I am a writer based in Istanbul Turkey. I have books published in many languages all available on Amazon Kindle Unlimited, Kobo Rakuten, Barnes&Noble and others
Bugüne dek duyulmamış olanı söyledim, yazılmamış olanı yazdım. Şimdi de görülmemiş olanı göstereceğim. Bir yıldır üzerinde çalıştığım son eserim, dünyada bir ilk olacak görsel bir şaheser.. Yapay zekaya karşı dehanın üstünlüğünü gösteriyor.. Yakında sahnelerde..
Üçüncü üzerinde çalıştığım eser, Voltaire'ın Candide adlı eserinin bir devamı. İsmi Candide Türkiye'de olabilir. Veya Candide 2. Daha karar vermedim. Bunu yazmakta hiç acele etmiyorum. Kısa ama Voltaire tarzında mizah ironi yüklü bir eser. Kahramanlar aynı.
Üzerinde çalıştığım ikinci eser 'Ölüme ve hayata dair delice tezler'. Yıl sonunda sansürlü ilk fasikülünü yayınlamayı ümit ediyorum. Bu kitap kimi satırları üzeri siyah bantla kapalı olarak çıkacak. Okur metnin tamamına erişemeyecek.
Bu aralar üç eser üzerinde birden çalışıyorum. İlki 80 dakikalık 3d animasyon, görsel sanat eseri bir film. "Van Gogh'un yıldızlı gece tablosu üzerine çeşitlemeler". Tek bir tabloyu izleyiciye yüz ayrı şekilde nasıl sunarsınız? Aşağıda filmden bir sahne..
Kutsal kitapta, "Sadaka vermek sevaptır. Yoksullara verilen sadaka size cennet kapılarını açar" diye yazıldığı için, sırf bu yüzden, sadaka vermek tanrılar katında bir iyilik olmaktan çıkarılmıştır. Dolayısıyla sadaka verenler paralarını boşuna harcıyor.
Kendi kendine yabancılaşmış, var oluşuna alaka göstermeyen, geçim kaygısı çeken, ruhunda bir nebze dahi mutluluk kalmamış insanlar arasında ve rahatın huzurun olmadığı yerde edebiyat yaşayamaz. Çünkü insanın bir an durup kendini dinlemesi için de biraz huzura ihtiyacı vardır.
Kapitalizm insanı insan olmaktan çıkardıkça insan da edebiyatın konusu olmaktan artık çıkıyor. Bugün batıda romanların kahramanları artık canavarlar, robota dönüşmüş birtakım insanımsı yaratıklar. Avrupa Amerika'da edebiyat öldü. Türkiye de ise can çekişiyor.
Celal hocaya kızacağınıza parklara bahçelere plajlara gidip ne pis olduklarını görün. Ormanları nasıl çöplüğe dönüştürdüklerini görün. Sahillerde çitlenmiş çekirdek kabuk yığınlarını gördüğünüzde insanımızda şempanze geninin baskın olduğu tezine hak verin
https://t.co/3FSdeHybVk
İsa, "Sana tokat atana diğer yanağını dön" dedi. Çünkü bu dünyaya tekrar doğmak, bir tokat yemekten daha korkunçtur. İsa zengine "Git tüm servetini sat yoksullara dağıt" dedi. Çünkü bu dünyaya -reenkarnasyonla- tekrar doğmak, tüm servetini kaybetmekten daha korkunçtur.
Gelmiş geçmiş en büyük insan, İsa, "Ben yapmaya değil, yıkmaya geldim" demişti. Bugün de onun yıkmak isteyip de yıkamadığını yıkmadan, dünya bir yıkımdan kurtulamaz.
Ölüm herkese yeni bir kapı açmaz. Pek çokları öldükten sonra anne karnına, o korkunç hapishaneye tekrar geri döner. Sigmund Freud'un teorisinde anne karnına geri dönüş diye işaret ettiği bir durumu, bu bakışla yeni baştan tekrar okumak gerek.
Dünyanın böylesi günah ve kötülükle dolu olması dinlerin bir tanrı olduğu tezini çürütüyor fiziğin bu evrenin bir simulasyon olduğu tezini güçlendiriyor. Çünkü ancak günah ve kötülüğün olduğu yerde iyilik hayat bulur, duygu ırmağı gürül gürül akar. Bir mezarda açan çiçekler gibi
Bizi bir simulasyona yerleştirenler şöyle düşünüyor olabilir; dünyayı yıkan bunca nefretin kötülüğün hiçbir önemi yok, asıl önemli olan sevgi ve iyilik. Aynı bir bahçede, yabani otlara dikenlere aldırmadan, hatta dönüp onlara bile bakmadan doğruca çiçeklere koşan bir çocuk gibi.