Savcı “AFAD bizden değil” diyen Ruşen Çakır’ın içinden geçmiş adeta.
Savcının Ruşen Çakır’a sorduğu sorulardan bazıları:
- Kendi paranızı Haluk Levent’e emanet eder miydiniz?
- Milyarlarca lira buhar oldu. Kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?
- Size inanarak para yatıran insanlara kendi servetinizden ödeme yapacak mısınız?
- Deprem bölgesine hiç gittiniz mi?
Bu utanç verici sorularla muhatap olan Ruşen Çakır, Haluk Levent ile bir araya gelmediğini, DEPREM BÖLGESİNE HİÇ GİTMEDİĞİNİ ve kendisini sorumlu hissetmediğini söyledi.
Oturdukları yerden, deprem bölgesine adım dahi atmadan, oradaki insanların acılarına ortak olmadan, AHBAP pazarlamışlar.
İnsan utanır. Yazıklar olsun. Onca acının üzerinde nasıl tepindiniz.
Kendini hala CHP Genel Başkanı zanneden bunu da sosyal medya yazan @eczozgurozel parti kuracakmış 😂
Parti kuracak kişi başkasına ait sıfatı hala utanmadan nasıl kullanır…
İmamoğlu’nun aparatı olmaktan başka özelliği olmayan bunun kuyruğuna takılana acırım…
KAMUOYU ÇAĞRISI - PAYLAŞ
Siyasal Alevici Provokatör Mezhepçi Militan Serap Belovacıklı isimli Esadçı şahıs, sahibi FETÖ’den firarda olan Burak Akbay isinli şahsın kanalında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hükümetine “terör işbirlikçisi” imasında bulunmakta ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’yı kastederek: “Burası, bir katile kravat taktığınızda herkesin alkışlayacağı bir milletten oluşmuyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının milletle birlikte kurduğu bir devlet burası. Öyle iki tane teröriste kravat takınca saygı duyduramazsınız. Burası Suriye değil.” demektedir.
Böylelikle hem 1905 senesinde kendi devletine darbe planladığı için hapishaneye atılan Mustafa Kemal isimli subayın ismini telaffuz edip gelecek olası eleştiriler üzerinden Dindar-Atatürkçü fat hattı üzerinden provokasyon çıkarmayı amaçlamakta, hem de 100 binlerce insanı katleden İngiliz işbirlikçisi BAAS’ın Ulu Önderleri Hafız ve Beşar El Esed’e duyduğu mezhepdaşlık aşkına yenik düşerek 24 milyon insanın yaşadığı Suriye’de 22 milyon Sünni‘nin lideri olan Ahmed Şara’ya terörist demek suretiyle, hem Türkiye’de halk arasında mezhepçi provokasyon yapmaya çalışmakta hem de Türkiye’nin Suriye devleti ve halkı ile olan ilişkisine ve iletişimine, tam da insanlık düşmanı İsrail’in ve FETÖ’nün medya planlarına paralel şekilde sabotajda bulunmaktadır.
Bu itibarla mezhepçi provokatör Serap Belovacıklı hakkında CİMER’e suç duyuruları yapılmalı, bu şahıs yargılanmalı ve sahibi FETÖ’den firarda olan bir kanalda halkı kışkırtmasının önü alınmalıdır.
LÜTFEN PAYLAŞINIZ!
Şu selalar, göğsü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan edişinin sembolüdür.
Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun... 🇹🇷
O şehit ve gaziler ki yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar.
“Bu ülkeyi ruhunu bir dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz” dediler…
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış olmakla birlikte FETÖ tehlikesi hâlen devam etmektedir.
Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir yapıyla mücadele asla rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz.
Altını çizerek söylemek istiyorum:
Demokrasinin imkânlarını kullanıp kurumların içine sızarak güç devşiren, fırsatını bulduğu ilk anda da kendi insanına silah doğrultan habis bir zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu hiçbir zaman unutmamalıyız.
Çünkü Allah muhafaza, unutursak eski sıkıntıları tekrar yaşarız.
Unutursak şehitlerimize olan görevimizi yerine getirmemiş oluruz.
Unutursak 86 milyonun emanetine hakkıyla sahip çıkmamış oluruz.
O yüzden unutmayacağız, dikkatli olacağız, tetikte olacağız, müteyakkız olacağız, örgütle mücadelede gardımızı bir an olsun düşürmeyeceğiz.
Zalime merhamet etmek, mazluma zulmetmek demektir.
Biz ne bugün ne yarın böyle bir gaflete inşallah düşmeyeceğiz.
"15 Temmuz gecesi Genelkurmay önünde 48-50 kişi öldürüldü.
Ankara'da 100 bin tane cip araba vardır,
lüks büyük cipler vardır; hiçbiri evinden kalkıp yardıma gelmedi.
Elmadağ'dan yoksul bir köylü geldi o şehitleri taşımaya, traktörüyle geldi, yoksul köylü geldi."
l Merhum Gazeteci Nihat Genç l
Fatih Altaylı, son kullanma tarihi geçen bir muhalifi daha “yandaş” ilan etmiş...
Kendisi “müzmin muhalif" tanımının kusursuz bir örneği.
Sistem şöyle çalışıyor: İktidara zarar vereceğini düşündüğün herhangi bir şeyi (tuvalet terliği bile olabilir) kahramanlaştır, karşı çıkan olursa hain ve iktidarın adamı ilan et.
Kahramanlaştırdığın şeyin (tuvalet terliği) son kullanma tarihi geçince, onun için de “aslında yandaştı” de. (Eski twitlerini silmeyi unutma).
Hemen yeni bir kahraman adayı bul (platin saçlı birisi ya da kola kutusu olabilir), sistemdeki adımları en başından takip et.
Tarihe not düşmek adına ben de bir anımızı paylaşayım...
İlgili kişi bu aralar muhalif yayınların gözdesi haline gelen, hatta 15 Temmuz darbe girişimi hakkında "şaibeli" imasında bulunacak kadar sefilleşen Hüseyin Çelik.
Dershanelerin kapatıldığı, Gezi olaylarının patlak verdiği, 17/25 Aralık kumpaslarının kurgulandığı, darbeye giden taşların döşendiği o dönemde, FETÖ ile her alanda mücadele ediyor, gerçek yüzlerini, münafıklıklarını ifşa ediyorduk.
O günlerde hem de Ak Parti çatısı altında Hüseyin Çelik bize gelip: "SİZ NE YAPTIĞINIZI ZANNEDİYORSUNUZ? MELEK ANNE ÇOK ÇOK ÜZGÜN. BÖYLE DEVAM EDERSENİZ BAŞINIZA NE GELECEĞİ BELLİ OLMAZ" diyerek aklınca bizi tehdit etti.
“Melek Anne” diye bahsettiği kişi, FETÖ'nün kasası firari Akın İpek'in annesi idi.
Elbette hak ettiği cevabı aldı ve biz yolumuzdan sapmadık.
Bu meselenin hemen ardından önce bizzat Fethullah Gülen tarafından hedef gösterildik, telefonlarımız yasadışı dinlendi, montaj ses kayıtlarına eklendik, ardından da kumpas davalarının içine isimlerimiz serpiştirildi ve bizi mahkum etmek istediler.
Evet, bugün muhalif ekranlarda demokrasi ve hukuk nutukları atan Hüseyin Çelik'in nasıl bir Akın İpek tasmalısı, nasıl bir FETÖ postacısı olduğunu, bugün de hıncının neyden kaynaklandığını biz çok iyi biliyoruz.
Milletimiz de bilsin...