Sondakika Kahramanmaraş da depremzedelerin oturdugu kendi tapulu mulkune yaptigi evlerin yikim karari ve elektrik su kesilmesinin ardından depremzedeler yolu trafiğe kapattı turkiyede 8 milyon ev kayit disi yapi kayıt güncellemesi yapimaz ise #8milyonEvYıkılacak@avidrissahin
Tarım arazilerinin uygunsuz kullanımına yönelik ağır yaptırımlar içeren kanun teklifini bu hafta görüşeceğiz.
Elbette “hobi bahçesi” adı altında tarım arazilerinin yok edilmesi kabul edilemez.
Ama Büyükşehir yasası ile köyler mahalle oldu. Köylümüz, atadan dededen kalma tapulu evlere, ahırlara çivi çakamaz oldu...
Bir yanda "hobi bahçesi" adı altında lüks villa dikenlere sesiniz çıkmazken, vatandaşın bir göz konteynerine düşman oldunuz. Evleri için yıkım kararı çıkanlara ve itiraz edenlere hapisle yargılama yolu açıldı. Köylerde nüfus yaş ortalaması 50'nin üzerinde. Bırakın insanlar köyünde eksin, besicilik yapsın. Şehirde asgari ücrete sürüneceğine, köyünde huzur içinde yaşasın.
Köylünün evine, ahırına dokunmayın!
Türkiye Büyük Millet Meclisi İhtisas Komisyonlarından Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde faaliyet gösteren Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’na sevk edilmiş ve hâlen yürürlükte bulunan iki ayrı kanun teklifi bulunmaktadır. Söz konusu teklifler, ülkemizde uzun yıllardır çözüme kavuşturulamayan imar ve yapı kayıt kaynaklı mağduriyetler açısından büyük önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere; gerek kent merkezlerinde gerekse kırsal yerleşim alanlarında zamanında yapılmayan, güncellenmeyen veya uygulamaya geçirilmeyen imar planları sebebiyle ciddi ve yaygın bir toplumsal sorun ortaya çıkmıştır. Planlama yükümlülüğü kamu idarelerine ait olmasına rağmen, bu görevlerin eksik veya gecikmeli yerine getirilmesi neticesinde vatandaşlarımız mülkiyet ve yapı kayıt sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır.
Bugün gelinen noktada; tapu ve mülkiyet ihtilafları, yapı kayıt belgelerinin iptali veya hiç alınamaması, ruhsat ve ruhsat eklerine ilişkin aykırılıklar nedeniyle doğan belirsizlikler; vatandaşlarımızın en temel kamusal hizmetlere erişimini dahi güçleştirmektedir. Su ve elektrik aboneliklerinin tesis edilememesi gibi durumlar, istemeden de olsa kaçak kullanım riskini artırmakta; bu da hem kamu düzenine hem de kamu maliyesine zarar vermektedir.
Yüce Meclis çatısı altında temsil edilen tüm siyasi partilerin konuya vakıf olduğu ve sorunun boyutlarını bildiği izahtan varestedir. Bu çerçevede yapılması gereken; meseleyi siyasi tartışmaların ötesinde, toplumsal huzuru ilgilendiren ortak bir sorun olarak ele almak ve çözüm iradesini güçlü bir şekilde ortaya koymaktır.
Toplumsal barışın sağlanması, bireysel ve millî servetin korunması, mevcut yapı stokunun kayıt altına alınarak kamu denetimine kazandırılması ve bu suretle hem devlet hazinesine hem de belediye bütçelerine sürdürülebilir gelir oluşturulması amacıyla; gerekçeleri sağlam hazırlanmış, tarih aralığı ve kapsamı net belirlenmiş, hakkaniyetli ve kapsayıcı yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmaktadır.
Bu düzenlemeyi hayata geçirebilecek yegâne merci, millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’dur.
Bu vesileyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görev yapan tüm siyasi parti milletvekillerimizi ve ilgili komisyon üyelerini; söz konusu teklifleri ivedilikle ele almaya, gerekli değerlendirmeleri yapmaya ve toplumsal beklentileri karşılayacak adil bir çözümü hayata geçirmeye davet ediyoruz. #YapıKayıtMeclise
@TBMMresmi@TBMMGenelKurulu@AKPartiTBMMGrup@MhpTbmmGrubu
@chptbmm
@YeniYolTBMM
Yapı Kayıt mağduriyeti, son yıllarda Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyen sosyal, ekonomik ve hukuki bir sorun hâline gelmiştir. Özellikle 2018 yılında yürürlüğe giren imar düzenlemeleri kapsamında verilen belgelerin sonradan iptal edilmesi, başvuruların reddedilmesi veya sistemsel eksiklikler nedeniyle geçersiz sayılması, vatandaşların devlete olan güvenini sarsan ciddi sonuçlar doğurmuştur.
📍Sorunun Temel Kaynağı
Yapı kayıt sisteminin amacı; ruhsatsız ya da imara aykırı yapıların kayıt altına alınarak devlet envanterine kazandırılması, şehir planlamasının sağlıklı yapılması ve riskli yapıların tespit edilmesiydi. Ancak uygulamada çeşitli problemler ortaya çıkmıştır:
🔹Uydu görüntülerinin güncel olmaması veya bazı bölgelerde hiç bulunmaması
Başvuru sürecinde teknik bilgilendirme eksikliği
🔹Yerel idareler ile merkezi sistemler arasında veri uyuşmazlığı
🔹Aynı mahallede farklı vatandaşlara farklı uygulamalar yapılması
🔹Sonradan yapılan denetimlerle belgelerin iptal edilmesi
Bu durum, aynı şartlara sahip vatandaşların farklı muamele görmesine neden olmuş ve eşitlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurmuştur.
📍Mağduriyetin Toplumsal Etkileri
Yapı kayıt sorunu yalnızca bireysel bir mülkiyet meselesi değildir; aynı zamanda geniş çaplı toplumsal etkileri vardır:
🔹Ailelerin yıllarca biriktirdiği birikimlerle yaptıkları konutların hukuki statüsünün belirsizleşmesi
🔹Elektrik, su, doğalgaz aboneliklerinde sorun yaşanması
🔹Tapu devri ve satış işlemlerinin yapılamaması
🔹Banka kredisi veya ipotek işlemlerinde engeller
🔹Yıkım riski nedeniyle psikolojik ve ekonomik baskı
Bu durum özellikle kırsaldan kente göç eden, kendi imkânlarıyla barınma çözümü üretmiş dar gelirli vatandaşları daha ağır etkilemektedir.
📍İdari ve Sistemsel Problemler
Başvuruların önemli bir kısmı, vatandaşın kusurundan değil sistemsel eksikliklerden dolayı geçersiz sayılmıştır. Örneğin:
🔹Sistem yükleme hataları
🔹Eksik veri entegrasyonu
🔹Harita ve koordinat uyuşmazlıkları
🔹Başvuru sürecinde teknik rehberlik eksikliği
Bu aksaklıklar, vatandaşın iyi niyetle yaptığı başvuruların bile iptal edilmesine yol açmıştır. Sürecin yürütülmesinden sorumlu olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı @csbgovtr ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyon eksikliği de sorunların büyümesine neden olmuştur.
📍Hukuki Belirsizlik ve Güven Sorunu
Devlet tarafından verilen bir belgenin sonradan geçersiz sayılması, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen bir durumdur. Vatandaş açısından bu durum şu soruları doğurmaktadır:
📍Devletin verdiği belge ne kadar güvenilir?
📍Aynı başvuruyu yapan kişiler neden farklı sonuç alıyor?
📍Gelecekte benzer düzenlemelerde hak kaybı yaşanır mı?
Bu belirsizlik ortamı, hem mülkiyet hakkı hem de kamu otoritesine duyulan güven açısından ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
📍Ekonomik Boyut
Yapıların kayıt altına alınması yalnızca vatandaş için değil devlet için de önemli bir gelir ve planlama avantajı sağlayabilir:
🔹Vergi ve harç gelirlerinin artması
🔹Kaçak yapı stokunun net biçimde tespit edilmesi
🔹Afet risk analizlerinin sağlıklı yapılabilmesi
🔹Kentsel dönüşüm projelerinin doğru planlanması
Kayıt dışı yapıların sistem dışında kalması, hem ekonomik kayıp hem de şehircilik açısından risk anlamına gelmektedir.
📍Çözüm İçin Gereken Adımlar
Uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri, kalıcı çözüm için şu adımların atılması gerektiğini vurgulamaktadır:
🔹İptal edilen belgelerin yeniden değerlendirilmesi
🔹Uydu görüntüsü ve teknik veri eksikliklerinin giderilmesi
🔹Vatandaş lehine yorum ilkesi uygulanması
🔹Bağımsız teknik inceleme komisyonları kurulması
🔹Riskli yapıların güçlendirme veya dönüşüm kapsamına alınması
Bu konuda özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hazırlanacak kapsayıcı bir yasal düzenleme, mağduriyetlerin giderilmesinde belirleyici olacaktır.
#YapıKayıtMeclise
📍 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte ülke genelinde yaklaşık 17.000 köy mahalle statüsüne geçirilmiştir. Ancak bu dönüşüm sonrasında köylerde iki yıl içinde hazırlanması gereken imar planları belediyeler tarafından yapılmamış; vatandaşlar kendi arazilerinde barınma veya hayvancılık amaçlı basit yapılar dahi inşa etmek istediklerinde plan zorunluluğu nedeniyle ruhsat alamaz hale gelmiştir. Bu nedenle yapılan birçok yapı resmî kayıtlarda “kaçak” statüsüne düşmüş; tarım ve hayvancılık faaliyetleri olumsuz etkilenmiş, genç nüfus kırsaldan uzaklaşmış, üretici yaş ortalaması 60 seviyesine yaklaşmıştır.
📍 2018 yılında çıkarılan imar barışı düzenlemesi sürecinde ise ülke genelinde milyonlarca vatandaş başvuru yapmış, yaklaşık 3,5 milyon yapı kayıt belgesi verilmiştir. Başvuru ve ödeme sürelerinin uzatılması, hafta sonu kamu bankalarının açık tutulması gibi uygulamalar vatandaşın bu sürece yönlendirilmesini teşvik etmiştir. Ancak yasa kapsamı ve uygulama esasları idareler tarafından sahada net biçimde anlatılamamış; uygulama yönetmeliği idarelere yaklaşık iki yıl sonra gönderilmiştir. Bu durum, vatandaşın doğru bilgiye erişememesi nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açmıştır.
📍 2020 yılından sonra idari uygulamalar değişmiş; çeşitli gerekçelerle yapı kayıt belgeleri iptal edilmeye başlanmış, ardından idari para cezaları, dava süreçleri ve yıkım kararları gündeme gelmiştir. Bugün vatandaşlar belediyeler, bakanlıklar, ve gibi farklı kurumların yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
📍 Pandemi döneminde ise kırsala dönüş artmış; insanlar kendi arazilerinde yaşam alanı oluşturmak veya mevcut yapıları onarmak istemiş, ancak mahalle statüsüne geçen köylerde yapılan bu işlemler imar mevzuatı nedeniyle kaçak sayılmış ve vatandaşlar cezai yaptırımlarla karşılaşmıştır.
📍 Nitekim Temmuz 2024’te tarafından yapı güvenliğine ilişkin sorumluluğu malike yükleyen hükmün iptal edilmesi, 2018 düzenlemesinin eksik ve yeniden ele alınması gereken yönleri bulunduğunu açıkça ortaya koymuştur.
📍 2018 yılında başvuramayan veya kapsam dışında kalan yaklaşık 6 milyon başvuru potansiyeli olduğu dikkate alındığında, bugün yaklaşık 10 milyon bağımsız bölümün yeni ve kapsamlı bir yasal düzenleme beklediği değerlendirilmektedir.
📍 Bu çerçevede talebimiz; sağlam ve az katlı mevcut yapıların teknik denetimden geçirilerek kayıt altına alınması, riskli yapıların ise dönüşüm veya güçlendirme kapsamına alınmasıdır. Böyle bir düzenleme hem vatandaşın mülkiyet hakkını koruyacak hem de kayıt dışı yapı stokunun ekonomiye kazandırılmasıyla vergi kaybını önleyecektir.
📍 Tüm siyasi partilerin ortak irade ortaya koyarak bu soruna çözüm üretmesi; yalnızca bireysel mağduriyetlerin giderilmesini değil, aynı zamanda ülke ekonomisi ve kamu düzeni açısından da önemli kazanımlar sağlayacaktır.
#YapıKayıtMeclise
@Akparti@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@rprefahpartisi@YeniYolTBMM@GelecekPartiTR@SaadetPartisi@devapartisi@bbpgenelmerkez@Vatan_Partisi@tipgenelmerkez
Türkiye’de 2014 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası ile birlikte yaklaşık 17.000 köy mahalleye dönüştürüldü. Bu düzenlemenin amacı kırsal bölgelerin kalkınmasını hızlandırmak, yerel yönetim hizmetlerinin daha etkin ulaşmasını sağlamak ve şehir-köy arasındaki farkları gidermekti. Ancak aradan geçen yıllar, hedeflenen iyileşmelerin gerçekleşmediğini, aksine yeni sorunların ortaya çıktığını göstermektedir.
Büyükşehir Yasası ile köylerin mahalleye dönüşmesi sonrasında imar planı eksikliği büyük bir problem haline geldi. Köylerdeki mevcut yapılar, ruhsatsız ve plansız oldukları gerekçesiyle “kaçak” sayıldı. Yeni yapılacak binalar da imar planı bulunmadığından aynı duruma düştü. Böylece milyonlarca vatandaş, hem şehirde hem de kırsalda hukuki belirsizlikle karşı karşıya kaldı.
Bu belirsizliği gidermek amacıyla 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı ve Yapı Kayıt Belgesi düzenlemesi, yaklaşık 10 milyon başvuru aldı. Bunlardan yalnızca 3,5 milyon Yapı Kayıt Belgesi verildi. Yani o dönemde bile 6 milyondan fazla başvuru sonuçsuz kaldı. Bugün ise güncelleme bekleyen 10 milyon bağımsız birim bulunuyor. Bu yapıların büyük bölümü, Yapı Denetim Yönetmeliği’ne göre denetim dışında kalan, 200 metrekareyi geçmeyen küçük ölçekli yapılardan oluşuyor.
Dolayısıyla sorun sadece teknik değil; aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları olan temel bir toplumsal mesele haline gelmiş durumda. Vatandaşlar evine ruhsat alamıyor, tarımsal ve kırsal yaşam planlı gelişemiyor, belediyelerin görevlerini yerine getirmemesi nedeniyle milyonlar mağduriyet yaşıyor.
Siyasi partiler de bu noktada devreye girmeye başlamış durumda. Son dönemde Yeniden Refah Partisi’nin Yapı Kayıt Mağduriyeti konusunda yaptığı basın açıklaması ve Gelecek Partisi Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ’ın destekleyici katılımı, mağdur kitleler açısından önemli bir adım olarak görülüyor. Ayrıca Yeniden Refah Partisi’nin sunduğu kanun teklifi de beklentileri karşılamaya dönük umut verici bir gelişme.
Türkiye’de Yapı Kayıt Sorunu, siyasi partiler üstü bir konu olarak ele alınmalı. Hiçbir partinin bu mağduriyet üzerinden siyaset yapmaması; aksine, tüm partilerin ortak akılla vatandaşın temel barınma hakkını güvence altına alacak bir düzenlemeyi hayata geçirmesi gerekiyor.
Bugün milyonlarca bağımsız birim için acil yasal güncelleme şarttır. Büyükşehir Yasası sonrası ortaya çıkan imar planı eksiklikleri ve 2018 sonrası çözümsüz kalan Yapı Kayıt mağduriyeti, hem kırsalda hem kentte sosyal adalet ve güvenlik sorunu yaratmaktadır.
Vatandaşın beklentisi açıktır: Partiler üstü bir anlayışla, ortak çözüm odaklı bir Yapı Kayıt düzenlemesi.
#YeniYıldaYapıKayıt
@Akparti@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@rprefahpartisi@GelecekPartiTR@SaadetPartisi@devapartisi@anahtarparti@Vatan_Partisi@tipgenelmerkez
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bazı yıkım görüntüleri, yapı kayıt belgesi sahibi yurttaşlarımızın yaşadığı derin mağduriyeti bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Devletin resmi olarak verdiği yapı kayıt belgelerinin, idari uygulamalarda geçersiz sayılması; yalnızca hukuki bir çelişki değil, aynı zamanda sosyal devlet ilkesine aykırı bir durumdur.
2018 yılında yürürlüğe giren “İmar Barışı” düzenlemesi kapsamında milyonlarca yurttaş, devletin sunduğu yasal çerçeveye güvenerek yapı kayıt belgesi almış, bu belgeyle yaşam alanlarını koruma altına almıştır.
Ancak bugün, aynı devletin farklı kurumları tarafından bu belgelerin yok sayılması, vatandaşlarımızın hukuki güvenliğini ve barınma hakkını tehdit etmektedir.
Barınma hakkı, yalnızca fiziksel bir çatıdan ibaret değildir.
Bu hak, bireyin güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam kurabilmesinin temelidir.
Anayasa’nın 56. maddesi uyarınca herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı vardır.
Bu hakkın korunması, kamu idarelerinin asli sorumluluğudur.
Bu bağlamda, tüm siyasi aktörleri ve ilgili kamu kurumlarını, yaşanan mağduriyetleri görmeye ve çözüm üretmeye davet ediyoruz.
Yapı kayıt belgelerinin hukuki statüsüne ilişkin belirsizlikler giderilmeli, vatandaşlarımızın devlete olan güveni yeniden tesis edilmelidir.
Bu süreçte atılacak her adımda, toplumsal uzlaşıyı ve sosyal adaleti önceleyen bir yaklaşım benimsenmelidir.
Unutulmamalıdır ki, sosyal devlet; verdiği sözün arkasında duran, yurttaşının yaşam hakkını ve onurunu koruyan devlettir.
#YeniYıldaYapıKayıt
@murat_kurum@csbgovtr@dbdevletbahceli@MHP_Bilgi@MDervisogluTR@iyiparti@eczozgurozel@herkesicinCHP@erbakanfatih@rprefahpartisi@alibabacan@devapartisi@mahmutarikansp@SaadetPartisi@Mustafa_Destici@bbpgenelmerkez@Ahmet_Davutoglu@GelecekPartiTR
@csbgovtr
📌 2B Arazileri Düzenlemesi ve Yapı Kayıt Mağduriyetleri hakkında
Sayın Bakanımız @murat_kurum, Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada 2B alanlarının mülkiyet haklarının yıl sonuna kadar tamamlanacağını ve kayıt dışı tek bir metrekare alan bırakılmayacağını ifade etmiştir.
Bu kapsamda İmar Yasasına Takılanlar Derneği ve Yapı Kayıt Mağdurları olarak;
◾ Büyükşehir Yasası sonrası kırsalda plan eksiklikleri,
◾ 2018 İmar Barışı’nda başvuru yapamayan milyonlar,
◾ Elektrik–su–doğalgaz aboneliği alamayan yapılar,
◾ Kendi mülkü üzerindeki yapısı “kaçak” duruma düşen vatandaşlarımız
sebebiyle Türkiye genelinde ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır.
📣 Talebimiz nettir:
2B düzenlemesi yapılırken, kendi tapulu arazisi üzerindeki yapıların da kapsama alınması, yapıları kayıt altına alarak güvenlik sorunlarının giderilmesi, vergi kaybının önlenmesi, toplumsal huzurun sağlanması, yıllardır süren Yapı Kayıt mağduriyetinin çözüm sürecine dahil edilmesidir.
Bu adım, hem vatandaşlarımızı hem de ülkemizin şehircilik ve ekonomi politikalarını güçlendirecektir.
Gereğinin yapılmasını arz ediyoruz.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği
Genel Başkanı
İbrahim HACIOĞLU
@iytdernegi Ne acıdır ki, belediye plan yapmıyor diye vatandaş ruhsat alamıyor. Günün sonunda fatura vatandaşa kesiliyor. Agır para cezaları, hapis cezaları ve yıkım kararları.
https://t.co/AczoHsEG82
Gerçekten kamu zararı olmayan ve güvenli olan bu yapıları korumalıyız.
#YapıKayıtElzemdir
Sayın Genel Başkanım Özgür Özel,
İmar Yasasına Takılanlar Derneği olarak, 2018 seçim bildirgenizde “ruhsatsız – kayıt dışı yapıların kayıt altına alınması ve vatandaş lehine çözüm üretilmesi” yönündeki açık taahhüdü bugün bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.
Bugün 7 yıl sonra; yüzbinlerce aile aynı sorunun içinde, aynı belirsizlikle, aynı kaygıyla yaşamaya devam etmektedir.
Bu konu siyaset üstü bir toplumsal yaradır.
Bu mesele rant değil, yaşam hakkı – barınma hakkı – vatandaşın devletine olan güveni meselesidir.
Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin’in, DEVA Partisi Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar’ın meclise sunduğu kanun teklifleri ve bazı CHP milletvekillerinin de bu meseleye dair olumlu beyanları ortadadır.
Sayın Genel Başkanım;
Yarın sizin grup konuşmanız, bu mağduriyetin çözümü için çok kritik bir fırsattır.
Yapı kayıt meselesi;
Devlet hazinesine ek gelir sağlayacak,
Riskli yapıların tespit ve dönüşümünü hızlandıracak,
Deprem öncesi güvenli yapı stokunun oluşturulmasında doğrudan stratejik katkı sunacaktır.
Biz talebimizi bugün bir kez daha CHP grubuna açık, net ve kamusal fayda motivasyonu ile iletiyoruz:
Yapı Kayıt mağduriyeti çözümü için CHP grubunda konunun gündeme taşınmasını, 2018 bildirgesindeki vaadin hatırlatılmasını ve kanuni düzenleme çağrısının yapılmasını bekliyoruz.
Bu mesele ne bir iktidar – muhalefet tartışmasıdır ne de ideolojik bir ayrım…
Bu konu Türkiye’nin ortak meselesidir.
Saygılarımızla.
İmar Yasasına Takılanlar Derneği
@herkesicinCHP@eczozgurozel
#YapıKayıtElzemdir / #deprem / #SONDAKİKA / Balıkkesir / #sallandık / #sındırgı
Evet, yapı kayıt belgesi mağdurları oldukça fazla; özellikle belge iptalleri, satış/kredi engelleri ve deprem yönetmeliklerine uymama sorunları yüzünden binlerce kişi şikayetçi. AK Parti'nin müjdesi konut ve imar düzenlemelerini kapsayabilir, belki af uzatması veya hak sahipliği düzeltmeleri gelebilir. Resmi açıklamaları takip edin, zira geçmişte benzer vaatler kısmen kaldı.