Timur Soykan: "Fon vurgunundan 114 kişi tutuklu. Siyasiler değil, bürokratlar değil bunlar.
Bir tane eski AKP milletvekili var; Fatma Betül Sayan Kaya hâlâ elini kolunu sallayarak geziyor. İsmail Arı da cezaevinden yazdığı mektupta bunu söylüyor: “Ponziciler geziyor, biz içerideyiz.”
114 kişi tutuklu, bunların bir ifadesi sızmaz mı? Adliyeye götürülürken görülmezler mi? İBB davasında insanları tek sıra dizip götürüyorlar.
Bunlardan bir tanesinin fotoğrafı çıkmaz mı? Bir tanesinin ifadesine ulaşılamaz mı?
Nasıl bir karartma, görüyor musunuz?"
Ak Parti’nin dış politika masallarına kimse inanmasın!
Trump sandalye ittirmiş.
Sonra Boeing uçaklarını ittirdi, pahalı LNG’yi ittirdi, ABD mallarına vergi indirimini, Çin mallarına vergi bindirimini ittirdi, nadir toprak elementlerini pazarlık konusu ettirdi.
Peki altına sandalye ittirilen Erdoğan neyi aldı da geldi?
Ne oldu S-400’lerimiz?
Ne oldu F-35’lerimiz?
Ne oldu CAATSA yaptırımları?
Ne oldu KAAN motorları?
Ne oldu Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımız?
Mekke Anlaşması, TBMM’ye sunuldu.
Anlaşmanın 2. maddesi şöyle:
“Taraflardan birine yönelik dış kaynaklı silahlı saldırı tüm taraflara yönelik saldırı kabul edilir… Taraflar saldırıya uğrayan tarafa birbirlerine sağlayabilecekleri yardım imkanlarının tamamını kullanarak yardım edecektir.”
Suudiler İran ve Yemen’de Hussiler ile Pakistan ise Hindistan ve Afganistan’la yıllardır ve sık sık gerilim yaşıyor, silahlı çalışmalara giriyor.
Biz bu gerilimlere niçin taraf olacağız?
Mekke Anlaşması’nın Türk milletine ne faydası var?
https://t.co/nwoV89Ah5F
Danimarka’da yaşayan 25 yaşındaki genç kadın, Türkiye’de gördüklerini anlatırken sözünü hiç sakınmadı! "Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya"
"Ben Danimarka'dan geliyorum ama İstanbul'un Bakırköy ilçesinde doğdum, büyüdüm. 3,5-4 sene önce oraya yerleştim. Yani buradaki gurbetçiler gibi değilim.
Her şeyin matematiğini kurabiliyorum ve her şeyi ayırt edebilecek kadar görebiliyorum.
Yemin ediyorum, saçlarım beyazladı. Ben bu ülkede doğup büyüdüğüm için farkı, nasıl ezildiğimizi daha iyi görebiliyorum. Hani zannediyorsunuz ya, şimdi 'Türk'üm' diyebiliyoruz.
Hiçbir şey diyemiyorsun. Ben bu ülkenin derdinden geceleri uyuyamıyorum. Çünkü benim arkadaşlarım benden çok yetenekli; benden çok daha zeki arkadaşlarım var.
Burada geçinmeye çalışıyorlar. Ben orada vasıfsız eleman olarak, garson olarak çalışıyorum. Geliyorum, burada krallar gibi yaşıyorum.
Ya, bu ülkede ben dışarıya çıktım. İki gündür, yemin ederim, derbeder oldum. Derdim ne, biliyor musun? Çünkü ben yapabiliyorum ama o yapamıyor.
Benim zoruma gidiyor ama senin zoruna neden gitmiyor ya? Madem bu kadar İslamcı bir ülkeyiz, ilk önce herkes kendi kitabını açsın, bir okumayı öğrensin, tamam mı? Hiç kimse sizden solcuların kitabını okumanızı istemiyor.
Madem bu kadar sağcısınız, İslamcısınız, yok efendim Türk milliyetçisisiniz ya, bilmem neslisiniz ya, o zaman gidin, ilk önce herkes kendi kitabını doğru düzgün okusun. Kimseye hesap vermek zorunda kalmayın.
Peygamberler bile değişmiş, bir tane adamı değiştiremiyoruz ya. Bir tane adam ne olacak ya? Din, AK Parti ile gelen bir şey değil ki.
Bir tane hayatımız var. Bu ülkenin övünebildiği tek bir şey kalmıştı. O da dört mevsimiydi. Yemin ediyorum, ülkenin yazını kışa çevirdiler.
En önemli kişiler siyasetçilerdir. Anne babamızı seçemiyoruz ama hayatımızı bu kadar etkileyen siyasetçileri seçebiliriz.
Abiler, ablalar, lütfen rica ediyorum, özgürlüklerinizin kısıtlanmasına izin vermeyin ya. Türkiye gerçekten dünyanın en önemli ülkesi.
Ne olur, kıymetini bilelim ve bunu geliştirelim. Bunun için yapılması gerekenler belli. Çalmayacağız, çırpmayacağız. Hepimiz dolandırıcıyız.
Çok korkuyorum. Yemin ediyorum, Taksim'e gideceğim. Diyorum ki: 'Bir bomba patlarsa ne yapacağım ben?' Ölmek de istemiyorum ama yaşamayı da güzel hâle getirmiyorlar bizim için yani. Bıktık. Bıktık.
25 yaşındayım, 55 yaşında gibi hissediyorum. Bu ülkenin derdini gerçekten bilmiyorum. Umuyorum, herkes için çok güzel bir hayat olur.
Umuyorum, doğru kararları verebilecek zihniyete sahipsinizdir. Tek ricam bu. Ne olur, adam seviciliği bırakın, kendinizi sevin.
Kendinizi severseniz kendi değerinizi bilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum. Kusura bakmayın."
AKP’nin 25 yılda yarattığı Türkiye:
📌 Mehmet Cemil Acar’ın evinde 26 kilo altın, milyonlarca dolar.
📌 Kayyımın atadığı Yusuf Ulutaş’ın kasasında 7,5 milyon dolar ve 500 bin euro.
📌 Yahşihan Belediye Başkanı Ahmet Sungur hakkında 1.200 tapu!
➡️ Diğer yanda, aç açıkta kalmaktansa Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hapse girip başını sokacak bir çatıya ve bir tas çorbaya kavuşmayı uman yurttaşlar…
Bir yanda milyonlarca yurttaşın rızkına göz dikenler serbest, diğer yanda Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Can Atalay, Osman Kavala ve gazeteciler rehin.
İşte AKP’nin Türkiye’si: Söz bitmiş, tuz kokmuş, su çürümüş!
ÇİFTE PASAPORTLU SOYGUN DÜZENİ
Paraları çoktan ka��ırdılar.
Hepsi hazırlıklı.
Hepsi çifte pasaportlu.
Kimi Miami'den villasını kapatmış, kimi Londra'nın göbeğinden dairesini almış.
Kimi çocuğunu çoktan Amerika'da koleje yazdırmış, kimi ailesini sessiz sedasız İngiltere'ye yerleştirmiş.
Biletler ceplerinde, bavullar hazır.
Muhtemelen teker teker, 2027'de kaçacaklar.
Bunu sokaktaki çocuk bile biliyor, bilmeyen yok.
Peki geriye ne kalacak?
Borç batağında bir Hazine.
İçi boşaltılmış kamu bankaları.
Üç kuruşa satılmış fabrikalar, eşe dosta peşkeş çekilmiş ihaleler.
500 milyar dolar dış borç…vs
Ve o enkazın ortasında bir başına bırakılmış 85 milyon insan.
Soruyorum size: Bu cüreti kimden aldılar?
Senden mi? Benden mi? Sokaktaki vatandaştan mı?
Hayır.
Kim atadıysa gücü, cüreti ondan aldılar.
“At binicisine göre kişner”diye boşuna dememişler.
Kimi bürokrat yaptılarsa, kimi bakan yaptılarsa, kimi kayyum atadılarsa sonuç ortada.
Liyakatsiz, diplomasız, sicili kabarık ne kadar adam varsa topladılar, getirdiler devletin en mahrem koltuklarına sırf yandaş diye oturttular.
Kamunun malını babalarının çiftliği gibi kullandılar.
Yetim hakkını, tüyü bitmemişin hakkını kendi şahsi servetleri gibi harcadılar.
Peki bunu kime güvenerek yaptılar sanıyorsunuz?
Tabii ki Saray'a.
Tabii ki Saray'ın arka bahçesine çevirdiği kurumlara.
Nasıl olsa bir telefonla dosya kapanıyor.
Nasıl olsa bir talimatla soruşturma sümen altı ediliyor.
Nasıl olsa Saray'dan aferin geliyor, alkış geliyor.
Yeri geliyor "Ben bu davanın savcısıyım" diyorlar.
Yeri geliyor "Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyorum" diyorlar.
O özgüvenle çaldılar.
O pervasızlıkla kaçırdılar.
O dokunulmazlık zırhıyla talan ettiler memleketi.
Peki bu tablonun mimarı kim?
En büyük suç; gözünü kulağını kapatan, üç kuruş menfaat için bu soygun düzenine alkış tutanlar değil mi?
Ve bir de o ucube sistemi bu milletin başına bela edip, sonra Balgat'taki koltuğuna çekilip kıs kıs gülen Bahçeli'de değim mi?
Bahçeli yaptı yapacağını.
Tek adam rejimini dayattı.
Denetimi bitirdi,
Meclis'i noter yaptı, yargıyı Saray'ın sopası haline getirdi. Şimdi de eserine bakıp keyif çatıyor.
Ne iktidar olma kaygısı var, ne milletin derdiyle dertlenme!
Tek derdi, Varsa yoksa Apo ve PKK… Varsa yoksa pazarlık masaları.
Zamanında Rıza Zarrab'ın önünde takla atan bakanlara, ayakkabı kutularında para cukkalayanlara hak ettikleri cezalar verilseydi...
Sakız çiğneyerek ifadeye giden o eski belediye başkanına zamanında haddi bildirilseydi, bugün bu soygun düzeni yaşanmazdı.
Ama ne oldu?
Çalan, çırpan ya görevden affedilerek kurtuldu, ya da ödül gibi büyükelçi yapıldı.
Bunu gören bürokratın da, yandaşın da iştahı kabardı tabii!
Besmeleyle, Allah-u Ekber diyerek soydular memleketi.
Durum ortada.
Ama bilsinler;
O paralar, o villalar, o gayrimenkuller, o çifte pasaportlar kimseyi kurtarmayacak.
Bu millet unutmaz.
Tarih affetmez.
Kaçacak yeriniz yok.
Gidiş biletinizi aldınız ama dönüş biletinizi bu halk sandıkta kesecek.
Oğuz Özdemir
Takas kesinliği ilkesini ihlal ederek 250 bin fon mağdurunun alacağına bir geceyarısı haramiliğiyle çöken AKP’nin yüzüne yüzüne bağırdık.
Sıra da, takdir de vatandaşındır..
Fon vurgununda insanların 2.2 milyar TL’sini çalan Fatma Betül Sayan Kaya’nın elini kolunu sallayarak gezdiği, 440 vurguncunun isminin gizlendiği ülkede İsmail Arı’yı haber yaptığı için tutukladılar. Susturmak istiyorlar. Susmayacağız.
Sera Kadıgil, Akp’li sıralara döndü ve onları kepaze eden şu tarihi sözlerle meydan okudu
🔥Siz fon vurgunun mağduru değil, failisiniz
🔥Aklımızla dalga geçmeyi bırakın, YETER!
Rüşvetle çalışan SPK olur mu?
Bu kara düzende olur.
Hastalığa çare mikropla aranır mı?
Bu kara düzende aranır.
İstifa et kurtul.
Tövbe hesabına 3-5 kuruş at kurtul.
Bu pisliği böyle temizleyemezsiniz!
Açtığı dava reddedildi: Özgür Özel'den Akın Gürlek'in tapularına ilişkin yeni açıklama
"Akın Gürlek'in 16 tane tapusunu açıklamıştım. Bu tapuların teker teker ID numaralarını vermiştim. Murat Kurum'a da bu ID'lerin doğru olduğunu biliyorsunuz açıklayın demiştim. Erdoğan'ın talimatıyla bu konuda ne Murat Kurum konuştu, hatta Akın Gürlek kendisinin de bu konuda konuşmaktan men edildiğini söyledi. Ancak dava açacağını söylemişti. Davayı açtı.
Davayı açarken dedi ki 'Mahkeme zaten tapuları isteyecektir.' Mahkemeyi açtılar, mahkemeye gittik ve bu tapuların bizim avukatımız mahkemeden istenmesini talep ediyor. Yani talebimiz net. Bu 16 tapu Akın Gürlek'e aittir. Eğer bu 16 tapu Akın Gürlek'in değilse biz cezayı kabul ediyoruz. Tapuları talep edin. Akın Gürlek'in ki size tutanakları da paylaşacağız önümüzdeki günlerde çıktığında, avukatları hem ilk duruşmada hem bugün tapuların talep edilmemesini derhal karar verilmesini istediler.
Bizim avukatımız diyor ki 'Ben var diyorum sen de yalan atıyorsun' diye dava açıyorsun. Sorulsun. 'Sorulmasın' dediler. Hakim de sorulmamasına karar vererek bugün bizim hakkımızda davayı Akın Gürlek'in kazanmasına, tazminat ödememize karar vermiş."
https://t.co/RP6aix7eu8
66 yaşında bir emekli, kışı sokakta geçirmemek için hapse girmek istiyor.
Birinin canını yakmamak için, harama el uzatmamak için en garanti yöntemi buluyor.
Erdoğan’a hakaret edince anında hapse atılıyor.
Emekliyi cezaevinde kışı geçirmeye mahkum eden sisteme mi yanayım?
Bunun için en kolay yolun Erdoğan’a hakaret olmasına mı yanayım?
Ak Parti’nin kara düzeni!
Evinde 450 milyon çıkan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş
Fatma Betül Sayan tarafından özel kalem kontenjanından torpille memur yapılmış (yandaş F.Uğur)
Allah burnunuzdan fitil fitil getirsin
Hırsızlar! Pisliğinizde boğulun
Yazık şu ülkeye
tam bir talan düzeni
Murat Ağırel tutuklandı. Gökçekler, Fonzi Fatmalar, hırsızlar, uyuşturucu kaçakçıları, kara paracılar, memleketi soyanlar çok mutlu. Ama çok sevinmeyin. Bu memleketi soyguncuların karanlığına teslim etmeyeceğiz. Murat da diğer gazeteciler de karanlığı deşifre etmeye, yazmaya, anlatmaya devam edecek. ÇAĞLAYAN'DAN CANLI | MURAT AĞIREL TUTUKLANDI! https://t.co/xn9UpN2t73 @YouTube aracılığıyla
🔴"Fon krizinde sonuna kadar gidilemeyeceğini biliyorduk"
🔴"'3 kuruşum, 5 kuruş olsun' diyen sade vatandaşın 3 kuruşuna göz dikmişler"
🔴"Dünya tarihinin en büyük yolsuzluk sorumluları bir türlü açıklanmıyor. Birkaç kurban seçmişler"
🔴"Fatma Betül Sayan'ın kardeşini dün Finlandiya'ya büyükelçi olarak atadılar. Hani sonuna kadar gidecektik"
Hukukçu Tuğçe Çalık Karademir
Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre:
"Fatma Betül Sayan Kaya'ya ve eşine dava açılmasını bekledik.
Davayı açtılar mı? Davayı, açıklamayı yapan bana açtılar.
Benimle birlikte bu işin fikri takibini yapan iki gazeteci arkadaşı açtılar ve tutukladılar: Şaban Sevinç, Murat Ağırel.
Ve başka gazeteci arkadaşlara da yine ev hapsi verdiler.
Şimdi ben buradan soruyorum: Allah aşkına, 1.5 yıldır türlü türlü iftiralarda bulunuyorsunuz. Para kuleleri diyorsunuz, Yolsuzluk diyorsunuz.
Ya hangi operasyonda siz böylesine bir vaka gördünüz?"
AKP'li Milletvekilinden Tayyip Erdoğan'a Füze.
AKP Milletvekili Serkan Bayram'dan partisine yeni eleştiriler:
“Adalet hepimize lazım. Ben yaptıysam bana da ‘gereğini yapın’ kardeşim. Partide bir sürü kişinin ismi geçiyor, top çevirmeye gerek yok.
◼️ Millet aç, millet intihar ediyor. Benim vicdanım rahat, heybem boş. Ucu kime dokunacaksa dokunsun. Bana mı, ona mı, temizlensin.
◼️ Türkiye’yi adaleti de, borsayı da fonları da rahatlatmamız lazım. Yoksa Allah korusun Türkiye’de sosyal patlama olur.
◼️ Toplum inanılmaz rahatsız. Bu ülkenin evladıyım, bu milletin ne dediğini, ne hissettiğini görüyorum. İçim yanıyor. Adalet böyle giderse, Türkiye uçuruma gider.
◼️ Olay çok büyük. Ekonomiye zararı 100 milyar dolar. Borsa tepetaklak. Rakamlar manyak manyak.
◼️ Milleti aptal yerine koymaya gerek yok. Millet geçinemiyor, emekli zorda, cami cemaati konuşuyor, her yerdeyim, görüyorum. Günlerdir uyuyamıyorum.
◼️ Zehra Taşkesenlioğlu olayında SPK üzerine gitseydi, bugün bu olmazdı. Kapat kapat, onu kapat, bunu kapat. Ona dokunuyor, kapat; buna dokunuyor, kapat.
◼️ Hayati beyin oğlunun üzerine tedbiri koyuyorsun, sonra hemen kaldırıyorsun. Ya koyma, ya kaldırma kardeşim.
◼️ Adaleti paspas etmeye kimsenin hakkı yok. 20 yıl şerefle avukatlık yaptım, 25 senedir siyasetteyim. Yıllardır eşek gibi çalıştım.
◼️ Bu millet iki duygusala bakar cebindeki ve gönlündeki. Cebindeki veremiyorsun. Ondan sonra belediyeyi kaybettim geri alayım.
◼️ Üsküdar’ı kazanamıyorsun, Meclis üyelerini tutukluyorsun. Sahada kazanamadığını masada kazanmak.. Bu mu, utanıyorum. Bileğimizin gücüyle kazanacağız.
◼️ Bir zincir var, herkes birbirine bulaşmış. İşadamları, yargıçlar beni arıyor. Umudumuzsun diyor. Arayanların isimlerini bilsen, şok olursun. Arayan herkes tebrik ediyor, sesimiz oldun diyorlar.
◼️ Toplum sıkışmış durumda. Ülkenin sahibi biz değiliz, sahip millet biz hamalız. Millet istediğine alır verir.
◼️ 2024 seçimlerinde genel merkez ahbapçılık yaptı, bir sürü yeri kaybettik. Şimdi de karşı mahalleyi dağıtalım, biz devam edelim. Toplumda böyle bir duygu yok.
◼️ Adaleti yitirirsek her şeyimizi kaybederiz. İki yıl sonra seçim gelecek, millet bize gerekeni yapar.
◼️ Toplumda infial var. Korkudan konuşamıyorlar. Millet mutsuz ve umutsuz. Bu olay fitil oldu.
◼️Paralar çok yüksek, manyak paralar. Köprüleri satalım, hazineden verelim, niye verelim?
◼️ Özel uçakla Hacca giden kim? Devlet arkamızda görüntüsü veren kim? Milletten özür dilesinler. Bırakın safsatayı.”
(Veli Toprak - Sözcü)