2010 yılında Müslüman olan İrlandalı Robert Wilson, Batı’nın İslam’dan korkmasının beş nedenini sıraladı:
Ekonomi: İslam faizi, sömürüyü ve bitmeyen borç döngüsünü reddeder. Servetin birikmesi değil, dolaşması gerektiğini söyler. Adalet ve zekât üzerine kurulu bu sistem, insanların borç tuzağına düşmesiyle ayakta kalan sektörleri tehdit eder.
Alkol ve eğlence: Batı ekonomisinin önemli bir kısmı alkol, gece hayatı, kumar ve aşırı cinselleştirilmiş medya gibi “dikkat dağıtıcı” sektörlere dayanır. İslam akıl, aile ve onur korunmasını emredince bu milyar dolarlık endüstriler müşteri kaybeder.
Suç ve sağlık: Güçlü İslami değerlerin hâkim olduğu topluluklarda madde bağımlılığı ve şiddet suçları daha düşük, aile yapıları daha sağlam, ruh sağlığı daha dirençli oluyor. İnanç istikrar ürettiğinde, polislik-hapishane-sağlık sistemine trilyonlar harcayan düzenin başarısızlığı ortaya çıkıyor.
Kimlik ve kontrol: İslam insana tüketici ya da siyasi kimlik değil; amaç, ahlak ve topluluk üzerine kurulu gerçek bir kimlik verir. Kim olduğunu bilen insan kolay yönlendirilemez. Milyonlar kendi aklıyla düşünmeye başlayınca eski güç yapıları panikler.
Medya anlatısı: Yıllardır medya İslam’ı “kötü adam” olarak kodladı çünkü korku satıyor, izleyici bağlıyor ve insanları bölüyor. İslam barışçıl, ilkeli ve dönüştürücü olarak görünürse bu anlatı çöker.
Batı, daha adil bir ekonomi, disiplinli bir yaşam, güçlü aileler ve bağımsız zihinler sunduğu için İslam’dan korkuyor. Korku dinle ilgili değil; kontrolü kaybetmekle ilgili.
Bir döner ustası, çalışanlarını karşısına alıp nasihat verdi:
▪️ Bana ustamın bir nasihati vardı. Ustama da ustası nasihat etmiş. Ben de sizin ustanım, size de nasihatim olsun. “Ha işini doğru düzgün yapmamışsın, ha da hırsızlık yapmışsın.” İkisi de aynı şey derdi ustam bana. Bu terbiye ile büyüdük, bizlerden de sizlere nasihat olsun.
▪️ Hırsızın parası helal mi? Değil. İşini düzgün yapmayanın parası da helal değil.
▪️ İnsanlar bu parayı kazanmak için alın teri döküyor. Bu parayı kazanmak için uykusuz kalıyor. Bu parayı kazanmak için belki patronundan azar işitiyor, onuru kırılıyor.
▪️ Getirdi bu parayı bize verdi, bizden bir dürüm istedi, bir yemek istedi karnını doyuracak, biz adama kötü bir ürün verdik, Allah muhafaza. E ne oldu şimdi? Paramız helal oldu mu? Olmadı.
▪️ Biz herkese ürün vermek zorunda değiliz. Bu her zaman söylediğim bir şey. Müşteri bekleyebilir, ama verdiğimiz ürünün en iyisini vermek zorundayız. Çünkü bu adam bize emeğini getirip teslim ediyor.
▪️ Bu para nedir? Bu para benim şampuanımdır, bu para benim ayakkabımdır, senin de ayakkabındır, senin de şampuanındır. Onun için yaptığımız işin en iyisini yapacağız.
▪️ Sizler gençsiniz, daha ileride dükkân açacaksınız inşallah. Ben de destek olacağım dükkân açmalarınıza. Ama nolursunuz dosdoğru olun. İşimiz namusumuzdur, ona sahip çıkalım.
Kaynak: ig/durumotr
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Mustafa Arık, Kıyamet Suresi’ndeki mucizeyi "Elim ayağım titriyor" diyerek anlattı:
➖ "Sinir hasarı C3 C4’ün üstüne çıktığı zaman artık nefesimiz kesiliyor. Yani diyaframımızı çalıştıran sinir felç olmuş oluyor."
Diyarbakırlı Sakızcı Memo’dan soykırımcı İsrail Başbakanı Netanyahu’ya:
“Seni Diyarbakır meydanında asacağız kalitesiz kebrağ. Sana köpek tasması takacağız kebrağ Netanyahu.”
Diyarbakırca kebrağ kelimesi puşt gibi bir anlama geliyor.
Videodaki konuşmanın Türkçe çevirisi şu şekildedir:
"Hiç kendinize sordunuz mu; neden bu dünyadaki acı tam da kalplerimizin boyutuna göre biçilmiş gibi geliyor? Neden bazen her taraftan her şey üstümüze kapandığını hissederiz?
Bakın dostlar, bir süre önce mahallemizden, Beyt Hanun'dan bir gençle oturuyordum. Bu genç her şeyini kaybetmişti... Her şeyini: Çocuklarını, ailesini, evini, işini... Her şeyini kaybetti. Gözlerinin içine baktım, sitem doluydu.
O an bana boğazımı düğümleyen bir cümle söyledi. Dedi ki: 'Kardeşim, ben namaz kıldım, zekat verdim, hep kendi halimde, kimseye dokunmadan yaşadım. Neden başıma bunlar geldi? Ben nerede eksik yaptım?'
Ona dedim ki: 'Sorun şu dostum; biz zihnimizi yanlış bir denkleme göre programlamışız. Dini bir ticari anlaşma gibi görüyoruz: Ben ibadet edeceğim, Sen de bana güzel, acısız, sıkıntısız, dertsiz bir hayat vereceksin... Oysa asıl yurdun burası olmadığını unutuyoruz.'
Dostum, Allah bu dünyayı keyif sürelim diye yaratmadı. Bugün Gazze'de gördüğün o enkazlar, acılar ve dağları devirecek o insanların sabrı; imtihanın en büyük kanıtıdır, bir cezalandırma değil. Bu, senin Allah katında değersiz olduğunun bir işareti de değildir.
İşte bu yeryüzünün hakikati budur. Şu ayeti duyduğunda: 'Şüphesiz biz insanı bir sıkıntı ve zorluk içinde yarattık.' Zorluk ve sıkıntı (kabd); sırf bir eziyet demek değildir. Zorluk; çamur gibi zayıf bir şeyi, ateşin sıcağına dayanıklı, sağlam bir seramiğe/porselene dönüştüren bir döküm, bir olgunlaşma sürecidir.
Emin ol dostum, Allah seni şekillendiriyor. Seni bu an için, bu duruş için hazırlıyor. Düşünsene; dünya kolay ve acısız olsaydı, cennetin tadını nasıl anlayabilirdik? Allah'ı nasıl bu kadar arzular, geceleri seccademizde gözyaşı dökerdik?
Peygamberler —ki onlar Allah'ın en sevgili kullarıdır— bu dünyada krallar gibi yaşamadılar. Eyyûb Aleyhisselam malını, sağlığını, çocuklarını kaybetti. Hz. Muhammed (s.a.v.) aç kaldı, susuz kaldı, yerinden edildiler, sevdiklerini kaybetti...
Mesele acı çekmemek değil dostum. Mesele, acı çekerken nereye gittiğini bilmektir. Bu acının geçici olduğunu anlamaktır; hani otobüs durağında beklersin ya... Biraz yağmur yağar, biraz soğuk olur ama gözün seni asıl evine götürecek trendedir.
Emin ol dostum, Allah'a verme şeklini sen şart koşamazsın. O sana bazen imtihanla, darlıkla verdiğini; bollukla verdiğinden çok daha fazla verir. Ama biz insanoğluyuz, acele ederiz.
Ve yine emin ol dostum, ne zaman daralırsan ve dünyayı kırılmış, dökülmüş görürsen hep şunu hatırla: Bu dünya kalıcı bir ev değil, geçici bir yoldur. Ve hiçbir aklı başında insan, geçeceği köprüye/yola eşya dizip yerleşmeye çalışmaz.
İşte böyle dostlar. Allah'ın selamı üzerinize olsun."
Kas hedeflerinize kolayca ulaşın Başarmak için şu basit plana uyun: 1. 1 dakikalık testi çözün 📊 2. Kilo, boy, yaş, günlük aktivite ve fitness koşullarına bağlı olarak kişiselleştirilmiş egzersiz ve beslenme planı alın 3. Programı takip edin (çok kolay)
Yüce Rabbim,
Bugün huzuruna tevazu ile geliyor ve Senden bağışlanma diliyorum.
Ben kusursuz değilim; hata yapan bir kulunum.
Bazen dua etmeyi unutuyorum.
Bazen bana verdiğin nimetler için Sana şükretmeyi ihmal ediyorum.
Zaman zaman öfkeme yenik düsüyorum. Yaptigim her seyi Senin gördüğünü biliyorum.
Buna rağmen bana her gün yeniden başlama fırsatı verdiğin için; Sana sonsuz hamdolsun!
Allah'ım, yeni bir güne başlarken beni daha hayırlı bir insan eyle.
Tavrımı, bakış açımı, düşüncelerimi ve tepkilerimi güzelleştir!
Eğer yanlış şeylerin peşinden gidiyorsam, beni doğru yola yönelt. Kalbime hikmet, gönlüme huzur, aklıma basiret nasip eyle!
Beni nefsimin ve şeytanın vesvesesine bırakma.
Hayırlı kapılar aç, beni razı olacağın kullarından eyle!
Günlerimi bereketli, gecelerimi huzurlu, evimi mutluluk ve esenlikle dolu emeklerimi hayırli ve bereketli eyle!
Rabbim, beni asla yalnız bırakma !!!
Bana takdir ettiğin her hayra, göndereceğin her güzelliğe o kadar muhtacım ki...
Nefes aldığım sürece Sana her gün, her an, her saniye muhtacım.
Kalbimi Sana yakın dilimi zikrinle meşgul, ömrümü rızana uygun yaşayan kullarından eyle!
Denizin olmadığı yerde gemi yapan Hz. Nuh'un (a.s.) teslimiyeti var içimde.
Teslim oldum, ya Rabbi...
Elbette Sen nasıl murat ettiysen, öyle olacak. Ben görmesem de Sen görüyorsun.
Ben bilemesem de Sen en hayırlısını biliyorsun...
Kalbime sabır, gönlüme huzur, ruhuma tevekkül ver!
Beklediğim her hayrı, zamanı geldiğinde bana güzellikle nasip eyle!
Geciken her şeyin ardındaki hikmete razı olmayı, nasip olmayanın ardındaki rahmetini görebilmeyi bana lütfet.
Bana düşeni sabırla ve güzelce yapmayı, gerisini ise gönül huzuruyla Sana bırakmayı nasip eyle!
Kalbime öyle bir teslimiyet ver ki; geciken her şeyin bir hikmeti, nasip olmayan her şeyin bir rahmeti olduğuna kalbimi razı eyle!
Bana öyle bir iman ver ki; kapılar kapandığında da Sana güveneyim, yollar görünmediğinde de Sana yürüyeyim, sessizlik uzadığında da Senin beni işittiğini hiç unutmayayım!
Benim göremediğim hayırları Sen görüyorsun; benim yetişemediğim yerlere rahmetin yetişiyor!
Beni, hükmüne razı olan ve
rahmetinden asla ümidini kesmeyen kullarından eyle!
Senin rahmetin her şeyden büyüktür. Ben de bütün yükümü, bütün korkularımı ve bütün hayallerimi Sana emanet ediyorum!
Sen benim için neyi murat ettiysen, onu gönlümü razı ederek nasip eyle!🤲
Amin.🤲
Cümleten Hayırlı Sabahlar. Hayırlı Cumalar🌹
Canlı yayında Harf Devrimi’ni eleştiren bir ablamız, herkesi ağızları açık bıraktı.
Sözleri biter bitmez stüdyo tamamen sessizliğe gömüldü, kimse bir cümle bile kuramadı.
Yıllardır tartışılan bu reformun hâlâ bu kadar sert tepkiler alması, toplumun bazı kesimlerinde hâlâ nasıl bir yara olduğunu gösteriyor. Siz bu eleştiriyi nerede konumlandırıyorsunuz?