Bu saçmalığı yapan, başörtülü kardeşlerimize bu tavrı gösterenler yol arkadaşımız değildir. Atatürkçü hiç değildir. Bunlar AKP iktidarının değirmenine su taşıyan gafil yobazlardır. Herkes istediği gibi giyinir kimse karışamaz!
Kıymetli hemşehrilerim,
Önümüzde önemli bir NATO Zirvesi var. Dünyanın dört bir yanından devlet başkanları ve heyetler ülkemize gelecek.
Biz bu toprakların evlatlarıyız. Bizim kültürümüzde misafir baş tacıdır. Kapımıza geleni en güzel şekilde ağırlarız. Soframızdaki son lokmayı paylaşırız. Gelen misafirin ayağına taş değmesin diye yolunu da yaparız, çevremizi de güzelleştiririz. Bundan kimsenin rahatsız olması düşünülemez.
Ama burada sorulması gereken başka bir soru var.
Madem bu yollar birkaç haftada yapılabiliyordu, neden yıllardır bu millet bozuk yollara mahkûm edildi?
Madem şehirler bu kadar kısa sürede temizlenebiliyordu, neden vatandaş bunu ancak yabancı konuklar geleceği zaman görebiliyor?
Ve en acısı…
Madem o yoksul mahalleler vardı, neden o yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine üzerine branda çekmeyi tercih ettiniz?
Çünkü yoksulluk, üzeri örtülünce yok olmuyor.
Branda, dünyadan gerçeği saklayabilir belki ama o mahallede yaşayan çocuğun açlığını saklayamaz. Emeklinin geçim derdini saklayamaz. Asgari ücretlinin ay sonunu getiremediği gerçeğini değiştiremez.
Biz, Türkiye’nin misafirlerini en güzel şekilde ağırlamasını isteriz. Bundan gurur duyarız. Ama biz aynı zamanda kendi insanımızın da her gün aynı değeri görmesini isteriz.
Türkiye, yalnızca yabancı devlet başkanları geldiğinde güzelleşen bir ülke olmamalıdır.
Türkiye, kendi vatandaşına da her gün aynı özeni gösteren bir ülke olmalıdır.
Asıl prestij; fakir mahallelerin önüne perde çekmek değildir.
Asıl prestij; o mahallelerde yaşayan insanların artık yoksulluk konuşmadığı bir Türkiye’yi inşa etmektir.
Bizim itirazımız misafire gösterilen saygıya değil; kendi vatandaşına yıllardır gösterilmeyen özene ve yoksulluğu çözmek yerine gizlemeyi tercih eden anlayışadır.
Çünkü güçlü devlet, misafirine gösterdiği itibarı kendi milletinden esirgemeyen devlettir.
Bizim hayal ettiğimiz Türkiye de tam olarak budur.
🔴 Özgür Özel'den dikkat çeken çıkış, Özlem Gürses'ten canlı yayında çarpıcı tespit!
🎙️ Özgür Özel: "Hararet nardadır, saçta değildir. Keramet baştadır, taçta değildir. Biz bu yolculukta taçları, makamları geride bıraktık. Sadece milletimize inanarak yürüyoruz."
📺 Özlem Gürses: "Dinleyince hakikaten Yürüyüş Partisi kuruluyor galiba..."
Sizce siyasette yeni bir "yürüyüş" mü başlıyor? Haberin tamamı Sözcü Televizyonu'nda. ⚖️ @OzlemGurses@baristerkoglu
Ya bu nedir? Sen nasıl bir insansın?Bu kin neyin nesi ? Geleceğini çok merak ediyorum Barış. Bence senin tek amacın millete kendine küfür ettirip, tazminat almak. Başka açıklaması yok.
Bizler Seçilmiş Genel Başkan İstiyoruz.
Eğer kayyum gelip 45 gün içinde Kurultay Yapmak zorunda ise Kılıçdaroğlu niye yapmıyor?
Kayyum 45 gün içinde Kurultaya gidecekse, gerekirse Akım Gürlek kayyum olarak gelsin daha az üzücü olur.
Kayyum Gelsin. Kurultaya gitsin.
Türk Dil Kurumu varlığını borçlu olduğun o büyük insana vefasızlık yapma, üç beş nankörün tepkisinden çekinip paylaşımını kaldırma: Atatürk Türk Milletinin babasıdır!
CHP’nin belediyeleri ezici bir şekilde kazanmasını Erdoğan bir türlü hazmedemedi. Çok büyük yolsuzluklar varmış gibi belediyelerimize operasyon üzerine operasyon çekiyor. Ben size esas yolsuzluğun Borsada yapıldığını, lağım gibi patlayacağını söyleyim. Öyle büyük manipülasyonlar yapılıyor ki bunlar ortaya çıktığında ağzınız açık kalacak! Şimdilik CHP’nin yolsuzluk balonları ile toplumu oyalayabilirsiniz ama bir an gelecek mızrak çuvala sığmayacak öyle değil mi @memetsimsek ?
Anayasa’da seçimlerin nasıl ve hangi anayasal kurumlar tarafından erkene alınacağı net bir şekilde yazmaktadır. Cumhurbaşkanı Danışmanı sıfatı taşıyan bir kişinin seçim tarihi telaffuz etmesi, üstelik bunu yaparken TBMM’ye istikamet çizmesi kabul edilemez! Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dedikleri sistem tam da böyle garabet bir sistemdir. Bu sistem; kendisini milletin temsilcilerinin üzerinde gören, onlara seçim tarihi dikte eden “danışmanlar” çıkarır.
Bu isimlere iyi bakın!
Cumhuriyet’in haberine göre; bir dönem Kılıçdaroğlu’nun korumalarının saldırısıyla gündeme gelen, bugün ise ‘butlan yönetiminin’ MYK’sinde kendine yer bulan Ahmet Hakan Uyanık kimdir biliyor musunuz?
Kurultay sürecinde ‘delegelere para dağıttım’ diyerek partimize kumpas kuran, o meşhur iftiracı Veysi Uyanık’ın oğlu!
Süreç çok net:
Önce partiye iftira at, kumpas kur.
Kurultayı tartışmalı hale getirmek için ‘para dağıttım’ yalanını piyasaya sür.
Sonra da bu iftiranın ödülü olarak MYK koltuğuna otur!
Siyaseti ‘iftira ve ödüllendirme’ üzerine kuran bu zihniyet, CHP’nin öz evlatlarını değil, kumpasçıların çocuklarını el üstünde tutuyor. Biz bu kumpaslara, bu ödüllendirme sistemine ve partimizin içine sızdırılan bu ‘butlan’ yapısına asla alışmayacağız!
İftiracılarla yol yürüyenler, milletin vicdanında mahkum olmaya mahkumdur!
Özgür Özel:
“Ekrem’i satmak, bir arkadaşı satmak değil, Türkiye’nin geleceğini satmaktır.
Mansur Bey’i hedefe koyarlarsa, Mansur Bey’i satmak da Türkiye’nin geleceğini satmaktır.
Yani AK Parti’ye karşı kazanabilecek kimi yalnız bırakırsak, bu Türkiye’nin geleceğini satmaktır.”
Akın Gürlek:
“Toplumda şu an en büyük sorun gençlerin uyuşturucuya bulaşması.
Biz elimizden geldiği kadar uyuşturucuya erişimi zorlaştırmaya çalışıyoruz.”
“Üstüme alınmadım.”
👉🏻 Özgür Özel, Muharrem İnce’nin açıklamalarını değerlendirdi:
• Şu kadarını söyleyeyim. Ben Muharrem Başkan'ın bu söylediğini Kemal Bey'e teklif ettim.
• Dedim ki, ‘Eğer kürsüye çıkıp şu tarihte kurultay yapıyoruz diyecekse ben grup toplantıma giderim, toplantımı açarım. Arkadaşlar, parti büyük bir krizin içinde. Ülke büyük bir felakete sürükleniyor ancak bu soruna bir çözüm bulunuyor.
• Şimdi hepimiz bu kapıdan benim peşimden gelin, çıkıyoruz ve salonu Kemal Bey'e ve arkadaşlarına bırakıyoruz. O da bu kürsüden tarihi bir açıklama yapacak, kurultay tarihini belirtecek ve sorun çözülecek.
• Sonra da kendisini çay içmeye davet ediyorum derim’ dedim ve bu haberi yolladık.
• Ama kurultay tarihi açıklamayı ve bir an önce kurultay yapmayı kabul etmedikleri için bu uzlaşma olmadı.
• Muharrem Bey'in söylediğini söyledikten sonra, atanmış bir genel başkan olarak partiyi yönetmeye devam etme kararlılığı, ona benim elimde bir meşruiyet veriyor, bu olacak iş değil.
• Ama deseydi ki tamam ben çıkıp kurultayı ilan ediyorum. Ben bu teklifte bulundum zaten. O yüzden bir yanlış, hani bu vakitten sonra veya o aşamada bizim kendisini kürsüye davet etmemiz çok yanlış olurdu.
• FETÖ'cüler meselesinde mağdur benim. 2011 yılından beri partinin verdiği Balyoz, Ergenekon meselelerindeki mücadele, 15 Temmuz darbesine karşı mücadele, yani tabii bu mevzular olduğunda FETÖ'cüler veya işte geçmişte FETÖ'yle irtibatla iltisaklı olan birtakım hesaplar, bilmem neler, ortalık karışınca kendiliklerinden aktive oluyorlar.
• Hani onlar her iki tarafa olumsuz şey de yazabilirler. Ama ben bu FETÖ konusunda mağdurum.
• Kemal Bey'in benim hakkımda kullandığı ifadeler çok kırıcıydı, bayramlaşma diye parti bahçesindeki konuşmada söylediği sözleri düşünsünler.
Ben onları Muharrem Bey'in söylediklerini kendi üstüme alınmadım, herhalde Kemal Bey’e söylüyor. (T24)
Muharrem İnce:
"2019'daki Kurultayda bir delege beni aradı. 'Ben senin için imza verdim, bana beş bin lira verdiler. İmzamı geri çektim. İstersen kamoyuna açıklarım' dedi.
Ben de 'Oyunu parayla satan adamla işim olmaz' deyip telefonu kapattım.
Muharrem İnce: "Ben bu mahkeme kararını doğru bulmuyorum, içime sindiremiyorum.
Kurultayla seçilmiş bir genel başkan var. Ancak ortada bir mahkeme kararı var.
Ne yapacaksın? Mahkeme kararını tanımayacak mısın? İyi ama buna uymak zorunluluğu var.
Benim durduğum yer şurası: Ben parti içinde kavga istemiyorum.
Başka türlü davranılamaz mıydı? Mesela Özgür Özel, Grup Başkanı olarak grup toplantısını açsaydı.
Açılış konuşmasında bir an önce partinin kurultaya gitmesi gerektiğini, mahkeme kararını doğru bulmadığını ama uymak zorunda olduğunu söyleyerek Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etseydi.
Çok daha farklı bir süreç işlemez miydi?" (Ahmet Hakan)