaşın başlamasından birkaç gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık.
Motorinde litre başına 17, benzinde 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı.
Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edildi.
Muazzam bir reklam, sonunda ben ağladım siz de ağlayın.
ADAM, 27 Mart 1994'te belediye başkanı oldu, elinin değdiği her şeyi mükemmelleştirdi.
Recep Tayyip Erdoğan ile durmak yok yola devam... 🇹🇷
Son 24 saatten dersler;
- Ülkenizden sizi soğutmaya
- Vurulduğunda sevinmeye
- Yerli sistemlerinizi hedef almaya
- Onu üretenleri itibarsızlaştırmaya
- Siyasi iradeyi indirmeye
- Motivasyonunuzu bozmaya
- Değerlerinizden koparıp kimliksizleştirmeye
Çalışanlar bunu İran’a yaptı
“Bayrakla derdi olanın vatanı olmaz.
Vatanı olmayanın devleti olmaz.
Devleti olmayanın sahibi çok olur.
Lakin unutulmamalıdır ki:
VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR.”
@Aycin_Kantoglu Kıymetli hocam Rabbim yar ve yardımcınız olsun Allah sizleri ve bütün kardeşlerimizi korusun kollasın amacınız hasıl olsun inşallah sevgi ve hürmetlerimle…