Adolf Hitler’in yanında yüzbinlerce hayranı vardı.. Samsun’a çıktığı gün
Ulu önderin yanında sadece onsekiz kişi vardı.. Tarih birini faşist bir diktatör birini ise yüzyılın dahisi olarak yazdı..
Önemli olan yanınızdakilerin
sayısı değil, kalitesidir...
Bu mesele, bir kurultayın kaybedilmesini hazmedememe veya siyasi bir takıntı olmanın çok ötesine geçmiştir.
Yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve geleceğini ilgilendiren bir millî güvenlik sorunu ile karşı karşıya olduğumuzu açık biçimde göstermektedir.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Siz, Cumhuriyet Halk Partimizin uzun yıllar Genel Başkanlığını yapmış, partimizin en zorlu dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş önemli bir değerimizsiniz.
Bugün yaşanan süreçte de milyonlarca CHP’li, sahip olduğunuz tecrübe ve devlet adamlığı birikimiyle sağduyulu bir yaklaşım göstermenizi beklemektedir.
Partimizin kurumsal kimliğinin korunması, örgütlerimizin ve seçmenlerimizin daha fazla üzülmemesi, Meclis çatısı altında ve kamuoyu önünde istenmeyen görüntülerin oluşmaması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu nedenle, CHP’nin birliği, kardeşlik hukuku ve geleceği adına atacağınız her yapıcı adımın toplumda karşılık bulacağına ve partimize güç katacağına inanıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hepimizin ortak evidir. Bu evin zarar görmemesi için göstereceğiniz hassasiyet, yalnızca partililerimiz tarafından değil, demokrasiye inanan tüm yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanacaktır.
Rusya'nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş sordu:
— Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?
Köylü cevap verdi:
— Sadece bir vida beyim... Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı söker, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.
Müfettiş öfkeyle:
— Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?
Köylü gülümsedi:
— Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta...
Müfettiş bir süre sustuktan sonra yeniden sordu:
— Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?
Köylü başını salladı:
— Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.
Bu sözler karşısında dehşete düşen müfettiş, raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
— Bu sefalet bir gün felakete yol açacak...
Tam o sırada ray kenarında, elinde iki vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşet içinde bağırdı:
— Treni durdurun!
Ama çok geçti...
Kulakları sağır eden metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı. Fakat bu kez yan yana duran iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçildi.
Suçlu kimdi?
Çocuk mu?
Köylü mü?
Muhtar mı?
Yoksa yıllarca yanlışı görüp susanlar mı?
Asıl suçlu;
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
"Bir şey olmaz" kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkesti.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
Not: Bu metin yaygın olarak Anton Çehov'a atfedilse de, Çehov'a ait olduğuna dair güvenilir bir kaynak bulunmamaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde delege iradesinin önündeki tüm hukuki belirsizlikler kalkmış, demokratik çözümün yolu ardına kadar açılmıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) gerekçeli kararı, partimizi mahkeme koridorlarından çıkarıp asıl sahibine, yani örgütümüze emanet etmenin yolunu da açmıştır.
YSK kararında çok net ifade edildiği üzere; mahkemenin vermiş olduğu hukuksuz tedbir kararı yalnızca geçmiş kurultaya yöneliktir. Delegelerimizin ıslak imzalarıyla talep edilen "yeni ve güncel" bir olağanüstü kurultay sürecini durduracak hiçbir hukuki engel yoktur.
Yine aynı kararla, "mahkeme kararı var" denilerek mevcut yönetimin mazbatalarının iptal edilmesi talebi yetkisizlik vurgusuyla işleme dahi koyulmadan iade edilmiştir.
Örgütümüzün iradesi hür, sandığın yolu açıktır. "Mahkeme kararı" gerekçesiyle kurultaydan kaçmak artık hukuki bir zorunluluk değil, siyasi bir bahanedir. Partimizi yargı kolları ile yaratılan suni tartışmadan çıkaracak tek güç, delegelerimizin oylarıyla kurulacak o demokratik sandıktır.
Gelin, iktidara yürüyen partimizi mahkeme kapılarında yormayın. Delege iradesine güvenelim ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni yakışan demokratik olgunlukla kurultaya taşıyalım.
Söz sırası örgütümüzündür!
OYAK MANİFESTOSU
Bu mücadele bir nemanın, bir hesabın ya da bir rakamın çok ötesindedir.
Bu, emeğin, güvenin ve yılların birikiminin mücadelesidir.
Benim için maddiyat hiçbir zaman ilk sırada değildir.
Benim mücadelem; hayatının en verimli yıllarını vererek, alın terini ve birikimini güvenle OYAK’a emanet eden tüm OYAK ailesinin sesi olmaktır.
Bu ses; görmezden gelinenlerin sesi,
Bu duruş; susturulanların duruşu,
Bu irade; hakkını arayanların iradesidir.
Biz, hakkın ve adaletin yerini bulmasını istiyoruz.
Biz, güvenin yeniden tesis edilmesini istiyoruz.
Biz, emek verenin emeğinin karşılığını net, şeffaf ve adil şekilde görmesini istiyoruz.
OYAK bir kurumdan fazlasıdır; bir güvendir, bir emanettir.
Ve emanet, ancak adaletle ayakta kalır.
OYAK bizimdir.
Bizim olduğu sürece de öyle kalacaktır.
İbrahim KOLDAMCA
OYAK ÜYESİ
@OYADDernegi Siz önce birlik olmayı beraber hareket etmeyi öğrenin, hepiniz rol kapma peşindesiniz. Size yapılan çağrıya uyup neden @temadankara ya gitmediniz?
Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in özel ricasıdır:
— Otobüslerimiz yok
— Sosyal medya hesaplarımız alındı
— SMS sistemi kayyumun kontrolünde.
Güvenebileceğimiz,sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!
Duyuralım
📅 30 Mayıs Cumartesi
⏰ Saat 14.00 - Güvenpark
Yöneticiler Denizli Çimento’yu ederinin iki katı fiyatla satın almış, yeni yöneticiler de yarı fiyatına satmıştı. İktidar, mahkemeler, rantiye onlardan yanaydı. OYAK üyeleri ya da “paşa kızları” ise bu gidişatı okuyamamış, maaşlarının bir bölümünü her ay verirken inandıkları gelecek, çıkar sahipleri tarafından ortadan kaldırılmıştı.
https://t.co/QoNjxpCDsU
Kamuoyu yanlış biliyor. OYAK üyesi emekli askerlerin maaşı düştü. Yüzde 37.1 oranında artmadı. OYAK yönetimine dava açan Üçok’u aradım. 42 yıl, bir kuruş almadan maaşının yüzde 10’unu vererek biriktirdiği OYAK birikiminden aldığı maaş, bu yıl yüzde 11.69 oranında azalmıştı.
https://t.co/QoNjxpCDsU
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
🔴4 yılda bir zorunlu tayin
🔴Eşleri bu yüzden çalışamaz
🔴Çocukları okul okul gezer
🔴Akrabalarını bile tanıyamazlar
🔴Hiçbir yere ait olamazlar
🔴Kimseyle dostluk kuramazlar
🔴Her tayinde daha yüksek kiraya geçerler
🔴Her tayinde 100-150 bin ₺taşınma masrafı
🔴Her tayinde eşyaları mahvolur zayi olur
🔴Tayin öncesi haftalarca eşya kolilerler
🔴Gittikleri yerde haftalarca koli boşaltırlar
🔴Eşya toplamak ve dizmek için izin bile vermezler
🔴3-4 gün içinde git ev bul eşyanı taşı derler
🔴Meslek boyunca en az 4-5 tayin zorunludur.
Ömrünü ve canını Devlete veren
ASKER - POLİS ve JANDARMAYA
Her Tayin Dönemi 5 Maaş Ödenek Verilmelidir.
O Y A K - N E M A ‼️
🇹🇷 Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD)
🇹🇷 Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD)
🇹🇷 Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği (TEMUD)
ortak açıklaması !
Emekli askerlerin yasal temsilcisi, kanunla kurulmuş üç güzide derneğimizin sessiz çığlığını duyun !
@tcsavunma
OYAK Genel Kurulu sonrası, yöneticilere yapılan eleştirileri okuyan, duyan aklıbaşında biri için en onurlu yaklaşım, kurumsal denetim isteyerek İSTİFA etmektir.
BASIN AÇIKLAMASI
‘’OYAK 2025 YILI NEMASI’’
Değerli Meslek Büyüklerimiz,
Kıymetli Meslektaşlarımız,
Tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu olarak, üye birikimlerini doğru yatırımlarla korumak ve sürdürülebilir şekilde büyütmek misyonu olan Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) 2025 yılı nemasını % 37,1 açıklayarak % 4,74 reel getiri ile üyelerin beklentisine cevap veremediği gibi 106 bin Emekli Maaş sistemi üyesi ve diğer tüm OYAK üyelerini hayal kırıklığına uğratmıştır.
OYAK son 23 yılın ‘’en düşük 2’nci nemasını’’ vermiştir.
Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Astsubaylar ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Dernekleri olarak;
Açıklanan nema oranını kabul edilemez bulduğumuzu,
OYAK’ın artık varoluş amacı ile çelişmeye başladığını,
Üye menfaatleri doğrultusunda yönetilmediğini açık bir dille ifade ediyoruz.
OYAK iştiraklerinin kamuyu aydınlatma platformunda açıklanan finansalları derneklerimizce izlenmekte olup, bazı şirketlerde uzun süredir karlılığa geçilemediği, şirket varlıklarının değerlemelerinin yeterince yapılmadığı, tasarruf tedbirlerine riayet edilmediği, bağış/yardım oranlarında geçmiş yıllara göre aşırılığa kaçıldığı kanaati ile sonuç olarak OYAK şirketlerinin iyi yönetilmediğinin de farkındayız.
OYAK varlıklarının %47’si emekli üyelerinden oluşmasına rağmen;
EMS üyeleri yönetim kadrolarında doğrudan temsil edilmedikleri gibi karar alma mekanizmalarında da söz sahibi olmamaktadırlar.
106.000 EMS üyesini ilgilendiren bu durum kurumsal aidiyet duygusunu zedelediği gibi anayasamızın adalet ve eşitlik ilkelerine de aykırılık oluşturmaktadır.
EMS üyelerinin yönetim ,temsilciler ve denetim kurullarında görev almaları artık bir tercih değil, demokratik katılım kurumsal denge ve hakkaniyet açısından bir zorunluluktur.
Son yıllarda açıklanan nemalar, üyelere yönelik yardım ve hizmetler göz önüne alındığında OYAK’ın kalıcı ve güvenilir bir değer üretemediği ve ortak değerlerini olması gerektiği gibi yansıtamadığı açıkça görülmektedir.
Özellikle emekliye ayrılan üyeler tarafından emekli olarak yaşamı sürdürebilme, çocuklarını okutabilme garantisi olarak görülen EMS’nin taşıyıcı kolonu nema oranları tespitinde üye ihtiyaç ve talepleri dikkate alınmalıdır.
Bizler; OYAK’ın daha güçlü, daha şeffaf, daha adil ve üyelerin hakkını hukukunu koruyan bir yapıya kavuşmasını istiyoruz.
OYAK yalnızca bir yatırım kurumu değil, bugüne kadar vatanımızın korunması için kan/ter dökmüş, emek vermiş yüzbinlerce askeri personelin, şehit dul, yetim ve öksüzlerinin günümüz ekonomik koşullarında hayata tutunabilme güvencesidir.
Türkiye Emekli Subaylar, Türkiye Emekli Astsubaylar ve Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Dernekleri olarak;
ÜYELERİMİZİN HAKLARININ KORUNMASI İÇİN KARARLILIKLA HAREKET EDECEĞİMİZİ,
Kamuoyuna saygılarımızla bildiririz.
@Akparti@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@iyiparti@zaferpartisi@SaadetPartisi@anahtarparti@kutlupartiresmi@devapartisi@bbpgenelmerkez@GelecekPartiTR@rprefahpartisi@tipgenelmerkez@_DemokratParti@BTP_Parti@TECPARorg@DSPGenelMerkez@Vatan_Partisi@tcbestepe@TC_icisleri@tcsavunma@TSKGnkur
#oyak
#temad
#oyak2025neması
KAMUOYUNA DUYURU
Ordu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak, OYAK tarafından 2025 yılı için açıklanan %37,1 NEMA oranını kabul edilemez bulduğumuzu kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyoruz.
OYAK’ın sahip olduğu iştirakler, yatırım gücü, finansal büyüklüğü ve piyasa gerçekleri dikkate alındığında; açıklanan bu oranın üyelerine beklenen reel getiriyi sağlayamadığı açıkça görülmekte olup maalesef OYAK Üye menfaatleri doğrultusunda yönetilmediğinin ispatı niteliğindedir.
OYAK, yalnızca bir yatırım kuruluşu değil; üyelerinin yıllarca süren fedakârlıklarıyla oluşmuş ortak birikim ve dayanışma kurumudur. Bu nedenle açıklanan NEMA oranı, yalnızca teknik bir finansal veri değil; aynı zamanda üyeye verilen değerin ve kurumsal yaklaşımın da göstergesidir.
Açıklanan %37,1 oranı;
Üyelere tatmin edici bir reel getiri sunmamış,
OYAK’ın büyüklüğü ve kârlılığı ile örtüşmemiş,
Üyelerin beklentilerinin gerisinde kalmıştır.
Özellikle son yıllarda üyeler arasında giderek büyüyen “aidiyet”, “temsil” ve “adalet” duygusundaki zedelenme, bu açıklamayla daha da derinleşmiştir.
Bizler, OYAK’ın gerçek sahibi olan üyelerin haklarının korunmasını, şeffaflığın artırılmasını ve üyelerin emeğinin karşılığını alacağı adil bir yönetim anlayışının benimsenmesini talep ediyoruz.
Ordu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak; üyelerimizin sesi olmaya, haklı taleplerini kararlılıkla dile getirmeye ve sürecin takipçisi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
OYAD YÖNETİM KURULU