Attaining 80% à tout prix has been criticized by market participants. But the risk may arise during the winter season of a similar cyclonic wave lasts in Eastern and Central parts of Europe. And it it lasts longer...
“More than 140 LNG vessel arrivals per month would be needed in August, September and October to bring European storage levels up to even 80% by the start of November, Endress said in the report”
https://t.co/gxIKBuA0Ks
At Eurogas renewable gas conference we discussed whether ensuring storages in times of price hikes is against market logic. And it was. Yet, now low shortages and no LNG inflows makes the situation even more difficult
Some thoughts on LinkedIn about the ETS reforms proposal, access to finance and limitations associated with the current Commission's text
https://t.co/FluFdJOe9W
My blog post on the #EUETS review
Compared to a scenario with the current legislation, the ‘July 17’ scenario accounting for the proposal shows that the ETS price will be 22% lower in 2030, but will rise to near EUR 140 in 2035
https://t.co/Glqu5Hmjv5
The tale of the tape for July.
Europe will need to inject gas at 422 Mcm/d in July to reach 80% capacity by Nov. 1. It's not an unprecedented rate, but it is unlikely given injections have been below average all summer, and Qatari is not close to returning. @ColumbiaUEnergy
The LNG demand growth assumption in China and India combined is smaller than the Rest of Asia (non-Japan/Korea Asia). It's a staggering ask and it would be nice to see investments in downstream infrastructure to support this growth assumption. So far, I don't. @ColumbiaUEnergy
Is solar response to the supply crisis in hydrocarbons?
Can be partly for gas by reducing its demand. Less if a shift on gas price dependence occurs.
It cannot replace oil
#Qatar's #LNG exports could restart within weeks if fragile #US-#Iran negotiations yield a lasting peace, but business as usual is not an option. #OOTT
https://t.co/NPWKlxpRqq
Suriye'nin deniz sahasında petrol arama işine Türkiye neden girmedi?
Öncelikle öyle üzerine büyük hikayeler yazılacak büyük oyun falan yok ortada onu söyleyelim.
Konuyu açıklamakta fayda var
Tek tek açalım.
Türkiye'nin filosu zaten taahhütlü, boşta kapasite yok
Türkiye'nin 6 sondaj gemisi var ama hepsinin programı dolu. Yıldırım Mayıs 2026'da Karadeniz'de Türkali-16 kuyusunda, Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han ile birlikte aktif görevde.
Çağrı Bey ise 2026 başında Somali açıklarında, Mogadişu'ya 372 kilometre açıkta dünyanın en derin ikinci deniz kuyusu hedefinde. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda çalışma planlanmış; TPAO'nun orta vadede toplam 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi hedefleniyor.
Yani bir geminin Suriye'ye gönderilmesi demek, Karadeniz'de kanıtlanmış bir gaz sahasından ya da Somali'deki keşif programından gemi çekmek demek. Bu, kanıtlanmış üretimden vazgeçip keşfedilmemiş bir alanda riske kaymak olur.
Sermaye tahsisi: kanıtlanmış sahaya mı, kuru riske mi
Türkiye'nin sermayesi zaten kendi kanıtlanmış sahalarına bağlı. 2026 ortasında devreye girecek yüzer üretim platformuyla Karadeniz'deki gaz üretimi günlük 20 milyon metreküpe, 2028'de ikinci platformla Sakarya'da 40 milyon metreküpe çıkacak. Gabar bölgesindeki keşif Cumhuriyet tarihinin en büyük petrol keşfi olarak kayıtlara geçti; 2025'te TPAO'nun ham petrol üretimi yaklaşık 44 milyon varile ulaşarak rekor kırdı.
Sermaye tahsisi mantığı burada net: Türkiye'nin elinde keşfedilmiş, kanıtlanmış, üretime geçmiş sahalar (Sakarya gazı, Gabar petrolü) var ve bunlar milyarlarca dolarlık geliştirme sermayesi yutuyor. Suriye Blok 3 ise henüz tek bir kuyu bile delinmemiş, jeolojik riski yüksek bir keşif sahası. Hiçbir rasyonel sermaye sahibi, kendi kanıtlanmış rezervi dururken komşunun kuru riskine sermaye kaydırmaz.
Diğer bir konu Coğrafi yakınlık ve "kendi sahamız" sorusu
Türkiye'nin Suriye sahasının hemen yanında zaten kendi ruhsat alanı var. TPAO, Kıbrıs açıklarında Magosa 3B sismik verisi topladı; Adana-Mersin projesinde Mersin 3B verisini yorumladı, prospektler belirledi; Doğu Akdeniz'de Messinyen tuz biriminin altındaki Miyosen birimlerinin potansiyelini değerlendiriyor.
Suriye Blok 3 ile Türkiye'nin Mersin/Doğu Akdeniz ruhsatları aynı jeolojik havzanın (Levant Havzası) parçası. Blok 3 Doğu Akdeniz'in Levant Havzası'nda, Lazkiye açıklarında, 100 ile 1.700 metre su derinliğinde. Mantık şu: Türkiye aynı jeolojik yapıyı kendi egemenlik alanında, kendi münhasır ekonomik bölgesinde, kimseyle hasılat paylaşmadan, hiçbir egemenlik/güvenlik riski taşımadan deleyebilecekken neden Suriye'nin karasularında, Suriye Petrol Şirketi'ne pay vererek, üçüncü bir bayrak altında girsin? Aynı petrol sistemini test etmek için Türkiye'nin elinde maliyetsiz bir alternatif zaten var.
Peki diğerleri neden girdi bu işe? Hangi anlaşmayla...
Türkiye'nin girmediği yere girenlere bakınca tablo tamamlanıyor; çünkü girenlerin hepsinin Türkiye'de olmayan bir gerekçesi var:
İlk olarak, Şubat 2026'da Chevron + Katar UCC Holding ikilisi. Şubat'taki Chevron/UCC mutabakatı, Suriye'nin ilk derin deniz girişimini bir ABD süper-devi ve özel bir Katarlı yatırımcıyla başlatmaya odaklanıyor; 11 Mayıs 2026'da SPC ortakların belirli bir blok seçtiğini, bu yaz teknik operasyonların başlayacağını doğruladı.
Chevron'un girme nedeni:
İsrail ve Kıbrıs'ta zaten gaz kaynaklarına sahip ve Türkiye ile uzun vadeli LNG tedarik anlaşması olan Chevron'un Suriye'de büyük rol oynama potansiyeli var. Yani Chevron bölgesel bir portföy oyuncusu; tek tek blokların riskini büyük portföyü içinde eritiyor. Elinde onlarca belki yüzlerce blok var.
Bunların bazıları boş veya verimsiz çıksa da toplam içinde maliyet ediyor sadece.
İkincisi ve en büyüğü, 12 Mayıs 2026'da Doha'da imzalanan üçlü konsorsiyum. QatarEnergy, TotalEnergies ve ConocoPhillips, Suriye Petrol Şirketi ile Lazkiye açıklarındaki offshore Blok 3'ün petrol ve gaz potansiyelini değerlendirmek için mutabakat imzaladı; anlaşma teknik çalışmalar ve gelecekteki ticari görüşmeler için çerçeve kuruyor. Bu üçlünün her birinin ayrı gerekçesi var:
TotalEnergies için bu aslında bir yeni yatırım değil, sadece eski işine bir geri dönüş. İç savaş öncesi Suriye 2010'da günde yaklaşık 380 bin varil üretiyordu ve bunun 53 bin varil eşdeğeri tek başına TotalEnergies'ten geliyordu. Total, 2011'de AB yaptırımları nedeniyle durdurduğu operasyonların öncesinde Suriye'yle 1988-2011 arası ilişkisi olduğunu zaten belirtiyor. Total'in girme nedeni: jeolojiyi ve sahayı zaten biliyor, eski alanına devam ediyor.
QatarEnergy için bu salt portföy genişlemesi. Al-Kaabi anlaşmanın QatarEnergy'nin uluslararası büyüme stratejisini ve bölgesel/küresel upstream iş geliştirme çabalarını yansıttığını söyledi. Yani ülke-spesifik stratejik bir bahis değil, küresel portföye eklenen bir kalem.
Zaten Katar için bu iş küsürat dahi değil. Bunun gibi bir çok alanda toplam portföy büyüklüğü stratejisi.
Üçüncüsü, kuzeydoğudaki kara sahaları için ayrı oyuncular girdi. ABD merkezli HKN Energy ile Haseke'deki petrol ve gaz sahalarını işletmek için anlaşma imzaladı. Şubat 2026'da Baker Hughes, Hunt Energy ve Argent LNG'nin Taqa Saudi Arabia ile kuzeydoğuda dört-beş bloğu araştırmak için ortaklık planladığı bildirildi.
Ama zaten Suriye'nin tarihteki en yüksek rakamı 380 bin varil kadar. Bir Irak, Suudi Arabistan gibi düşünmeyin. Türkiye bile şu anda neredeyse bunun yarısı kadar çıkartıyor.
Suriye'nin büyüklüğünde kendi için önemli bir rakam ve para tabi.
Türkiye'nin şu anda girmemesi neden rasyonel bir tercih?
Tablo şu: filosu zaten kendi kanıtlanmış sahalarında dolu, sermayesi Sakarya ve Gabar'a bağlı, aynı jeolojik havzayı kendi egemenlik alanında bedava test edebilecek ruhsatları var, ve girmesi halinde Suriye'ye hasılat payı verip egemenlik/güvenlik riskini üstlenmek zorunda kalacak. Buna karşılık girenlerin hepsi (Chevron, Total, QatarEnergy, ConocoPhillips) ya bölgesel portföy oyuncusu ya eski saha sahibi ya da risk-dağıtma stratejisiyle hareket eden devler. Türkiye'nin doğru hamlesi, sahaya gemi sokmak değil, bu sahalardan çıkacak gazı/petrolü kendi iletim ağına ve Ceyhan terminaline bağlayacak transit köprü olmak, ki güncel anlaşmalar tam da bu yönde ilerliyor.
Türkiye için Suriye petrolünden çok daha öncelikli bir çok konu var.
Birincisi Suriye ne kadar çabuk toparlarsa bize yarar. Keşke daha çok petrol bulsa da biz çıkarmasak da olur. Onun yeniden îmar gücü bizim için daha faydalı.
Suriye petrolü doğrudan petrol olarak büyük bir stratejik anlam taşımıyor. Ama Suriye'nin toparlanması için verdiği destek daha önemli.
It's interesting and often understated. Electrification needs copper.
Yet, as we saw with many other minerals, resources economics often operates in cycles:
Higher price and deficit => more exploration and investment
Low price and oversupply => no dynamics
I would encourage @SPGlobal, @WoodMackenzie, @EnergyAspects, and others to cover Chinese gas production on a more active basis. It is going to have an impact on Chinese #LNG imports and needs to be heard from more than once or twice per year. Data lags 4-6 weeks. @ColumbiaUEnergy
Worse case scenarios on emissions have little plausibility. Coal demand is between stagnation and decline in the real world, even though King Coal isn't dead and isn't planning to go
"Natural gas spot price at the HH to decrease about 2% to under $3.50/MMBtu in 2026, before rising sharply in 2027 to under $4.60/MMBtu
supply growth outpaces demand growth in 2026 but falls behind in 2027
LNG exports grow by 9% in 2026 and 11% in 2027
https://t.co/5p2zPDdsGV
Greece:
submission process for binding bids for 4 designated offshore areas – blocks “A2,” “South of Peloponnese,” “South of Crete 1,” and “South of Crete 2” completed.
The Chevron/HELLENiQ ENERGY Joint Venture has submitted bids for all four areas.