Türk tiyatrosunun usta ismi Zihni Göktay’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Sanatıyla nesillere iz bırakan, tiyatromuza uzun yıllar emek veren değerli sanatçımıza Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı diliyorum.
Erzincan Başbağlar köyünde hain terör örgütü PKK tarafından katledilen 33 vatandaşımızı rahmetle anıyorum.
Bu kadim toprakların hak ettiği, acılarımızı değil kardeşliğimizi miras bıraktığımız bir gelecektir.
5 Temmuz 1993'te Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde PKK tarafından katledilen 33 vatandaşımızı rahmetle anıyor;
Öcalan ve terör örgütü ile müzakere edenleri şiddetle kınıyorum.
(Başbağlar Şehitliği)
BUNDAN SONRA TÜM TUTUKLAMAYA SEVK EDİLENLERLE GÖRÜŞÜLEBİLECEK Mİ?
Butlan kararı, Kemal Kılıçdaroğlu’na “hukuk üstü” bir yetki de vermiş gibi görünüyor.
Niye mi?
Deniz Göktaş, savcı tarafından tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildikten sonra Kemal Bey’in Deniz Göktaş ile görüşmesine izin verildi.
Peki bu nasıl olabildi?
Normal şartlarda bir kişi mevcutlu olarak getirilip savcı karşısında ifadesi alındıktan sonra, eğer tutuklanması istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilirse;
O saatten sonra o kişiyi yalnızca katta görevli güvenlik personeli, kolluk görevlileri, hâkim ve avukatları görebilir.
Şimdi soruyorum:
Mutlak butlan kararı Kemal Kılıçdaroğlu’na “hukuki süper güçler” mi bahşetti?
Kemal Bey, hangi yetki, karar ya da izinle Deniz Göktaş’ı tutuklanmadan önce görebildi?
Madem Deniz Göktaş’ı bu kadar “seviyordunuz”, tutuklamaya sevk edilmeden önce annesiyle, babasıyla ve sevdikleriyle de görüştürseydiniz…
Son soru:
Bundan sonra tutuklamaya sevk edilen tüm isimlerle Kemal Bey görüşecek mi?
Öyleyse en azından biz gazeteciler de Kemal Bey’e soru gönderelim; bari bu “imtiyazın” haberciliğe de bir faydası olsun.
"Biz suç işlemedik ki af isteyelim. Af, maf istemiyoruz!"
PKK üst düzey militanı ve silah yakanların içindeki Bese Hozat böyle diyor!
Duyuyor musunuz süreçciler?
Biliyorum bu yaklaşımı biliyorsunuz ama kulak arkası ediyorsunuz, çünkü ...
TRT Sporda Türkiye Polonya erkekler VNL voleybol maçı yaınlanıyor. Bizim milli takım formasında Kuveyt Türk reklamı var. Milli formada başka bir ülke adı yazan banka reklamı olmamalı diye düşünüyorum.
Bakanınız için gösterdiğiniz bu hassasiyeti; aylardır ülkemizde ve bölgemizde “sömürge valisi” edasıyla dolaşan, boyundan büyük laflar edip ulus devletimize, laik cumhuriyetimize, milletimize, vatanımızın bütünlüğüne ve bağımsızlığımıza saldıran, hatta işi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na meşruiyet verme hadsizliğine kadar vardıran, çoktan Persona Non Grata ilan edip ülkesine göndermeniz gereken ABD Büyükelçisi kılıklı Tom Barrack adlı pedofil için de gösterseydiniz keşke…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Yetkisiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ve polis marifetiyle oturtulduğunuz koltukta “GENEL BAŞKAN” sıfatını kullanacaksınız,
Kaybettiğiniz ve süresi içinde itiraz etmediğiniz 3 yıl önceki kurultayda delegelerin satın alınarak ahlaksızlık yapıldığını tek bir somut delil sunmadan söyleyip 1300 delegeye ve binlerce partiliye hakaret edeceksiniz,
Oylarını sattıklarını iddia ettiğiniz delegelerin 900’ünün verdiği kurultay imzalarını yok sayacaksınız,
Tüzük gereği düşmüş PM’yi toplayıp kararlar (!) alacaksınız,
Hukuken oluşmamış, oluştuysa da düşmüş MYK’nın tüzüğe aykırı kararı ile milletvekillerini ihraç etmeye kalkacaksınız,
Yanınızdaki bazılarının cemaziyüevvellerine bakmadan 15 aydır zindanda tutulan henüz ifadeleri bile alınmamış 13 yıl beraber yürüdüğünüz insanları yargısız infaz edip “arınılması gereken kir” olarak yaftalayacaksınız,
Seçilmiş Meclis Grup Başkan Vekillerini görevden alıp yerlerine tüzüğe aykırı olarak atama yapmaya yelteneceksiniz,
111’i kurultay istemiş 138 kişilik meclis grubunun toplantısına başkanlık etmeye hevesleneceksiniz,
Partiyi mahkemeye düşürenlerden (!) hesap sormaktan söz edip istifa eden PM üyelerine mahkemeyi adres göstereceksiniz,
Zaten iktidara yürüyen partiye çelme taktığınızın, sözlerinizle emperyal planlara ortak olduğunuzun, her yaptığınızla iktidarın değirmenine su taşıdığınızın görülmediği zannıyla herkesi kör alemi sersem sanarak “Arınıp iktidara yürüyeceğiz” diyeceksiniz,
Partinin binasını, parasını, sosyal medya hesaplarını, araçlarını, çalışanlarını, iletişim olanaklarını kullanacaksınız…
Ama;
Belediye Başkanınız göz altına alındığında kılınızı kıpırdatmayacaksınız,
Ağız dolusu laf saydıran iktidar partisi liderine tek söz etmeyeceksiniz,
Sokağa çıkmayacak,
meydanlarda olmayacaksınız…
Sonra da “SARAYIN ADAMI” denildiğinde üzüleceksiniz!!!
Hadi canım…
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@ozgurozeliletsm@CAOIletisim1
Butlan yönetiminin yanında olmanın ne kadar itibarsız ve utanılması gereken bir eylem olduğunu bilenler açıkça Kılıçdaroğlu'nun yanındayım diyemediklerinden "CHP'nin yanındayım" diyorlar. Ama artık gri bölge kalmadığının herkes farkında, bu kelime oyunları onları korumuyor.
CHP SÖZCÜSÜ SN. SARI’NIN PM ÜYELERİNİN İSTİFALARI KONUSUNDA SÖYLEDİKLERİ HUKUKEN DOĞRU DEĞİL.
CHP sözcüsü Müslim Sarı Parti Meclisinden istifa eden 27 kişiyi kastederek;
“İstifaların muhatabı CHP değil. İstinaf Mahkemesinin yetkilendirmesiyle göreve geldiğimiz için istifaların da ilgili mahkeme tarafından değerlendirmeleri gerekiyor'' dedi.
Sayın Müslim Sarı’ya hukukçuları “İstinaf mahkemesi tedbir kararı vermiş olsa dahi, davanın esası hakkında karar verdiği için dosyadan elini çekmiştir. Tekrar dosyayı ele alamaz” deselerdi iyi olurdu.
Nitekim Mahkemece esas hakkında verilen verilen kararda eğer yazım hatası, hatalı isim veya rakam yazma gibi maddi hatalar varsa, bunun düzeltilmesi talep edildiği takdirde
dosya henüz temyize gitmemiş ise dosyayı tekrar ele alıp maddi hatayı ek kararla düzeltebilir.
Bu durumda dahi Mahkeme isterse karar temyiz edilmiş ise, kendi ek karar vermeden temyiz dilekçesiyle birlikte maddi hatayı düzeltme talebi dilekçesini de Yargıtay’a gönderebilir.
Bu nedenlerdir ki dosyayı esastan karara bağlayıp el çeken İstinaf mahkemesi Parti Meclisi üyelerinin istifaları hakkında bir değerlendirme yapamaz.
İstifalar verildiğinde tedbir kararı verilmiş ancak Yargılama devam ediyor olsaydı belki mahkeme tedbir konusunda bir değişiklik yapabilirdi.
Bunun dışında mahkeme esas hakkında karar verdikten sonra hiç bir şekilde dosyayı yeniden ele alıp ne tedbirle ilgili, ne de esas kararla ilgili bir değişiklik yapamaz.
Hukuken incelememiş olmakla birlikte sanırım kayyım atayan ya da çağrı heyeti atayan mahkemelerde kayyımın veya çağrı heyetinin üzerinde, görevleri tamamlanıncaya kadar atama yapan mahkemelerin denedimi devam ediyor olabilir.
Sn Müslim Sarı acaba bunu mı kastetti? Eğer öyle ise kendileri de çağrı heyeti ya da kayyum durumuna düşüşmüş olurlar. Bu da onlar için ayrı bir sıkıntı.
Velhasıl Sn Sarı’nın bu açıklaması hukuken izahı zor ve çok kafa karıştırıcı bir açıklama olmuş. Keşke bir hukukçuya sorsalardı.
Mahkeme tarafından 38. Kurultayın mutlak butlan nedeniyle malul sayıldığı, alınan kararların ve yapılan diğer kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan kararların iptal edildiği, davanın temyiz aşaması devam ettiğinden Mahkeme kararının kesinleşmediği ve icra kabiliyetinin bulunmadığı,
Mahkemece verilen tedbir kararının ise; yalnızca Genel Başkanı ve Parti organlarını kapsadığı, bunun dışında bir tedbir uygulanmadığı ve Partinin işleyişinin aynen devam edeceğinin anlaşıldığı,
Partinin 2018 yılı Tüzüğünün dikkate alındığı, iptaline karar verilen 20. Olağanüstü Kurultayda değiştirilen ve 2024 yılı Tüzüğü olarak kabul edilen Tüzüğün uygulanmadığı görülse de, 2024 yılı Tüzüğünün tedbir kapsamına girmediği, geçerli ve yürürlükte olduğunun anlaşıldığı,
Tüzüğün “Görevin Boşalması” başlıklı 24. maddesinin 2018 ve 2024 yıllarında değişikliğe uğramadığı, hükümlerinin aynı olduğu, Parti Meclisi üye sayısı toplamının 60 olduğu, tüm yedek üyeler çağrılmasına rağmen üye sayısının 40’ın altına düşmesi halinde, Parti Meclisi için seçim yapılmak üzere Genel Başkanın 45 gün içinde kurultayı toplantıya çağırmasının gerektiği,
Genel Başkan tarafından kurultay için çağrının yapılmaması halinde; 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu m.121/1’den hareketle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.75/2’nin ve m.84/2’nin uygulanabileceği, buna göre üyelerden birisinin başvurusu üzerine sulh hukuk hakiminin üç üyeyi kurultayı toplantıya çağırmakla görevlendireceği,
Devam eden davanın ve tedbir kararının, olağanüstü kurultayın veya Parti Meclisi üye sayısının 40’ın altına düşmesi halinde kurultayın yapılmasını engellemeyeceği, bu süreçte yasal yollara başvurma hakkının varlığını koruyacağı,
Gözönünde bulundurulmalıdır.
Disiplin yönünden ise; Tüzüğün “TBMM Grup Disiplin Kurulu” başlıklı 66. maddesinin atfı ile düzenlenen CHP TBMM Grup İçyönetmeliği’nin “TBMM Dışında Disiplin” başlıklı 74. maddesinde MYK için kabul edilen disipline sevk yetkisinin, tedbirli (üyeliğin askıya alınması suretiyle) sevki kapsamadığı görülmektedir.
Muhittin Böcek’in etkin pişmanlık kapsamında Veli Ağbaba ve Özgür Özel aleyhinde verdiği ifadede refakat eden avukatın, Gürsel Tekin’in de avukatı olan Mustafa Yalçınkaya olduğu ortaya çıktı. (Tolga Balcı - Gazete Pencere)
CHP'li Örsan Öymen:
"Kemal Bey beni aradı ve ona bazı sorular yönelttim. Benim oradan çıkardığım sonuç: Kılıçdaroğlu hem belediye başkanlarının tutuklanmasının hem de mutlak butlan meselesinin bizzat içinde."
“Tanzimattan sonra Türk aydınları azınlıklara yalvarırdı: ‘Gelin; Ermeni, Kürt, Arnavut, Rum yerine, Osmanlıyız diyelim!’
Kabul ettiremediler. Türk hariç, hepsi etnikçilik yaptı! Ne zaman ki Cumhuriyet kurulup Atatürk, 'Büyük Türk Milleti’ diye ortaya çıktı; hepsi ağız değiştirip Osmanlıcı kesildiler!”
Prof. Dr. Halil İNALCIK
@semradincerchp Siz önce MYK yı Parti Meclisi ne bir onaylatın bakalım, önce meşru hale bir gelin, sonra açıklama yapma hakkını kendinizde bulun Hanımefendi…