🚨 Lube Ayar;
📍Bütün yasa dışı bahis operasyonlarının ucu Kıbrıs'taki büyük bir barona doğru gidiyor. Galatasaray Stadı'nda o kişinin otelinin reklamı yapılıyor. Ya da başka bir bahis baronu Derkan Başer'in çocukları, Galatasaraylı futbolcuların yanında seremoniye çıkabiliyor..
📍Bahis baronu Veysel Şahin'in kardeşi adına görünen bir otel, Galatasaray Stadı'nda reklam yapabiliyor. Bunlar para kaynağı değil mi? Aynı yasa dışı bahis sitesi Osimhen kutusu satıyor. On binlerce bunu satabilmen için kulübe para vermen lazım. Bu bir kaynak değil mi?
📍Geçen sene 140 milyon avroya Osimhen'i alabilen Galatasaray'da neden şu an yaprak oynamıyor? Ne oldu birdenbire?
📍Dört yılın şampiyonusun, 15 senedir maşallah Şampiyonlar Ligi gelirini tek başına cebine koyuyorsun. Geçen sene her şey şahane gidiyordu. Ne oldu bu sene?
📍Yoksa geçen seneki bu bahis operasyonları, kara para operasyonları bir şeylere sekte mi vurdu Galatasaray'da?
#FileninSultanları
@Bastardis_Fb
TFF'nin soruşturma başlatmaktan imtina etmesi, UEFA ve FIFA müdahalesi sonucunu doğurabilir!
Dün, Galatasaray yöneticisi hakkında görev yaptığı dönemde kendi kulübünün maçlarına ilişkin bahis oynadığına ilişkin somut bulgular karşısında Türkiye Futbol Federasyonunun neden resen soruşturma başlatması gerektiğini yazmıştım. Bugün cevaplanması gereken soru şudur:
TFF bu yükümlülüğünü yerine getirmezse ne olacaktır?
Türk futbolunun adil rekabete dayılı bütünlüğünü tehdit eden somut bulgular, ulusal federasyonların diledikleri gibi görmezden gelebilecekleri iç meseleler değildir. UEFA ve FIFA düzenlemeleri, ulusal federasyonların etkili bir soruşturma yürütmediği hâllerde uluslararası futbol kuruluşlarının devreye girmesine açıkça imkân tanımaktadır. UEFA Disiplin Talimatının 29/4. maddesi bu noktada önemlidir:
UEFA Kontrol, Etik ve Disiplin Kurulu; bir üye federasyonun veya ona bağlı organların, UEFA’nın temel amaçlarını ciddi biçimde ihlal eden bir olayı soruşturmaması ya da uygun biçimde soruşturmaması hâlinde dosyayı ele alma yetkisine sahiptir.
Başka bir ifadeyle UEFA’nın yetkisi yalnızca Avrupa kupalarında meydana gelen olaylarla sınırlı değildir. Ulusal federasyonun ciddi bir bütünlük ihlalini örtbas etmesi, sürüncemede bırakması veya göstermelik bir incelemeyle geçiştirmesi hâlinde UEFA doğrudan devreye girebilir.
Üstelik UEFA Disiplin Talimatının 31. maddesi uyarınca etik ve disiplin müfettişleri;
– Kendiliğinden soruşturma başlatabilir,
– Disiplin süreci açılmasını isteyebilir,
– Üye federasyonlar, kulüpler ve kişiler hakkında yaptırım önerebilir,
– Ulusal ve uluslararası kurumlarla birlikte araştırma yürütebilir.
Talimatın 55. maddesi daha da açıktır:
UEFA’daki disiplin süreci, bir kamu otoritesinden alınan belgeler üzerine doğrudan başlatılabilir. Dolayısıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından elde edildiği açıklanan bahis ve mali hareket kayıtları UEFA bakımından da doğrudan soruşturma açılmasına dayanak oluşturabilecek niteliktedir.
FIFA düzenlemelerinde ise çok daha somut bir müdahale mekanizması bulunmaktadır.
FIFA Disiplin Kodunun 30/6. maddesine göre; özellikle maç manipülasyonu, doping ve ayrımcılık gibi ciddi ihlallerde, olay FIFA’nın bilgisine ulaştıktan sonra yetkili ulusal federasyon tarafından 90 gün içinde resmî bir soruşturma başlatılmaması hâlinde, FIFA yargı organları dosyayı bizzat soruşturma, kovuşturma ve yaptırıma bağlama hakkını saklı tutmaktadır.
Buradaki 90 günlük süre, olayın basına yansıdığı tarihten değil, dosyanın FIFA’nın bilgisine resmen ulaştığı tarihten itibaren işler. Bu nedenle Fenerbahçe veya konuya ilişkin hukuki menfaati bulunan ilgililer tarafından dosyanın FIFA ve UEFA’nın bütünlük birimlerine taşınması, sadece sembolik bir başvuru olmayacaktır.
Elbette FIFA’nın bu hükmü her bahis iddiasında otomatik biçimde uygulanmaz. Ancak bir kulüp yöneticisinin, görev döneminde kendi kulübünün maçlarında rakip takımın kazanması, gol sayısı veya futbolcu performansı gibi seçeneklere bahis oynadığı iddiası; kişinin sahip olabileceği içeriden bilgiler ve müsabakalara etki edebilme imkânı nedeniyle sıradan bir bahis dosyası olarak değerlendirilemez. Bu iddiaların maç manipülasyonu veya müsabaka bütünlüğünün ihlali boyutuna ulaşıp ulaşmadığını belirlemenin yolu da soruşturmaktan geçmektedir.
Dünyadaki uygulama bunun somut örnekleriyle doludur.
İtalya’daki “Calcioscommesse” bahis soruşturmasında Cremona Savcılığının adli soruşturmayı başlatması üzerine İtalya Futbol Federasyonu aynı günlerde kendi sportif soruşturmasını açmış; savcılıktan belgeleri istemiş, futbolcu ve yöneticileri ifadeye çağırmış ve ceza yargılamasının kesinleşmesini beklememiştir.
Çünkü spor yargısı ile ceza yargısı birbirinden bağımsızdır. Savcılık soruşturmasının bulunması, federasyonun beklemesi için bir gerekçe değil; tam tersine sportif soruşturmanın başlatılması için ciddi bir işarettir. Türkiye bakımından en çarpıcı örnek ise ne yazık ki Kulübümüzün bizzat yaşadığı süreçtir.
UEFA, 2013 yılında Fenerbahçe ve Beşiktaş hakkında Türkiye’deki adli ve sportif süreçlerin tamamlanmasını beklememiş; disiplin müfettişlerini görevlendirmiş, ulusal dosyalardaki belgeleri kullanmış ve kendi bağımsız disiplin sürecini yürütmüştür. Fenerbahçe söz konusu olduğunda spor yargısının ceza yargısından bağımsız olduğu, kesinleşmiş mahkûmiyet gerekmediği ve UEFA’nın resen harekete geçebileceği günlerce anlatılmıştı.
Aynı ilkelerin Galatasaray hakkında ileri sürülen çok ciddi iddialar bakımından göz ardı edilmesi mümkün değildir. FIFA’nın ulusal federasyonlara müdahalesi de teorik değildir.
FIFA Konseyi, Filistin Futbol Federasyonunun başvurusu üzerine İsrail Futbol Federasyonu hakkında doğrudan soruşturma yürütülmesi için FIFA Disiplin Komitesini görevlendirmiştir. Yürütülen süreç sonucunda İsrail Futbol Federasyonunun üye federasyon olarak yükümlülüklerini ihlal ettiği belirlenmiş; federasyona 150.000 İsviçre Frangı para cezası, uyarı ve FIFA tarafından onaylanacak kapsamlı bir önleme planı uygulama yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu olay bahis soruşturması değildir. Ancak FIFA’nın gerektiğinde bir üye federasyonun davranışlarını doğrudan soruşturabildiğini, federasyona yaptırım uygulayabildiğini ve belirli tedbirleri hayata geçirmesini emredebildiğini gösteren güncel ve somut bir örnektir.
TFF’nin kendi uygulaması da bugünkü sessizliği açıklamamaktadır. Federasyon daha önce hakemlere manipülasyon yapıldığı iddialarını, Tuzlaspor hakkındaki yasa dışı bahis iddialarını, Darıca Gençlerbirliği hakkındaki müsabaka sonucunu etkileme teşebbüsü iddialarını ve çeşitli VAR kayıtları hakkındaki iddiaları Etik Kuruluna sevk ettiğini kamuoyuna açıklamıştır. Demek ki TFF’nin soruşturma başlatmak için kesinleşmiş mahkûmiyet kararını beklemek şeklinde bir uygulaması bulunmamaktadır.
Öyleyse TFF kamuoyuna şu soruların cevabını vermelidir:
- Maruf Güneş hakkındaki iddialar Etik Kuruluna sevk edilmiş midir?
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından bahis ve mali hareket kayıtları istenmiş midir?
- İlgili bahis şirketlerinden ayrıntılı hesap dökümleri talep edilmiş midir?
- Bahis konusu yapılan maçlarla yöneticilik dönemi karşılaştırılmış mıdır?
- İçeriden bilgiye erişim ve müsabakaları etkileme ihtimali araştırılmış mıdır?
- UEFA ve FIFA’nın bütünlük birimleri bilgilendirilmiş midir?
- Herhangi bir soruşturma başlatılmışsa neden kamuoyuna açıklanmamaktadır?
TFF’nin önünde iki yol vardır:
Ya kendi talimatlarını uygulayarak bağımsız, etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütür ya da dosyanın FIFA ve UEFA’nın müdahale alanına girmesi riskini kabul eder.
Uluslararası müdahale hâlinde ilk aşamada bilgi ve belge talepleri, etik ve disiplin müfettişi görevlendirilmesi, doğrudan disiplin soruşturması, TFF’ye yönelik direktifler ve uyum tedbirleri gündeme gelebilir. TFF’nin işbirliğinden kaçınması veya ciddi bir ihlali bilinçli şekilde soruşturmadığı kanaatinin oluşması hâlinde ise federasyon hakkında uyarı, para cezası ve daha ileri kurumsal yaptırımların tartışılması mümkündür.
Ben, TFF'nin üzerine düşeni yapacağına dair inancımı koruyorum.
Av. Fatih ŞAŞIOĞLU
Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi
Açıklama ilginç ; baştan sona “algı operasyonu”, “iftira”, “hukuki yollar” tehditleriyle örülü. Ama tek bir soruya cevap yok!
“Hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan içerikler üretildi” diyorlar.
Belge, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında.
“Kulübümüz ve yöneticilerimiz hedef gösteriliyor” diyorlar.
Hedef gösteren biz değiliz. Yöneticileri hakkında bahis şikesi suçlamasıyla işlem yapan Türk yargısı.
“Gerçeğe aykırı bilgi üretenlere hukuki yollara başvuracağız” diyorlar.
Buyurun başvurun. Hukuk herkese açıktır, bizden de çekinmeyin. Ama unutulmasın: Gerçekleri söyleyen değil, gerçeklerden kaçan hesap verir.
“Sahadaki üstünlüğü hazmedemeyenler” diyorlar.
Mesele saha değil, adalettir. Aynı tip bir soruşturmada genç oyuncular aylarca tutuklu kalırken, hakkında benzer iddialarla kuvvetli suç şüphesi bulunan yöneticiler adli kontrol ile serbest bırakıldı. Bunu saha başarısıyla açıklayamazsınız.
Sorularımız yerinde duruyor:
FDT 56/2b hükmü apaçık ortadayken TFF neden sessiz? Etik Kurul ve PFDK sevkleri neden bugün yapılmıyor? Bu soruları sormak iftira değil, futbola sahip çıkmaktır. Adaleti talep etmektir.
Kimse “algı operasyonu” edebiyatıyla gündemi değiştiremez. Tehditle susmayız, iftira damgasıyla yılmayız.
Gerçeklerin peşindeyiz ve peşini bırakmayacağız.
Kesinleşmemiş bir yargı kararı üstünden apar topar Mert Hakana 12 ay ceza veren TFF, haklarında ev hapsi verilen ve yöneticisi olduğu takımın maçına bahis oynadığı ispatlanan kişiler ve kulüpler hakkında neden karar vermiyor halen daha
💥 FETÖ'NÜN FENERBAHÇE'YE KATLİAM PLANI
💬 CNN TÜRK İstanbul Haber Koordinatörü Nihat Uludağ: ‘’Bir el tarafından durdurulan, karartılan ve asla ilerletilemeyen bir soruşturma süreci var. Olay yerinin stratejik olarak seçilmesi, tam da viyadük girişinde otobüs saatte 100 km hızla giderken bu saldırının yapılması ilk dikkat çeken unsur.
İkincisi ise Fenerbahçe otobüsünü adeta bir gölge gibi takip eden esrarengiz, siyah renkli bir otomobilin varlığı.
İşin ilginç yanı, gözaltına alınan kişilere bu saldırıyı kendilerinin gerçekleştirip gerçekleştirmediği sorulduğunda "Hayır" cevabını veriyorlar. "Peki sen neredeydin?" dediklerinde ise "Ben evdeydim ve bu olaydan hiç haberim yok" diyorlar. Fakat geriye dönük yapılan HTS çalışmasına, baz analizi ve daraltılmış baz kayıtlarına bakıldığında, o kişilerin maalesef Fenerbahçe Spor Kulübü otobüsünü gölge gibi takip ettikleri belirlenmiş durumda. Ama ne hikmetse, buna rağmen soruşturma bir türlü ilerletilemedi.
O dönem olaya karışan, olay yerine ilk gelen komiser yardımcısı, karakol amiri, ilçe emniyet müdürü, olayı soruşturan savcı ve olayı yargılamakla görevli hakimin, yani bu süreçte yer alan isimlerin hepsinin FETÖ'cü olduğu ortaya çıktı.’’
Yeter!!! Düşün artık yakamızdan. Pis bir örümcek ağı gibi her yeri sardınız. Sanmayın ki Gülnur korkar. Sanmayın ki sindirebileceksiniz. Her gün katlanan nefretimizle, sizinle de kurduğunuz pis düzeninizle de mücadeleye devam edeceğiz. @gulnursaydam
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Yüce Divan'da yargılanmasına neden olacak belgeleri paylaşıyorum!
Başıboş bir apron, görmeyen kameralar, şüpheli İsrail jeti, düşen Libya uçağı!
Abdülkadir Uraloğlu’nun kamuoyundan gizlediği gerçeklere ait resmi belgeleri yayınlıyorum.
Düşen Libya uçağı olayının perde arkasını;
Esenboğa Havalimanındaki HALİNKOK komitesinin resmi toplantı tutanaklarıyla ortaya çıkardık.
Toplantı Tarihi: 30 Nisan 2026
Konu: Apron 5’teki Uçak Parkları
Katılanlar: DHMİ, Emniyet, Jandarma, TAV, Havayolu şirketlerinin yetkilileri
Belgeler, Esenboğa Havalimanında denetimsiz bir “tuzak alanı” yaratıldığını kanıtlar nitelikte.
Tuzağın adresi: Esenboğa Apron 5!
İki düşman ülke uçağının aynı apronda park ettirilmesi, uluslararası uçuş kurallarına aykırı olduğu halde;
Adım-1 ⬇️
22 Aralık’ta Esenboğa’ya inen Libya Genel Kurmay Başkanını taşıyan jet, garip bir şekilde;
Üst düzey yabancı yetkilileri taşıyan uçakların park ettirildiği Apron 1’e değil, havalimanının en uzak köşesindeki Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adeta bir tuzağa doğru çekiliyor.
Adım-2 ⬇️
Ertesi gün şüpheli bir İsrail jeti Esenboğa Havalimanına iniş yapıyor. O da Apron 5’e yönlendiriliyor.
Adım-3 ⬇️
İki düşman ülke uçağı, skandal bir şekilde, 1 saat 41 dakika boyunca Apron 5’te bir arada kalıyor.
Bu süreç boyunca Libya uçağı mürettebatı oteldeyken, İsrail jeti mürettebatı ve yolcuları Apron 5’te, Libya uçağıyla baş başa kalıyor.
Sonuç⬇️
Şüpheli İsrail jeti Esenboğa’dan kalkıp Tel-Aviv’e gidiyor. Ardından havalanan Libya jeti ise üç jeneratörünün de tuhaf bir şekilde birden bire arızalanmasıyla Ankara’da düşüyor. Kurtulan olmuyor.
Peki tuzak yeri neden Apron 5?
İşte bu sorunun yanıtı HALİNKOK belgelerinde!
Ankara Vali Yardımcısının başkanlık ettiği HALİNKOK’un resmi tutanaklarına göre;
🔴 DHMİ, Apron 5’e park yeri bilgisi giremiyor!
🔴 Apron 5’e giriş yapan uçaklar rastgele, kendi istedikleri yere park ediyor!
🔴 Havalimanı Kulesi ve Ramp Birimi Apron 5’i göremiyor!
🔴 Apron 5’te kamera problemi var!
🔴 Devasa apronda sadece 3 adet kamera var; 3’ü de sorunlu, görüntüler net değil!
Yani resmi belgelere göre;
5 No’lu Apron, Esenboğa Havalimanında operasyon yapmak için çok ideal bir kayıt dışı kör nokta durumunda.
Ulaştırma Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Apron 5 gerçeğini en başından beri biliyor olmasına rağmen, tedbir almayarak görevini kötüye kullanmıştır.
İsrail jetinin varlığı, Apron 5’teki kontrol dışı durum ve kamera rezaleti konusundaki açıklamalarımız için ‘tümü yalan’ diyerek, kamuoyunu yanıltmaya çalışmıştır.
Ulaştırma Bakanı, bizzat kendi sorumluluğundaki kurumun "kozmik" tutanaklarıyla yalanlanmıştır.
Türkiye’nin milli menfaatleri çerçevesinde, özellikle NATO Zirvesi öncesinde;
Ulaştırma Bakanı mutlaka görevden alınmalıdır!
Bakana şifreli not: Belgelerde adı geçenlerin kuruma olan aidiyet duygusunu rencide etmemenizi tavsiye ederim.
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
“— Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
— Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesi’nde okuttu, komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu.
— Peki, karma eğitimden dolayı mı kapatıldı?
— Hayır. Bu da değil; bütün dünyada okullar karma eğitim, kız erkek beraber okuyor.
— Peki ya neden?
— Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı.
Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.
Ben düşündüm; 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer!
Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim, onları topladım.
Bir de batıdan buldum: Eskişehir’den Emin Sazak.
Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
Yıl 1950 seçimlerinin olacağı zaman.
Dedik ki; köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok.
Menderes de 1950’de iktidara gelir gelmez, köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.
Demokrat Parti iktidara geldikten sonra, 27 Ocak 1954’te çıkarılan kanunla Köy Enstitüleri’ni ‘Komünist Yuvası’ propagandası ile kapattırdı.”
“Bir gazete yazarının dönemin Van milletvekili Kinyas KARTAL ile yaptığı bir röportaj:
İyi halt ettiniz şimdi terikatler sizi ele geçiriyor ağır ağır.. bakalım hangi ülkeye kaçacaksiniz ....