@ycelltaskin16 30.04.2008 öncesi mi 01.10.2008 öncesi için mi geçerli? Kanun yürürlüğe giriş tarihi 01.10.2008 olduğu için ondan öncekiler mi dikkate alınır?
@euroyonetim Tufan Ustam,
PNSUT Finansal raporunda ilişkili taraflarda anormal alacağı gözüküyor. Diğer ilişkili taraf işlemlerinde de şirketin malları ilişkili taraf üzerinden satmaya çalıştığı dolayısıyla asıl karın o şirketlere gittiği düşünülebilir mi?
Bu noktayı nasıl değerlendiririz?
@MentalYatirim_ Youtube videosundaki Sayın @MentalYatirim_ 'a hitaben cevap yazan kişi olarak yaptığım yanlışları (sabırsızlık, bilgisizlik, hırs vb.) belgeleriyle ispatlamak isterim. MKK kayıtlarım ektedir. Büyüklerim/küçüklerim için örnek olsun.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAİ/TUSAŞ)'de baş mühendissin.
Memleketin orman yangınlarında görev yaparken şehit oluyorsun.
Sen bu vatanı sevmiyorsun, Muharrem Can abi…
Sen bu vatanın ta kendisisin.
Allah rahmet eylesin. Ruhu için Fatiha…
Sn. Mehmet Şimşek'in twiti vesilesiyle ABD'de uygulanan ve bana göre çok mantıklı olan temettü sistemini anlatmak istiyorum.
ABD'de temettüler qualified ve ordinary olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Eğer bir hisseyi ex dividend date'den önceki 121 günün 60 gününden fazla elinizde tutarsanız qualified temettüye hak kazanırsınız. Bu durumda yıllık 47.025 $'a kadar sıfır vergi ödersiniz. Eğer eşinizle birlikte aile beyanı yapıyorsanız bu rakam 94.054 $ olur!
Ordinary temettüler ise normal vergi dilimleri ile aynı oranda vergilendiriliyor. Gördüğünüz gibi ABD vergi sistemi hisseleri uzun vade elde tutmayı teşvik ediyor. Bizde ise maalesef kaynağında stopaj kesilerek uzun vade yatırımcılık değil traderlık özendiriliyor. Temettüden önce hisseyi satayım sonra alırım, stopaj ödemem mantığını kırmamız için mevzuat değişikliği gerekiyor.
Örneğin 1 yıldan uzun tutulan hisselerde stopaj oranı kademeli olarak %10-7 ve 5 şeklinde uygulanabilir. 3 yıldan uzun tutulan hisselerde ise sıfır olur. Böylece şirketlere ortak olma bilinci yaygınlaştırılmış olur.
Kent, varlığı itibarıyla hiçbir meselenin (probleminin) çözülememesi üzerine kurgulanmış bir yaşam formudur. İnsanlara prangalarla dolu paradoksal bir yaşam şekli dayatır.
Kentler, insanların apartmanlarda esaret altında yaşadığı, huzura ulaşmaları imkânsız olduğu yerlerdir. Geçim derdi trafiğe, kira ödemesi kredi borcuna karışır. Ay dediğin 30 gün, hemen gelir. Yılda bir hafta tatil yapmak için 12 ay köle gibi çalışılır.
Çocukların kentlerde koşmasına izin verilmez, uçurtma yapmalarına da imkân yoktur. Koşma çocuğum, yapma evladım sesleri, salıncak sırası bekleyen çocukların kulaklarında.
Vazgeçilemez tekrarlar, alternatifi düşünülemez rutinler, esaretinden kurtulması imkânsız prangalar kentlerin temel yaşam ritüelleridir. Trafikte ömür tüketmek, AVM’ye gitmek, çocukları parka götürmek bu tür işlerdendir.
Kentlerde sıralı, süreli, ücretli kullanılan küçük mutluluk adacıkları vardır. Oyun parkları, sinema salonları, AVM’ler, kültür merkezleri böyle yerlerdir. Hepsi de tek bir elden bir amaca hizmet ederler. Kapitalist düzenin kölesi insanların esaretini devam ettirmek.
Kapitalizmin inşası, demokrasi, ulus devletlerin ortaya çıkması ve kentleşme olgusu birbirinden ayrılmaz dört temel unsurdur.
İnsanlık, tarih boyunca sanayi devrimlerine kadar geçen süreçte, kadîm bilgi, geleneksel düşünce ve doğal döngüye uygun teknik üretim ile yaşamını sürdürürken, motorun bulunması ile sanayi devrimleri sonrası temel üretim ve yaşam şekilleri de değişti. Toprağa, tekniğe, insani ölçek ve gayrete dayalı sistem yerine fabrikalarda çoklu ve toplu üretime geçildi.
İnsanlar ağırlıklı olarak kendi ürettikleri taş, ahşap ve kerpiçten yaptıkları evlerden çoğunlukla betonarme apartmanlardan oluşan dairelere taşındılar. Aynı şekilde geleneksel yaşamın ve üretimin sürdüğü kasabalardan ve şehirlerden fabrikaların bulunduğu kentlere göç ettiler.
Bununla birlikte büyük aile, tarımsal üretim ve geleneksel meslek bilgisine dayalı ustalık yaşamından çekirdek aile ve fabrikalarda işçiliğe dayalı bir yaşama geçtiler. İlk başlarda makinelerin bir araya geldiği kocaman yapılar olan fabrikalar şehirlerin ortasına gelişigüzel yerleştirilmiştir. Dolayısıyla makinelerin üretim gücüne hizmet edecek insanlar da fabrikaların etrafına toplanmıştır. Böylelikle geleneksel yerleşme şekli; evler, mahalleler, şehirler ve kırsal alanlar anlamsızlaşmıştır.
Kapitalizmin amacına hizmet eden, bunun sonucunda sermayeyi ve üretimi tek elde toplayan, elde edilen gücün sonucunda kadîm devletleri ve medeniyetleri yıkıp yerine teknolojik bir esaret yaşamı inşa eden küresel akıl evin yerine apartmanı, mahallenin yerine siteyi, şehrin yerine de kenti inşa etmiştir.
İnsan kentte önce gönül huzurunu ve saadetini kaybetmiştir. Sonra istikameti ve kavramları yok olmuştur. Neyi nasıl yaşayacağını bilmeden, nasıl üretip geçineceğini unutmuş, meslek sahibi iken önce işçileşmiş sonra işsiz olmuştur.
Evden apartmana geçmiş, tanımadığı ve bilmediği insanlarla ortak mülkiyet üzerinden bir karmaşaya karışmıştır. Selamı, barışı, komşuluğu unutmuş, evini ve barkını terk ettikten sonra başına gelmeyen kalmamıştır. Önce gettolarda tutunmaya çalışmış, sonra apartmanlarda kiracı olmuş, yıllarca faizli banka kredileri ile başını sokabileceği bir mülk sahibi olayım derken bu durum şimdilerde imkânsız hale gelmiştir.
Trafikte saatlerce ömrünü tüketmiş, arabaların işgal ettiği kentlerde bırakın bir yere ulaşmayı, yollarda yürüyemez hale gelmiştir. En temel insani ihtiyaçlara; eğitim, sağlık, kültür, sosyal hayat, rekreasyon vb. ulaşayım derken yılda bir hafta tatili ödül zannetmiştir.
İnsanların yenilgisinden ve çaresizliğinden dolayı süreç sürekli insanlığın aleyhine işlemiş ve teknolojik adımlar ilerledikçe kendini geliştirdiğini zanneden insanlık paradoksal bir pranganın girdabında boğulmaya devam etmiştir. Gelinen noktada kentler önce büyükkentlere daha sonra da megakentlere dönüşmüş, adı üzerinde kentler büyüdükçe sorunlar içinden çıkılmaz bir hâl almıştır.
#kent #apartman #betonarme #teknoloji #rant #modern #kapitalizm