HADİSLERDE HZ. AİŞE VALİDEMİZİN EVLİLİK YAŞI HAKKINDA DELİLLER – 2
Önceki yazımızda belirttiğimiz üzere, son günlerde “Hz. Aişe validemizin evlilik yaşı” konularında ilmî usûl kâideleri dikkate alınmadan tartışmalar yapıldığına şahid oluyoruz. Söz konusu tartışmalar artık detay olmaktan çıkıp temel ilmî ölçülere değidiği ve daha başka problemlere yol açacağı için meseleye kısaca değinmemiz gerekli olmuştur.
Öncelikle İslâm fıkhındaki en temel ayrımlardan olan “müctehid – mukallid” ayrımı ve “tabakâtu’l-fukahâ” zihinde hazır bulundurulmalı, furû’ fıkıhta müctehid imamları taklid etmenin “kuru fıkıh tarihçiliği” değil “taklîd-i şer’î” olduğu unutulmamalıdır. Müctehidin başkasını taklid etmesi caiz olmadığı gibi mukallidin de ictihad etmesi caiz değildir. Fıkıhta müctehid seviyesine gelmenin ağır şartları vardır ki bunlar bu yazının konusu değildir. Hadis ilminde de ictihâd yönleri ve ölçüler vardır.
■ GİRİŞ
Yine önceki yazımızda vurguladığımız üzere Osmanlı Devleti şu an devam etseydi son dönemde yaptığı gibi buluğ öncesi nikah sözleşmelerini geçersiz sayacaktı. Fakat kazâen bu uygulamayı seçmek; İslâm tarihini, verilmiş farklı hükümleri, bizzat yaşanmış olguları yok saymaya yol açmamalıdır!
Hazreti Aişe validemizin Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile buluğ çağından önce 6 yaşlarında iken nikah sözleşmesi yaptığı ve 9 yaşlarında iken aynı evde yaşamaya başladığı son derece açık tarihi bir gerçektir.
Bu tarihi gerçeklik sanıldığı gibi “sıradan bir haber-i vâhid” ile değil birbiriyle iç içe birçok olguyla irtibatlı olarak “ortak ve güçlü genel bir kabul” ile sabittir.
■ 1. YÖN: NİKAH SONRASI 3 SENE BEKLENMESİ
Açık yaş beyanlarından da öte Hz. Aişe validemiz ile nikah akdi yapılması sonrasında onun doğrudan Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ile aynı evde yaşamaya başlamadığı, 3 sene kadar bekledikleri meselesi herkesçe malumdur. Diğer evliliklerin aksine böyle bir bekleme süresinin olması, nikah sözleşmesinin Hz. Aişe validemizin buluğ döneminden önce olduğunu göstermektedir.
■ 2. YÖN: AÇIK YAŞ BEYANI
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benimle ben 6 yaşında iken nikah kıydı. (...) Annem de beni ona 9 yaşımda iken teslim etti."
تَزَوَّجَنِي النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَأَنَا بِنْتُ سِتِّ سِنِينَ ... فَأَسْلَمَتْنِي إِلَيْهِ وَأَنَا يَوْمَئِذٍ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ
| Buhârî 3894, Müslim 1422, Ebû Dâvûd 2121, Nesâî 3255, Dârimî 2307, Ahmed b. Hanbel 24867
(Bu anlamlarda Kütüb-i Tis'a'da başka onlarca hadis mevcuttur.)
■ 3. YÖN: AÇIK YAŞ BEYANI
"Hazreti Âişe vâlidemiz, kendisi 9 yaşında oyuncakları yanında iken Peygamberimiz ile zifafa girdiğini ve Peygamberimiz vefat ettiğinde kendisinin 18 yaşında olduğunu söylemiştir."
و زُفَّتْ إِلَيْهِ وَهِيَ بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ ، وَلُعَبُهَا مَعَهَا ، وَمَاتَ عَنْهَا وَهِيَ بِنْتُ ثَمَانَ عَشْرَةَ
| Müslim 1422, Ahmed b. Hanbel 24152
■ 4. YÖN: OYUNCAK BEBEKLER İLE OYNAMA
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"Ben 9 yaşımda iken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem benimle zifafa girdi. Ben (o dönemde) oyuncak bebeklerle oynuyordum."
وَدَخَلَ عَلَيَّ وَأَنَا بِنْتُ تِسْعِ سِنِينَ، وَكُنْتُ أَلْعَبُ بِالْبَنَاتِ
| Nesâî 3378
■ 5. YÖN: KÜÇÜK KIZ ARKADAŞLAR ve OYUNCAKLAR
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"Ben Peygamber'in yanında oyuncak bebeklerle oynardım; benimle oynayan arkadaşlarım da vardı. Rasûlullâh içeri girdiğinde onlar utanıp saklanırlardı, ama Rasûlullâh onlara iyi davranır, onları benimle oynamaya teşvik ederdi; onlar da benimle oyuna devam ederlerdi."
كُنْتُ أَلْعَبُ بِالْبَنَاتِ عِنْدَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَكَانَ لِي صَوَاحِبُ يَلْعَبْنَ مَعِي ، فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا دَخَلَ يَتَقَمَّعْنَ مِنْهُ فَيُسَرِّبُهُنَّ إِلَيَّ فَيَلْعَبْنَ مَعِي
| Buhârî 6130, Müslim 2440, Ebû Dâvûd 4931, İbn Mâce 1982, Müsned-i Ahmed 24298
■ 6. YÖN: SALINCAK MESELESİ
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"Annem Ümmü Rûmân (evlilik akdi için) yanıma geldi. Ben o sırada kız arkadaşlarımla beraber salıncakta (veya tahterevallide sallanıyordum.)
فَأَتَتْنِي أُمِّي أُمُّ رُومَانَ وَإِنِّي لَفِي أُرْجُوحَةٍ، وَمَعِي صَوَاحِبُ لِي
| Buhârî 3894, Müslim 1422, Ebû Dâvûd 4933, İbn Mâce 1876, Dârimî 2307, Müsned-i Ahmed 25769
■ 7. YÖN: KANATLI AT MESELESİ
"Peygamber Efendimiz: 'Bunlar nedir Âişe?' diye sordu.
Âişe vâlidemiz: 'Oyuncak bebeklerim...' dedi.
Peygamberimiz oyuncaklar arasında iki kanatlı bir at gördü ve 'Bu aralarındaki ne?' diye sordu.
Âişe vâlidemiz: 'At...' dedi.
Peygamberimiz: 'Peki atın üzerindekiler ne?' diye sordu.
Âişe vâlidemiz: 'Kanatları...' dedi.
Peygamberimiz: 'Kanatları olan bir at (öyle mi)?' deyince
Âişe vâlidemiz: 'Hazreti Süleyman'ın kanatlı atları olduğunu duymadın mı?' dedi.
(Sonra Âişe vâlidemiz, bu olayı aktarırken) dedi ki: 'Peygamber öyle bir güldü ki azı dişlerini gördüm."
فَقَالَ :مَا هَذَا يَا عَائِشَةُ ؟ قَالَتْ : بَنَاتِي . وَرَأَى بَيْنَهُنَّ فَرَسًا لَهُ جَنَاحَانِ مِنْ رِقَاعٍ فَقَالَ :
مَا هَذَا الَّذِي أَرَى وَسْطَهُنَّ ؟ قَالَتْ : فَرَسٌ قَالَ : وَمَا هَذَا الَّذِي عَلَيْهِ ؟ قَالَتْ : جَنَاحَانِ . قَالَ : فَرَسٌ لَهُ جَنَاحَانِ ؟! قَالَتْ : أَمَا سَمِعْتَ أَنَّ لِسُلَيْمَانَ خَيْلًا لَهَا أَجْنِحَةٌ ؟ قَالَتْ : فَضَحِكَ حَتَّى رَأَيْتُ نَوَاجِذَهُ
| Sünen-i Ebû Dâvûd, 4932
■ 8. YÖN: "KENDİMİ BİLDİM BİLELİ..."
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"[Kendimi] bildim bileli anne babamı İslam dinine bağlı olarak buldum."
لَمْ أَعْقِلْ أَبَوَيَّ إِلَّا وَهُمَا يَدِينَانِ الدِّينَ
| Sahîh-i Buhârî 476
■ 9. YÖN: "BEN KÜÇÜK BİR KIZDIM."
Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki:
"Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem benimle evlenmeden önce Cebrâil ona benim suretimi getirip 'Bu senin hanımın.' dedi. (...) Peygamber benimle evlendiği zaman ben küçük bir kız olmama rağmen Allâh bana hayâ (edep) verdi."
مَا تَزَوَّجَنِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَتَّى أَتَاهُ جِبْرِيلُ بِصُورَتِي وَقَالَ: هَذِهِ زَوْجَتُكَ ... فَلَمَّا تَزَوَّجَنِي أَلْقَى اللَّهُ عَلَيَّ حَيَاءً وَأَنَا صَغِيرَةٌ
| Müstedrek-İ Hâkim 6806
■ 10. YÖN: MÜCTEHİDLERİN ORTAK KABULÜ VE FIKIH BİNA ETMESİ
Dört mezhebin tamamının ve daha başka müctehidlerin "Buluğ çağından önce veli tarafından nikah akdi (sözleşmesi) yapılması geçerlidir." bâbında "hazreti âişe vâlidemizin evliliğinin" delil olarak kullanması; bu olgunun ortak ve güçlü bir kabulünü göstermektedir.
Bazı kaynaklar için önceki yazımıza bakabilirsiniz.
Dileyen Kadıhân, Fethu'l-Kadîr, Fethu Bâbi'l-İnâye, Bedâiu's-Sanâî', Mebsût, Reddu'l-Muhtâr veya farklı klasik fıkıh kaynaklarını inceleyip bu konu üzerine bina edilen diğer fıkhî meselelere de bakabilir.
■ 11. YÖN: FARKLI HÜKÜM VEREN MÜCTEHİDLERİN "KABUL" VURGUSU
İbni Şübrüme, Osman el-Bettî, Ebubekir el-Esam gibi "Buluğdan önce nikah akdi geçersizdir." diyen müctehidlerin bile izah esnâsında "Buluğdan önce hazreti aişe ile nikah akdinin geçerliliği Peygamber Efendimiz’e özel bir durumdu." demesi; sözleşme hususunda aksi hüküm verenlerin bile tarihi olguyu kabul ettiğini göstermektedir.
Bazı kaynaklar için önceki yazımıza bakabilirsiniz.
■ 12. YÖN: O DÖNEM BAŞKA İSİMLERİN DE BENZER UYGULAMALARI
1400 sene önce o yaşta evlilik akitleri örfte olan normal bir durumdu. Bu olayı sanki sadece Hazreti Aişe validemiz ile nikah aktine özel bir istisna gibi görmek son derece yanlıştır.
- Hazreti Âişe validemiz, Peygamber Efendimiz'le evliliğinden önce zaten Cübeyr b. Mut'im ile sözlenmiş/nişanlanmıştı, sonra Hz. Ebubekir radiyallâhu anh tarafından nişan atılmıştı.
- Hazreti Ömer radiyallâhu anh, Hz. Ali radiyallâhu anh’ın kızı Ümmü Gülsüm ile daha o buluğ çağına girmeden nikah sözleşmesi yapmıştır.
- Mesela sahabeden Abdullah b. Amr ibni’l-Âs ile kendi oğlu arasında 11-12 yaş bulunduğu kaynaklarda geçmektedir. O dönemde bu, garip karşılanmıyordu.
- İmam Şâfii Hz.leri şöyle demektedir:
"Yemen'de 9 Yaşında Buluğa Giren Kızlar Mevcuttu. 21 Yaşında Nine Olan Kadınlar Vardı."
| Beyhakî, Sünen-i Kübra, (Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-‘İlmiyye, 2003), 1/319 (1/476)
| Zehebî, Siyeru A'lâmi-n Nubelâ, (Beyrut: Müessestü’r-Risâle), 10/91
■ 13. YÖN: O DÖNEM YAYGIN OLAN UYGULAMA
Henüz bundan 100 sene öncesinde bile ülkelere göre resmî evlilik yaşlarının birçok ülkede 15 ve aşağısında olduğu ortadadır.
Evlilik yaşı
- Ülkemizde 1938 ile 2002 yılları arasında kızlar için alt sınır 15
- BM'ye üye 46 ülkeni 11'inde kızların evlilik yaş sınırı 14
- Brezilya ve Portekiz'de 12
- Romanya, Fransa, Norveç, Belçika'da 15
- Almanya, İspanya, Hollanda, Danimarka'da 16
olarak henüz geçtiğimiz yüz yılda kayda geçmiştir.
Anakronizm ile geçmişi, günümüz şartlarına ve algısına göre değerlendirme hatasına düşmek ilmen son derece tehlikelidir.
■ 14. YÖN: ŞÜPHELERİN YAKIN DÖNEMDE ORTAYA ÇIKMIŞ OLMASI
Yakın tarihe gelene kadar Hz. Aişe validemizin evliliği meselesi bu bağlamda dile getirilmemiş, şüphe ve itiraz konusu olmamış ve buluğdan sonra nikahlandığına dair hiçbir makbul ilmî iddia söz konusu olmamıştır.
Günümüze gelindiğinde modernist tavırların yaygınlaşması, bunun sonucunda İslâm fıkhı ve usûlünü tahrif edecek çeşitli asılsız tevillere başvurulması da meselenin özellikle Hz. Aişe validemizin evliliği temelinde dönmesine yol açmıştır.
■ BAZI ŞÜPHE VE İTİRAZLAR
-1. ŞÜPHE: O DÖNEMDE YAŞLAR NET SAYILMIYOR MUYDU?
O dönemde yaşların net sayılmaması konusu sayının bir aşağı mı yoksa bir yukarı mı olduğuyla ilgilidir. Yoksa Hz. Aişe’nin evlilik sözleşmesinin buluğdan önce yapıldığı, küçüklüğünün ve oyuncaklarla oynadığının beyanı, kız arkadaşlarıyla evinde oynadığının beyanı, kendini bildiğinden beri ailesinin müslüman oluşu gibi bütüncül anlatımda bir ihtilaf yoktur.
- 2. ŞÜPHE: ABLASI HZ. ESMA İLE YAŞ FARKI MESELESİ
Yakın tarihte bazı kimseler Hz. Aişe validemiz ile ablası Hz. Esma arasında 10 yaş bulunduğu ve Hz. Esma’nın hicretin 73. yılı 100 yaşındayken vefat ettiği kabulünden yola çıkarak ortadaki tüm kesin, güçlü ve aslî delilleri göz ardı edebiliyorlar. “10 yaş fark” iddiası da zayıf yoldan gelmektedir.
Delillerin nasıl okunacağı ve nasıl tercih edileceği meselesi bu yazıyı aşan uzun bir konudur. Bununla birlikte Hz. Aişe validemiz ise ablası arasındaki yaş farkının 10dan fazla olduğuna dair güçlü nakiller mevcuttur.
"Esmâ, Âişe'den 10 küsur (13 ilâ 19) yaş daha büyüktü."
أن أسماء كانت أسن من عائشة ببضع عشر سنة
| Zehebî, Siyeru A'lâmi-n Nubelâ, (Beyrut: Müessestü’r-Risâle), 3/522
(Arapça'da "bid'un" ifâdesi 3 ilâ 9 arasındaki küsûratlar için kullanılır.)
Ayrıca Hz. Aişe validemizin açık beyanları ve başka açık deliller varken onun dışında herkesin yaşı kesinmiş ama sadece onun yaşı kesin değilmiş gibi davranmak problemlidir.
- 3. ŞÜPHE: KIZLARIN YAŞI BULUĞDAN SONRA MI SAYLIYORDU?
'O dönem kızların yaşı buluğdan sonra sayılmaya başlıyordu.' iddiası; asıl kaynak kitaplarımızda yer almayan, sonradan ortaya atılmış zorlama ve hatalı bir yorumdur.
Ayrıca böyle bir şey kabul edilirse tüm siyer sistemi bozulacaktır:
- Mesela 'Esmâ vefat ettiğinde 100 yaşındaydı.' diyenler neye dayanarak böyle söyleyebilecektir? Bu kurala göre belki de 110 idi?
- Yine siyer anlatırken “Peygamber Efendimiz kendisi 25 yaşında iken 40 yaşındaki Hazreti Hatice ile evlendi.” diyenler neye dayanarak böyle söyleyecektir? Bu kurala göre belki de 50 idi?
Ayrıca edep âbidesi sahâbe annelerimizin, kendi yaşları söz konusu olduğunda sürekli 'ilk hayız gördükleri zamanı' bildirecek veya hatırlatacak şekilde konuştuklarını iddia etmek ne derece onların edebine uygundur?
- 4. ŞÜPHE: HZ. AİŞE NEDEN İLK MÜSLÜMANLARDAN SAYILIYOR
Bazı kaynaklarda ilk müslümanlar sayılırken Hz. Aişe validemizin de adının geçmesi, peygamberliğin ilk yıllarında en az 4-5-6 yaşlarında olmasını gerektirmez. Çünkü anne babası müslüman olan çocuklar da hane halkı kapsamında doğrudan müslümanlar arasında sayılmaktadır.
Ayrıca Buhârî’de geçen “Kendimi bildim bileli anne babamı İslam dinine bağlı olarak buldum.” ifadesi de anne babasının müslümanlığından sonraki dönemde aklının ermeye başladığını anlatmaktadır.
-5. ŞÜPHE: BAZI TARİHÎ OLAYLAR
Kamer Suresinin İnişi:
Hz. Aişe validemizin “Mekke’de Hz. Muhammed’e 'Kıyamet onların tehdit edildiği [asıl] saattir...' (Kamer, 54/46) ayeti indiğinde ben sokakta oynayan küçük bir kız çocuğuydum (câriye).” ifadesinden yola çıkarak onun yaşının büyük olduğu sonucuna varılamaz.
Hem bazı ayetlerin nüzul tarihindeki kapalılıklar hem câriye (küçük kız) ifadesinin kapsamı hem de asıl olarak Hz. Aişe validemizin sözünün “Ben o zamanı çok iyi hatırlıyorum.” anlamında değil de “O olay olduğunda ben şu durumda imişim.” şeklinde bir tasvir olmasının kuvvetle muhtemel oluşu bu kanaati engeller.
Hz. Ebubekir radiyallâhu anh’ın Hicreti:
Hz. Aişe validemizin babasının hicret olayını nakletmesi nedeniyle onun yaşının çok büyük olduğu sonucuna varılamaz. Hem Hz. Ebubekir radiyallâhu anh’ın ilk hicret eden grupla değil sonraki seferde çıkması hem de ilgili naklin başında “Kendimi bildim bileli anne babam müslümandı.” demesi ortadadır.
Yine açık yaş beyanları ve diğer karinelerle beraber düşünüldüğünde tercih edilecek olan sonuç değişmeyecektir.
■ SONUÇ
Sonuç olarak Osmanlı Devleti şu an devam etseydi son dönemde yaptığı gibi buluğ öncesi nikah sözleşmelerini tamamen geçersiz sayacaktı. Ancak bunların hiçbiri açık tarihi yaşanmışlığı, sahih ve sarih ifadeleri, kitaplardaki beyan ve fetvaları “Bunlar yaşanmadı, ulema böyle hüküm vermedi.” diyerek yok saymaya neden olamaz!
Ki kanaatimizce Hz. Aişe validemizin evlilik yaşı meselesinin sıradan bir haber-i vâhid olmayıp çok çeşitli yollarla güçlenip müctehidlerin ihticâcına konu olarak telakkî bil-kabûle mazhar olan güçlü bir haberdir. Tüm deliller
Varsayalım ki tüm bu "sahih" ve "sarih (açık)" beyân ve delillere rağmen birileri iyi veya kötü niyetlerle Hazreti Âişe vâlidemizin yaşını büyük (17-18) göstermiş olsun. Bu, usûl kâidelerimizi bozmaktan başka hangi sonuca çıkacak, neyi çözecektir?
Hazreti Ömer efendimiz'in Hazreti Ali'nin kızı Ümmü Gülsüm ile evliliği, diğer sahâbe ve tâbiîn evlilikleri, dört mezhep âlimlerin ortak beyanları, bunlara bina edilmiş diğer fıkhî hükümler gibi sayısız karine ve olaylar orada durmaktadır. Bunlar da mı yok sayılacaktır?
Vardığımız sonucun doğruluğu kadar usûlü korumak da temel önceliğimiz olmalıdır.
Mevla Teâlâ hiçbirimizi doğrudan ayırmasın.