Asıl soru böylesine büyük bir kamu zararına rağmen kamu zararına ilişkin herhangi bir dava yürümüyor olmasıdır.
Faiziyle beraber 2 milyar dolar ödeme yapılacak ama ortada kararın sorumlusu bir kişi bile yok öyle mi?
🔥 3. Lig'de Pazar 16.00'da oynanacak Eskişehirspor-Kütahyaspor maçının bilet satışı sürüyor.
An itibariyle kombineler dahil 23 bini geçti...
Sayın TFF;
Eskişehirspor taraftarı 15 saatte 23 bin bilet satın aldı. PFDK'ya sevk için neyi bekliyorsun?
Yalova’da etkisiz hale getirilen teröristler çocuklarını saatlerce kendilerine kalkan olarak kullandı. Polise saatlerce çocukları çıkartmaya çalıştı.
Teröristlerin mahallesinde oturan başka bir şahıs ise video çekip polisin evi yaktığı yalanını paylaştı.
Bu mahalledeki herkes incelenmeli. Bunlar devleti ve polisi kafir olarak görüyor. Çocuklarını bu şekilde büyütüyorlar. @EmniyetGM@AliYerlikaya@TC_icisleri
🚨Bir polis memurunun Öcalan’la görüşen AKP ve MHP’ye sitemi, adeta Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü:
📌Bu süreç başladığından beri uyku uyuyamıyorum.
📌Burada her zaman son sözü Türk milleti söyler.
Yıl 1992.
https://t.co/jX14qw1L9Bğu'da Subay Komando Bölük Komutanısın. Tepeyi bacağını kaybetmek pahasına almışsın.Mehmetlerine birşey olmaması için en önde sen gitmişsin. Tepeye telsiz kodun senin şerefine isim olarak verilmiş.Hepsi senaryo değil salt gerçek.
Evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun !
Devrim şehidimiz Uğur Mumcu’nun, Doğan Avcıoğlu’nun vefatının ardından yazdığı 3 Kasım 1986 tarihli yazı:
“AVCIOĞLU
Doğan Avcıoğlu'nu üçüncü ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.
Avcıoğlu, ‘Türkiye'ye özgü devrim’ anlayışının yürekli ve yılmaz bir savunucusuydu. Kurtuluş Savaşı, Türk tarihi ve Türkiye'nin toplumsal yapısı gibi konularda son nefesini verinceye kadar düşünen, konuşan ve yazan bir dirençli devrimci yazar ve düşünürdü Doğan Avcıoğlu...
Ölümünden bir hafta önce Çamlıca'daki evinde ‘ölüyorum arkadaş’ diyordu.
- Ölüyorum. Sana hep iki bin yılına derdim ya; göremeyeceğim iki bin yılını... Sizin işiniz zor, Türkiye yine çıkmaza giriyor...
12 Mart döneminden sonra CHP iktidara gelmiş; Ecevit de Başbakan olmuştu. Avcıoğlu, CHP'ye o günlerde ‘umut otobüsü’ adını takmıştı.
- Ağzıma fermuar takıp bekleyeceğim. İki bin yılında fermuarı çözeceğim. O zaman konuşacağım. O zamana kadar ‘cici demokrasi’, göreceksin yine başını duvara vuracak. Birçok arkadaşımız ‘umut otobüsüne’ bindi. Sakın ha, sen binme!..
Peki 12 Mart döneminden sonra Avcıoğlu hangi görüşü savunuyordu? Avcıoğlu, ‘Devrim ve Demokrasi Üzerine’ adlı kitabında bu düşüncelerini şöyle özetliyordu:
Bir nokta kesindir: Sivil-asker her çeşit cuntacılık ya da bir zamanların moda deyişiyle ‘tepeden inmecilik’ çözüm değildir. Halk kesimlerinin örgütlü gücüne dayanmadan devrimci atılımlar başarılamaz. Oysa bu güçler örgütsüzdür...
Avcıoğlu, 1980 yılının başında kaleme aldığı bir yazısında, Türkiye'nin ‘neo-kolonial’ bir sistem içine sokulduğunu, bu sistemin Türkiye'yi totoliter sağ bir yönetime sürükleyeceğini yazıyor ve şu endişesini dile getiriyordu:
- Yerli ve yabancı büyük sermaye diktasına dayalı bu ‘ihracata yönelik açık pazar ekonomisi’nin siyasal sistemi, örtülü ya da açık faşizmdir. Dış politikada bedeli Batı'nın petrol bekçiliğidir. (…) Sınıfsal açıdan, örtülü ya da örtüsüz MC'ler faşizme teşne en gerici sınıfların ittifaklarının iktidarıdır ve ekonomik planda Sevr demektir...
Avcıoğlu için devrimcilikte ilk kural ‘bağımsızlık’tı. Atatürk'ün ‘tam bağımsızlık’ ilkesine sımsıkı bağlıydı. O'nun için ‘ithal malı devrimcilik’ olmazdı. İnsanlık ve uygarlık tarihinin mirasçısı olduğu bütün deneylerden yararlanılacak; ancak, ‘Türkiye'ye özgü devrim yolu’ Türk aydını ve örgütlü halk gücüyle bulunacaktı.
En önemli sorun, bağımsızlıktı. Avcıoğlu'na göre dış borç kapanı ve bu borcun dış politikaya getirdiği ipoteklerle Türkiye ‘ekonomik Sevr’ çıkmazına sürüklenmişti. İkinci sorun, kendi deyişiyle tanımlarsak, ‘işçi sınıfının ekonomik ve politik mücadelesinin örgütlü ve bilinçli tek bir bütüne dönüştürülmesi çabalarının yoğunlaştırılması’ydı.
Bu alanda ‘düş dünyası’ içinde oluşan soyut kuramlar, insanları yanlışlara sürükler. Devrimin ancak ve ancak ‘işçi sınıfı ideolojisi ile donanmış işçi sınıfı partisiyle gerçekleştirileceği’ görüşü, Avcıoğlu'na göre ‘kolay ve rahatlatıcı’ bir görüştü, ancak gerçekçi değildi.
- Örgütsüzlük ve politizasyon ya da bilinçlenme eksikliği, Türkiye'de devrimci atılımların önüne dikilen, aşılması güç bir engeldir. Sendikalar da partilere benzer biçimde, ücret ve emek komisyonculuğu yapan, işçiden kopuk bürokratik aygıtlardır..
Avcıoğlu, kendi kuşağına olduğu kadar, kendisinden sonra gelen kuşaklara da ‘öğretmenlik’ ve ‘öncülük’ yapmış bir devrimci aydındı. Ölümüne dek okudu, yazdı, didindi, çabaladı. Kısa sayılacak bir yaşam süreci içinde hep çözüm yolları göstermeye çalıştı. Bu yüzden hapis yattı; işkence gördü.
-2000 yılına arkadaş... Ağzıma fermuar taktım... O zaman konuşacağım...
Boz kalpağı ve çizmesi eksik bir Kuvayımilliyeci; ilkelerinden ödün vermeyen bir Atatürkçü aydın; bilinçli ve gerçekçi bir sosyalistti Avcıoğlu...
Anısı önünde saygıyla eğiliyorum...”
25 Ekim 1993’te, Bitlis, Düzköy’ünde PKK’lı teröristler öğretmen Yasemin Tekin, eşi Bayram Tekin ve 3 yaşındaki çocukları Betül Tekin’ i katlettiler. Yasemin Tekin katledildiğinde 8 aylık hamile idi.
Bir aileyi katleden PKK terör örgütünün tetikçilerinden Sami Demirkıran daha sonra itirafçı oldu ve Ürperten itiraflar” adlı bir kitap yazdı. İtirafçı terörist 32 yıl önce o günü böyle anlatıyor kitabında;
“Diğer okuldan silah sesleri geldi. Okul yakındı. Oraya gittim. Onların eylemi daha feci idi. Bir öğretmen, sekiz aylık hamile eşi, bir de kız çocuğunu, Fidel Kod’un grubu öldürmüştü. Öldürülen hamile kadının karnı da kurşun delikleriyle yarılmış, çocuğun başı dışarı fırlamış. Kız çocuğu iki yaşında mı, üç yaşında mı ne… Baktım elinde ekmek kırıntıları vardı. Öldürülürken herhâlde ekmek yiyordu. İki ayrı eylem gerçekleştirerek üç erkek öğretmen, bir genç kadın ve üç yaşlarında bir çocuğu öldürmüştük. Bizim grubun öldürdüğü öğretmenlerin adları Abdurrahman Nafiz Özbağrıaçık ile Ergin Komut. Fidel’in öldürdüğü karı-koca öğretmenlerin adları Bayram Tekin, Yasemin Tekin, çocukları Betül’dür.”
Ruhları şad olsun.
Bu katil teröristleri de bunları hoş görenleri de Unutmadık, unutmayacağız. Unutanları da unutmayacağız.😭
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmi hesabından Kürtçe paylaşım yapılması kabul edilemez.
TBMM, milletin ortak çatısıdır.
Cumhuriyetimizin kurucu değerleri, Türk milletinin birliği ve Türkçenin egemenliği üzerine kuruludur.
Gazi Meclis’in dili Türkçedir!
Bu ülke o dilin harcıyla yoğrulmuş, o dilin sesiyle var olmuştur.
Resmî hesaptan yapılan bu paylaşım, masum bir jest değil; Cumhuriyetin temellerine atılmış bir çatlak girişimidir.
Devletin dili bir olur, milleti bölünmez!
Biz bu filmi “ihanet süreci”nde gördük. Susmayacağız !
Cumhuriyet’e, millete, devlete sadakatten taviz yok! 🇹🇷 #BuDevranDönecek
1920 yılında İstanbul'da Ermeni Komitacılar tarafından vurulan Kadim Babayı saygıyla anarken bir Kadimi Baba deyişi bırakalım buraya:
Muhammed Alî vatanım Bektaş Velî îmanım
Pîrim Zekî’den fermanım bu lokmaya ban dediler.
Dağı ṭaşı delmek için hazırım Ferhat gibi
Derd-i aşkımdan haberdar eylemem sultanımı
Kadimî Baba
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal:
"Gazi Meclis'te terörist başı için slogan atılması, Kürdistan lafları edilmesi kabul edilemez.
Bizim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'dir. Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Bayrağımız ay yıldızlı al bayraktır.
Bu vatanın birliği ve bölünmez bütünlüğü için canımız fedadır. Son nefesimize kadar devletimize ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkacağız."