Beşiktaş bugün operasyonun kralını yedi hem sahada hem tribünde… Bir Beşiktaş'lı olarak vatanını canı gibi seven Bursaspor kulübünün ve taraftarının herzaman yanındayım. 🇹🇷
Özgür Özel “Biz şehit ailelerinin, gazilerin yanına varamayacağımız, gözüne bakamayacağımız işlerin içinde hiçbir zaman olmayız” demişti.
Ankara’da Gazilerimiz geçen hafta Özel’e “Bu çerçeve yasada bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmeyiz, imzalamayın ” demişti.
Özel bugün çerçeve yasaya “evet” dedi.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.
Öcalan ile müzakereler, PKK’nın yurt içinde tükendiği; kahraman ordumuzun Kuzey Irak’ta PKK’yı Kilit-Pençe Operasyonu ile sınır bölgesinden söktüğü ve Irak-Suriye sınırını kontrol altına aldığı bir aşamada devreye girdi.
Bu süreç askeri anlamda PKK için can suyu oldu.
Sürecin en büyük hedefi anayasayı Erdoğan’ı iktidarda tutacak şekilde değiştirmektir. AK Parti-MHP-DEM ittifakı bunun için kurulmuştur.
Bu yasa tasarısı Bahçeli’nin “Önümüzdeki süreçte çok şey değişecek, her şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez” dediği sürecin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısı, Öcalan’ın cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli, demokratik Cumhuriyet’e gidişin ilk adımı olarak ifade ettiği; milli, üniter, laik devletten çok uluslu-özerk bölgeli devlete geçişin ilk adımıdır.
Bu yasa tasarısına “evet” demek Erdoğan ile ittifak yapmak, AK Parti’ye payanda olmak demektir.
Yurttaşlar sizi neden eleştiriyor?
1.Yeni Parti’nin programında bir PKK kavramı olan “eşit yurttaşlık” yazdığı için;
(Bütün yurttaşlar Anayasa’nın 10. Maddesine göre yasalar önünde eşitken neden amacı Türk ve Kürt için iki ayrı siyasi kimlik isteyen eşit yurttaşlık kavramının Yeni Parti’nin programına girmesine neden karşı çıkmadınız?)
2.Öcalan’ın “bu bize yeter dediği” Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına Türkiye’nin koyduğu şerhleri kaldıracağınızı söylediğiniz için;
3.Şimdi de PKK’ya af yasasına karşı çıkmadığınız için;
4.Bütün bunları MUHALEFET olduğunuzu söylerken yaptığınız için.
Hangi muhalefet iktidarın iktidarda kalma projesine destek olur?
Biz iktidarla ve bu yıkım projesi ile zaten mücadele ediyoruz.
Bugün anlamaya çalıştığımız şey Atatürk Cumhuriyetini korumak için sizinle de mücadele etmek zorunda kalıp kalmayacağımız:
Bizim esas meselemiz; muhalefet gibi görünüp kritik anlarda Ekmelettin operasyonu ile iktidara destek atan, kirli referandum gecesi YSK’nın önüne gitmeyen, seçimden önce çok da fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verilmedi diyerek iktidara destek atıp sonra kongrede seçimleri çok fazla Suriyeli’ye vatandaşlık verildiği için kaybettik diyen majestelerinin muhalefet ile.
Şimdi bu kritik anda sizin ne yapacağınızı bekliyor, izliyoruz.
Karınca gibi tarafım belli olsun diyerek Cumhuriyet yanarken söndürmek için su mu taşıyacaksınız yoksa destek mi olacaksınız?
Hem Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’ni hem de Öcalan’ın sözde demokratik Cumhuriyetini birlikte savunmak mümkün değildir.
“Bizi zorla bu işin karşısında durmaya itiyorlar” diyerek mevcut politikanızı eleştiren yurtsever solcu entelektüellere kızıyorsunuz. Oysa CHP’nin de Yeni Parti’nin de yurtsever, Atatürkçü tabanı PKK affına karşı. AK Parti ve MHP tabanları da. Referandum yapılsa “Evet” oyları yüzde 25’i geçmez.
Sayın Özel, Atatürk’ün çizgisine gelin.
Bu yasaya evet diyerek, yasanın Türk devleti ve Türk milletine karşı bir suç olduğunu zımnen kabul eden bir sürecin parçası olmayın.
24 yıl boyunca iktidarın yanlış yaptığını söyleyip, günün sonunda onun getirdiği yasaya imza atmak muhalefet değil, kendi itirazını inkâr etmektir. Aynı siyasete ortak olup farklı bir sonuç beklemek ise, olsa olsa siyasi bir akıl tutulmasıdır.
Özetle, Özgür bey açık olun, net olun, gerçek muhalefet olun.
Ve son olarak bu yasa tasarısına evet derseniz, sakın “biz muhalefet partisiyiz” diye ortaya çıkmayın. Kemal Kılıçdaroğlu’da muhalefet olduğunu söylüyordu. Bu yasaya evet derseniz ancak Kemal bey kadar muhalefet olursunuz. @zaferpartisi
Atatürk’süz Atatürk rantçıları Atatürk rantı yiye yiye doymadı. Bunların alayı 2023’te Sadullah’ı meclise sokmadı mı? Davutoğlu’na oy vermedi mi? Kemalizm ırkçılıktır diyen eski Taraf yazarı Yüksel Taşkın’ı meclise taşımadı mı? Yıllardır Sezgin Tanrıkulu’nu meclise sokmuyorlar mı?
Sonra da derler ki AKP’ye laf edin. AKP SİZİN GİBİ ATATÜRK’ÜN PARTİSİYİZ DEYİP AHLAKSIZCA ATATÜRK’SÜZ ATATÜRK RANTI YİYOR MU, ATATÜRK’E İHANET EDİYORLAR MI?
Ya siz hitabenin sonunda NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyemiyorsunuz. Kimsiniz olm siz @eczozgurozel?
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi 1 sene boyunca benim çocuğumun başına gelenler başka çocuğun başına gelmesin diye uğraştı. Bizim yaşadıklarımızı başka aileler yaşamasın diye uğraştı onlara bile şovmen diyen şerefsizler oldu bu ülkede.
Hakan Çakır'ı öldürenler, mahkeme önünde slogan attılar. Ahmet Minguzzi'yi öldürenler şen şakrak poz verdiler. Ailesini tehdit ettiler.
Atlas Çağlan'ı öldürenlerin zihninde bunun kötü bir şey olduğuna dair bir kanaat yok. Çünkü evvela, aileleri için gurur kaynağı bu yaptıkları. Bizzat aile içinde böyle olsunlar diye yetiştiriliyorlar. Anne babaları onlara bir defa olsun başkasının hakkına girme, insanlara saygı göster, kusurun varsa özür dile demiş değil. Aksine, maymun dürtüleriyle kabilemdendir diyerek onlar için slogan atacaklarını, sağı solu tehdit edeceklerini biliyorlar.
Bu, ülkeyi yönetenlerin de kimsenin hakkına riayet etmemesinin getirdiği rol modellikle birleşiyor. Üstüne, Erdoğan'ı eleştirmek dışında her türlü suçun cezasız kaldığını görmeleriyle yaşadıkları motivasyon ekleniyor. Neden öldürmesinler?
"Suça sürüklenen çocuk" bir kültür problemidir. Atılacak ilk yasal adım çocuk suçlarında aileye de sorumluluk ve ceza yüklenmesidir. Sonra, AKP'den kurtulmuş bir Türkiye'de en zayıf Türk'ün kanını sonuna kadar sorup Türk'e kalkan elin ocağını söndüreceğini gösteren bir devlet fikrinin teröristin, mafyanın, çetenin ilkel beyinlerine işlenmesi gerekiyor.
Beyoğlu'nda sokak ortasında genç kızı taciz eden şahıslar tahliye edildi.
• Şahsılardan biri 9 yıl, diğeri ise 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak, tutuklulukta geçirdikleri süre gerekçesiyle tahliyelerine karar verildi.
Neden sabah işine gidip gelen, çocuklarını topluma faydalı yetiştirmeye çalışan, askere giden, vergisini veren, kırmızı ışıkta geçmeyen, sokağa izmarit bile atmayan namuslu vatandaşlar için değil de vergi kaçıranların, kriminallerin, teröristlerin rahat etmesine yönelik düzenlemeler yapılıyor.
Neden?
34 suç kaydı olan biri dışardaysa hiçbirimiz güvende değiliz demektir.
Bir psikiyatrist olarak, mükerrer suç işleyenlerin cezalarının katlanarak artması ve antisosyal kişilik özelliği sergileyip tekrarlı suç işleyenlerin gerekirse ömür boyu toplumdan uzaklaştırılması gerektiğini düşünüyorum.
Geçen bu bir yıl içinde, Apo’yu Meclis’e davet ettiler, ‘kurucu önder’ dediler, cezaevindeki azılı PKK’lıları tahliye ettiler, sokaklarda terör örgütü lehine yürüyüşler düzenlediler. Kısacası, şehitlerimize ihanet ettiler.
Başsavcılığın itiraz dilekçesinde değindiği üzere, günahsız bir çocuğun kalbinden defalarca kez canavarca bıçaklanarak katledilmesine açıkça yardımcı olan, akabinde bununla eğlenen ve hatta iftihar eden iki sanığın tahliyesi sadece davanın taraflarını ilgilendiren bir karar değildir. Karar suçluları ve suça meyilli şahısları cesaretlendirirken, ülkenin temiz ve yasalara saygılı vatandaşlarını hayal kırıklığına iten ve bu yönüyle kamu vicdanında onulmaz yaralar açan bir niteliktedir. İtirazın en yakın zamanda olumlu sonuçlanması ve adaletin yerini bulması dileğiyle.