Kendi adıma çıkarmam gereken dersleri de çıkardım. Bundan sonra böyle süreçlerde devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini görmüş olduk…
Haluk levent'e güveniyorum ve onun aklanması için en iyi avukatlarla görüşeceğim. Bu süreçte bize destek olmak isteyen ahbap gönüllülerinin desteğini bekliyorum 🙏
IBAN: TR5226363783838
Tarafsız olan ber taraf olur.Lakin taraf tutmak başı kuma sokmak değil; haktan yana durmaktır.Allah Resulu Muhammed'in(as) kızı Fatıma hırsızlık yapsa onun da elini keserdim,buyurdu. Kemalimizmin arkasına sığınarak hırsızlık yapanlara ya da dini istismar edenlere lanet olsun.
AHBAP ÇAVUŞ İLİŞKİSİ...
Hırsızlık, dolandırıcılık, ahlaksızlık... hepsi sizde
Depremde en büyük hizmeti dindar STK'lar yaptı...
Ama sizin utanmanız yok, yine bizim cenaha iftira atarsınız...
Allah sizi ıslah etsin, ıslahınız kabil değilse kahretsin, şerinizden korusun...
Fıkıh ilginç bir şeye dönüşmüş gerçekten.
“Bitcoin mal değildir” üzerine bina edilen haramlık fetvası gerçekten garip. Elinde 10 bitcoin olsa elinde bugün insanların anladığı anlamda büyük bir mal olmuş olur. Mesela gidip onunla iş kurup ev alabilirsin. Böyle birisi gelse “zekat ver” deriz. Yani günümüzde mal sayıldığı gayet açık.
Lugattan gittsen zaten mal çıkar. Nassa gelsen malın tarifi konusunda sarih nass yok.
Geriye eskiden alimlerin verdikleri tanımlar kalıyor. Bu tanımlar da dinin bizzat kendisi değil, zaten çoğu da alimlerin örflerinden neşet eden tanımlar.
Şimdi burada alimlere ittiba kendi örfüne göre tanımlar bina etmekte mi ? Yoksa ibareleri lafzen sürüp tanımlarına içinde yaşadığın örfü sığdırmaya çalışmakta mı ?
Fıkıh anlamakla alakalı bir şeyken manadan lafza dönüşüyor. Aslında bu fıkhın tam zıddı.
Bakın haramlığı ve helalliğini konuşmuyorum(medlul), burada medlul isabetli olsa dahi delil batıl.
Bitcoin açıkça maldır. Öyle ki şu yoruma birazdan itiraz edeceklerin neredeyse tamamı 10 bitcoini olsa mal kazanmak için çalıştığı işini bırakır.
Esas konuşulması gereken mesele neden sürekli tahrim yönünde kötü deliller serdedildiği. Sanki haram demek için bahane aranıyor hissi veriyor insana.
Bir misali fetva soralım vaziyet netleşsin. Bu haramlık fetvasını gören bir Zeyd gelse ve dese ki elimde 10 yıldır beklettiğim çok büyük değerde bitcoin var. Şimdi bunun mal olmadığını ve haram olduğunu öğrendim. Artık almayacağım. Bu elimdekiler mal olmadığı için zekatını geriye doğru ödemem gerekmiyor değil mi ? Buna da “öde” diyeceklerini biliyorsunuz.
Güvenli alan hep müslümanlar aleyhine daraltmak gibi algılanıyor. Zira böylece fetva verenin sadece kendisine faydalı olan daha takvalı görüntüsü muhafaza ediliyor.
Fetvaların isabetinden ziyade fıkıh telakkisinin esas bu yönü sorunlu.
Bu bitcoin meselesinde fıkıh çalışan bazı kimseler, haram fetvalarına itiraz eden müslümanların itirazını nefisperestliğe hamlediyorlar.
Müslümanlara karşı böyle suizan edip, fıkıhla uğraşanlar olarak kendinizi onlardan ayrı bir fırka olarak görüyorken fetva vermeyin.
Yani kafanda “fetva alanlar da nefisperest hep” algısı ile “fetva veren takvalılar” ve “fetva alan nefisperestler” ayrımı varsa ilk düğme yanlış iliklenmiştir. Onlar takva sahibi olmasa kimse senin fetvanı eleştirmekle zaten uğraşmaz. Bu meseleyi dert edinmeseler sana cevap vermezler.
Fakih addedilerek müslümanlara önderlik etmek istiyorsanız, önce kendinizi onların içinde ve onlardan biri olarak algılayın. Menfaatlerinizi bir görün.
Onları hevaperest olmakla itham edip çıkar nispet ediyorsanız, bu bakışta sizin çıkarınız daha fazla. Mesela tüm prestijiniz bu ayrılık ve üstünlük iddiasına dayanıyor. Siz de prestijinizi savunuyorsunuz.
Hiçbir müslümanın tüm malı bitcoinde değil. Onlar nefsi bir şey savunsalar dahi kendileri için olmazsa olmaz bir şeyi savunmuyorlar. Oysa siz sizin için olmazsa olmaz bir kaleyi müdafa ediyorsunuz. Bakın müslümanlara yaptığınız suizan size kısas edildiğinde böyle rahatsız edici bir şeydir.
Siz onlara “domuz eti, şarap haram değil” deyin nefislerinin fetvanıza tabi olmayacağını görürsünüz. Dolayısı ile itham ettiğiniz gibi sadece nefisperestlikleri maksadıyla haramları helal kılmak isteseler bunu her meselede yaparlar.
Oysa sizin Allah’ın haram kılmadığı şeyleri haram kıldığınızı düşünerek görüşünüzü itham ediyorlar. Kendinizi Allah olduğunuz halüsinasyonuna sokmazsanız görüşünüz itham edildiğinde onları Allah’a saldırmış gibi algılamazsınız. Nihayetinde yaptığınız bir ictihaddır.
Fakahat bu hâl değildir.
Millet asgari ücretle ev geçindirip ay sonunu getirmeye çalışıyor, 20 yaşındaki velet sevgilisiyle otobüse bindi diye varoluşsal kriz geçiriyor.
Sosyal medyada gördükleri o sahte lüks hayatlar yüzünden gerçeklik algılarını tamamen kaybetmiş bunlar. Anasının karnından VIP araçla çıkmış gibi davranan bu kitlenin asıl sorunu parasızlık falan değil, çok ağır bir aşağılık kompleksi.
Sıfırdan bir şeyler başarmadan, emek vermeden en baştan her şeye sahip olmayı hak ettiklerini sanıyorlar.
Ciddi ilişki dediğin şey otobüs koltuğunda da yaşanır, parkta otururken de. Araban yok diye statü derdine düşecek kızla zaten en baştan işin olmasın, hikaye orada biter.
Ama Instagram'ın pompaladığı bu zehir yüzünden, gerçek hayatla yüzleştiğinde darmadağın olup elindekinin kıymetini asla bilemeyecek hastalıklı bir nesil yetişiyor.
1000 gol atınca her şeyin tamamlanacağını sanan huysuz deli bir ihtiyarın yanında globalde adımını attığı her yerde sonsuz saygı ve hürmet gören gerçek keçi. Artık yarışmıyor bile ve yarışması gerektiğini düşünen de yok, bitirdi çünkü. Kariyer sonlarında finalin böyle oluşu keyiften öldürüyor. IMDB 9.8 falan.
Geçen hafta, bu sene liseye başlayan oğlumun ilk veli toplantısı vardı. Toplantı sona erdiğinde veliler sınıf öğretmeninin etrafını çevirip, özel olarak çocuklarının notlarının nasıl olduğunu, akademik olarak ne yapabileceklerini, hangi kaynaklardan çalışması gerektiğini filan sordular. Hele birisi vardı ki, öğretmenin "kaynak tavsiyesi vermemiz yasak" demesine rağmen, adeta hocanın yakasına yapışıp ağzından laf almak için yalvarıp yakardı.
Görüşme sırası bana geldiğinde "hocam öncelikle oğlum sizi ve diğer öğretmenlerini üzüyor mu, bir saygısızlığı, terbiyesizliği var mı, varsa lütfen söyleyin, tebdirini alayım?" Diye sordum. Hocamız şaşırdı. Böyle bir şey beklemiyordu demek ki. Hatta gözleri doldu...
Velhasıl, her şey ailede başlıyor, ailede bitiyor...
Bir de zorunlu eğitim saçmalığı var tabi. Sanayide çıraklık yapması gereken çocuğu zorla okuyacaksın diye okul sıralarına oturtursan, öğretmene de zulüm, gerçekten okumak isteyen öğrenciye de...
Tam 2 yıl önce;
Leyla ile Mecnun'un ekran yolcuğu sona erdi. Bir hikayenin daha sonuna geldik...
"Gelecekte yerim yok ben geçmişe aitim..."
Burak Aksak: "Mecnun Çınar'ın da söylediği gibi 'ben bu oyunu... denedim ama bozamadım.' "