Cemaat ne yaparsa yapsın bu felaket başına gelecekti deniliyor. Ve antimuterizler buna hak veriyor.
Başta Osman Şimşek olmak üzere bir çok kişinin vurguladığı global 15 Temmuz'un da ne yapılırsa yapılsın gerçekleşeceği söylenebilir mi?
Şeffaflık ve yerelleşme buna çare olur mu?
ANKARA KEÇİÖREN BELEDİYESİ
-
Keçiören Belediyesi personelinin neredeyse büyük bir çoğunluğu ya çok üst düzey bir AQP’linin ilk eşinin ya da metresinin veyahutta sevgililerinin çalıştığı üs gibi bir yer (mi?) @keciorenbeltr
⬇️
Bize “haşhaşi” diyenlerin gerçek durumu bu
⬇️⬇️
Bazı şahsiyetsizler #bal sattığım için beni eleştiriyorlar. Ama onlar helal ve haram kavramını idrak edememişler.
Hakimlik yaptığım dönemde dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti yapmadım. Bir kişiden bile rüşvet, irtikap olarak 1 kuruş almadım. Hiçbir dosyamda taraflı karar vermedim...
Ben hakimliğim döneminde HAKİMLİK yaptım.
Şimdi de #bal satıyorum. Birşey uğruna CÜBBEMİ SATMADIM.
Robert De Niro bir gün şöyle demiş:
Eğer bir şey olmak istiyorsanız,
Doğru ve Güzel insan olun.
O kulvarda pek yarış yok.
Ve eklemiş
Daha fazla “sevgiliye” sahip olmak sizi daha erkeksi yapmaz.
Daha fazla “erkek arkadaş” edinmek sizi daha güzel kılmaz.
Pahalı şeyler sadece ‘ucuz’ insanları çeker.
Ve bu arada gençlik geçer.
Güzellik de öyle.
Geride kalan tek şey karakterdir.
Kadınlar, topuklu ayakkabı ve kısa etek giyen herkes olabilir; erkekler, pahalı takım elbiseler ve ayakkabılar giyen herkes olabilir.
Ama aslında gerçek kadınlar ve gerçek erkekler, zihinlerini, ruhlarını ve karakterlerini ‘giyinenlerdir.’
Ne istediklerini bilirler ve asıl zarafetleri tavırlarında gizlidir.
Hayatınızı “ucuz” duygularla harcamayın.
Çocuklarımıza, bir arabanın başarı göstergesi olmadığını ve yürüyerek gitmenin yoksulluk anlamına gelmediğini öğretmeliyiz.
FETÖ'nün güncel bilişim yapılanmasına operasyon!
▪️ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının "Signal" haberleşme uygulaması üzerinden yürüttükleri örgütsel faaliyetler ve haberleşme trafiği deşifre edildi.
▪️ Örgütün güncel bilişim yapılanması içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
▪️ Gözaltı kararı verilen 13 şüpheliden 10'u yakalandı.
BYD Almanya’da hızlandı: Bazı modellerde indirim yüzde 47’ye ulaşıyor
Almanya’da plug-in hibrit otomobil pazarında rekabet sertleşiyor. CAR araştırmasına göre Çinli BYD, son aylarda hızlı bir yükseliş göstererek plug-in hibrit satışlarında BMW’yi geride bıraktı ve mayıs ayında Almanya’da ilk sıraya kadar yükseldi.
BYD’nin yükselişinde düşük liste fiyatlarının yanı sıra yüksek indirimler de önemli rol oynuyor. Ağustos ayında en çok satan plug-in hibrit modellerde ortalama indirim yüzde 19,8 olurken, indirim listesinin ilk iki sırasında BYD modelleri yer aldı. Mercedes GLC 300e’deki indirim ise yaklaşık yüzde 5 seviyesinde kaldı.
Devletin sağladığı satın alma teşviki de hesaba katıldığında fark daha da büyüyor. CAR hesaplamasına göre BYD Dolphin G DM-i Active modelinde toplam fiyat avantajı yüzde 47’ye, Seal 6 Touring Comfort modelinde ise yüzde 45,5’e kadar çıkabiliyor.
Uzmanlara göre Çin iç pazarındaki satışların zayıflaması, üreticileri ihracata ve daha agresif fiyat politikasına yöneltiyor. Bu gelişmeler sürerken Brüksel’de Çin’den ithal edilen otomobillere yönelik daha sıkı önlemler de tartışılıyor.
Ucuza uçak bileti bulmak için 5 tüyo. Kaydedin lazım olur.
⭕ Gece 03:00–07:00 arası bilet bak
⭕ En ucuz gün Salı ve Perşembe
⭕ Flightlist io ve Skyscanner kullan
⭕ VPN üzerinden konumu farklı ülke seçerek ara
⭕ Sezon dışı bilet al
Hizmet Hareketi'nin gazetecileri bana artık müthiş sihirbazlar gibi görünüyor.
Hepsi ama hepsi Türkiye dışında yaşıyor.
Kimse ile görüşmüyor.
Hiçbir kuruma gitmiyor.
Yazıyla belge istemiyor.
Ama 10 yıldır gizli bilgiler, sırlar veriyorlar.
İnanılmaz bir başarı.
Aynı ölçüde garip.
Bundesliga’nın en onurlu taraftarlarından biri olan Klaus-Michael Kühne, hayatını kaybetti.
2015 yılında Hamburg’un stadyum isim haklarını, yalnızca stadın eski ve özgün adı olan Volksparkstadion olarak kalması için satın aldı.
Kühne, sevdiği kulübün stadının herhangi bir şirketin adını taşımaması ve özünü koruması için yılda 4 milyon euro ödüyordu.
(@Gazpachen)
Azerbaycan temsilcisi Sabah, İsrail ekibi Hapoel Ber Sheva karşısında, deplasmanda 2-1 kaybettiği Sampiyonlar Ligi play off rövanş macinda 2 kez geriye düşüp, 90+4'te 3-2 galip gelerek maçı uzatmaya taşıdı.
Uzatmanın ilk devresinde Hapoel ekibi 10 kişi kaldı. Sonrasında 2 gol bulan Azerbaycan ekibi Sabah, maçı 5-2 kazarak adını Şampiyonlar Ligi'ne yazdırdı.
Çok düşük bütçeler ile bu başarıya ulaşan geçen Karabağ ve şimdi de Sabah takımlarını yürekten tebrik ediyorum.. 👏 👏 👏
🔴 AİHM'den Osman Kavala kararı:
📌 AİHM, yerel mahkemelerin "kötü niyetli olarak Kavala'yı özgürlüğünden mahrum bıraktığını" söyledi.
📌 Mahkeme, Gezi Parkı protestolarının barışçıl olduğunu vurgulayarak düşünce özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğünün ihlal edildiğini belirtti.
https://t.co/I2Wdzbazga
📢📢OSMAN KAVALA DOSYASINDA YENİ AŞAMA: 25 AĞUSTOS 2026 TARİHLİ AİHM BÜYÜK DAİRE KARARI VE İÇ HUKUKTAKİ SONUÇLARI⚖️
1⃣25 AĞUSTOS 2026 TARİHLİ BÜYÜK DAİRE KARARI VE ÖNEMİ
🔴Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 25 Ağustos 2026 tarihinde Kavala/Türkiye (No. 2), Başvuru No. 2170/24 kararını açıkladı. Dava, Osman Kavala hakkında 10 Aralık 2019 tarihinde verilen ilk AİHM kararından sonra devam eden özgürlükten yoksun bırakmayı, sonraki ceza yargılamasını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan mahkumiyeti konu almaktadır.
🔴Büyük Daire, Sözleşme’nin 3, 5, 6, 10, 11 ve 18. maddeleri yönünden ihlal tespitinde bulundu. Ancak kararın hukuki ağırlığı, yalnızca ihlal edilen hükümlerin sayısından kaynaklanmamakta, aynı zamanda ihlallerin giderilmesi bakımından ulaşılması gereken sonuç da açık biçimde ortaya koyulmaktadır.
🔴Mahkemenin resmi açıklamasına göre Türkiye, Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını sağlamak ve hakkında alınan tedbirlerin sonuçlarını ortadan kaldırmakla yükümlüdür. AİHM ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkumiyetinin “Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz ve geçersiz” (null and void) kabul edilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. İç hukukta verilen bir karar açısından bu ifade, yorum veya basın aktarımı değil, Mahkemenin 25 Ağustos 2026 tarihli resmi açıklamasında yer alan doğrudan bir tespittir.
🔴Kararın önceki Kavala kararlarından farkı bu noktada daha da belirginleşmektedir. Zira 2019 tarihli ilk karar, esas itibarıyla Kavala’nın tutuklanması ve tutukluluğunun devamını incelemişti (AİHS m. 5 ekseninde). 11.07.2022 tarihli Büyük Daire kararı ise yeni bir bireysel başvurunun esası hakkında değil, 2019 tarihli kesin kararın uygulanıp uygulanmadığının AİHS m. 46/4 kapsamında denetlendiği ihlal prosedürü sonucunda verilmişti. Bugün itibariyle verilen yani 25 Ağustos 2026 tarihli karar ise 2019 sonrasında yürütülen ceza yargılamasını ve Yargıtay tarafından kesinleştirilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis mahkumiyetini doğrudan Sözleşme denetimine tabi tutmuştur.
🔴Dolayısıyla gelinen aşamada mesele artık yalnızca 2019 tarihli tahliye kararının uygulanıp uygulanmaması değildir. Kavala’nın bugün cezaevinde bulunmasının hukuki temelini oluşturan sonraki ceza yargılaması ve kesinleşmiş mahkumiyet de AİHM Büyük Dairesinin doğrudan incelemesinden geçmiştir.
2⃣DOSYANIN KRONOLOJİK SEYRİ
🔴Osman Kavala 18 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alınmış; 1 Kasım 2017 tarihinde Gezi Parkı olayları bağlamında TCK m. 312’de düzenlenen hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs suçu ile 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü bağlamında TCK m. 309’da düzenlenen Anayasayı ihlal suçundan tutuklanmıştır.
🔴Kavala, 29 Aralık 2017 tarihinde vekili aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur. Gezi olaylarına ilişkin iddianame ise yaklaşık on altı aylık tutukluluğun ardından 19 Şubat 2019 tarihinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Mehmet Osman Kavala, B. No: 2018/1073 sayılı başvuruyu 22 Mayıs 2019 tarihinde karara bağlayarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine oy çokluğuyla hükmetmiştir. Kavala, bu süreç devam ederken, 8 Haziran 2018 tarihinde AİHM’e de başvurmuştur.
▶️10 Aralık 2019 Tarihli İlk AİHM Kararı
🔴AİHM İkinci Dairesi, Kavala/Türkiye, B. No: 28749/18 kararında Sözleşme’nin 5/1, 5/4 ve 5/1 ile bağlantılı olarak 18. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Mahkeme, Kavala’ya isnat edilen fiillerin objektif bir gözlemci bakımından suç işlendiğine ilişkin makul şüphe oluşturmaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşmıştır. İsnatların önemli bir bölümünün sivil toplum faaliyetleri, toplantılar, görüşmeler ve barışçıl faaliyetlerle bağlantılı olduğuna dikkat çekilmiştir.
🔴Söz konusu kararın en önemli yönlerinden biri Sözleşme’nin 18. maddesi bakımından yapılan tespittir. AİHM, Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının Sözleşme’de öngörülen meşru amaçların dışında, onu bir insan hakları savunucusu olarak susturmaya yönelik bir amaç taşıdığı sonucuna varmıştır Mahkeme bu nedenle, yalnızca ihlal tespiti yapmakla yetinmemiş; aynı zamanda AİHS m. 46 kapsamında Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğuna son vermek ve derhal serbest bırakılmasını sağlamak için gerekli bütün tedbirleri alması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, 11 Mayıs 2020 tarihinde kesinleşmiştir. İlk kararın kapsamı AİHM’in sonraki resmi belgelerinde de 5/1, 5/4 ve 5/1 ile bağlantılı 18. madde ihlalleri şeklinde aktarılmıştır.
▶️Beraat, Yeni Tutuklamalar Ve Kararın Uygulanmaması
🔴İstanbul’daki Gezi yargılamasında 18 Şubat 2020 tarihinde Kavala hakkında TCK m. 312 yönünden beraat ve tahliye kararı verilmiştir. Ancak Kavala fiilen cezaevinden çıkmadan aynı gün, TCK m. 309 kapsamındaki başka bir soruşturma nedeniyle yeniden gözaltına alınmış ve ertesi gün tutuklanmıştır. 9 Mart 2020 tarihinde bu kez TCK m. 328’de düzenlenen siyasal veya askeri casusluk suçlamasıyla ayrıca tutuklanmıştır. TCK m. 309 yönünden daha sonra tahliye kararı verilmesine rağmen casusluk suçlamasına ilişkin tutukluluk nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmaya devam edilmiştir. Bu gelişmeler, 2019 tarihli AİHM kararının gerçekten uygulanıp uygulanmadığı sorununu doğurmuştur.
▶️AİHS m. 46/4 İhlal Prosedürü ve 11 Temmuz 2022 Kararı
🔴Bilindiği üzere AİHS’in 46. maddesine göre taraf devletler, taraf oldukları davalarda verilen kesin AİHM kararlarına uymayı taahhüt ederler. Kararların infazı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.
🔴Sözleşme’nin 46/4. maddesi ise kesin bir AİHM kararının uygulanmadığı istisnai durumlarda Bakanlar Komitesine meseleyi yeniden AİHM’e götürme imkanı tanımaktadır. Bu mekanizma yeni bir temyiz yolu olmayıp önceki kararın doğruluğu yeniden incelenmez. Denetlenen husus, kesinleşmiş kararın davalı devlet tarafından gereği gibi yerine getirilip getirilmediğidir.
🔴Kavala’nın serbest bırakılmaması üzerine Bakanlar Komitesi 2022 yılında bu mekanizmayı işletti. Büyük Daire, 11 Temmuz 2022 tarihli kararında Türkiye’nin 2019 tarihli kesin AİHM kararına uyma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti. Kavala dosyası, Sözleşme sisteminde m. 46/4 prosedürünün uygulandığı ikinci dava oldu.
🔴Büyük Dairenin değerlendirmesinde özellikle, sonradan yöneltilen casusluk suçlamasının hukuki nitelendirmesi farklı olsa dahi maddi temelinin ilk kararda incelenen olaylarla önemli ölçüde örtüştüğü tespiti önem taşıdı. Aynı veya esas itibarıyla aynı vakıaların farklı suç isimleri altında yeniden nitelendirilmesi, önceki AİHM kararının sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırabilecek bir yol olarak kabul edilmedi.
▶️Ağırlaştırılmış Müebbet Mahkumiyeti
🔴İhlal prosedürü devam ederken İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022 tarihinde Kavala’yı TCK m. 312 kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti; aynı kararda siyasal veya askerî casusluk suçundan beraatine karar verdi.
🔴Mahkûmiyet İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka uygun bulundu ve Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28 Eylül 2023 tarihli kararıyla kesinleşti. Böylece Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının hukuki statüsü, tutukluluktan kesinleşmiş bir ceza hükmünün infazına dönüştü. Bu gelişme, ikinci AİHM başvurusunun hukuki temelini oluşturdu. Artık yalnızca tutuklama kararlarından değil, kesinleşmiş bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından söz edilmekteydi.
3⃣KAVALA/TÜRKİYE (NO. 2): İKİNCİ BİREYSEL BAŞVURU
🔴Osman Kavala’nın temsilcisi aracılığıyla, 18 Ocak 2024 tarihinde AİHM’e ikinci bireysel başvuru yapılmıştır. 2170/24 numaralı başvuru, 10 Aralık 2019 tarihli ilk karardan sonra hakkında alınan tedbirleri; devam eden özgürlükten yoksun bırakmayı, ceza yargılamasını ve ağırlaştırılmış müebbet mahkumiyetine yöneliktir.
Başvuruda Sözleşme’nin 3, 5, 6, 7, 10, 11 ve 18. maddelerine dayalı şikayetler ileri sürülmüştür. Dosyanın tevzi edildiği Daire, 16 Aralık 2025 tarihinde AİHS m.30 uyarınca yargı yetkisinden Büyük Daire lehine feragat etmiş ve sonrasında Büyük Daire duruşması 25 Mart 2026 tarihinde Strasbourg’da yapılmıştır.
🔴25 Ağustos 2026 tarihli kararın, dosyanın önceki aşamalarından farkı burada ortaya çıkmaktadır. Çünkü 2022 yılındaki ihlal prosedüründe Mahkemenin önündeki soru, Türkiye’nin 2019 kararını yerine getirip getirmediği yönündeydi. Ancak 2026 dosyasında ise, 2019 sonrasında yürütülen ceza yargılaması ve bu yargılama sonucunda ortaya çıkan kesinleşmiş mahkumiyetin kendisi Sözleşme bakımından incelenmiştir.
4⃣KARARIN TÜRK HUKUKU BAKIMINDAN BAĞLAYICILIĞI
🔴AİHM kararının iç hukukta doğurduğu sonuç değerlendirilirken iki hususun birbirinden ayrılması gerekir. AİHM, Türk yargı teşkilatı içerisinde Yargıtay’ın üzerinde bulunan bir temyiz veya “süper temyiz” mercii değildir. Bu nedenle 25 Ağustos 2026 tarihli karar, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş mahkumiyet hükmünü Türk ceza muhakemesi bakımından kendiliğinden bozan veya iptal eden bir karar değildir. Ancak bundan AİHM kararının tavsiye niteliğinde olduğu sonucu çıkarılmamalıdır.
🔴Bununla beraber AİHS’nin 46/1. maddesi uyarınca Türkiye, taraf olduğu davalarda AİHM’in kesin kararlarına uymakla yükümlüdür. Kavala dosyasında bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, 2022 tarihli Büyük Daire kararıyla ayrıca tespit edilmiştir.
🔴Nitekim Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrası da, Sözleşme’nin Türk hukukundaki yeri bakımından önem taşımaktadır. Bununla birlikte iki normun işlevini birbirinden ayırmak gerekir: Belirli bir AİHM kararına uyma yükümlülüğünün doğrudan kaynağı AİHS m. 46’dır; Anayasa m. 90 ise temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmaların iç hukukta uygulanma konumunu düzenlemektedir.
🔴AİHM tarafından 25 Ağustos 2026 tarihli verilen kararın özelliği, Büyük Dairenin yalnızca ihlal tespit etmekle kalmayıp ulaşılması gereken bireysel sonucu da açık biçimde belirlemiş olmasıdır. Karara göre Kavala’nın serbest bırakılması ve hakkında alınan tedbirlerin, özellikle mahkumiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir. Mahkemenin mahkumiyeti Sözleşme hukuku bakımından “null and void” olarak nitelendirmesi de bu sonucun hukuki ağırlığını ortaya koymaktadır.
🔴Dolayısıyla devletin takdir alanı, kararın gereğinin yerine getirilip getirilmeyeceğinden ziyade, bu sonucun iç hukukta hangi usul araçlarıyla gerçekleştirileceği noktasındadır.
5⃣YARGILAMANIN YENİLENMESİ MÜESSESESİ: CMK m. 311/1-f
🔴Türk ceza muhakemesi hukukunda kesinleşmiş bir ceza hükmü hakkında AİHM tarafından ihlal kararı verilmesi hâlinde işletilebilecek açık bir kanun yolu bulunmaktadır. CMK’nın 311/1-f maddesi, ceza hükmünün AİHS veya eki Protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesini hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak düzenlemektedir.
🔴25 Ağustos 2026 tarihli karar, Büyük Daire tarafından verildiğinden AİHS m. 44 uyarınca kesin bir karardır ve dolayısıyla ayrıca bir kesinleşme süresinin beklenmesi söz konusu değildir. Yenileme istemi ise CMK m. 318 gereğince hükmü veren mahkemeye, Kavala dosyasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine yapılacaktır.
🔴Bu dosyada CMK m. 311/1-f bakımından dikkate alınması gereken husus, AİHM’in mahkumiyetten bağımsız ve tali bir usul sorunuyla sınırlı bir ihlal tespiti yapmamış olmasıdır. Büyük Daire, doğrudan 2019 sonrasındaki ceza yargılamasını ve mahkumiyeti incelemiş; mahkumiyetin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istemiştir.
6⃣İNFAZIN DURDURULMASI VE TAHLİYE: CMK M. 312
🔴Yargılamanın yenilenmesi talebinin yapılması, mahkumiyet hükmünün infazını kendiliğinden durdurmaz. Ancak CMK m. 312, mahkemeye infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verme yetkisi tanımaktadır.
🔴AİHM’in Türkiye’den Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasını istemesi karşısında, yalnızca yeniden yargılama başvurusunun yapılıp bu sürecin sonucunun beklenmesi kararın gereğini karşılamaya yeterli değildir. Bu nedenle AİHS m. 46 ile en uyumlu iç hukuk uygulaması, yargılamanın yenilenmesi süreci işletilirken mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması ve başka bağımsız bir özgürlükten yoksun bırakma nedeni bulunmadığı takdirde Kavala’nın serbest bırakılmasıdır.
🔴Tahliye ile mahkumiyetin sonuçlarının giderilmesi bu bakımdan birbirinden ayrılmalıdır. Tahliye, devam eden özgürlükten yoksun bırakmayı sona erdirir; yargılamanın yenilenmesi ve devamında kurulacak hüküm ise kesinleşmiş mahkumiyetin iç hukukta doğurduğu sonuçların giderilmesine hizmet eder.
7⃣YALNIZCA ŞEKLEN YENİDEN YARGILAMA YETERLİ OLUR MU?
🔴AİHM kararının infazı, yalnızca iç hukukta yeniden yargılama dosyası açılmasıyla tamamlanmış sayılamaz. Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamında esas olan, tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının gerçek ve etkili biçimde giderilmesidir. Kavala dosyasındaki 2022 tarihli ihlal prosedürü kararı da bunu göstermektedir. Büyük Daire, aynı veya esas itibarıyla aynı vakıaların farklı suç isimleri altında yeniden kullanılması yoluyla ilk kararın etkisiz bırakılmasını kabul etmemiştir. Dolayısıyla 2026 kararından sonra dosyanın yalnızca şeklen yeniden açılması, buna karşılık Büyük Dairenin mahkumiyetin kendisine ve sonuçlarına ilişkin tespitlerinin etkisiz bırakılması, AİHS m. 46 anlamında kararın gereği gibi yerine getirilmesi sonucunu doğurmayacaktır.
🔴Mahkemenin resmi açıklamasında serbest bırakma ile alınan tedbirlerin sonuçlarının ortadan kaldırılması ayrı ayrı ifade edilmiştir. Bu nedenle tahliye kararın infazı bakımından zorunlu olmakla birlikte, tek başına yeterli değildir.
⭕️SONUÇ
🔴Osman Kavala dosyası, 2017 yılında başlayan tutuklama sürecinden 25 Ağustos 2026 tarihli Büyük Daire kararına kadar birbirini izleyen üç ayrı Strasbourg aşamasından geçmiştir. AİHM, 2019 tarihli ilk kararında Kavala’nın tutuklanması ve tutukluluğunun devamında Sözleşme ihlali bulunduğunu belirlemiş ve derhal serbest bırakılmasını istemiştir. Büyük Daire, 2022 yılında Türkiye’nin bu kesin karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetmiştir. 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala/Türkiye (No. 2) kararında ise Mahkeme bu kez 2019 sonrasındaki ceza yargılamasını ve Yargıtay tarafından kesinleştirilen ağırlaştırılmış müebbet mahkumiyetini doğrudan incelemiş; birden fazla Sözleşme ihlali tespit etmiş ve Kavala’nın mümkün olan en erken tarihte serbest bırakılmasıyla birlikte mahkumiyetinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istemiştir.
🔴Bu son kararın dosya bakımından belirleyici yönü budur. Artık mesele, yalnızca 2019 tarihli bir tahliye kararının uygulanıp uygulanmadığı tartışması değildir. Kavala’nın bugün cezaevinde bulunmasının dayanağını oluşturan kesinleşmiş mahkumiyet de, AİHM Büyük Dairesinin doğrudan Sözleşme denetiminden geçmiş ve Mahkeme tarafından Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz ve geçersiz olarak nitelendirilmiştir.
🔴AİHM, bir Türk ceza mahkemesinin yerine geçerek ulusal mahkumiyet hükmünü kendiliğinden usulen ortadan kaldırmamaktadır. Bununla birlikte Türkiye’nin AİHS m. 46 uyarınca yerine getirmekle yükümlü olduğu sonucu bağlayıcı biçimde ortaya koymaktadır.
🔴Türk hukukunda bu sonucun gerçekleştirilebilmesi için gerekli usul araçları da mevcuttur. Bu çerçevede hukuken en tutarlı yol; CMK m.311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi yolunun işletilmesi, CMK m.312 uyarınca mahkûmiyet hükmünün infazının durdurularak Kavala’nın başka bağımsız bir tutma nedeni bulunmadığı sürece serbest bırakılması ve devamında AİHM kararının bağlayıcı tespitleri doğrultusunda mahkumiyetin doğurduğu hukuki sonuçların ortadan kaldırılmasıdır.
🔴Gelinen noktada hukuki sorun, AİHM kararının uygulanıp uygulanmayacağından ziyade, kesin ve bağlayıcı Büyük Daire kararının ortaya koyduğu sonucun Türk hukukunun mevcut usul araçlarıyla ne şekilde ve ne ölçüde gecikmeksizin yerine getirileceğidir.
Osman Kavala has spent nearly 9 years behind bars unlawfully.
Today, the European Court of Human Rights called his treatment a flagrant denial of justice, deemed his conviction void, & ordered his immediate release for the third time.
The Council of Europe should ensure Türkiye complies. Free Osman Kavala. https://t.co/omVmrzv4oG
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor'dan, AİHM'in Osman Kavala kararı yorumu:
Bu karar, Türk yargısına ezici bir darbedir
https://t.co/TeWSOTAcvx
Kavala/Türkiye (no. 2) kararının en kısa özeti: 8,5 yıldır yargılama yapmadan bir kişinin hayatını karartıp ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etmişsiniz. Dahası, siyasi hassas davalarda genelde tutumunuz da bu. Genelde de yapmayın, Kavala'yı da serbest bırakın!
"Kavala’nın başına gelenler yalnız onun başına gelmedi. AİHM Büyük Dairesi, hukuka uygun sivil toplum faaliyetlerinin ağır suç deliline dönüştürülmesinin hak savunucularını, sivil toplumu ve sıradan yurttaşları caydıracağını kayda geçirdi. Hak savunucuları cayarsa zarar gören bütün toplum, ortadan çekilen ise hukukun kendisi olur."
Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı!