Sevgili gençler, zaman bir kurtarıcı bekleme zamanı değildir.
Sizin hür fikriniz, hür vicdanınız sizin için en doğru rehberdir. Bu ülkenin aydınlık yarınlarını kurmak hepimizin üzerine düşen bir vazifedir.
Sonunda hem kendi geleceğinizi kurtaracak hem de sizden sonrakilere gururla anlatacağınız bir özgürlük destanınız olacak.
Senin şu fotoğrafın hiç aldatılmış hissettirmedi biliyor musun?
Altı okun üçünü bile algılayacak donanımı olmayan sana pek yakıştı o ampül.
En acısı da (dahi anlamındaki de ayrı yazılır) yıllarca yol yürüdüğün insanlar 12 metrekarelik hücrelerde senin de yıllarca mücadele eder gibi yaptığın bir parti tarafından esir tutulurken kalkıp gitmen bile değil.
En acısı senin gibi birinin milletvekili, belediye başkanı ve dahi grup başkan vekili olabilmesi. İşte en acısı ülkeyi esir alan bu ideolojisiz siyaset.
Ben “partimizden” gittiğimin ertesi günü sokakta eylemdeydim, AKP’nin zulmettiği insanların yanında, CHP’li dostlarımla da yan yanaydım.
Gittim diye kırılan, gönül koyan arkadaşlarım oldu ama utanıp da yüzüne bakamayacağım kimse olmadı, çok şükür!
Kavgayı satmadığımı, korkup da topuklamadığımı biliyorlardı çünkü.
Herkes sen değil, o partide de bu ülkede de onuruyla mücadele eden milyonlarca insan var ve emin ol, değil ben gibi göğsünü gere gere aralarında gezmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, sen onların gözlerine bakmaktan bile korkacaksın bundan sonra.
Şimdi söyle bakalım,
gerçekten sadece hapse girmemek için mi yaşattığın şu haysiyetsizliği kendine?
Yoksa başından beri mi sarayın ajanıydın?
Ailemin üzerinden elinizi çekin!
Önce sevgili eşim Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları hedef alındı. Ardından ailelerimiz…
Büyük bir sabır ve sorumlulukla, yaşananların “aileler üzerinden” yürütülen bir hedef gösterme kampanyasına dönüşmemesi için mücadele ediyoruz. Buna rağmen ailemiz ısrarla bu sürecin içine çekiliyor. Kayınpederim, çocuklarım ve abimden sonra şimdi de diğer abim…
İtibar zedelemek, kamuoyunda algı yaratmak ve siyasi hesaplar uğruna her türlü iftira ve karalama yöntemine başvuruluyor. Bu; ne vicdanla, ne hukukla ne de insanlıkla bağdaşır.
Masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı, bir hukuk devletinin vazgeçilmez ve dokunulamaz temel ilkeleridir. Bu haklar, siyasi saiklerle keyfi biçimde aşındırılamaz. Ailelerin, baskı kurmak için hedef alındığı hiçbir süreç meşru değildir. Hukuk; dedikodularla, yönlendirmelerle değil; yalnızca somut delillerle, adil ve şeffaf biçimde işletilmelidir.
Bu çağrı yalnızca benim ailem için değildir. Bu, hukuka, adalete ve demokrasinin asgari güvencelerine ihtiyaç duyan herkes içindir.
Artık yeter!
Aileler üzerinden yürütülen kirli senaryolara son verin!
Hukuku siyasetin aracı haline getirmekten vazgeçin!
Adil, temiz ve hukuka uygun süreçler derhal işletilsin!
Ciğeri 5 para etmez Süleyman:Türkiye de 85 terörist kaldı,silahı bıraksa ne olur?
10 binlerce kişinin katili Pkk kanlı terör örgütüdür diyor.
Süleyman: Mansur Yavaş'ın Milliyetçiliğine tüküreyim diyorsun.
Şimdi nasılsın?
Sözlerinin arkasındamısın?