Şu aralar sıklıkla evden çalışanların yaptıkları çalışma alanı paylaşımlarını görüyorum. Önce bilgisayarlarını koyacakları güzel bir masa alıyorlar, sonrasında bir aydınlatma, derken kablo düzenleyici, sandalye, vazo, pegboard… O zaman diderot etkisi ve İkea’dan bahsedeyim>>>
Bir taşı on bin defa da havaya atsan uçmayı öğretemezsin demiş Aristo. Enerjinizi doğru işlere harcayın. Doğru insanlarla iş yapın. Taştan kuş, kuştan da taş olmaz..
Atatürk;
Sanatçıya “..Sanatçının eli öpülür.” dedi.
Köylüye “… Köylü milletin efendisidir.” dedi.
Öğretmene “… yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” dedi.
Doktora “..Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” dedi.
Gençliğe güvendi geleceğimizi emanet etti.
Sonsuz saygı ve minnetle.
İzledikten sonra bakış açınızı değiştirip hayatınıza yön verecek 21 TED konuşması:
1- Zindel Segal - Depresyonla nasıl başa çıkabilirsiniz?
2- Matt Walker – Uyku Sizin Süper Gücünüz
3- Julian Treasure – Nasıl Konuşalım ki İnsanlar Dinlemek İstesin?
4- Kelly McGonigal - Stresi nasıl kontrol altına alabilirsiniz?
5- Judson Brewer - Kötü alışkanlıklarınızdan nasıl kurtulabilirsiniz?
6- Matt Mullenweg - Evden Çalışmak Neden İşiniz için de, Sizin için de Faydalı Olacak?
7- Matthieu Ricard - Nasıl mutlu olabilirsiniz?
8- Tim Urban – Usta Bir Erteleyicinin Kafasının İçindekiler
9- Scott Geller - Nasıl motive olabilirsiniz?
10- Amy Cuddy - Vücut Diliniz Kim Olduğunuzu Belirler
11- Monica Lewinsky - Utancın Bedeli
12- Shonda Rhimes - Bu Yıl Benim Herşeye Evet Deme Yılım
13- Shane Koyczan - Bugüne Dek...
14- Andrew Solomon - Hayatımızın En Kötü Anları Nasıl Bizi Biz Yapar
15- Sarah Kay - Eğer Bir Kızım Olursa
16- Brene Brown - Kırılganlığın Gücü
17- Rita Pierson - Her Çocuğun Bir Şampiyona İhtiyacı Vardır
18- Amanda Palmer - Sormanın Sanatı
19- Simon Sinek - İyi Liderler Harekete Geçmenin İlham Kaynağıdır
20- BJ Miller - Hayatın Sonunda Aslında Önemli Olan Şey
21- Emilie Wapnick - Neden Bazılarımızın Yalnızca Bir Gerçek Hevesi Yok
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan güzel bir analiz;
EĞER;
TIP okursan karşına insan DNAsının şempanze ile %98 aynı olduğu çıkar...
BİYOLOJİ okursan karşına evrim çıkar...
FİZİK okursan karşına BİG BANG çıkar...
KİMYA okursan karşına elementlerin kaynaşmasıyla İLK CANLILARIN nasıl oluştuğu çıkar...
TARİH okursan karşına dinlerin nasıl ortaya çıktığı çıkar...
JEOLOJİ okursan karşına dünyanın 4,5 milyar yıl yaşında olduğu çıkar...
ARKEOLOJİ okursan karşına tüm Ortadoğu dinlerinin temelini oluşturan SÜMER kültürü çıkar...
PALEONTOLOJİ okursan karşına dinozorlar çıkar. Din kitapları yazmaz bunu...
EMBRİYOLOJİ okursan karşına insanın balık atasından kalma solungaçları ve kuyruk çıkar...
Ama hiçbir şey okumazsan
sana ne söylenirse ona inanırsın.
Hep başkasının sana sunduğu hayatı yaşarsın,
başkalarının doğrularıyla yaşamak zorunda kalırsın,
seni herkes kandırır.
Ama sen bunların hiçbirisini fark etmezsin bile...
12 adaları 1912’de verdik.....
Nerde mi?
Lozan şehrinin Ouchy semtinde.
Şu Lozanda adaları verdik diyip oku emrinden uzak güruhun meydanlarda Lozanda verdik deyip algı yaratması bundan!!
Araştırmayan halk da: “ulan savaşı kazandık- adaları verdik”e inandırıldı...
Osmanlı Devleti, bugün 12 Adalar olarak bilinen adaları İtalya'ya bırakıyor.
Sene 1912, “Uşi Anlaşması”dır bu gördüğünüz anlaşma. İtalya'ya bırakıyor fakat geçici olarak.
Anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde adalar tekrar Osmanlı Devleti'ne geri verilecek.
Fakat şartlara uyum sağlanmıyor.
Bu yüzden 3 yıl sonra, yani 1915'te Londra'da bu konu gündeme geliyor ve Londra Paktı denilen anlaşmada bu adaların tamamı İtalya'ya bırakılıyor.
Bakınız itiraz eden hiçbir padişah yok. Hiç sultan yok.
Adaları İtalya'ya bırakmakla kalmıyorlar aynı sene bir de Çanakkale Boğazı'na dayanıyorlar ve Çanakkale Savaşı'nı yapıyoruz.
Yani 12 Adalar önce Uşi'de, sonra da 1915’de Londra'da İtalya'ya verilmiştir.
Osmanlı temsilcilerinden biri Rumbeyoğlu Fahreddin Bey'dir.
Bu adam kim mi?
Türk milleti bir milli mücadele verirken, Kuvayı Milliye'yi kurmuşken, bu adam Kuvayı Milliye'nin karşısına Damat Ferit'in kurduğu Kuvayı İnzibatiye ile çıkan adamdır ve Yunan ordusunun yanında olmuştur. Savaş kazanılınca sürgün edilenlerin arasında yer almıştır.
12 Adaları İtalya'ya bırakan heyetin içerisinde bu adam vardır.
Şimdi asıl olaya gelelim...
Uşi Anlaşması'nın ismini aldığı Uşi, Lozan şehrinin bir semtidir. Bu yüzden 1912'de imzalanmış olan Uşi Anlaşması, İtalyan tarihinde Lozan Anlaşması olarak geçer. Fakat bizim bildiğimiz yani 1923'te imzalanan Lozan Barışı ile bu anlaşma birbirine karıştırılmasın diye bu anlaşmaya Uşi denmiştir.
İşte arkadaşlar sahte kiralık tarihçiler, yani Kadir Mısıroğlu, Armağan ve çetesi, bu durumdan faydalanıyor ve
12 Adaların Lozan Anlaşması'nda gittiğini söylüyorlar.
Halbuki o Lozan başka, bu Lozan başka. Ne yazık ki bunu bütün millete yutturdular ve böylece milletimizi Lozan barışına düşman ettiler.
Bizim bildiğimiz Lozan Anlaşması'nda ise bilakis Ege'de birçok ada Türkiye'ye geçmiştir.
Türkiye'ye Lozan Anlaşması ile geçen bu adalar ise, son 10 yılda Yunanistan'a bırakılmıştır.
Bugün Yunan papazların mangal yaptığı Ege adaları, uluslararası anlaşmaya göre halen daha Türklerindir...
Umulur ki bol bol paylaşılır, gruplara atılır, milletimiz bilgilendirilir...
Prof.Dr. Yusuf HALAÇOĞLU