@azad7634@borsac_ky Azad bey, kayıt olsaymış keşke biz de dinlerdik,maalesef iki gündür hastanede yatıyorum ancak kendime gelebildim neyse kısmet değilmiş 😔
Psikolojiye göre iki kardeş travmatik ve kaotik bir ev ortamında büyüdüğünde, genellikle biri herkesin sorunlarını çözmeye çalışırken, diğeri görünmez olmayı öğrenir. Biri sürekli başkalarını kurtarmaya çalışır. Diğeri ise ihtiyaçlarını bastırıp sessizleşir. İkisi de aynı ortamda büyür. Ama hayatta kalmak için farklı yollar geliştirirler.
Bir Türk ile evlenen Koreli kadın, hayatının nasıl geçtiğini paylaştı.
“Bir Türk ile evlendim ama evlendikten sonra fark ettim ki aslında yoğurtla da evlenmişim.” Ne kadar doğru aynı bizim ev yoğurtsuz bir şey olmaz 🤣
Bu arada Japonya’ya gitmek, gitmemekten daha kötü.
Çünkü döndüğünüzde aklınızdan çıkmıyor.
Baktığınızda 25-30 bin liraya gidiş-dönüş uçak bileti var ama sürekli zaman ayıramıyorsunuz.
İnsan şu sokaklarda yürümeyi, sabah işe yetişmeye çalışan insanları, gece küçük bir ramen dükkanında yanınızda oturan tanımadığınız biriyle yemek yemeyi, marketten aldığı kahveyle sokaklarda saatlerce yürümeyi, o düzeni, o teknolojiyi ve gelişmişliği unutamıyor.
Dünyada milyarlarca insan var ama çoğu insan, dünyanın sadece yaşadığı yerden ibaret olduğunu sanıyor.
Aynı sokaklarda dönüp duruyor, aynı otobüse biniyor, aynı trafikte yol alıyor, aynı eve geliyor, aynı kişileri görüyor, aynı saatte uyuyor.
Ne kadar güzel bir evde yaşarsanız yaşayın, ne kadar güzel bir arabaya binerseniz binin, şu sokaklarda yürümediyseniz, bir tren istasyonunda insanları izleyip hayat üzerine düşünmediyseniz hep bir parçanız eksik kalıyor.
Amerikalı şef ve gezgin Anthony Bourdain’in dediği gibi:
“Eğer bir şeyi savunuyorsam, o da hareket etmektir.
Gidebildiğin kadar uzağa git.
Yapabildiğin kadar çok şey gör.
Zihnini aç. Kanepeden kalk. Yola çık.”
Sonrasında zaten aynı insan olmuyorsunuz…
Her alanda farklı bir insan oluyorsunuz, farklı düşünüyorsunuz.
Kolunuzdaki saat, bineceğiniz bir üst model araba, insanların size ne dediği…
Bir anda hepsi boşlaşıyor.
Hayat bilezik almaktan, araba modeli yükseltmekten ibaret değil…
Hayat o kadar uzun da değil…
📢 19 yaşında iki böbreğini birden kaybeden bir genç, hiçbir belirti göstermeden sinsice ilerleyen hastalığını ve kendisini bu noktaya getiren hatalarını anlattı.
▪️Arkadaşlar öncelikle hiçbir belirtim yoktu. Yani ne bir ağrı, ne bir sızı, ne bir idrarda renk değişimi... Hiçbir şey yoktu. Sadece rutin bir kontrol için hastaneye gitmiştim ve orada tesadüfen öğrendim.
▪️Doktor bana 'Böbreklerin iflas etmiş, hemen diyalize başlaman gerekiyor' dediğinde dünyam başıma yıkıldı.
▪️Peki neden oldu biliyor musunuz? En büyük sebebi bilinçsiz ilaç kullanımı. Başım her ağrıdığında, her yerim sızladığında leblebi gibi ağrı kesici yutuyordum.
▪️Diğer bir sebebi ise yetersiz su tüketimi ve aşırı tuzlu, asitli beslenmeydi. Vücudumu resmen kendi ellerimle zehirlemişim. Lütfen siz benim düştüğüm hataya düşmeyin, sağlığınızın kıymetini bilin.
📌İnce bağırsak nakliyle aylar sonra çok özlediği ekmeği yiyebildi
📍İzmir'de ince bağırsağının fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle 9 aydır serumla beslenen Seher Mavi, ince bağırsak nakliyle sağlığına kavuştu
📍Genç kız, "En çok ekmek yemeği özledim. 9 ay boyunca hiçbir şekilde ekmek yemedim" diyerek duygularını anlattı
4. evre karaciğer kanseriyle mücadele eden 2 yaşındaki bir çocuk, teyzesinden yapılan karaciğer nakli sayesinde hastalığı yenmeyi başardı.
İkisi de sağlığına kavuştu ve hikâyeleri, canlı donör bağışının ne kadar hayati olabileceğini bir kez daha gösterdi.