🗓️ 27-29 Ağustos 2026
📍Harskamp / Hollanda 🇳🇱
TSK Spor Gücü Binicilik Takımı Askerî Binicilik Müsabakası Şampiyonu🥇🏆🇹🇷
Hollanda Savunma Bakanlığı tarafından bu yıl 25’incisi düzenlenen ve Almanya, Norveç, Belçika, Fransa, İsviçre ile Birleşik Krallık gibi binicilik anlamında önemli ülkelerin yer aldığı Uluslararası Askerî Binicilik Müsabakası'na Türkiye'den ilk defa katılan TSK Spor Gücü Binicilik Takımı, harekât emriyle başlayan, harita ile yön bulma, pusula ile istikamet açısı hesaplama, dürbünle emare bulma, arazide mühimmat bulma, tank imha etme, drone-İHA saldırılarından kurtulma ve el bombası isabet/mesafe atışı gibi at üstünde icra edilen zorlu askerî görevleri içeren 35 kilometrelik parkurda yarıştı.
Takımımız; ev sahibi Hollanda'nın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Onno Eichelsheim'ın da bir takımda yer aldığı ve 10 takımla temsil edildiği, 8 ülkeden toplam 130 binici ile 20 takımın katıldığı müsabakada birinci olarak şampiyonluğa ulaştı.
🥇🏆🇹🇷
Elde ettikleri bu büyük başarıdan dolayı sporcularımızı yürekten tebrik eder, kendilerine başarılarının devamını dileriz. 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
🔴Pakistan Ordusu’nun, 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü için hazırlamış olduğu klip sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
▪️Klipte, Türk savunma sanayii ürünlerine de yer verildi.
Türkiye'den;
Bugüne kadar duyduğum
en isabetli gelecek öngörüsü.
Ayakları yere basan, doğru bir zeminden beslenen, dünyanın yarınlarını özetleyen, herkese istikamet gösteren güçlü cümleler...
Hep başkalarından duyardık bu tür cümleleri. Artık kendi cümlelerimiz dünyada yankılanır oldu.
Burada devletlere de bireylere de bir yol haritası dunuluyor.
Selçuk Bayraktar:
"Bağımsızlığımızı tehdit eden en büyük unsur, sınırlarımıza yığılan konvansiyonel ordular değildir.
Tedarik zincirlerimize, veri merkezlerimize ve cebimizdeki cihazlara sızan 'Teknokapitalist Küresel Tahakkümdür.
Bu tahakküm, geçmişin diktatörlükleri gibi kaba kuvvetle de gelmiyor.
Milyarlarca insanı uyuşturucu gibi müptela kılan bir sistemle, "Gönüllü bir esaret" olarak hayatımıza giriyor.
Sadece makinelerin insanı taklit etmesinden bahsetmiyorum, insanların hızla makineleştiği karanlık bir çağa doğru yol alıyoruz.
Harezmi de, İbn-i Sina da, Newton da, Einstein da hepimizin sahip olduğu o aynı mucizevi insan beynine sahipti; teravatlarca enerji tüketen ruhsuz bir veri merkezine değil.
Yaklaşan kuantum çağının tehditlerine karşı kalkanlarımızı bugünden örmeli, iletişim ağlarımızı Kuantum-Dirençli şifreleme algoritmalarıyla donatarak, küresel tekellerin sızamayacağı otonom ve milli mimariler inşa etmeliyiz.
Bu kuşak; kendi göbeğini kendi kesen, 'Biz en iyisini yapabiliriz' diyen, zihinsel prangaları parçalamış, asil bir hürriyet kuşağıdır.
Hakikat şudur ki; istikbalin anahtarı başkalarının yazdığı karanlık satırlarda değil, alemlerin mimarının kalbimize nakşettiği irademizde ve 'bir' olmanın muazzam sırrındadır."
📌 Bulgar yazar Sophia Proneikos,
Ankara'daki NATO Zirvesi'nde en etkileyici bulduğu anları paylaştı:
Tarih, beni şaşırmaktan asla vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiç kaybolmaz. Sadece kendini o kadar zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki, modern insanlar buna törensel protokol demeye başlar.
Tam da bu yüzden, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin en büyüleyici sahnesi, müzakere masasının etrafında gerçekleşmedi. Bu sahne, ilk el sıkışmadan hemen önce yaşandı; yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, dünyanın en eski askeri bandosu olan "Mehter"in sesiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne hoş geldin derken, önlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi üniformalı askerler duruyordu.
Ne muhteşem bir tarihsel süreklilik hissi: Savaş sonrası dünyanın sembolü olarak 1949'da kurulan bir askeri ittifak, kökenleri on üçüncü yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na giriyor. Mehter asla sıradan bir askeri bando değildi, bir silahtı. Osmanlı orduları Belgrad'a, Konstantinopolis'e, Rodos'a, Mohaç'a veya Viyana'ya doğru ilerlerken duyulan ilk şey, devasa "kös" davullarının gök gürültüsüydü; ardından "zurnalar"ın keskin sesi, sonra pirinç trompetler ve çarpan zil sesleri geliyordu; çünkü müzik sadece orduyu eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı; amacı askerleri eğlendirmek değil, savaştan çok önce düşmana bir imparatorluğun bizzat onlara doğru geldiğini söylüyordu.
Avrupa'nın Osmanlı İmparatorluğu ile karşılaşmalarından sonra Batı ordularının kademeli olarak Osmanlı davullarını, zillerini ve sözde "Türk usulü"nü benimsemesi tesadüf değildir; bu usul daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven'ın müziğine bile yolunu bulacaktı, çünkü bazen tarih bir medeniyeti kılıçla fethetmez.
Bir ritim yeter.
Ve tam da bu yüzden bu töreni bu kadar büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmaya çalışmıyor diye değil, Türkiye'nin büyük medeniyetlerin her zaman anladığı bir şeyi anladığını fark ettiğim için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir ve o dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini sadece nutuklarla anlatmazlar,
çünkü bazen birkaç davul vuruşu yeter.
@Pergament_F
TÜRK HAVACILIĞI ADINA ÖNEMLİ BİR BAŞARI DAHA 🇹🇷🚁
Millî imkânlarla geliştirilen T625 #GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilen CS-29 Büyük Helikopter Tip Sertifikası ile sivil sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladı.
Bu başarıyla birlikte T625 GÖKBEY, sivil yolcu taşıma kabiliyetine sahip ilk millî hava aracımız olarak Türk sivil havacılık tarihindeki yerini aldı.
Drone, drone’u avlıyor…
Türkiye sahaya yeni bir avcı drone çıkarıyor.
BAYKAR destekli Skydagger AVCI, hava hedeflerini vurmak için geliştiriliyor.
Dikey kalkış yapıyor.
Hedefe kilitleniyor.
Temasla imha ediyor.
300 km+ menzil.
Hayırlı olsun.
(@SkydaggerDrones )