Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
Adamın söylediklerine dikkat edin. Ülkeniz soykırım üzerine kurulmuş diyor, ardından da diliniz çalıntı diyor. Ne kadar tanıdık geldi. Aniden öfkeyle söylemiyor, tamamen bilinçli ve sistematik bir projenin mahsulü bu sözler.
Türklere yönelen en tehlikeli saldırılardan biri Türklüğü yapay bir kimlik olarak göstermek. Bir diğeri de Türkleri Anadolu'da işgalci olarak gösterip Türkiye'nin meşru bir devlet olmadığını ispat etme çabası.
Adamın söyledikleri tam da bu. Ülkeniz soykırım üzerine kurulmuş diyor. Yani ülkeniz meşru değil, Türkiye diye bir devlet olmamalı diyor. Buraya çıkıyor çünkü soykırımla var olan bir ülke, ülke değil terör devletidir. Adam bize açıkça bu iftirayı atıyor.
Mesela yarın öbür gün Türkiye bir saldırıya uğrasa bu adamın yaymaya çalıştığı düşünceye göre sorun olmaz bu. Türkiye zaten soykırımla kuruldu, en baştan beri var olmaması gerekiyordu, başına ne geliyorsa hak ediyor der geçerler. Örnek bu ama işin gelebileceği noktalardan biri bu.
Diğer söylediği şey, diliniz çalıntı demesi. Türk dilini yok sayıyor, yani direkt Türklüğü yok sayıyor. Türk yok ki dili olsun, sağdan soldan çaldınız demeye getiriyor. Hani bize devamlı dna testi yaptırın, Türk değilsiniz devşirmesiniz diyenler var ya, hepsi aynı amaca hizmet ediyor. Hepsi Türk diye bir şeyin olmadığını söylüyorlar. Bir düşünün bu saçmalıkları kimlerden duyuyoruz bütün gün.
Türk yemeklerinin ve Türklere ait geleneksel kıyafetlerin, dansların, müziklerin çalınması da tam olarak aynı projenin ürünü. Türk yok ki Türk yemeği olsun diyorlar. Adam da Türk yok ki Türk dili olsun diyor işte. Yani Türklüğü yapay bir kimlik olarak gösterme çabası, biz cumhuriyetle var olmuşuz ve azınlıkların kültürüne diline falan çökmüşüz.
Bu iftiralar tek bir yerden atılmıyor. Bakıyorsun farklı farklı Türk düşmanı unsurlar aynı şeyleri papağan gibi tekrar ediyor. Çünkü proje bu. Türklerin Anadolu'daki varlığını kabul etmeyenler ve asla kabul etmeyecekler birlik olup Türklüğe hücum ediyor. Dün üzerimize kılıçla topla tüfekle geliyorlardı, beceremediler. Bugün yine birlik olmuş üzerimize geliyorlar ama bu sefer daha sinsi bir yolla geliyorlar. Yöntemleri farklı olsa da amaçları aynı. Bizi boğmak. Bizi Anadolu'dan atmak. Bize ait olanı almak. Türklüğü yok etmek.
Türk gencinin böyle bir saldırıya uğraması üzücü ama adamın söylediği o iki söz düşmanlarımızın zihniyetini güzel yansıtmış. Buna dikkat etmeli, bu söylediklerine odaklanmalıyız. Onlar bizi Anadolu'dan atmak, Türklüğü silmek istiyorsa biz de Anadolu'da tutunacağız, Türklüğümüze sahip çıkacağız. Bunun için de onların pis niyetlerinin farkında olacağız.
Devlet nerede? Yeter artık. Türkleri katleden bir PKK'lıyı DEM Parti'nin mitinglerinde terörü ve bölücülüğü öven konuşmalar yapması için mi tahliye ettiniz?
Şu hayatta en büyük kinin ne diye sorsalar şu şeyh sait mevzusu derim..şeyh saite hakaret ettim diye cezaevine girdim, bayağı bayağı şeyh saite hakaret ettim diye 6 ay önce onun isyan ettiği devlet beni cezaevine attı, 4 ay boyunca denetimli serbestlikle karakola gidip geldim, 1 ay kamu göreviyle hal müdürlüğünde bildiğin yerleri çöpleri süpürdüm, özel bi okulda it uzmanıyken sicile suç işlendiği için işimden oldum, bir de avukat masrafı olarak 40 bin lira da borç sahibi olduk (avukat da yine şeyh saitin torunun oğlu bildiğin aile işi kurmuşlar yani) ..ve bütün bu sıkıntıları şeyh saite hakaret ettim diye yaşadım. Ki bu sadece benim yaşadıklarım, mahkeme sürecinde adliyede görevlilerle konuştuğumda 16-17 yaşında çocukları bile şeyh saite hakaretten mahkemelerde süründürdükleri, 40-50 bin lira tazminat ödettikleri bir sürü hikaye dinledim. Burdan çocuğun birisi bana ulaşmıştı o dönem, çocuk küfür bile etmemiş, şeyh saite vatansız hain dedi diye üniversite hazırlığındaki çocuğa dava açmışlar para koparmak için, çocuk 1 hafta sonra üniversite sınavına girecekken mahkemelerle falan uğraştırmışlar, gencecik çocuk bunlar yüzünden aylarca mahkeme stresiyle üniversiteye hazırlanmaya çalışmış. Ve mesele şeyh saite hakaret etmek kafayı yersin yani. Bu şeyh saitin torunu da akp milletvekili o yüzden kimse bişey de diyemiyor, avukat da o vekilin oğlu..Yani kendi çektiğim sıkıntıları geçtim bunların 3-5 kuruş tazminat almak için bu ülkenin gençlerine çektirdiği çileyi, hele ki şeyh sait için bunları yaşatmalarını unutursam yedi düvel beni yatırıp bi ömür siksin amk
On iki kadın ve çocuğu yaktı; dışarı çıktı, film yıldızı gibi konferanslara katıldı ve düzenli olarak Türk milletine nasihat veriyor. Bunun bize şu pişkinlikle nasihat vermesine vesile olanlar da aynı pişkinlikle bize vatan ve millet nasihatı veriyor. Güzel ülke, özgür ülke.
Gelen tepkiler üzerine o paçavrayı oraya asanlara da müsaade edenlere de ceza verin, görelim delikanlılığınızı?
Astırdınız, şovu yaptırdınız, şimdi “kaldırıyoruz” diyerek gaz alıyorsunuz. Her zamanki tezgah, her zamanki düzenbazlık…
Lig şampiyonu Erzurumspor’ken ve bu uygulama yalnızca şampiyon takıma özel yapılıyorken, Diyarbakır'a ait lig https://t.co/lCWZVhLQKX takımın bayrağının İstanbul'da köprüye asılması Türk halkını tahrik değil midir?
Hoş, bu halk artık hainlere tepki gösterir mi? O da ayrı komedi.
Bu olay öyle bir olay ki, o dönem bir film olsa en epik sahnelerinden olurdu.
Türkçü bilinen Rıza Nur, Maliye Bakanı Renda'yı mecliste anti-Türkçülükle suçlar. O gün mecliste olmayan Renda, konuyu öğrenir, bir sonraki oturumda Rıza Nur'a bir şans tanır ve sözünü geri almasını ister.
Rıza Nur sözünü geri almayınca, İttihatçıların en nazik adamı Renda, kürsüde bir öldürücüye dönüşür ve Rıza Nur'un geçmişte Türk karşıtı Arnavut isyanına silah desteği verdiğini ve bölücülük yaptığını ifşa eder.
Bu ifşa mecliste öyle şok etkisi yaratır ki locada oturan Atatürk bile şaşkınlığını gizleyemez ve Nutuk'ta bu hadiseden bahsetme gereği duyar.
Rıza Nur söylenenleri inkar edemez. Sadece o devirde kimsenin Türkçü olmadığını gevelemeye çalışır. Tabi bu kez Türkçü mebusların tepkisini çeker.
Bu hadise deyim yerindeyse Rıza Nur'un ayarını bozar. Onu siyasi bir ölü haline getirir ve en naziği dahi olsa bir İttihatçıya Türklük üzerinden saldırmanın ne kadar ölümcül hata olduğunu gösterir.
Gizliliği 2025 yılında kaldırılan 1935 tarihli istihbarat raporu...
Amerikan ve İngiliz uzantılı Bahai Tarikatı'nın pek çok şehirde örgütlendiği ortaya çıkarılmış... Merkezi Hayfa'da... Misyonerlerle bağlantılı... Liderleri İngiliz nişanına sahip...
Hep aynı ihanet.
Tarikatın 1930'lardaki lideri, (bugünkü liderinin büyük dedesi) Türkiye'nin baskısıyla yabancı bir ülkede tutuklanmış ama büyük bir devlet tarafından serbest bıraktırılmış.
Bu tarikatın bugün Türkiye'de külliyesi olduğu haberleri mevcut.
Devlet arşivinde dolanırken gizliliği kısa süre önce kaldırılan çok mühim bir evraka rastladım.
Yakın zamanda Türkiye'de yapılanmaya başlayan kökü dışarıda bir tarikat, 1930'larda devlet büyüklerine suikast planlamış. Müritlerinden biri, bir jandarmayı şehit etmiş.
Şarkın ve Garbın hükümdarı, yeni bir çağın adım atanı, rönesansın Türk topraklarındaki karşılığı Büyük Türk Hakanı Fatih Sultan Mehmet Han’a saygıyla…
İstanbul’un ebediyete kadar TÜRK toprağı olacağının müjdecisi #İstanbulunFethi kutlu olsun!