🔴 Cumartesi Günü İstanbul Kadıköy Rıhtım İskelesinde;
'PERFORMANS SANAT EYLEMİMİZ"DE Yoğun Yağmur altında Saatlerce Kilitli Kaldık!
Beni "DEMİR TESTERE" ile Kurtarmaya Çalışan VİCDANLI İSTANBUL'lulara teşekkür ediyorum 🤲.
#FreeDrHussamAbuSafiya
___
#Pazar "Ukrayna Trump İran"
Bediüzzaman hazretleri,
Kâfirlerin medeniyetiyle mü'minlerin medeniyeti arasındaki farkı şöyle anlatıyor:
"Birincisi;
medeniyet libâsını giymiş korkunç bir vahşettir.
Zâhiri parlıyor, bâtını da yakıyor.
Dışı süs, içi pis;
sûreti me'nûs, sîreti ma'kûs
bir şeytandır…
İkincisi;
bâtını nur, zâhiri rahmet;
içi muhabbet, dışı uhuvvet;
sûreti muâvenet, sîreti şefkat,
câzibedâr bir melektir."
"Paylaştığım İncil ayetindeki o antisemit tonu fark etmemişim. Tüm Yahudilerden özür dilerim" yazan Nevşin Mengü aslında çok temel bir şey yapıyor. Fark etmediği (aslında fark etmesini de doğal olarak beklemediğimiz) bir hususun bir insan topluluğunu kırdığını, bunun o insan topluluğuna bir hakaret anlamına geldiğini düşünüp özür diliyor. Aynı Nevşin'in başka durumlarda başka insan topluluklarına duyarsız kalmasından bağımsız olarak söyleyebilim ki insani bir şey günün sonunda bu.
Buradan devam edelim.
Müslüman olup olmamanız, Kur'an'a, Peygamber'e, Allah'a saygı duyup duymamanız sizin bileceğiniz bir şey. Şahsi tercihiniz. Fakat gördünüz ki komşunuz, tanıdığınız, arkadaşınız olan milyonlarca insan bir zırtapozun Allah'a, Peygamber'e, Kur'an'a yönelik sözlerini "hakaret" olarak değerlendiriyor. Yahu bir tane mi aklı başında insan yok aranızda? Biriniz de çıkıp "milyonlarca insan kendisini hakarete uğramış sayıyor, buna ne gerek vardı?" diyemiyor mu? Hepiniz birleşmiş ve neredeyse kudurmuş şekilde "burada hakaret yok ki" cümlesine ikna etmeye çalışıyorsunuz bizi.
Sizi bir cümlede bir inanç grubuna hakaret olup olmadığı konusunda kim otorite ilan etti lan?
Yahu bu memlekette tavşan üzerinden, mumsöndü üzerinden, Kızılbaş üzerinden bir dünya hakaret edildi Alevi kardeşlerimize. Bizim mahalleden bazıları bu hakaretleri ya görmezden geldi ya destekledi ama binlerce aklı başında insan "bu çirkin" dedi. Tek bir akıllınız kalmadı mı lan? Biriniz bile mi "yahu herif dini hassasiyet yüzünden denize haşema ile giren kadınlara sinli kaflı sövüyor, ayıptır be" diyemiyor? Bu kadar mı aptallaştınız?
Rahmi Koç'un çirkin Kürt fıkrasına "anlatana lanet dinleyene yuh olsun" diye tepki verdim lan ben. Duruyor işte orada. Gülen adam da Binali Yıldırım idi ha.
Denize haşema ile giren eşimize, kızımıza, anamıza ağız dolusu küfür ediyor lan o bilmem ne çocuğu. Ve siz bize "bunda hakaret yok ki" diyorsunuz.
"Denize mayo ile girenin...." desem bu cümlede de hakaret aramayacak mısınız mesela? Delirmişsiniz hepiniz. Siyasal iktidara olan öfkeniz komşunuza, tanışınıza, arkadaşınıza hakaret edilip sövülmesini destekleyecek kadar delirtmiş sizi. Size yazıklar olsun.
Sanat Sepet tayfaya ıslık gelmiş belli ki, kuyruklarını sallaya sallaya dökülmüşler ortaya. Bu lalelerin kendi fikirleri olmadığını sanırım artık herkes biliyor.
Allah'ın kitabının sarhoş berduşlar diliyle kamu önünde tahkir edilmesini ''hakkımız'' diye savunuyorlar. Bu yavşakları semirtmeyin.
Allah'ın kitabı size öz namusunuzdan evla değilse gidin kendinize ağlayın. Öz namusunuza küfredilmesini ''özgürlük'' kılıfı ile savunanın küfredenden farkı ne ?
İzzetli bir insan bunların gölgesine gölgesini değdirmez.
İ'lem Eyyühel-Aziz!
Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitab nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (A.S.M.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir. Eğer o âlem-i kebir, bir şecere tahayyül edilirse, Nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur. Eğer dünya mücessem bir zîhayat farzedilirse, o nur onun ruhu olur. Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur. Eğer pek güzel şaşaalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, Nur-u Muhammedî onun andelibi olur. Eğer pek büyük bir saray farzedilirse, Nur-u Muhammedî o Sultan-ı Ezel'in makarr-ı saltanat ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemaliyesiyle âsâr-ı san'atını hâvi olan o yüksek saraya nâzır ve münadi ve teşrifatçı olur. Bütün insanları davet ediyor. O sarayda bulunan bütün antika san'atları, hârikaları ve mu'cizeleri tarif ediyor. Halkı o saray sahibine, sâni'ine iman etmek üzere cazibedar, hayret-efza davet ediyor.
Mesnevi-i Nuriye - 116.sayfa / Bediüzzaman Said Nursi
Okurken dinliyormuş gibi yani, Üstad konuşuyor sen hayâlen dinliyormuş gibi okumak. Araya kimseyi sokmadan. Şunun, bunun izahatı, eklemeleri, haşiyeleri olmadan. Bizzat Bediüzzaman konuşuyor sen dinliyor gibi. ilâ ahir...
Bu zât birçok kimsenin anlayamadığı meseleyi çözmüş. 👏👏
Ey insan!
Şu kâinattan maksad-ı a'lâ;
tezahür-ü rububiyete karşı,
ubudiyet-i külliye-i insaniyedir ve
insanın gaye-i aksası,
o ubudiyete
ulûm ve kemalât ile yetişmektir."
Risale-i Nur Külliyatından