Zihinsel enerjinizi koruyun. Çünkü bazı savaşlar gerçekten kazanılmaya değmez.
Gün içinde farklı insanlarla, farklı düşüncelerle ve zaman zaman negatif enerjilerle karşılaşabiliyoruz. Her sözün, her davranışın ve her tartışmanın içine girmek zorunda değiliz. Asıl mesele, hangi savaşın bizim için gerçekten önemli olduğunu ve hangisinin enerjimizi tüketmekten başka hiçbir işe yaramadığını ayırt edebilmek.
Hayatta sahip olduğumuz en değerli şeylerden biri zihinsel sağlığımız. Çünkü zihnimiz yorulduğunda, aslında hedeflerimizi, hayallerimizi ve bizi gerçekten mutlu eden şeyleri de gözden kaçırmaya başlıyoruz.
Bu nedenle enerjimizi her tartışmaya, her insana ve her olumsuzluğa harcamak yerine; bizi geliştiren, huzur veren, mutlu eden ve gerçek hedeflerimize yaklaştıran şeylere yöneltmeliyiz.
Her şeye cevap vermek zorunda değilsiniz.
Her savaşa girmek zorunda değilsiniz.
Her şeyi düzeltmek sizin sorumluluğunuz değil.
Bazen en büyük güç, mücadele etmek değil; neyin mücadele etmeye değmeyeceğini bilmektir.
Çünkü hayat, enerjimizi tüketen şeylerle değil; enerjimizi doğru yere harcadığımızda güzelleşiyor.
Kendinizi, zihninizi ve huzurunuzu koruyun.
Çünkü bazı şeyleri kazanmanın bedeli, kendinizden eksilmekse… o savaşı hiç kazanmamak daha iyidir…
Bir şeyler okumadan, birkaç satır yazmadan geçen her gün bana eksik yaşanmış bir gün gibi geliyor.
Okudukça yeni pencereler açılıyor, yazdıkça insan hem kendini hem de hayatı daha iyi anlıyor. Belki de yaşamın en güzel taraflarından biri, insanın içinden geçenleri kelimelere dökebilmesi, kendini olduğu gibi ifade edebilmesidir.
Bu yüzden ifade özgürlüğünü sadece hukuki bir hak olarak değil, insan olmanın en doğal parçası olarak görüyorum. Çünkü insan, düşündüğünü söyleyebildiği, hissettiğini yazabildiği ve kendini korkmadan ifade edebildiği ölçüde gerçekten özgürdür.
Benim için okumak, yazmak ve düşünmek sadece bir alışkanlık değil; hayatın içinde nefes almak kadar kıymetli bir yolculuk…
İnsanın gerçek zenginliği, sahip oldukları değil; başkalarının hayatına kattıklarıdır.
Sadece şahsi servetini büyütmek, daha fazla kazanmak, daha fazla sahip olmak ve bütün hayatını kendi konforu etrafında kurmak için yaşayan insanların gerçekten “yaşadığını” düşünmüyorum.
Çünkü insan, yalnızca kendisi için yaşadığında hayatın anlamını eksik bırakır. Ne için doğduğunu, neden yaşadığını ve bu dünyadan geriye ne bırakacağını sorgulamadan; bütün ömrünü makam, para, güç ve kişisel menfaat peşinde tüketmek, bana göre yaşamak değil, yalnızca var olmaktır.
Benim gözümde insanı insan yapan en temel değerlerden biri, kendisinden başkasını da düşünebilmesidir. Bir çocuğun eğitimine katkı sunmak, bir hayvana sahip çıkmak, bir ağacın korunması için mücadele etmek, ihtiyaç sahibinin elinden tutmak, toplumun daha adil ve daha yaşanabilir olması için emek vermek… Bunların her biri insanın dünyaya bıraktığı gerçek izlerdir.
Bu nedenle sivil toplum benim için yalnızca bir kurumlar bütünü değil, toplum vicdanının örgütlenmiş hâlidir. Hayır işleri, gönüllülük, dayanışma ve toplumsal sorumluluk son derece kıymetlidir. Sivil toplum kuruluşlarının amacı da kişisel kariyerlerin, itibar arayışlarının veya şahsi menfaatlerin aracı olmak değil; topluma değer üretmek, sorunlara çözüm bulmak ve insanlara dokunmaktır.
Tam da bu nedenle sivil toplum anlayışımızın ciddi biçimde yeniden ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Sivil toplum kuruluşlarının başında bulunanların, bu kurumları kendi kişisel geleceğini inşa etmek için değil, toplumun geleceğini iyileştirmek için yönetmesi gerekir. Sürekli kendisi için alan, fakat topluma hiçbir şey vermeyen; makamı bir amaç, toplumsal faydayı ise bir araç olarak gören anlayışın artık değişmesi şarttır.
Çünkü bir makamın değeri, o makamın insana ne kazandırdığıyla değil; insanın o makam aracılığıyla topluma ne kazandırdığıyla ölçülmelidir.
İnsan dünyaya yalnızca daha çok şeye sahip olmak için gelmez.
İnsan, kendisinden daha büyük bir anlamın parçası olmak için yaşar.
Geride bırakacağımız en büyük miras banka hesaplarımız, unvanlarımız, makamlarımız veya sahip olduğumuz mülkler olmayacaktır.
Gerçek mirasımız; bir insanın hayatına dokunmak, bir iyiliğe vesile olmak, bir yarayı sarmak, bir çocuğun geleceğine umut olmak ve bu dünyayı bulduğumuzdan biraz daha iyi bırakabilmektir.
Çünkü sonunda hepimiz aynı soruyla karşılaşacağız:
“Ne kadar biriktirdin?” değil, “Ne kadar fayda sağladın?”
Ve belki de insanın gerçek zenginliği tam olarak burada başlayacaktır…
@TurkTelekom rezillik turk telekom magnet paketini alip 940 tl parasini da alip interneti bagladik diyip her aradigimizda 20 kisiye baglanan o telefon hatti ve 9 gb kullanildi denmesi ve sonuc : internet yok !!! Yaziklar olsun #turktelekom#TurkeyWatch
#türkiyeyüzyılı İstanbul'da saldırı hazırlığındaki terörist IŞİD üyesi, Kızılay'dan engelli maaşı alıyormuş ve kirasını da Kızılay ödüyormuş...! #hemenseçim #ülkeyimahvettiniz #defolungidin
Size bazı şeyler anlatmak istiyorum.
Bu fotoğrafa çok iyi bakın.
Bu fotoğraftaki genç, hatıra olarak annesine göndermek için bu fotoğrafı çektirdiğinde 24 yaşındaydı ve tek hedefi, yüzbaşı olarak Rumeli'ye atanmaktı.
Ama BAŞARISIZ oldu. Hapse düştü ve Suriye'ye sürüldü.