Bazen hayat yorar insanı ;
Şarkılar yorar,beklemek yorar,
Özlemek yorar,affetmek yorar,
Boşvermek bile yorar .
Ve insan susar.
Herşeye rağmen elinden gelen
Tek şeyi yapar;bağıra bağıra susar,”
#canyücel
Güne notum 🦋
NATO toplantısından önce Vatikan'ın papazlarının Ankara'ya geleceğini söylemiştim. Bugün gelmişler. NATO onların ordusu çünkü. Yalnız bunların asker papaz Ankara'da toplanmasının arkasında başka bir şey var. Sanki çok istedikleri birini karşılayacaklar, sanki yeni bir dönemi, yeni bir çağı başlatacaklar. Çünkü gelenler, Papa'nın yerine toplu ayinleri yönetme yetkisi olan Türkiye'deki piskoposlar.
Çinli akademisyenler, "Yapay Zeka Marksizmi" diye bir kavram geliştirmişler.
Geçenlerde buradan bir haber paylaşmıştım. Çin hükümeti, iş yerlerinde yapay zeka destekli teknolojilere geçtikleri için şirketlere işçilerini işten çıkarmalarını yasaklamıştı.
"Çalışma hakkı" kavramı diye bir şey var. Devlet ya herkese iş vermek ya da geçimini sağlamak zorunda. Batı'da bile bu hak yok. Çin'de bu konuda bir mahkeme kararı da oluşturuldu. Bunun önümüzdeki yıllarda çok daha fazla gündeme geleceği tahmin edebiliriz.
Bir süredir Çin'de dünyanın en büyük sürücüsüz araç açık hava laboratuvarı Wuhan’da deneniyor. Önümüzdeki yıllarda robot taksiler piyasaya giriş yapacak. Taşımacılık sektörü şimdiden tamamen yapay zeka destekli robotlarla yürütülüyor. Birkaç yıl içinde kargo şirketlerinde çalışan insan da kalmayacak. Pizza servisini şimdiden dronlar yapıyor.
Sadece bununla kalsa yine iyi.
Aklınıza ne geliyorsa bütün hizmet sektörü, kafelerdeki, lokantalardaki, otellerdeki, temizlik işlerindeki, metrodaki, otobüsteki bütün işler robotlara teslim edilecek. Şu anda Çin'de 150 hastanın tedavisinin ve bakımının eksiksiz olarak yapıldığı bir sanal hastane deneme aşamasında. Sanal doktorlar hastalığı %90 oranında doğru tespit edebiliyor. Canlı doktordan daha isabetli.
Bakım evlerinde robotlar çoktandır çalıştırılıyor.
Nüfusun yaşlanması nedeniyle Çin, yaşlı kuşağın yaşamını kolaylaştıracak akıllı şehirler kurmaya başladı. Tabii yaşlıları bir semtte toplamanın yanlış olduğunu bildikleri için onları genç kuşakla bir arada yaşayacakları entegre semtler planlıyor.
Yine şu anda Çin'de özellikle otomobil sektöründe "karanlık fabrikalar" olarak adlandırılan ve tek bir insanın bile çalıştırılmadığı ve dolayısıyla aydınlatmaya bile ihtiyaç duyulmayan full otomatik fabrikalarda üretim yapılıyor. Şu anda elimize aldığımız cep telefonları başta olmak üzere imalat sanayinin %65'i Çin'de yapılıyor. Çin'in üretim zincirinde olmadığı hiçbir ürün yok gibi.
Yapay zekanın şu anda sıradan bir öğrenci tarafından ne kadar yoğun kullanıldığını biliyoruz. Gazeteciler, köşe yazarları, politikacılar, akademisyenler, bilim insanları, çevirmenler, editörler, reklamcılar, yazılarını çoğunlukla kendileri yazmıyor. Konuyu birkaç başlıkla veriyorsunuz, yapay zeka kendisini yapıyor. Avrupa'daki bazı gazeteler muhabirlerine ve yazarlarına yapay zeka destekli yazı yazmayı yasaklamak zorunda kaldı. Yapay zeka destekli makaleler sitelerden çıkarılmaya başlandı. Çünkü bunlar "insani" zeka ürünü değil. Şu anda sıklıkla önüme düşen birçok makalenin, gazete köşe yazısının ve hatta kitapların yapay zeka desteğiyle yazıldığından eminim. Bazılarının kullandığı ifadelerden hareketle hemen görüyorum. Tabii o şahısların yazılarını okumayı bırakıyorum.
Her yere robotların yerleştirilmesi güzel ama peki ya işini kaybedecek olanlar ne yapmalı?
En büyük sorunu bu oluşturuyor. Bu yüzden Çin'de sıklıkla çeşitli sektörlerde tepkiler de oluşuyor. İşini kaybetme korkusu kadar lanet bir şeyin olmadığını, 20 yaşında fabrikada çalışırken gençliğimden biliyorum. Bir ay işsiz kaldığımda, insanlar "iş buldun mu" diye soracaklar diye onların arasına girmeye utanıyordum.
Sadece işinizi kaybetmiyorsunuz aynı zamanda çevrenizi de kaybediyorsunuz. İnsanlar atomize oluyor, çıkar çatışması aile bireyleri arasındaki ilişkilere kadar yayılıyor.
Çin hükümeti son beş yıllık planında her alanda uygulanacak olan yapay zekanın istihdam üzerindeki etkisini “kapsamlı şekilde ele alma” taahhüdünde bulunmuştu. Hatta Xi Jinping "ekonomik olarak büyüyor ve gelişiyoruz. Bazılarımızın durumu çok iyiyken bazılarımız yeterince refah toplumunun nimetlerinden yararlanamıyor ama artık 'ortak refah'ı gözeten bir yönelime gireceğiz" diyerek gelişmenin bu yönde ilerleyeceğinin işaretini verdi. Yapay zeka sadece işsizliğe yol açmayacak aynı zamanda sosyal güvenlik kurumlarının varlığını da tehlikeye atacak. Örneğin emeklilik maaşları nasıl ödenecek?
Bu yüzden Çin hükümeti bu konuda da adımlar atmayı taahhüt ediyor. Şu anda Çin'de işsizlik oranı yüzde 4 gibi gözüküyor ama bu oranın büyüyeceği de çok açık. Ya yeni iş olanakları yaratılacak ya da iş ve çalışma saatleri, ücret kesintisi olmadan düşürülecek.
Tabii bir de köyden şehirlere göç etme eğilimi de söz konusu. Çin bunu hem iş imkanlarını köylük alanlara kaydırarak hem de en ücra köyleri bile büyük kentlere bağlayacak yol ve raylı sistemlere önem veriyor. İnsanlar köylerinde kalsın, ama refah ve yatırım oralara kaydırılsın.
Anlayacağınız olayın çapı çok büyük. Başlıktaki "Yapay Zeka Marksizmi" nedir? Çinli akademisyenler şu anda artık değerin, sömürünün ve emeğin muhtevasını tartışıyor. Yapay zekanın, robotun ürettiği emek, kuşkusuz en sonunda bu makineleri üreten, programlayan, devreye sokan insanlara ait ama o kadar çok ara aşama var ki, emeğin ve değerin yeniden tartışılmasını zorunlu kılıyor. Eskiden bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz işlerin ve faaliyetlerin kısa bir süre sonra her yerde robotlar tarafından yapıldığını düşünürsek, insanlığın nereye doğru gittiğini sormamız da gerekir. İş ve çalışma hayatından kopan insan, hala insan mıdır? çalışma hayatının dışına düşmüş insan bilgiyi nasıl edinecek veya bilgisini nasıl deneyimleyecektir?
Bu sorunları Batılı ülkelerde tartışamıyorsunuz, çünkü orada sadece sermayenin çıkarı ve karı baz alınıyor. İşsiz kalma durumunda bir süre işsizlik maaşı alıyorsunuz ama sonra sosyal yardım ağına dahil oluyorsunuz. Silahlanma nedeniyle günden güne kesilen sosyal yardımların sefalete sürükledikleri insanlar da ki bunlar özellikle gençlerdir, ırkçı ve yabancı düşmanı partilere kayıyor.
Bütün bu sorunları henüz yeni bitirdiğim Çin kitabında da belli oranda tartıştım. Bakalım nasıl bulacaksınız...
Akrabalarını üniversiteye doldurmuş, açıklaması da
“İnancım gereği yaptım! Emrimdir, gidip tebrik edin!”
Her pisliğinize dini alet etmenizden çok sıkıldık be
Allah belanızı versin ya!!
Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış, üniversiteye akrabalarını aldığı iddiasıyla eleştirilmesi sonrası "İnancım gereği yaptım" dedi.
Alkış, akrabalarını işe aldığını da doğruladı:
• Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her Cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler.
• Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek ve onları güzel yerlere getirmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.”
• Dik başlıları ise üniversiteden tek tek attım" dedi. (Yeniçağ)
Fatih Altaylı, Muhittin Böcek’in “Ekrem İmamoğlu’na havala sistemiyle 5 milyon avro gönderdim.” iddiasına ilişkin şunları söyledi:
“Böcek, şimdiye kadar partiye ve belediye başkanlarına verdiğini iddia ettiği miktarı 20 milyon dolara çıkardı.
İtiraf mı ediyor, yoksa iftira mı atıyor, bilemem.
Ama bu büyüklükteki paralar ne izi bırakmadan alınabilir ne de izi bırakmadan gönderilebilir.
Böcek, ‘Havala sistemiyle yolladım.’ diyor. Bunun üzerine Murat Ağırel’i aradım.
Murat güldü ve şunları anlattı:
‘Muhittin Böcek’e, parayı havala sistemiyle gönderdiğini söylediği tarihten çok sonra, benim Havala adlı kitabımı gönderdim. Sistemin adını ve nasıl işlediğini ilk kez o zaman öğrendi. Bunu bana kendisi söylemişti.
Kitabı okuyunca çok şaşırmış ve etkilenmişti. Beni arayıp, “Vay be, sahtekârlık için ne yöntemler bulmuşlar.” demişti.
Adını benden duyduğu bir sistemi daha önce kullandığını söylemesi gerçekten çok ilginç.’
Böcek, bu kadar parayı nasıl elde ettiğini, nerede ve nasıl sakladığını, ayrıca havala sistemini kimin aracılığıyla kullandığını açıklamak zorundadır.”
Ankara’da NATO alarmı. Tutuklamalar/gereksiz harcamalar zaten can sıkıcı. Ama Taksiciler şık olacak, araçlar temiz ve araç içinde su + lokum vs olacakmış. Soru şu; madem böyle olabiliyordu neden kendi halkınıza bu nezaketi-temizliği sunmadınız, utanmanız yok!
Tam bir yalakalık.
Yargıtay BERAAT kararını onayladı.
İlk derece BERAAT.
İstinaf BERAAT.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/9221 K
Diplomasız demek suç değil!
@eczozgurozel@dr_muratcan
İşte CHP'nin kimlere teslim edildiğinin bir belgesi daha:
Kılıçdaroğlu yandaşı eski Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, AKP Lideri Erdoğan'ı övüyor.
Buna hiç şaşırmadım.
Sorun bence bu değl.
Asıl hastalık şu cümlede: "...köklerini Devlet-i Aliyye ruhundan alan bu birlik, beraberlik ve kardeşlik anlayışı."
Butlancı Klıçdaroğlu ve ekibinin celladına âşık tipler olduğu bu cümlede gizli.
Ali Kılıç'ın Devlet-i Aliyye diye bize dayattığı devlet, Osmanlı Devleti'dir.
Osmanlı yöneticileri, kendi devletlerine Devlet-i Aliyye diyorlardı.
Butlancılar öyle coşmuşlar ki Erdoğan'dan bile Osmanlıcı oldular.
Önce Kılıçdaroğlu, Osmanlıyı övdü, model gösterdi.
Şimdi de Ali Kılıç...
İkisi de güya Alevi...
İkisi de Tuncelili...
O ipine sarıldıkları Devlet-i Aliyye, yani Osmanlı Devleti 1514'ten itibaren Kürt derebeyleriyle işbirliği yaparak bunların dedelerini kılıçtan geçirdi.
Hayatta kalanlar, Tunceli dağlarına sığındılar.
Şimdi: Onların torunları; CHP'de yuvalanıp cellatlarına övgü diziyorlar.
Ali Kılıç ve Kemal Kılıçdaroğlu; Tunceli'de sokağa çıkıp da halkın içinde yürüyemezler.
Çünkü o halk için utanç kaynağı haline gelmişlerdir.
NATO gelecek diye çukurlar kapanıyor, kaldırımlar onarılıyor, binalar boyanıyor, taksiler temizleniyor.
Demek ki asfalt var, boya var, taş var ekip var, para var.
Demek ki istersek gayet medeni olabiliyoruz.
Demek ki istemiyoruz!
“Erdoğan artık MHP’nin küsmesi umurunda değilmiş gibi davranıyor.”
👉 Levent Gültekin, Erdoğan’ın artık Bahçeli’yi ciddiye almadığını öne sürdü:
• Devlet Bey’in ‘askeri hastaneler açılsın’ önerisi, bence de doğru.
• Türkiye bence de bu yanlıştan dönebilmeli bir an önce.
• Döner mi? Emin değilim.
• Niye? Çünkü Erdoğan uzun zamandır Bahçeli’yi duymuyor.
• Bahçeli’nin hiçbir dediğini yapmıyor.
• Yani ‘Demirtaş serbest bırakılsın, Ahmetler makamına dönsün, yasa bir an önce hazırlansın, Terörsüz Türkiye meselesi…’
• Erdoğan bunların hiçbirini duymuyor.
• Bana öyle geliyor ki bunu da duymayacaktır.
• Bahçeli bütünüyle yaptırım gücünü kaybetti. Öyle görünüyor.
• Yani Erdoğan’a bir şey yaptırma kısmı artık ricanın veya isteğin ötesine gidemiyor.
• Devlet Bey ve MHP bunun farkında mı bilmiyorum ama artık her istekleri Devlet Bey’in ağırlığından bir parça götürüyor.
• Yani Erdoğan’a sözü geçmiyor. Etkisi yok Devlet Bey’in.
• Her ne olduysa son bir, bir buçuk yılda Erdoğan MHP’ye karşı bir üstünlük kazandı.
• Yani o bir buçuk yıldan önce MHP her dediğini yaptırabiliyordu Erdoğan’a.
• Hatta arada bir zılgıt çekiyordu, ayar veriyordu.
• Ama her ne olduysa son bir buçuk yıl içerisinde MHP eski ağırlığını kaybetti.
• Artık yaptırım gücü yok. En fazla talep etme gücü var.
• Erdoğan da mesela bir buçuk yıl önce MHP’yi küstürmeyi göze alamıyordu.
• Şimdi artık MHP’nin küsmesi umurunda değilmiş gibi davranıyor.
• “Küsersen küs.” Orada bir sağlamlık var.
• Nereden almış o garantiyi Erdoğan onu bilmiyorum ama MHP’nin dediklerini duymazdan geliyor.
• Hiçbir istediğini yapmıyor.
• Sadece işte konuşmalarda, mitinglerde, açılışlarda Cumhur İttifakı bir ve beraber hamaseti dışında neredeyse MHP hemen hemen hiçbir konuda yok yani.
Soner Çetin… CHP’nin Çukurova Belediye başkanıydı. 2023 seçiminde yeniden aday gösterilmeyince partisinden istifa etti, “CHP sandığa gömülecek” dedi, İYİ Parti’ye geçti, İYİ Parti’den Çukurova Belediye Başkan adayı olup yüzde 8.5 oy aldı…
Saray operasyonuyla CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, şimdi Soner Çetin’i CHP Genel Sekreter Yardımcısı yaptı!
CHP’lilerin üzerinde düşünmesi gereken konulardan biri şu: Tamam, saray/iktidar/yargı birinci parti olduğu için CHP’ye “diploma” operasyonu, “belediyeleri silkeleme” operasyonu, “kurultaya butlan” operasyonu yaptı ancak CHP’nin bu operasyonlara daha iyi direnebilmesini önleyen çok ciddi yapısal sorunları olduğu da ortada.
Bir partinin, aday yapılmayınca istifa edilenlerden, zoru görünce iktidar partisine kaçanlara uzanan bu kadar uzun bir “çürük” listesi olması normal mi?
“Çürüklerin” yukarıya kolayca tırmanabildiği yapıların yapısal sorunları vardır ve kritik konudur.
Özgür Özel'den Erdoğan'a:
"Erdoğan'ın bütün hesabı;
CHP'yi karpuz gibi ortadan bölmek.
'60'a 40 da olsa olur' derken, 70'e 30'a razıyken, millet karpuz gibi yarıya yarıya ortadan değil, onlara sapını gösterdi.
Yüzde 99'a yüzde 1'ler.
O yüzde 1'ler karpuzun sapıdır sapı!"
Atatürk, isteseydi Başkomutanlık makamını sürekli bir kişisel iktidar aracına dönüştürebilirdi. Fakat bunu yapmadı. Yapmadı çünkü Atatürk'e göre devlet ve halk kişilerle değil, kurallarla ayakta kalmalıydı. Yapmadı çünkü bir milletin onuru, tek bir kişinin yüceltilmesiyle değil; hukukun, kurumların ve vatandaşın haysiyetinin korunmasıyla güçlenirdi.
ERDOĞAN'IN FRANKENSTEIN ÇIKIŞINA YANIT
Özgür Özel:
💬 "Atıf yaptığın Frankenstein canavarın adı değil, canavarı üreten doktorun adıdır. Bir kere bunu bil. Yazan yanlış yazmış"
💬 "O yüzden butlana 'Frankenstein' diyorsan yanlış"
💬 "Eğer butlan bir canavarsa canavarı üreten de Frankenstein'sa, Frankenstein Recep Tayyip Erdoğan'ın ta kendisidir"
Merhaba, Bundan önceki 2 "X" hesabım da Türkiye'de yasaklandı, o yüzden bir yenisini açtım. Devlet ve iktidar olarak çok uğraşabilirsiniz ama ben yılmayacağım
Pezevenk diyenler ve tecavüzcü pedofiller devlet tarafından korunuyor, TEMA teyzeleri hapse atılıyor.Korunanların arkalarında kimbilir kimler var. Ne hale geldik
Hesabımın korumasını, ileri güvenlik uzmanı @Lcomsium yaptığından beri troller nefes alamıyor
Her ahlaksız yoruma bir dava...
Kazanılan para, ADD, LÖSEV, doğa ve hayvanları koruyan kurumlara gidiyor
Atatürk'ün manevi şahsına küfür eden şizofrenlerin parası ADD'ye gidecek