Yaz geldi, tatile gidemeyen çocuklar tabletle, telefonla baş başa kaldı. Çocuklar tablete ve yanlızlığa mahkum olmasınlar diye İBB Çocuk Yaz Okullarını başlattık!
Bu okul eğlence, yetenek keşfi ve arkadaşlık üzerine kurulu! 7-11 yaş arası çocuklarımızın yaşıtlarıyla keyifle zaman geçireceği, yeteneklerini fark edeceği ve doyasıya eğleneceği bir program.
📍 İstanbul genelinde 32 farklı Çocuk Etkinlik Merkezimizde (ÇEM)
🧒 7-11 Yaş Grubu
💸 Katılım Tamamen Ücretsizdir!
🗓️ 1. Grup Başvuru Tarihleri: 20 - 26 Temmuz 2026
🎨 Etkinlik Tarihleri: 3 - 7 Ağustos 2026
Kayıtlar kreşlerimizin kontenjanları ile sınırlı. Başvurularınızı Yuvamız İstanbul web sitesi üzerinden veya İstanbul Senin mobil uygulamasından hemen yapabilirsiniz.
#İBBÇocuk #Yuvamızİstanbul #YazOkulu #UmutBurada #İstanbulBüyükşehirBelediyesi
Abi üzüntüden kalp krizi geçireceğiz artık. Lütfen yeter, durun artık. Dünya'nın en güzel coğrafyası ve insanı yaklaşık 4-5 bin kişilik bir aç gözlüler ordusu tarafından sömürülüyor
Mesajımızı RT’leyerek yaygınlaştırmamıza yardımcı olur musunuz? 🎨
Açık Çağrı: Galeri Beylikdüzü Görsel Sanatlar Yarışması başvuruları Başladı!
Görsel sanatlar alanındaki güncel çalışmalar için alan açmak ve genç sanatçılara destek olmak amacıyla ilkini düzenlediğimiz “Galeri Beylikdüzü Görsel Sanatlar Yarışması” başvuruları 17 Nisan - 17 Mayıs 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.
Galeri Beylikdüzü Görsel Sanatlar Yarışmasına; https://t.co/yVXqRzAEq0 adresinden başvurabilir, şartname ve başvuru koşullarına da aynı siteden ulaşabilirsiniz. Tüm gençleri bekliyoruz. #galeribeylikdüzü #yarışma #gençsanatçılar #başlıyoruz
Akran zorbalığı araştırmamızda bu günlerin geleceğini söylemiştik. Bir zorbalık pandemisine gireceğimizi iki yıl önce uyardık. Bu daha başlangıç, daha ağır vakalar kapıda. Eğitim ve Aile Bakanlığı’nı defalarca bilgilendirdik. Artık somut adımlar görmek istiyoruz.
Gazete Oksijen köşemde bugün yayınlanan makalem...
Scroll Ettikçe Kaybolan Genç Zihinler
https://t.co/7TGEi8xkMg
Kısa kesit:
Gençlere ebeveynlerinin hayatını nasıl hayal ettiklerini de sorduk. Cevaplar şaşırtıcıydı. Büyük çoğunluk, anne-babalarının gençliğini “rahat”, “huzurlu” ve “sakin” olarak tanımladı. Bu kuşak, 90’ları bilmiyor ve hatta gözlemlemiyor bile. Bu da bize gençlerin zihinlerinde idealize edilmiş bir geçmiş yaratma eğiliminde olduklarını gösteriyor. Melankoliye erken yaşta tutunmuş bir kuşaktan söz ediyoruz. Ancak bu melankolinin, nostaljinin ve hasretin yöneldiği geçmiş çok da uzaklarda değil. Araştırma verileri, gençlerin “eski güzel zamanlar” dediği dönemin ortalama 6-7 yıl öncesine tekabül ettiğini gösterdi.
Yani henüz 20’li yaşlarının başında olan bir genç, 14 yaşındayken yaşadığı bir dönemi özlüyor. Bu kadar erken yaşta nostalji duymak, gelecekle bağ kuramayan bir zihinsel yapının göstergesi. Çünkü geleceği inşa edecek hayaller yerine geçmişe tutunmak, umudun yerini kaygının aldığını işaret ediyor.
Gelelim bu yazıyı kaleme almama sebep olan asıl bulguya.
Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 32’si “çok kaygılı” olduğunu belirtti. Kaygı kaynaklarını sorduğumuzda, ilk sırada yüzde 60’ı geçen bir oranla “ekonomik belirsizlikler ve gelecek korkusu” yer aldı. Buraya kadar olan kısım, kamuoyunun aşina olduğu veriler.
Ancak bizi asıl derinden etkileyen, her üç gençten birinin açıkça “mental sağlığıyla ilgili kaygı duyduğunu” ifade etmesiydi.
Peki bu mental sağlık kaygıları en çok nereden besleniyor?
Veriyi derinlemesine incelediğimizde, kaygı düzeyinin sosyal medya kullanımıyla doğrudan ilişkili olduğunu gördük. Günde 0-2 saat sosyal medya kullanan gençlerin yalnızca yüzde 24’ü kendini “çok kaygılı” olarak tanımlarken, bu süre 5-8 saate çıktığında oran yüzde 40’a yükseliyor. Şimdi sıkı durun: Günde 8 saatten fazla sosyal medya kullanan gençlerin yüzde 60’ı, kendini “yoğun kaygılı” ya da “mental olarak çökkün” hissettiğini söylüyor.
Makalenin tamamı için:
“Beni betona gömmek istiyor” sözü inanılmaz kanıma dokundu. Bir insana bu kadar şey yapılmaz. Bunun adı işkencedir. Bu zalimliğe ses çıkartmak zorundayız.
Bu ülkede “fakir çocuk” annesi çöp toplamaya gidince yanarak öldü, “ayrıcalıklı çocuk” yangın tedbirsiz otelde öldü, “Türk çocuk” önünüze katıp çatı��maya götürdüğünüz için öldü, “Kürt çocuk” zırhlı araç çarptığı için öldü, “işçi çocuk” okulu bırakıp fabrikada kolunu kaptırıp öldü, “Suriyeli mülteci çocuk” kaçak çalıştığı yerde asansöre sıkışıp öldü, “üniversiteli çocuk” sokakta dövdürdüğünüz için öldü, “tarikata verdiğiniz çocuk” üstüne kapı kitlendiği için yanarak, dayanamayıp intihar ederek öldü, “mezun çocuk” iş bulamadığından öldü, “aşiret çocuğu” koca köy organize olup öldürdüğü için öldü, “mendil satan çocuk” tecavüz edilip öldü, “yeni doğmuş çocuk” hastane çetelerinin elinde, “kaykay yapan çocuk”, “harçlığını çıkarmak için çalışan çocuk” sokak güvenliği olmadığı için, “sitede oturan çocuk” kolonu kesilmiş bina yüzünden “sporcu çocuk” inşaatı denetlenmemiş otel yüzünden öldü. Siz hangi çocuğu koruyup kollayabiliyorsunuz da ne yüzle çocuk istiyorsunuz?
Cezaevinde tutuklu bulunan gençleri, günlük hayatın içinde işine-evine giden vatandaşlara metrolarda hatırlattık. Bu ilk saha çalışmamızdı, aldığımız tepkiler inanılmaz güzeldi. Paylaşırsanız çok daha fazla insana ulaşmamıza yardımcı olur, bize cesaret verirsiniz.
Yandaş sermayeyi kampüslerinde istemeyen Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri kazandı: Direnişimiz sayesinde EspressoLab bayiliği “Ethos Kafe” kapanıyor.
Kampüslerde öğrenci iradesini yok sayanlara inat, kamusal alanlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Örgütlü mücadelemizi hiçbir kuvvet yenemez!
Arkadaşlar özgür özeli bu hale getiren bizleriz. İü öğrencileri o barikatı yıkmasaydı, akademik boykot yapmasaydık ve ilk hafta meydanlarda mitinge değil eyleme geldik diye haykırmasaydık bu iş buralara gelmezdi o yüzden lütfen gücümüzün farkına varalım. Direne direne kazanacağız
Bizim tek büyük hakikatimiz binlerce y��ldır yoksul, dermansız, sahipsiz oluşumuzdur.
Yoksulluğun çaresizliği ile dermansız bir çocuk garibanlığına, mahcubiyetine terk edilmiş, neşesi tüketilmiş milyonlarca Cemre’den daha mühim hiç bir meselemiz yoktur. https://t.co/VljJ9LwVWI
“OLAY” klibi, 6 Eylül 2019’da yayınlanmıştı. O günden bu yana Türkiye’de yüzlerce başka utanç verici olay yaşandı.
Utanç Müzesi olarak, toplumsal hafızamızı diri tutmak arzusuyla “OLAY” müzik videosunun bir yeniden yapımını yayınladık.
Hatırım olan insanlardan izlemelerini ve paylaşmalarını rica ediyorum. Çok zorlu bir yola çıkıyoruz. Biz bunun için günde 12-13 saat çalışıyoruz fakat sizin desteğiniz olmadan bunu başarmamız mümkün değil.
Uzun bir zamandır yaptığımız çalışmaları yeni bir aşamaya taşıyoruz, çok yakında siyasî partimizi kuruyoruz!
Kimse gelip bizi kurtarmayacak. Ne yapacaksak, kendimiz yapacağız.
Her şeyi kendimizden bekleyeceğiz.