Reysaş Holding - Durmuş Döven:
“Geçen gün Almanya’ya gittim, orada inşaata başladık.”
“Bizim oradaki yönetici dedi ki, yeni fiyatlar geldi.
Bir saniye düşünmeden, yeter ya dedim.”
“Burada para birimi euro, burada da mı zam olur dedim.”
“Hayır Durmuş Bey, niye sinirleniyorsunuz, herkes %13-%17 arasında indirim yaptı dedi.”
Ama az yaptılar, %20-%25 indirim istiyoruz dedi.
Ya dedim, doğduğumdan beri bir müşterinin fiyat indirdiğini ilk defa Almanya’da duydum.
Almanya’da enflasyon %13’lerden %3’e inmiş. Herkes size yazı yazıyor, indirimli yeni fiyatımız bu diye.
Bizim inşaatın fayansçısı, betoncusu günde 3 kere zam yapıyor.
Türkiye’de döviz yükseldiğinde herkes fiyatını dövize bağlar.
Döviz düştüğünde bu kez işçilik arttı denir.
Euro yükselirse euro üzerinden, dolar yükselirse dolar üzerinden hesap yapılır.
Yani fiyatı artırmak için her zaman yeni bir gerekçe bulunur.
Antalya’da kilosu 4 liraya alınan domates, İstanbul’da 40 liraya satılıyor.
Arada lojistik, işçilik ve fire elbette var.
Fakat 10 kat fiyat farkını bunların tamamıyla açıklayamazsınız.
Dünyada büyük şirketler %5-%10 kârla dev hacim yapıyor.
Bizde ise küçük hacimle çok yüksek kâr elde etme isteği var.
Ölçek ekonomisi yerine, tek üründen köşe dönme anlayışı hakim.
Çinli üretici milyonlarca otomobil, milyonlarca kalem ve on milyonlarca ürün üretiyor.
Adedi artırarak maliyetini düşürüyor.
Bizde ise bazı insanlar az ürün satıp çok para kazanmak istiyor.
Yalıda oturacak, lüks arabaya binecek ve bütün masrafını az sayıda müşteriye yükleyecek.
Bu doğru değil…
Yunan adalarında tatil yapan bir vatandaş, insanların neden burayı tercih ettiğini anlattı:
🔹 “Büyük bir çupra, pilav, patates, meze, cacık, salata, ekmek ve bir içecek toplam 1.200 TL tutuyor.”
🔹 “Ünlü plajların çoğu ücretsiz. Dünyaca bilinen plajlarda ücret ödemeden yüzebiliyorsunuz.”
🔹 “Beach’lere giriş ücretsiz, yemekler hem ucuz hem de güzel. İnsanlar bu yüzden Yunan adalarını tercih ediyor.”
Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
Hani Fenerbahçe taraftarı diyor ya artık Başkanımız Aziz Yıldırım var herkes korksun diye.
Kimdir Aziz Yıldırım özetleyim;
10 Galatasaray şampiyonluğu gördü.
Galatasaray'ın onun zamanında 2 yıldız taktı.
Galatasaray onun zamanında UEFA kupasını aldı.
Galatasaray onun zamanında UEFA Süper Kupası aldı.
Galatasaray onun zamanında 6 Türkiye kupası kazandı.
Galatasaray onun zamanında 5 Süper kupa kazandı.
Galatasaray onun 20 yıllık başkanlığı döneminde tam 23 kupa kazandı.
Galatasaray onun zamanında Kadıköy'de sahasında şampiyonluk kupasını kaldırdı.
Bunları gören başkanınız var. Çokta büyütmeyin yani. 😅
Fenerliler TFF’nin İlkay’ı yerli kabul edip Galatasaray’ı koruduğunu söylüyor ve “biz de Muriqi için yeni kural istiyoruz” diyorlar, aynı gerizekalılar o kuralın İlkay için değil, Mesut Özil Fenerbahçe'de yerli statüsünde oynasın diye çıkarıldığından habersizler. Beyinsizler.
Fikstur çekiminde şampiyonlar ligi takımlarını bir torba yapmışlar. Fenerbahçe şampiyonlar ligine henüz katılmamasına rağmen ön eleme oynamasına rağmen nasıl şampiyonlar ligi torbasında oluyor.
Fenerbahçe maçlarını Galatasaray gibi şampiyonlar ligi maçlarını salı ve çarşamba günü mu oynayacak.
Siz resmen dalga geçiyorsunuz bizim aklımızla dalga geçiyorsunuz. İstediğinizi yağın isterseniz Fenerbahçe 34 maçın tamamını iç sahasında oynasın.
Şike var diyen Gerizekalıdır
🗣Emre Bol:
Metin Öztürk'e dediler ki kalk, Galatasaray'ın kurasını çek dediler.
🗣Konuşmacı:
Üçü aynı anda geldi.
🗣Emre Bol:
İki top kaldı, iki top kaldı; çekmedi, en son topu kendisine aldı Galatasaray. Evet. "Bir fikstür şikesi vardır" diyen adam gerizekalıdır, arkadaşlar, olmaz. Bak, orada bütün kulüplerin temsilleri var, orada futbol federasyonunun temsilleri var. Sıcak top, sıcak top, soğuk top falan filan var ya, hani diyorlar ya "sıcak çekiyor, soğuk çekiyor", adam çekmedi! Metin Öztürk çekmedi, Galatasaray bu sene fikstür çekmedi; Galatasaray ne kaldıysa onu aldı. Evet. En son topu aldı Galatasaray takımı. E şimdi hâlâ diyorlar ki, "konuşuyor abi millet". Geri zekalı millet ya, hakikaten bak.
الفيدو دة الفيفا عمال تستخدم حقوق الملكية الفكرية وتمسحة من مواقع التواصل علشان تمحي آثار الجريمة. انشروا الفيديو في كل مكان قبل ما يختفي. خلوه يوصل لكل الناس فيصعب مسحة.
Norveç, diğer ülkelere kıyasla o kadar önde ki, sanki hayatı hile kodlarıyla oynuyorlar ve haksız bir avantaja sahipler.
Adamların kurduğu bu ütopik sisteme dışarıdan bakınca şaka gibi geliyor ama tıkır tıkır işliyor. Neden mi? Bakın neler yapıyorlar:
• Ülkede yolsuzluk neredeyse hiç yoktur. Adamlar 20 yıldan uzun bir süredir dünyada en az yolsuzluğa sahip ilk 5 ülke listesine resmen demir atmış durumda.
• Adaleti parayla satın alamıyorsunuz. Norveç'te bir hâkim, bir otobüs şoföründen daha az kazanabiliyor ve bu sistem gerçekten işliyor.
• Toplumda ego sıfır. "Jante Yasası" diye bir şey var: Kendini kimseden üstün görme. Alçakgönüllülük resmen en büyük kültürel değerleri.
• Hapishaneler bildiğiniz otel; içinde mutfak, bahçe ve Wi-Fi bile bulunuyor. "Suçluya böyle mi davranılır" diyenlere tokat gibi cevap: Birçok diğer ülkede hapisten çıkanın tekrar suç işleme oranı %76'ya kadar çıkabilirken, Norveç'te bu oran sadece %20'dir.
• Sistemin asıl sırrı güvende saklı. İnsanlar kurumlara güveniyor; Norveçlilerin yaklaşık %70'i hükümete güven duyuyor. Bu bir şans değil, yıllarca süren emeğin sonucu.
• "Petrol çıktı, yandaşları zengin edelim" zihniyeti yok; petrol herkesindir mantığı var. Petrolden elde edilen gelirle tam 1,7 trilyon dolarlık egemen varlık fonu oluşturuldu ve her vatandaş bu servetin bir parçası sayılıyor.
• Devlet üniversiteleri öğrenim ücreti almaz, eğitim herkes için tamamen ücretsizdir. İşin ilginç yanı, yabancı öğrencilerin büyük bir kısmı da bu ücretsiz eğitimden faydalanabilir.
• Bütün bu refaha rağmen betonlaşmak yerine doğaya sığınıyorlar. "Friluftsliv" (açık havada yaşam) diye bir felsefeleri var; doğadan hiç uzaklaşmaz, doğayla iç içe yaşarlar. Bu bağ, onların hem ruhunu hem sağlığını besler.
Hani bazen coğrafya kaderdir diyoruz ya, bu adamlar o kaderi kendi elleriyle baştan yazmış resmen. Darısı başımıza.
Cem Yılmaz’ın ağabeyi Can Yılmaz’dan Milli Eğitim Bakanı Tekin’e sert tepki:
• Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” kavramının yeni müfredatta yer almayacağını, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” dedi.
• Yeni müfredatta “Kurtuluş Savaşı” kavramının çıkarılacağını, yerine “Milli Mücadele” kavramının getirileceğini söyledi.
• Bir hatırlatmayı ifade etmek isterim,
• Öncelikle bu isimlendirme keyfi değil, dönemin kendi adlandırmasıdır.
• Savaşı yürütenler ona “İstiklal Harbi” dedi, gazilere verilen madalyanın adı İstiklal Madalyası, milli marşın adı İstiklal Marşı’dır.
• “Kurtuluş Savaşı” bu adın Türkçeleşmiş halidir. Ayrıca “koskoca Osmanlı İmparatorluğu” argümanı kendi içinde çelişkilidir, o koskoca imparatorluk 1918’de savaşı kaybetmiş, ordusu terhis edilmiş, başkenti işgal altında, padişahı işgalcilerle uzlaşmış durumdaydı.
• “Kurtuluş Savaşı” tam da o devletin artık halkını koruyamadığı boşlukta, Anadolu halkının kendi örgütlediği direniştir.
• Osmanlı’nın büyüklüğüne saygı, işgal gerçeğini silmeyi gerektirmez, ikisi aynı anda anlatılabilir.
• “Milli Mücadele” zaten kullanılan bir kavramdır, sorun eklenmesi değil, “Kurtuluş”un çıkarılmasıdır.
• İki kavram yüz yıldır yan yana yaşıyor. Birini müfredattan silmek pedagojik bir sadeleştirme değil, tarihsel anlamı daraltan bir tercih olur.
• “Mücadele” neye karşı verildiğini söylemez, “Kurtuluş” ise işgali, Sevr’i ve bağımsızlığın bedelini ismin içinde taşır.
• Öğrenciden gizlenen kelime değil, o kelimenin hatırlattığı bağlamdır.
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Fenerbahçe elindeki 20 yabancı sözleşmeli oyuncu ve 13 yıldır şampiyon olamadığı için yabancı kuralına karşı çıkıyor.
Galatasaray ise en avantajlı olmasına rağmen Şampiyonlar Liginde başarılı olmak için yabancı kuralına karşı çıkıyor.
Aramızdaki fark Dünyalar kadar. :)
Milli takımın villaları istememesine rağmen İbrahim Hacıosmanoğlu'nun neden zorla o villaları yaptırıp vermek istediğini biliyor musunuz…Çünkü o bölge sit alanı. Milli takım üzerinden bütün izinleri çıkartıp, birinci derece korunması gereken o bölgeyi yaşam alanına çevirerek tam 4000 tane villa yapacaklar..Bunu hayata geçirebilmek için de basını ve medyayı çok güzel kullandılar, durumu futbolculara "Milli Maç Hediyesi" olarak servis ettiler..O yasaklı bölgenin eski sahibi Ali Ağaoğlu'ydu. Eskisi gibi gücü ve imkanı kalmadığı için, projeyi TFF'nin başına geçen İbrahim Hacıosmanoğlu'na devretti. O da elindeki bütün imkan ve gücü bu doğrultuda çok güzel kullanarak izinleri çıkardı. Üstelik kamuoyu algısı yaratılarak yaptırılan haberlerde, sanki sadece milli takımdaki oyuncu sayısı kadar villa yaptırılacağı söyleniyor ama maalesef gerçek bu değil..Toplamda 4 bin tane villa yapılacak. Ve birinci derece korunması gereken sit alanında yüzlerce yaşayan canlı var..Hem doğaya hem de hayvanlara yazık olacak..Umarım proje iptal edilir, futbolcular da adam gibi çıkıp "O villaları istemiyoruz" diye basın açıklaması yapar. Çünkü bizler hiçbir zaman yapılan bu kötülüğü unutmayacağız.
Fenerbahçe tarihi boyunca “ORDU” ve “HÜKÜMETLER” tarafından desteklenmiştir.
Kante transferi için aracı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Vedat Muriqi’nin fenerbahçe’ye transferinde aracı olan Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’dan önce, 1980’lerde “ORDU”, Fenerbahçe’nin “İhsan Kavak" transferinin son gününde evrakları yetiştirmek için özel askerî JET kaldırmıştı.
Ama yıllardır bunca kollanmalarına rağmen ağlamayı asla bırakmadılar.
🚨 Dünya Kupası’ndan elenen ülkelerde yaşananlar🔥
🇩🇪 Almanya Futbol Federasyonu, teknik direktör Nagelsmann’ı görevden aldı.
🇰🇷Güney Kore: Teknik direktör istifa etti.
🇸🇦Suudi Arabistan: Federasyon Başkanı istifa etti.
🏴İskoçya: Teknik direktör istifa etti…
ALIN SİZE TÜRK FUTBOLU
TFF Genel Sekreteri ↔️ İHO Yiğeni
PFDK Üyesi ↔️ İHO Yiğeni
Milli T. Sorumlusu ↔️ İHO Kayınbiraderi
Milli T. Psikoloğu ↔️ İHO Yiğeni
Daha niceleri. Bunlar doğru mu @TFF_Org
Türk Bilim İnsanı Akciğer Kanseri İlacı Buldu
Türk bilim insanı Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ın, MIT ve Harvard'a bağlı Broad Enstitüsü'ndeki ekibiyle birlikte 6 yıl süren çalışmasının ürünü olan akciğer kanseri ilacı, FDA onayı aldı.
Bu başarı sadece bilim dünyası için değil, milyonlarca hasta ve ailesi için de yeni bir umut anlamına geliyor.
Bir Türk bilim insanının dünya tıbbına yön veren bu başarısı alkışı hak ediyor.
Dr. Gizem Karslı Uzunbaş'ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz. 👏👏🇹🇷🇹🇷🙏🙏🙏
76 yaşında Richard Gere'in söylediği, yalnızca yaşlanmaktan korkanların değil, herkesin duyması gereken sözler…
Yaşlılık sadece kırışıklık değildir.
Sadece beyaz saç da değildir.
Kimlikte yazan bir sayı hiç değildir.
Asıl yaşlılık, hayatın peşinden durmadan koşmak yerine onu yaşamayı öğrendiğiniz andır.
Evet, beden değişir.
Yüz, gençlikteki gibi kalmaz.
Hareketler yavaşlar.
Ayna ise gerçeği her zamankinden daha açık gösterir.
Ama zamanın elinden alamadığı bir şey vardır:
Kalp.
Çünkü kalp, beden gibi yaşlanmaz.
İlk sevgiyi, ilk hayali, ilk acıyı, ilk kaybı ve dünyayı kucaklamak istediğiniz o ilk sevinci hep hatırlar.
Ruhun yaşı yoktur.
Yıllar geçtikçe belki de en önemli gerçeği anlarız:
Her yaş, yaşanması gereken doğru yaştır.
• 20'li yaşlar cesaret verir.
• 30'lu yaşlar inşa etme gücü kazandırır.
• 40'lı yaşlar insanı kendisiyle dürüst olmaya götürür.
• 50'li yaşlar derinlik kazandırır.
• 60'lı yaşlar bilgelik getirir.
• 70'li yaşlar ise artık kimseye bir şey ispat etme ihtiyacı duymayan huzuru sunar.
Her yaşın kendine özgü bir armağanı vardır.
Yaş almak bir yenilgi değil, bir ayrıcalıktır.
Çünkü herkes saçlarının beyazladığını göremez.
Herkes çocuklarının büyüdüğüne tanıklık edemez.
Herkes yeni bir baharı karşılayamaz.
Herkes sabah uyanıp, "Ben hâlâ buradayım." diyemez.
Çoğu zaman zamana karşı savaşırız.
Kırışıklıkları gizleriz.
Yaşımızdan utanırız.
Eski fotoğraflarla kendimizi kıyaslarız.
Oysa gerçek zafer, dışarıdan genç görünmek değil; içten yaşlanmamaktır.
Merakını koruyabilmek…
Nezaketini kaybetmemek…
Hayata hâlâ şaşırabilmek…
İçtenlikle gülebilmek…
Korkmadan sevebilmek…
Küçük şeylere şükredebilmek…
Sessiz günlerde bile güzelliği görebilmek…
Çünkü genç görünmenin değil, son güne kadar canlı bir ruha sahip olmanın sırrı önemlidir.
O zaman geçen her yıl bir kayıp olmaktan çıkar, bir armağana dönüşür.
Yaş almaktan korkmayın. Asıl korkulması gereken, hayatı gerçekten yaşamadan ömrü tüketmektir. Çünkü yaşlanmak solup gitmek değil, bazen insanın içten içe parlamaya başlamasıdır. 🌿✨
@akiluno_a