Kek Said her ne kadar yazılarında belirtmese de Bediüzzaman Said-i Kürdi de Kürdistan Teali Cemiyetinin 3 numaralı kurucu üyesidir. Yazısında belirttiği 22 Aralık 1918'de imzalanan muhtariyet(özerklik) anlaşmasına Kürdistan Teali Cemiyeti adına imza atan 3 kişiden biri de Said-i Kürdi'dir.
Kürt Şerif Paşa da Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Paris temsilcisi idi!👇👇
22 Aralık 1918'de imzalanan muhtariyet(özerklik) anlaşmasına Kürdistan Teali Cemiyeti adına imza atan 3 kişiden biri de Said-i Kürdi'dir.
Seyyid Abdülkadir Efendi'nin Diyarbekir Şark İstiklal Mahkemesindeki İfadesi'nden; 👇👇
Reis: Bu imza sahipleri kim?
Seyyid Abdülkadir Efendi: BİZİM TARAFTAN MOLLA SAİD VARDI, Bedirhanilerden Mehmed Ali vardı, bir de Bendeniz vardım."
Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin Kürdistan Teali Cemiyeti'nin 3 numaralı kurucu üyesi olduğuna ilişkin başbakanlık cumhuriyet arşivinde kayıtlı belge! 👇👇
Belgenin üzerinde "Kürdistan Teali Cemiyeti, Azay-ı Müessesisan"(not:Kurucu üyeler) yazılıdır.
3. Sırada "Molla Said Efendi Bediüzzaman" yazmaktadır.👇👇
Said Veroj: "Kuruluşundan beş gün sonra, 22 Aralık 1918’de İstanbul’da Hürriyet ve İtilaf Partisi ile Kürdistan Teali Cemiyeti arasında imzalanan anlaşmaya göre, Kürdlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Hilafete bağlı kalmak şartıyla özerk yönetim kurma hakkı verilecekti."
"İslam Dar-ul Hikmet Konseyinin Dini Üyesi” olan Said-i Kurdi”nin Sebil-urreşat mecmuasında “İslamiyet ve Kürdler” başlığıyla yayımlanan yazısında, Şerif Paşa’yı kastederek şunları söylemektedir:
[…] Hakiki Kürdler kendilerine kimseyi vekil-i müdafi olarak kabul etmek istemiyorlar. Onların vekili ve Kürdlük namına söz söyleyecek ancak Meclis-i Mebusan-ı Osmanî’deki mebuslar olabilir."
Kek Said her ne kadar yazılarında belirtmese de Bediüzzaman Said-i Kürdi de Kürdistan Teali Cemiyetinin 3 numaralı kurucu üyesidir. Yazısında belirttiği 22 Aralık 1918'de imzalanan muhtariyet(özerklik) anlaşmasına Kürdistan Teali Cemiyeti adına imza atan 3 kişiden biri de Said-i Kürdi'dir.
Kürt Şerif Paşa da Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Paris temsilcisi idi!
Haliyle Bediüzzaman'ın bu yazıyı yazması akıl ve mantık dışıdır!
Bahse konu "Kürdler ve İslamiyet" başlıklı yazının altında Bediüzzaman'ın imzası yoktur. Bu makale ile ilgili Abdullah Can kitap da yazmıştır.
Konu ile ilgili diğer belgeler paylaşımın altındadır.👇. Kurucu üye listesi 👇
Urfa Barosu: "Olayın arka planında, darbe yönetiminin Said-i Kürdi’nin Urfa’ya defnine büyük bir tepki gösterdiği görülmektedir.Nitekim 20 Haziran 1960 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Fahri Özdilek’in konuyu gündeme getirmesi üzerine Milli Birlik Komitesi Başkanı ve daha sonra Devlet Başkanı olan Cemal Gürsel, “Niçin oraya gömdünüz?” diye sormuş ve “ORASI YARIN KÜRTLÜĞÜN MERKEZİ HALİNE GELECEK. SİZ BÜYÜK GÜNAH YAPTINIZ.” diyerek itirazını dile getirmiştir. Gürsel, daha sonra “BEN SİZİN YERİNİZDE OLSAM, BİR RÜYADA BU ADAM KENDİSİNİN ISPARTA'YA NAKLİNİ İSTEMİŞ DER VE ORAYA NAKLEDERİM. BU YAPILMIŞ BİR HATADIR. İŞLERİMİZ RAHATLADIKTAN SONRA BUNU DÜŞÜNECEĞİZ.” şeklinde ifadelerde bulunmuştur.
Tutanakta açıkça belirtildiği üzere SAİD-İ KÜRDİ'NİN NAAŞININ KAÇIRILMASINA GEREKÇE OLARAK KÜRT KİMLİĞİ ve URFA'NIN KÜRTLÜĞÜN MERKEZİ OLACAĞI ENDİŞESİ GÖSTERİLMİŞTİR."
👇👇
Basına ve Kamuoyuna
Bilindiği üzere büyük İslam âlimi ve Kürt milletinin öncü şahsiyetlerinden biri olan Bediüzzaman Said-i Kürdi, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etmiş ve ertesi gün Halil-ür Rahman Dergâhı Camii avlusuna defnedilmiştir. Ancak defnedilmesinden 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından 12 Temmuz 1960’ta mezarı parçalanarak naaşı bilinmeyen bir yere kaçırılmıştır.
Olayın arka planında, darbe yönetiminin Said-i Kürdi’nin Urfa’ya defnine büyük bir tepki gösterdiği görülmektedir.Nitekim 20 Haziran 1960 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Yardımcısı sıfatıyla Fahri Özdilek’in konuyu gündeme getirmesi üzerine Milli Birlik Komitesi Başkanı ve daha sonra Devlet Başkanı olan Cemal Gürsel, “Niçin oraya gömdünüz?” diye sormuş ve “Orası yarın Kürtlüğün merkezi haline gelecek. Siz büyük günah yaptınız” diyerek itirazını dile getirmiştir. Gürsel, daha sonra “Ben sizin yerinizde olsam, bir rüyada bu adam kendisinin Isparta’ya naklini istemiş der ve oraya naklederim. Bu yapılmış bir hatadır. İşlerimiz rahatladıktan sonra bunu düşüneceğiz” şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Tutanakta açıkça belirtildiği üzere Said-i Kürdi’nin naaşının kaçırılmasına gerekçe olarak Kürt kimliği ve Urfa’nın Kürtlüğün merkezi olacağı endişesi gösterilmiştir.
Darbeciler, daha sonra sahte rüya senaryosundan vazgeçerek kardeşi Abdülmecid Nursi'ye zorla imzalattıkları dilekçe üzerine, resmi olarak düzenlenen belgede Said-i Kürdi’nin Isparta’ya defnedildiğini kayda geçirmişlerdir.
Urfa Barosu olarak 2017 yılından beri Merhum Said-i Kürdi’nin kayıp naaşı ile ilgili olarak adli ve idari açıdan hukuki girişimlerde bulunduk. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine iki defa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gittik.
Bugün, vefatının 66. yıl dönümünde bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz ki; Merhum Said-i Kürdi’nin mezarının darbeciler tarafından açılarak naaşının gasp edilmesi, açık bir insanlık suçu ve mezar dokunulmazlığının da ağır ihlalidir.
Bu nedenle kayıp naaş her nerede ise getirilerek buradaki mezarına iadesini talep ediyoruz.
Urfa Barosu olarak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereğince hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak görevimiz çerçevesinde, bu talebimizin vicdani, hukuki ve insani bir sorumluluk olduğunu vurgulamaya devam edeceğiz. Konunun takipçisi olmaya, gerek ulusal, gerekse uluslararası platformlarda gerekli adımları atmaya kararlı olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.
Merhum Bediüzzaman Said-i Kürdi’yi mezarının parçalanarak naaşının kaçırılışının 66. yıl dönümünde, bir kez daha rahmet, minnet ve hürmetle yâd ediyor, mezarını parçalayarak naaşını kaçıranları ve faşist zihniyetlerini tel’in ediyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
#Bediüzzaman Said-i Kürdi sadece bir İslam Alimi mi, yoksa aynı zamanda Kürt Milli/Ulusal Hareketi'nin önemli aktörlerinden biri mi?
🔴ALGILAR DEĞİL BELGELER KONUŞUYOR!
"24 Kanun 341 tarihli rapor sureti aynen: Mele Said-i Kürdi İstanbul'da kurulu Kürt Cemiyetince karar verildiği gibi doğu illerine gitmesi için emir verilerek Kürdistan adıyla otonomi kurmak ve ilanıyla ilgili kötü emellerine rağmen ilk emirde Erzurum'a gelerek Varto aşiret reisi alay komutanı Kürt Halid Bey'le(Xalit Begê Cîbîrî) ve sonra uğnut nahiyesinde geçmekte iken aşiret reisi binbaşı Baba Bey'le ve diğerleri ile görüşerek..."
👇👇
Emeklerinize sağlık Zilan Akademi Yayınları @ZilanAkademiYa Genel Yayın Yönetmeni değerli Kardeşim Fahrettin Elitaş @Fahrettinelitas
İşte Bediüzzaman Said-i Kürdî'nin Kürdistan Teâli Cemiyeti'ne 3. sırada üye olduğunu gösteren Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi patentli belge (Kürdistan Teâli Cemiyeti, Bediüzzaman ve Şerif Paşa Polemiği, s. 79, Zilan Akademi Yayınları) 👇
İnsan hakları merkezi üyemiz Av. Nurullah KÜÇÜKOĞLU'nun katılımıyla, mezarı parçalanarak naaşı kaçırılan Bediüzzaman Said-i Kurdi' nin vefatının 66. yıldönümü vesilesiyle mezarın başında basın açıklaması yapılmıştır.
👉 Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin Kürdistan'da Kürtçe eğitim veren okulların açılması talepli dilekçesi.👈
Kürtleri şimdiye kadar mahv eden iki beliye-i azime vardır ki biri ihtilaf-ı dâhili, diğeri marifet-i maarifin hakkıyle ta’mim edememesi. Bu iki musibeti mahv için vakt-i istibdatda “Bediüzzaman Molla Said Efendi Hazretlerinin” mabeyne verip de neticesinde birçok mesaibe hedef edildiği layiha suretini aynen derc-i arz ile iftihar ediyoruz:(Şark ve Kurdistan gazetesi tanıtım yazısı)
👉 Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin Kürdistan'da Kürtçe eğitim veren okulların açılması talepli dilekçe.👈
👇👇
Bediüzzaman Said-i Kürdi:
Millet-i Osmaniye meyanında mühim bir unsur teşkil eden KÜRDİSTAN AHÂLİSİNİN ahvâli hükümetçe ma’lûm ise de, hizmet-i mukaddese-i ilmiyeye dair bâzı metalibatı arz etmeğe müsaade dilerim.
Şu cihan-ı medeniyette ve şu asr-ı terakki ve müsabakatta sair ihvan gibi yekâheng-i terakki olmak için, himmet-i hükûmetle KÜRDİSTAN'IN kasaba ve kurasında mekatib te’sis ve inşa’ buyrulmuş olduğu ayn-ı şükranla meşhûd ise de, bundan yalnız lisan-ı Türkîye âşina etfal istifade ediyor.
Lisana âşina olmayan evlâd-ı EKRAD yalnız medaris-i ilmiyeyi mâden-i kemâlat bilmeleri ve mekatib muallimlerinin lisan-ı mahalliye adem-i vukufiyetleri cihetiyle maariften mahrum kalmaktadır. Bu ise; vahşeti, keşmekeşi, dolayısıyla garbın şematetini davet ediyor. Hem de ahalinin vahşet ve taklid, hâl-i ibtidaisinde kalmaları cihetiyle evham ve şükûkun te’siratına hedef oluyor.
Eskiden beri herbir vecihle EKRADIN madûnunda bulunanlar, bu gün onların hâl-ı tevakkufta kalmalarından istifade ediliyor. Bu ise ehl-i hamiyyeti düşündürüyor. Ve bu üç nokta KÜRTLER için müstakbelde bir darbe-i müthişe hazırlıyor gibi ehl-i bâsîreti dağdar etmiştir.
Bunun Çaresi: Numune-i imtisal ve sebeb-i teşvik ve terğib olmak için, Kürdistanın nukat-ı muhtelifesinden; biri (Ertûşî aşâiri) merkezi olan Beytüşşebab cihetinde, diğeri Motkân, Belkân – Sason vasatında, biri de Sipkân ve Hayderan - vasatında olan nefs-i Van’da (medrese) nâm-ı me’lûfiyle ulûm-u dîniye ve fünûn-u lâzime ile beraber, hiç olmazsa, ellişer talebe bulunmak ve oraca medar-ı maişetleri hükûmet-i seniyece tesvîd edilmek üzere– üç dâr-üt talim te’sis edilmelidir.
Bazı medarisin dahi ihyası, maddî ve mânevî KÜRDİSTAN'IN hayat-ı istikbâliyesini te’min eden esbâb-ı mühimmedendir. Bununla maarifin temeli teessüs eder. Ve bu mebde-i teesüsten ittihad takarrur edecek; ihtilâf-ı dâhilîden dolayı mahvolan kuvve-i cesimeyi hükümetin eline vermekle, harice sarf ettirmek için hakkıyla müstehakk-ı adâlet ve kâbili medeniyet oldukları gibi cevher-i fıtrîlerini göstereceklerdir.
Molla Said-i Meşhur"
Kaynak: "Şark ve Kürdistan Gazetesi"nde (Sayı: 1 25 Şevval 1326 Cuma (Hicri) / 7 Teşrin-i Sani 1324 (Rumi) 19 Teşrin-i Sani (Kasım) 1908 (Miladi)
👇👇
Şark ve Kurdistan Gazetesi sayı:1
14 Mart 2026'da Diyarbekir'de düzenlenen Kurdistan Ulusal Birlik Girişimi Konferansına ben de davet edilmiştim.
Bir Arkadaş 22 Aralık 1918'de Kürdistan Teali cemiyeti ile Hürriyet İtilaf Fırkası arasında imzalanan Kürdistan'a muhtariyet anlaşmasında imzası olan Kürdistan Teali cemiyetinin 3 numaralı kurucu üyesi Bediüzzaman Said-i Kürdi'nin fotoğrafının bulunmamasını haklı olarak eleştirdi.
Yapılan eleştiriye orada herhangi bir cevap da verilmedi maalesef.
Bu anlaşma Bakûr'da son 512 yılda imzalanmış tek ulusal anlaşma!
Mesele ideolojik ise, ideoloji ile milli birlik olamaz!
Mesele Bediüzzaman'ın kendi milletinin hukuku için yaptığı anlaşmadan ve yaptıklarından bilgi sahibi olmamak ise ise, işte bir kısım belgeler!
Seyyid Abdülkadir'in İstiklal Mahkemesindeki ifadesinden; Kürdistan'a muhtariyet anlaşması👇
ŞEYH SAİD’İN TORUNLARI İLE BEYİDÜZZAMAN SAİD-İ KÜRDÎ ARASINDAKİ ZİYARET ORTAYA ÇIKTI
Şeyh Said’in oğulları ve torunlarından Abdulilah Fırat’ın, 1960 yılında Ankara’da Bediüzzaman Said-i Kürdî’yi ziyaret ettiği ortaya çıktı.
Şeyh Said Efendi’nin torunu Abdulilah Fırat, 1991 yılında Dava Dergisi’ne verdiği röportajda önemli bir hatırayı anlattı. Fırat’ın aktardığına göre, 1960’ların ilk günlerinde dedesi Şeyh Ali Rıza Efendi ve amcası Şeyh Salahaddin Efendi ile birlikte Ankara’da Bediüzzaman Said-i Kürdî’yi ziyaret ettiler.
Ziyaret sırasında Şeyh Ali Rıza Efendi, Bediüzzaman’ın elini öpmek istemiş ancak Bediüzzaman buna izin vermemişti. Buna rağmen diğer ziyaretçilerin elini öptüğü ifade edildi. Bediüzzaman’ın ise Şeyh Ali Rıza Efendi’yi ilmi yönüyle takdir ettiği belirtildi.
Ziyaretin ardından dışarı çıktıklarında Şeyh Salahaddin Efendi’nin Şeyh Ali Rıza Efendi’ye,
“Keko, onu nasıl gördün?” diye sorduğu aktarılıyor.
Şeyh Ali Rıza Efendi’nin ise bu soruya şu sözlerle cevap verdiği belirtiliyor:
“Şimdiye kadar Molla Said’i sadece ilmiyle meşhur bir âlim sanırdım. Anladım ki kalbi kuvvetli bir veli imiş.”
Hatırayı aktaran ve bugün hâlâ hayatta olan Abdulilah Fırat’a sağlık ve afiyet dilekleri iletildi.
Li Bakurê de dawî 500 salî de ji peymana Amasyayê vir ve yek peymanek netewî (Peymana xweserîya Kurdistanê) heye ew jî 1918ê de hatîye îmze kirin.
Li wê derê de jî sê kes hene.
Yek Ji wan kes jî wek endamê (damezrîner(Tirkî: kurucu üye) jimare 3ê de) "Kurdistan Teali Cemiyeti" Bedîuzzeman Seîdê Kurdî ye...
Ya di serokê cemiyetê Seyyîd Evdilqadir e...
Ya di jî nevîye mîrê Botan Mehmed Alî Bedirhan e!👇👇
1907'de Gazeteler BEDİÜZZAMAN'ın İstanbul'a girişini manşetlere şöyle taşır:
KÜRDİSTAN'ın yalçın, sarp ve demirden sağlam yüksek dağlarının tepelerinin arkasında ortaya çıkan BEDİÜZZAMAN SAİD-İ KÜRDÎ isminde YARATILIŞ HARİKASI, ateşli bir zeka İstanbul sınırların da görüldü.
🔴Bediüzzaman Said-i Kürdi'yi Şeyh Said Efendi ile karşı karşıya getirenlere ve algılarına karşı, belgeler(şahit) konuşuyor!
Şeyh Said Efendi'nin oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi'nin oğlu Şeyh Muhammed Emin Efendi'nin oğlu olan sayın Abdulilah Fırat, Dedesi Şeyh Ali Rıza Efendi ve Şeyh Said Efendi'nin diğer oğlu Şeyh Salahaddin ile birlikte 1960'ın ilk günlerinde Ankara'da Bediüzzaman Said-i Kürdi'ye yaptıkları ziyareti, 1991 yılında Dava Dergisine anlatmış.
👇
"Şeyh Ali Rıza Efendi O'na hürmet niyetiyle elini öpmeye kalktı.
Tabi müsaade etmedi.
Fakat Şeyh Salahaddin ve bizler O'nun mübarek elini ziyaret ettik.
Şeyh Ali Rıza Efendi'yi ilminden dolayı takdir etti.
Dışarıda çıktıktan sonra Şeyh Salahaddin Efendi Şeyh Ali Rıza Efendi'ye sordu.
Keko sen Bediüzzaman hazretlerini nasıl gördün.
O dedi: Ben şimdiye kadar Molla Saidi sadece ilmiyle meşhur bir alim bilirdim.Fakat anladım ki o bununla beraber kalbi kuvvetli bir velidir de."
🔴Şu anda 80 yaşında olan Sayın Abdulilah Fırat'a sıhhat ve afiyet diliyorum.
👇👇
Kürt Milleti'ne ve Kürt Kamuoyuna önemle duyurulur!
🔴Ahmet Akgündüz yıllarca Bediüzzaman Said-i Kürdi'yi ve eserlerini, menhus ve faşist zihniyetine alet eden ve yaptığı dezenformasyonlarla Kürt Milletini Bediüzzaman aleyhine kışkırtabilmek ve karşıya karşıya getirebilmek için elinden gelen her türlü melaneti yapmaktan geri durmayan ve fakat hak noktasında mağlup olan zavallı bir şahıstır!..
(Bir dane-i hakikat bir harman yalanı yok eder.
Ey efendiler! Bilirim ki, hak noktasında mağlub olduğunuz zaman, kuvvete müracaat edersiniz.Bediüzzaman-ı Kürdi)
🔴Ahmet Akgündüz adlı şahsın yalanına/iftirasına dayanak gösterdiği "Kürdler ve İslamiyet" başlıklı yazıdaki imza, Bediüzzaman Said-i Kürdi'ye ait değildir.
Salt bu yazı üzerine yazılmış "Kürdistan Teali Cemiyeti Bediüzzaman ve Şerif Paşa Polemiği" isimli kitapta belgeleriyle bu yazıdaki imzanın Bediüzzaman'a ait olmadığı açık ve net olarak ispatlanmıştır.
(Bakınız:https://t.co/XOTVsvcalN)
🔴 Resmi kayıtlarla sabit olduğu üzere Kürdistan Teali Cemiyeti, muhtariyet/özerklik taraftarı idi.(Bakınız Seyyid Abdülkadir'in İstiklal Mahkemesindeki savunması:https://t.co/ZHdzdr04FM)
Bilindiği üzere Kürt Şerif Paşa da Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Paris'teki temsilcisiydi.
Bediüzzaman-ı Kürdi de, Molla Said Bediüzzaman adıyla Kürdistan Teali Cemiyetinin 3 numaralı kurucu üyesi olarak Cemiyet başkanı Seyyid Abdülkadir ve genel sekreter Emin Ali Bedirhan ile birlikte Kürdistan'a muhtariyet(özerklik) anlaşmasına imza atmıştır. (Bakınız:https://t.co/ZHdzdr04FM)
Hal böyle iken, Bediüzzaman-ı Kürdi'nin bahse konu yazıya imza atmış olması, hayatın ve mantığın olağan akışına açık bir şekilde aykırıdır!
🔴Ahmet Akgündüz isimli şahsın, Bediüzzaman'a ve aşiret reislerine ait olmayan, onlar adına tanzim edilmiş ve ittihatçı kafayla dizayn edilmiş makale ve telgraflara dayanarak ikide bir ortaya atılması hak noktasında ne kadar aciz olduğunu ispatlamaktadır. Dolayısıyla bu ve benzeri hezeyanları/iftiraları, sadece kendisini ve kendisine inananları bağlayabilir, mevzu bahis hezeyanlar hak ve hakikat nazarında ise hükümsüzdür!
(Bakınız:https://t.co/ZHdzdr04FM)
🔴Bu hak noktasında mağlup olan Ahmet Akgündüz kendi ifadesiyle 30 yılını vererek, Bediüzzaman Said-i Kürdi'yi Kürtlükten çıkarmak için bir şecere bulmuş ve fakat o şecere de sahte çıkmıştır!
https://t.co/tUDj8cjZCJ
🔴Bu müfteri Ahmet Akgündüz, Medzehra vakfı kurucusu merhum Sıddık Dursun ile Zehra Vakfı kurucusu Şehid İzzettin Yıldırım'ın merhum Molla Mustafa Barzani'nin adamları olduğuna ilişkin sahte bir istihbarat raporunu bir kitabında yayınlayınca, Mahkeme kitabın toplatılmasına karar vermiştir.
(Bakınız:https://t.co/9kXXnoTeMh)
Yukarıda belgeleriyle ispat ettiğimiz üzere, bu ve benzeri konularda hukuka/bilime/gerçeklere aykırı olarak sürekli dezenformasyon yapan Ahmet Akgündüz isimli şahsın hezeyanlarını dikkate almamamız lazım ve belki de elzemdir!
Bu hususları Bediüzzaman-ı Kürdi gibi mensubu olduğum Kürt Milleti'ne ve Kürt Kamuoyuna selam ve saygılarımla duyuruyorum. 21/01/2026/Riha
@AhmetAkgunduz
👇👇