Bir kediyi kaybetmek, bir eşyayı kaybetmek gibi bir şey değil maalesef. Bir bağın, bir güven duygusunun, bir ritüelin kaybı. O kedi birinin evinin sessizliğini doldurandı, yaşamının bir parçasıydı, kalbinin küçük bir ritmiydi.
Bir canın kaybolmasının karşılığı olarak “business bilet” teklif etmek; sadece empati yoksunluğuyla değil, duygusal zekâ eksikliğiyle de ilgilidir.
İbretlik bir eksiklik hem de.
Bir özür öncelikle telafi değil temastır.
Temas da anlamaya çalışmaktır.
“Senin yaşadığın gerçek bir acı” diyebilmektir.
Bir hayvanı kaybetmek, “küçük bir aksilik” değil, yas sürecidir. Ve o yasın üstüne para, statü, koltuk takası olmaz.
Bazı şeylerin değeri, maddi olarak ölçülmeye çalışıldığında daha da azalır. Küfürden beter bir hâl alır. Yazık.
Sevgili Sırrı Süreyya Önder’i kaybetmenin derin acısını yaşıyoruz.
Onunla hem aktif siyasi mücadele alanlarında, hem de hapishane duvarları arasında özgürlüğü büyütürken yoldaş olmanın onurunu yaşadım.
Bazı insanlar var ki yaşarken tarihe malolurlar. Sırrı Süreyya Önder yitirdiğimiz bir canımızdan çok yaşayan tarihimizdir artık.
Onun direncini, neşesini, iyimserliğini ve candanlığını devralan milyonlar var. Halklarımızın barışı ve özgürlüğü için tüm varlığını ortaya koyan tarihsel kişiler borcumuzu onun değerlerini başarıya ulaştırarak ödeyebiliriz.
Sevgiyle, minnetle, saygıyla anıyorum.
Bütün parti camiamızın, halklarımızın ve kıymetli ailesinin başı sağolsun.
Nihayet beklenen kavuşma gerçekleşti. Yaren Leylek 14. yılında da varım dedi. Dün göçten gelip önce yuvasına konup eşiyle özlem giderdi ve bu sabahta soluğu Adem Amca'nın kayığında aldı. Adem Amca ise onu böyle ayakta karşıladı.
Hoşgeldin #YarenLeylek
Bahar şimdi geldi işte...
Boğaziçi’nde kafası kesilmiş kedi yavrusu bulundu dün. Araba çarpması, yüksekten düşme veya köpek saldırısı değil, bildiğin kafası bedeninden ayrılarak öldürülmüş. Bugün tartışılan yasanın pratik sonucu tam olarak budur. Cana kıyacak cesareti bulan katiller bu gücü sizden alıyor.
Ekonomik çöküş ile öfkelenen insanların önüne "buyrun bunları öldürüp biraz rahatlayalım" diye sokak köpeklerini atmaya çalışıyorlar resmen. İşin ihalelerini bile ayarlamıştır haramiler.
Bolu'da yurttaşlar tarafından bulunan ve uçmakta zorlandığı görülen kartalın yaralı değil, depresif olduğu öğrenildi. Rehabilite edilen kartal doğaya salındı.
bir haber var. nasıl sunmam gerektiğini düşünüp duruyorum. çelişkilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
bir çocuk istismarı. şahıs bakanlığın kültür ve turizm il müdürü. aynı zamanda bir spor federasyonu yöneticisi. çocuk sporcuları götürdüğü kamplarda, etkinliklerde ya da otele çağırarak bunları yapıyor. ifşa etmeye karar veren çocukların elindeki deliller şüpheye yer bırakmayacak kadar açık.
peki neyin çelişkisini yaşıyorum?
bunun artık alıştığımız bir şey olmasından inanılmaz rahatsızlık duyuyorum. adıyla sanıyla paylaştığımda (ki bilirsiniz çekinmem) sansasyon yaratacak, elbette büyük bir tepki görecek, yerin dibine girecek, bakanlık görevden alındığını açıklayacak, bağlı olduğu federasyon da bunu yapacak, şahıs sosyal medya hesaplarını kapatıp kaybolacak, nüfuzuyla mahkemede cezası hafifletmeye çalışacak. ve konu kapanacak. alıştığımız şey bu. ta ki yeni biri ifşa olana kadar. bunu kabullenemiyorum.
bireysel bir suç olduğunu düşünmüyorum. artık neredeyse normalimiz oldu. güç sahiplerinin bu istismarını bir bütün olarak sorgulamamız gerekmiyor mu?
bu örnekteki şahsın rahatlığına inanamazsınız. peki, nereden geliyor bu rahatlık? sosyal medya hesaplarına bakıyorum. emniyet müdürü, vali, milletvekili, bakan hepsiyle içli dışlı. hepsiyle fotoğrafı var. bazısından yakınım diye bahsediyor. sanırım her şeyin açığa çıkacağını anladı ve hâlâ bu insanları ziyaret edip fotoğraf paylaşıyor. belki de nasıl yırtacağını konuşuyorlar. bu güç ilişkilerini sorgulamadan tek tek bulup cezalandırmak (o bile şüpheli) toplum açısından neye yarıyor diye düşünüyorum.
bir sapık daha ifşa olsun diye değil de, çocukları emanet ettiğimiz yerlerde hakim olan, normal karşılanan ve mevki makam sahiplerince birbirini kollayarak büyüyen sapıklığı konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. haberi bu doğrultuda sunmam gerektiğini hissediyorum. o yüzden mevcut haliyle alışageldiğimiz şekilde sunmakta tereddüt ediyorum.
siz ne dersiniz?
Nietzsche hakikati arayanın istediği şeyin, her şeyden önce aldatılmamak olduğu kanısındadır. Dünya yanıltıcı ve aldatıcıdır, bir 'görünüş' dünyasıdır, böylece hakikatin peşindeki insan bu bu dünyayı bir başka dünyanın, öte-dünyanın, hakiki dünyanın karşısına koyar. Ronald Bogue
#Son sayımız yarın bayilerde.
Kurulduğu günden bugüne dergimize emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve okuyucularımıza teşekkür ederiz.
Hoşçakalın.
#Uykusuz
40 days after the death of #MahsaAmini, protests are forming across #Iran… protesters gathered at the cemetery where she is buried in the city of #Saqez and shouted: Freedom, Freedom.