deniz göktaş'a savcılıkta "keşke recep tayyip erdoğan'ın terapisti olabilsem" cümlesi bile sorulmuş.
deniz'in cevabı: psikoloji mezunu olduğum için ve cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.
deniz göktaş'a savcılıkta "keşke recep tayyip erdoğan'ın terapisti olabilsem" cümlesi bile sorulmuş.
deniz'in cevabı: psikoloji mezunu olduğum için ve cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.
Elbette telifinin düşmesi ile birlikte vuku bulan o kapitalist vahşette okuduğunuz kötü çevirilerin günahı size yazılmayacak bu arada. Selamlar sevgiler
Meh. Linç değil de ne bileyim kıyas, örnekleme, dil yapısı, biçem, ideoloji, tarihsel okuma falan bekliyor insan. Denize atılmış alelade bir taş. Kimse zweig için sizi linç etmez. Yaşam ve yaratım bağlamını kavrayamadığınızı düşünür ancak. Yani ben öyle düşündüm.
Edebiyatla ilgili linç edileceğiniz bir fikrinizi söyleyin. 😂
Ben başlıyorum. Bence Stefan Zweig talep gördüğü kadar iyi bir yazar değil. Bu kadar çok okunmasının temel sebebi kitaplarının çok ucuz ve kısa olması. Avusturya’da bile Türkiye’deki kadar okunmuyordur. 😅
ters kulak insanım, hiç anlaşılmadım, hep aşırı haşarı bulundum. olsun. bir de çok erkenden enerjisini yaşadım hep, yıkımların da, saçmalıkların da. ben gittim sonra patladı, bir daha gittim bir daha patladı, sonra tekrar ve tekrar. senkron tutmasa hikmet vardır. bir bakasiz.🙏🌈
"Diline biber sürerim"den, "Dilini kopartırım"a Türkiye, 2032 hedefimizi bir "clasical horror scene" olan "kafadan aparmalı toptan omurga sökümü" olarak belirlemek pek de yalnış olmaz. Sanırsam olmaz.
Deniz Göktaş, Ölü Deniz, Ölü Deniz Parşömenleri, Göktaş, taş, tunç, demir.. Aklımda deli sorular, aklımıza mukayet ve muvakemet deli gibi bir şey olduk ama delirmedik hâlâ, hayret.
Herkes haddini bilecekmiş, dini değerlerle alay edilemezmiş...
Peki madem öyle neden bakara-makara diyen adama haddini bildirip ters kelepçe takmadınız ve üstelik büyükelçilikle ödüllendirdiniz?
Bu genç kadın kardeşinin katili ceza alsın diye mücadele ediyor, tüm bu tehditlere karşı yalnız olmadığını, bu ülkede kadın öldürüp elini kolunu sallaya sallaya gezmenin norm olmayacağını göstermemiz gerek. Kadınlar vazgeçmeyecek.
Ortada çok ciddi iddialar var. Gülistan Doku’nun SİM kartının aktif hale geldiği an polisin o hattı araması ve kapatılmasını istemesi çok hızlı gelişen bir durum. Emniyet müdürünün Tuncay Sonel için tanık olarak verdiği ifade ile ilgili aldığım bilgilerde müdür ben istihbarat şubeden Gülistan’ın telefonunun takip edilmesini istedim diyor. Telefonun açıldığı anı tespit ettiklerini belirtiyor. Bu karar savcı yada mahkeme tarafından alınmamış. Savcının bilgisi olmadan bu karar neden alınır? Bu bilgi ilk olarak neden Tuncay Sonel’e verildi?