Yalnızlığı kendimi geliştirmenin tek yolu olarak gördüm. Ama çevremde olup biteni kaçırmak ve yanımdan akıp giden hayat nehriyle yüzümü yıkamamak da bana aptalca geliyordu
Az kaldı. Rabbim çevremde gösterip elletmediği cenazelere dahil etseydi beni bu kadar darılmazdım sana.
Çocukluğumu travmalara, ergenliği intihara sürükleyici, gençliği belirsiz kavgalara adanmış bir hayattı. Sana sarıldım hep. Yoksun belki de.
Ne bileyim işte aylak aylak dolanırken kelime haznesiyle ve konuşma stiliyle kandırdı beni zamanla da öğretmenim oldu işte şimdi vefat edince tadım tuzum kalmadı. Rahmetin bol olsun ilber hocam
Tarihi bir an daha. Olağanüstü rejimin olağanüstü bakanı. Türkiye benim bildiğim kadarıyla daha önce böyle bir yemin görmedi. Ülkeyi nereye götürdüklerini biliyorlar. Başka bir yolları olmadığını da. Bağırıp sesleri bastırmak ve ezmek dışında bir yönetim teknikleri de kalmadı ellerinde. Hem gücün hem sıkışmışlığın görüntüsü. Siyasi ömürleri bir kişiye bağlı onca insan. O yoksa onlar da yok. Bağırıp çağırmak dışında bir işlevleri de... Birkaç sokak ötedeki semt pazarına çıkamazlar. En korunaklı yerde bile halka olup birbirlerini kollamak zorundalar.