#TurkiyeYukseliste diyoruz;
No: 2- Montrö ve Kanal Istanbul
Şöyle bir bakalım mı?..
- MONTRÖ NE DİYOR boğazlar icin?
- Ve KANAL ISTANBUL NE DEMEK?
Montrö (1936), ruhu itibarı ile;
boğaz gecişlerini tanımlarken,
aslında özünde Karadeniz-Ege geçişlerini düzenlemeyi hedefler.
+
@SireneOznur Ufak atışmalarla geçiştiriliyor şimdilik.
Trump döneminin bitmesi bekleniyor.
Sonrasındaki duruma göre, tamam ya da devam denecek geleneksel ABD-AB ittifakına.
NATO’nun kaderi de bu süreçte netleşecek.
Haksız mı?
Genel anlamda değil.
Aslında Moskova, karşısındakileri NATO başlığı altında genellemeyecek kadar incelikli görüyor olmalı.
Yine bir siyasi, diplomatik boşluk doğacak. Ya da var olan boşluk tekrar önem kazanacak. Ve yine bu boşluğu doldurması için Türkiye’ye gelinecek.
Ardından, her boşluğu dolduran Türkiye önce övülecek, sonra eleştirilecek.
Aynı film.. tekrar tekrar.
Ortega y Gasset “Medeniyet birlikte yaşama iradesidir”der. Türkiye’nin merkez ülke olma hedefi sadece finans/yatırımla gerçekleşmez. Farklı yaşam tarzlarının birbirini anladığı toplumsal iklim de en az bunlar kadar önemlidir.Bazen hoşgörü gerekir. Bazen de görmezden gelme erdemi.
Hürmüz Krizi küresel enerji haritasını değiştiriyor. Peki bundan sonra ne olacak?
7 yazar, 7 senaryo, 7 perspektif.
"Hürmüz Krizi Sonrası 7 Senaryo" çalışmamızda enerji jeopolitiğinin yeni dönemini masaya yatırdık.
Çalışmayı okumak için: https://t.co/2spUH1yY8G
📣New paper alert. Coauthored with @barissanli for @hagueresearch: “How the EU’s Hydrocarbon Deficit Threatens Global Energy Security?”
📄 Full paper 👇
https://t.co/v9OqWdxU9J
Bugün Türkiye’yi 1990’lardaki gibi enerjide salt “KORİDOR'” olarak okumak ciddi bir stratejik körlük.
🇹🇷Türkiye, kronik sanayisizleşme sarmalına düşen ve enerji talebi daralan 🇪🇺AB için KORİDOR değil, bölgedeki farklı enerji koridorlarında OYUN KURUCU BAŞAT ENERJİ AKTÖRÜDÜR.
Savaşların ürettiği karanlık çağda Türkiye kendini hangi dil, hangi akıl ve hangi hikâyeyle konumlandıracak. Bugün bölgede öngörülemeyen gelişmelere karşı zihnen hazır mıyız?
Antalya’daki arayış yeni bir hattın nasıl gerçekleşeceği üzerine. İsrail’in durdurulması, ABD-İngiltere cephesindeki ayrışmalar, Çin’le ticareti sürdürme gerçekliği yeni bir hattın zeminini hazırlıyor.
Hayır. İlk değil. Son da olmayacak.
1. RF-Ukrayna savaşı öncesinde de Brüksel, Türkiye'yi sistemik rakip olarak görüyor, Rusya ve Çin'le birlikte aynı kategoride konumlandırıyordu.
2. Macaristan'da Orban Yönetiminde değişim yaşanmasının ardından Avrupa Komisyonu merkezine "Demokrasi" ifadesi yerleştirildi.
3. Görev süresi 43 ay kalan Komisyondaki elitlerin, sanayisi geri döndürülemez biçimde kan kaybeden, enerji dahil tüm stratejik alanlarda darboğaza giren ve ABD-Çin rekabeti arasına sıkışıp kalan AB'nin dertlerine derman olması imkansız.
4. Hal böyleyken, 2029'da görevi devralacak yeni Komisyonun yüzleşmek zorunda kalacağı sorunların hacmi, içeriği ve kapsamı devasa olacak.
5. Bu tabloda Brüksel'in, tüm krizlerden aldığı derslerle ilerleyen, deneyim kazanan, bölgesinde inci gibi parlayan istikrar adası Türkiye'yi kucaklamak yerine, neden tekrar Rusya ve Çin'le aynı parantez içerisinde konumlandırdığını anlamak hiç de güç değil. Çaresizler.
Herkesin ateşkesi başka…
Silahlar bir müddet susabilir. Ama cepheler kapanmadıysa, hesaplar değişmediyse ve taraflar aynı ateşkesten söz etmiyorsa kısa bir mola vereceğiz demektir.
Bölgemizde istikrar adası Türkiyemizin yeni enerji mimarisi yükleniyor. 🇹🇷Enerji Bakanımız @aBayraktar1 🇸🇦Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye,Türkiye üzerinden AB'ye⚡️elektrik iletim hattı da dahil, bölgesel barışa, istikrara ve kalkınmaya katkı verecek projelere yaklaşımı izah etti.
Devlet Bahçeli’nin 14 Mart’ta yaptığı konuşmanın çatısı İran'da olası bir çözülmenin Türkiye'ye nasıl yansıyacağı üzerine kurulmuş. Metnin satır aralarına odaklandığımızda Ankara'da sessiz ve derin bir kaygının var olduğunu görebiliyoruz.