Saraylar saltanatlar coker,
Kan susar birgun zulum biter,
Menekseler de acilir ustumuzde,
Leylaklar da guler..
Bugunlerden geriye,
Bir yarina gidenler kalir, bir de yarinlar icin direnenler..
@ismaildukel@DukelBatuhan
İsmail hiç yalpalamadı. Bunu iyi bilirsin. Çok merak ettiğin o fotoğraflardan sadece 3 tanesini atıyorum. Birinci fotoğraf Ankara Kocatepe, 2. Fotoğraf Divriği Ulu Cami. Cuma namazları. 3. Fotoğraf da Trabzon’da bayram namazı. Bir tivit daha atmışsın. Onun cevabını da, o tivitini alıntılayarak vereceğim. Sonra bir tivit daha atıp konuyu kapatacağım.
CHP’den ayrılan 91 milletvekilinin kuruculuğunu yaptığı YENİ Parti’nin programı yayımlandı.
“Ortak Gelecek İçin” başlıklı programda;
📌Altı Ok ve çağdaş sosyal demokrasi vurgusu,
📌Parlamenter sisteme dönüş,
📌Kayyım uygulamasına son verilmesi,
📌 Yargı bağımsızlığı,
📌Cumhurbaşkanına hakaret suçunun kaldırılması,
📌Planlı ekonomi,
📌Temel vatandaşlık geliri,
📌Taşeron sisteminin kaldırılması,
📌YÖK’ün kaldırılması,
📌İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması,
📌Cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi,
📌AB üyelik sürecinin hızlandırılması gibi hedefler yer aldı.
Detaylar haberde 👇
CHP’den ayrılan 91 milletvekilinin kuruculuğunu yaptığı YENİ Parti’nin tüzüğü yayımlandı.
📌Tüzükte milletvekili ve yerel seçim adaylarının ön seçim, aday yoklaması veya merkez yoklaması dahil beş farklı yöntemden biriyle belirlenmesi öngörüldü. Cumhurbaşkanı adayı için seçmen yoklaması seçeneğine yer verilirken milletvekilliği ve yerel yönetim görevleri için üç dönem sınırı getirildi.
📌Parti organları ve belirli adaylıklar için yüzde 50 cinsiyet kotası ile yüzde 25 gençlik kotası düzenlendi.
📌Tüzükte ayrıca partinin çağdaş sosyal demokrat kimliği, Altı Ok’a bağlılığı, örgüt yapısı, kurultay sistemi, üyelik koşulları ve disiplin hükümleri de yer aldı.
Detaylar haberde👇
İsmail Dükel’le birçok konuda ayrı düşünürüz. Yayınlarda da hep söylerim. Dükel, her zaman objektif davranmaya gayret eder. İnandığı gerçeği hakaret etmeden söyler. Bırakın nerede yayına çıkıp çıkmayacağına da bir zahmet kendisi karar versin…
Türkiye’nin en köklü haber ajanslarından ANKA, dijitalde yeni yüzüyle yayında.
Son dakika gelişmeleri, özel haberler, siyaset, ekonomi, dünya ve daha fazlası artık çok daha hızlı ve erişilebilir.
Gündemi anında takip etmek için 👇
https://t.co/rZyvG7inZE
Polis sadece CHP Genel Merkezi’ne girmedi; demokrasinin surlarında ağır bir delik açtı…
Konuya ilişkin görüşlerimden kısa bir kesit:
“Sabahın kör saatinde, Ankara Valiliği’ne ‘CHP Genel Merkezi’ne polisi getirin’ diye başvurmanın demokraside tanımı yoktur.
Seçmenler, CHP Genel Merkezi’ne polisin girdiği anları ağlayarak izlediler. Hiçbir kimsenin Cumhuriyet Halk Partilileri bu noktaya getirmek gibi bir hakkı da haddi de yoktur.”
@ALiAyTunc06@DukelBatuhan@koraygobel05@kilicdarogluk Daha dun Ismail Bey mevcut Chp yonetiminin nepotizm yaptigini soyledi ve elestirdi. KK’ya yapilan butun hakaretleri elestirdi, kinadi. Partiden ihraci asla onaylamadi. Yayinlar orada. Takip edememis olabilirsin. Sen mevzuya karisma Ali. Mevzu ciddi, yakma kendini.
Anne acısı kor gibi..
Annemi kaybettik. Mekanı cennet olsun.
Cenaze namazımız yarın (23 Nisan Perşembe) Karşıyaka Ahmet Efendi Camii’nde saat 14.45’de kılınacak..
Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin 2025 Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri kapsamında Behzat Miser Haber Ödülü’ne layık görüldük.
Başta jüri olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim
Bu haberi yapma imkânı sağlayan ve gazetecilik yapma özgürlüğünü hissettiren ANKA Haber Ajansı’na (@ankahabera ) ayrıca teşekkür ederim.
Her türlü baskıya ve zorluğa rağmen gazetecilik yapmaya, gerçeğin peşinde koşmaya devam edeceğim.
Usul esastan önce gelir. Ekrem İmamoğlu bugün usul hakkında söz almak istedi. Söz verilmedi ve duruşma salonunda tartışma çıktı.
“Suç örgütü lideri” olarak suçlanan bir kişinin usul hakkında konuşmasından daha doğal ne olabilir?
Üç kez İstanbul’u kazanmış ve Erdoğan’ın en güçlü rakibi olan bir cumhurbaşkanı adayının yargılandığı davanın TRT’de neden canlı yayınlanmadığı da böylece ilk günden anlamış olduk. İktidar, savunmaların iddianameyi çürüteceğinden çok emin.
İlk günden belli oldu bu davanın siyasi olacağı.
Günün sonunda ABD, İran’ı vuracak demiştim. ABD’nin İran’ı vurmama ihtimali yok demiştim. Papatya falına bakıp söylemedim. BOP’un ne olduğunu bilenler, zaten bunun böyle olacağını biliyordu. Özün sözü. BOP işliyor…
Her seçim öncesi “doğalgaz rezervi bulduk” müjdesi.
Her Ramazan ise kadraja özenle sığdırılan bir soba.
Yere serilen "masa" örtüsü... Birinde arka planda neredeyse reklam panosu var.
Bu artık iftar değil, sahne tasarımı: Yoksulluk dekor, soba aksesuar, halk figüran.
Doğalgazı miting meydanında bulup Ramazan’da soba başında fotoğraf vermek… Siyasal iletişim tamam da, bari bu kadar bariz olmasaydı. Millet artık bu senaryoyu ezbere biliyor.
Gazetecilik bazen bir mikrofon veya kalemden ibaret değildir. Bazen bir inat, bazen bir vicdan, bazen de tek başına kalmayı göze almaktır.
Bu ülkede gerçeğin bedeli var.
Hakikatin faturası kesiliyor.
Yanlışı yazarsan “sorunlu”,
soru sorarsan “tehlikeli” oluyorsun.
Oysa biz sadece ışığı yakıyoruz.
Karanlık rahatsız oluyor.
Bir gazeteci düşünün… Gece herkes uyurken o belge okuyor.
Herkes susarken o soruyor.
Herkes korkarken o ismini yazıyor haberin altına.
Ve sonra bir sabah kapısı çalınıyor.
Çünkü bu düzende itaat makbul, biat güvenli,
susmak konforlu.
Ama biz konfor için seçmedik bu mesleği. Biz alkış için de seçmedik. Biz hakikat kaybolmasın diye seçtik.
Gazeteci susturulunca sadece bir kişi susmaz. Toplumun gözü kapanır. Hafızası silinir. Vicdanı körelir.
Gazeteciler korkuya göre yazanlar ve korkuya rağmen yazanlar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Korkuya rağmen yazanlara hücreleri uygun görüyor mevcut iktidar.
Unutmayın: Bir ülke ancak ve ancak gazetecisi kadar özgürdür.
#gazeteciliksuçdeğildir
TBMM Genel Kurulu’ndaki yoklamada, salonda bulunmayan 7 AKP’li milletvekili adına sahte pusula gönderildiği ortaya çıktı.
Bugün bir milletvekili yaklaşık 273 bin TL maaş alıyor.
Emekli 20 bin lirayla ay sonunu hesap ederken, Meclis’e gitmeden 13 emekli maaşı tutarında gelir elde etmek ciddi bir kamu zararı olmakla birlikte aynı zamanda da temsil krizidir.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğü için 100’e yakın miting düzenledi.
Her mitingde açık açık şunu söyledi:
“Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’dur.”
Özgür Özel her miting, “Sandığı önümde, adayımı yanımda görmek istiyorum” dedi.
Her hafta İmamoğlu’nu ziyaret etti. “Ceketi çıkar, kolları sıva” sloganları atıldı. “Benim görevim onu yapacak olanı dışarı çıkartmak” dedi.
Bu kadar net bir siyasi irade ortadayken, ısrarla ne tartıştırılıyor?
“Özgür Özel aday mı olacak?”
“Mansur Yavaş aday mı?”
“CHP karışık mı?”
“Özgürcüler–Ekremciler kavga mı ediyor?”
Ortada CHP’nin içinde yaşanan bir kriz yokken, olmayan bir tartışmayı varmış gibi üretmek kesinlikle masum bir analiz olarak değerlendirilemez.
Bu bir analiz değil. Bu, siyaseti dizayn etme çabasıdır.
Amaç belli: CHP’nin içi karışık algısı yaratmak. Liderlik çatlağı varmış hissi oluşturmak. Muhalefetin odağını dağıtmak.
Bir partinin defalarca ilan ettiği adayı yok sayıp, “Acaba başka biri mi olacak?” diye gündem üretmek, yorum değil müdahaledir.
Gerçek şu: CHP’nin içinde olmayan bir tartışma, dışarıdan köpürtülüyor.
Ortada gizli saklı bir durum yok.
Karar meydanlarda ilan edildi.
Bunu görmezden gelenler gerçeği değil, niyetlerini anlatıyor.