Sahte kimlik, sosyal medya ve trol ağı: Ahmet Şık'tan Akın Gürlek'e sorular
📌 "Bakanlık bünyesinde "Mehmet Kap" sahte ismiyle bir trol ağı mı kuruldu?"
📌 "Bu iletişim ağı Suriye uyruklu bir kişinin üzerine kayıtlı hatla mı yürütülüyor?"
📌 "Şüpheli haklarını ihlal eden bu yasadışı fiillerden Adalet Bakanı olarak bilginiz var mı?"
Haberin devamı: https://t.co/IooO8QqUli
Selahattin Demirtaş’tan Ekrem İmamoğlu’na dek siyasi iktidarın “düşmanlarının” yargı sopasıyla saf dışı edilmeye çalışmasında büyük emek harcayan Akın Gürlek, Şubat 2026’da Adalet Bakanı koltuğuna oturtuldu. Gürlek, savcılık döneminde siyasi davalardaki üstlendiği rol ve görev nedeniyle ortaya çıkan imajını düzeltmek için bir dizi hamle yaptı. Adalet Bakanlığı’na getirilmesi siyasi/toplumsal bir polarizasyona neden olan Gürlek, özellikle mal varlığına ilişkin tapu kayıtlarının tartışma konusu olmasından (Gürlek bu konuda delilsiz karalama, mal beyanlarının mevzuata uygun verildiği, yasal süreç başlatılacağı ve yargı görevi nedeniyle hedef alındığına dönük klasik savunmalar yaptı) sonra kurumsal siyasi meşruiyet inşası üzerinden imaj yenileme işlerini hızlandırdı.
En görünür imaj yatırımı çoğunluğu siyasi olmayan faili meçhul cinayetler oldu. Bakanlık bünyesinde birim kurduran Gürlek, yüzlerce eski dosyanın taranıp onlarca olayın aydınlatıldığını düzenli olarak açıklıyor. Bunlar içinde en önemli dosya Gülistan Doku soruşturmasıydı. Ancak Doku soruşturmasının geldiği aşamanın sahibi de Gürlek değil Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ydu. Doku’nun ölümünün aydınlatılmasına dönük Başsavcı Ebru Cansu’nun emeğinden rant elde etti desek abartı olmaz. Uyuşturucu ve organize suç, bahis, sosyal medyada lüks yaşam–kara para mizansenleri, dijital suç ve dezenformasyon gibi konularla ilgili başlatılan soruşturma/kovuşturma süreçleri hep Gürlek tarafından duyuruldu.
Gürlek’in ne kadar “çalışkan” ve “hakkaniyetli” bir Adalet Bakanı olduğu imajı geleneksel medya ve sosyal medya araçlarından gözümüze sokuluyor. Böylece Gürlek kendi tabanına görünürlük üretirken yeni bir kitleyi de kazanmaya çalıştı/çalışıyor. Türkiye gündemini kilitleyen fon soygunuyla ilgili hakkında çeşitli iddialar da dile getirilen Akın Gürlek, süregiden soruşturmayla ilgili açıklamaları yapan kişi olarak sahne aldı. Hakkındaki iddialara rağmen fon soygunu soruşturmasını kararlılıkla sürdüren bir adalet bakanı görüntüsüyle Gürlek üzerindeki düşen gölgeyi yumuşatmaya çalışıyor. Bu çalışma için hem iktidar yanlısı geleneksel medya hem de sosyal medyanın trol hesapları kullanılıyor.
Sosyal medyadaki trol mekanizması, Fahrettin Altun’un yönettiği dönemde İletişim Başkanlığı tarafından kurulan bir ağla daha organize bir hale getirilmişti. Altun döneminde İletişim Başkanlığı kadrosunda olan Furkan Torlak orada edindiği tecrübeyi Adalet bakanlığına taşıyarak Akın Gürlek’in vazgeçilmezi oldu. Torlak muhalif toplumsal tabanın en çok ses çıkardığı yer olan en kalabalık sosyal medya uygulaması X’in “ünlü”, “çok takipçili” trol hesaplarının yanı sıra çeşitli medya organlarının bilinen iktidar yanlısı olmayan kimi isimlerinin de dahil edildiği bir sistem kurdu. Bir telefon hattı üzerinden whatsapp uygulamasıyla kurulan iletişimle kurulan ağla Akın Gürlek’in açıklamaları vs iletiliyor ki bunda sorun yok. Ama kamuoyunun bildiği isimlerin ya da dikkatlerin yoğunlaştığı kimi soruşturmalarla ilgili şüpheli haklarını ihlal eden bilge, belge, fotoğraf ve görüntüler ile doğrulanmamış dedikodu mahiyetindeki haberler de bu sistemle servis ediliyor. Aşağıdaki görsellerde bazı örnekler bulunuyor.
Sistem ilkin, Özgür Özel’in genel başkanlığı sırasında CHP’li belediyeleri ve kimi isimleri hedef alan Tamar Tanrıyar üzerinden işletilmeye başlamıştı. Ancak Tanrıyar’la ilgili açılan soruşturmayla yöntem değiştirildi ve bu yeni sistem devreye sokuldu.
Bu uzun girişten sonra Adalet bakanı Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Adalet Bakanlığı kadrosunda Mehmet Kap siminde bir kişi çalışmakta mıdır?
2-) Mehmet Kap ismi gerçek midir yoksa sahte bir kimlik mi yaratılmıştır.
3-) Kurulan sisteme dahil edilen trol hesap sahipleri ile medya mensupları ile +905070317XXX nolu telefon hattı ile whatsapp üzerinden Mehmet Kap adıyla kamuoyu yönlendirilmesi için iletişim kuran kişi Furkan Torlak mıdır?
4-) +905070317XXX nolu telefon hattı Suriye uyruklu bir kişi adına mı kayıtlıdır?
5-) +905070317XXX nolu telefon hattı ile Furkan Torlak’ın kullanımında olan şahsi telefonlarının sinyal baz kayıtları aynı sürekli aynı konumlarla örtüşmekte midir?
6-) Söz konusu telefonların nereden sinyal verdiği, hangi baz istasyonlarına bağlandığı ve bu kayıtların Furkan Torlak’ın hareketleriyle örtüşüp örtüşmediğine dair bir teknik inceleme yaptırılacak mıdır?
7-) İletişimde olunan trol ve medya ağına dahil kişilere yürütülen soruşturmalara dair şüpheli haklarını ihlal eden biçimde bilgi, belge, fotoğraf, görüntüler ile Akın Gürlek’i koruma ve reklamı amacıyla hazırlandığı iddia edilen toplu şablon paylaşımlar, ağın yaydığı dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin çekirdek veriler servis edilmekte midir?
8-) Telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, hesap giriş kayıtları, IP bilgileri, baz istasyonu verileri ve sosyal medya hareketlerine dair bir inceleme başlatarak Mehmet Kap kimliğinin arkasındaki yapının ortaya çıkarılması için bir girişiminiz olacak mı?
9-) Şüpheli haklarını ihlal eden bu yasadışı fillerden Adalet Bakanı olan sizin bilginiz var mıdır?
Google Maps, Gazze'nin bazı bölgelerindeki uydu görüntülerini güncellemiş.
dümdüz edilmiş mahalleler, yüzlerce çadır. Bir zamanlar insanların gittiği okullar, cafeler. Film gibi.
Gazze'nin hemen dibindeki İsrail plajında ise hayat devam ediyor. Dibinde hiçbir şey olmuyor gibi.
Fatma Betül Sayan Kaya, hac ziyaretinde kusursuz bir şekilde, riyadan uzak, sünnete uygun yapılan ve Allah tarafından kabul edilen hac ibadeti anlamına gelen “Haccımız mebrur olsun” dilemiş. Kuyruk numarası TC-YRZ olan özel jetle gidildiyse o hac ibadeti mebrur olur mu?
Sayan’lar fon soygunu soruşturmasına dahil edilecek mi? HTS ve mesajlaşma kayıtları incelenecek mi? Banka hesapları araştırılacak ve dondurulacak mı? Borsada içeriden gelen bilgiyle suçtan elde edilmiş bu gelire el konulacak mı? Sayan’ların borsada başka yatırımları var mı?
250 liradan kâğıt alan bir yatırımcı sinirleri çok sağlamsa 500 lira olduğunda satar. Kadın 4482 lira olana kadar bekliyor. Çünkü ona 'al' diyenler o zamana kadar 'sat' demiyor. Bu tezgahı kuranlar, işletenler, izleyenler ve içinde olanlar ters kelepçe içeri girip mallarına mülklerine el koyulmadıkça kimsenin içi soğumayacak.
🔴#SONDAKİKA | AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya görevinden İSTİFA ETTİ.
Sayan’ın nisan ayında 63 milyon 359 bin lira değerinde Özata hissesi aldığı,
Eylül ayında ise hisseleri satarak 1 milyar 344 milyon lira gelir elde ettiği haberleri paylaşılmıştı.
1990'lı yıllarda köyü yakıldı, babası işkenceyle katledildi, 'kayıp' kardeşini ararken 12 cenaze buldu:
Davut Altunkaynak 12, Seyhan Doğan 13 yaşındaydı.
Bu çocuklar nasıl 'terörist' oluyor?
Barış için bu ölüm kuyularının aydınlatılması gerekir.
#SonDakika#Flaş
Milyarlar havada uçuşmuş!
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre:
“AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya.
Peki, bu hanımefendi ne yapmış?
8 Nisan’da başlıyor. Özat hissesinden 250.000 adet almış, eylül ayına gelindiğinde 4.482 TL’den satmış.
63.359.000 TL para yatırmış, 1.344.000.000 TL çekmiş.
İlyas Kaya, hanımefendinin eşi. 255 TL’den 155.000 adet hisse almış, 4.482 TL’den satmış. 99.687.000 TL yatırmış, 826 milyon TL çekmiş.”
12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi’ndeki tutukluların avukatlığını yapan Hüseyin Yıldırım, 89 yaşında hayatını kaybetti.
PKK’lı Mazlum Doğan, Hayri Durmuş ve Kemal Pir’in de avukatlığını yapan Yıldırım, 1982’de tutuklanmış, serbest bırakılmasının ardından PKK’nın Avrupa faaliyetlerinde yer almış ve Öcalan’la yaşadığı görüş ayrılıklarının ardından örgütten kopmuştu.
Yıldırım, 1989’da Hollanda’da silahlı saldırıya uğramıştı.
https://t.co/BK7Ghm9KGr
Diyarbakır Cezaevi’nde Mazlum Doğan, Hayri Durmuş ve Kemal Pir’in avukatlığını yapan Hüseyin Yıldırım, 89 yaşında hayatını kaybetti.
1982’de tutuklanıp işkence gören Yıldırım, Türkiye’den ayrıldıktan sonra PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerinde yer aldı, PKK'nın sözcülerinden biri oldu.
Daha sonra düşünsel olarak Abdullah Öcalan’la çatışarak örgütten koptu ve 1989’da Hollanda’da silahlı saldırıya uğradı.
Sürgünde "Ema Lenge", "Halvoriye Sevdası" ve "Dersim'den Stochkolm'e. Ne aradım, ne buldum? Anılar" kitaplarını kaleme aldı.
1982’de ayrıldığı Türkiye’ye yaklaşık 30 yıl sonra yeniden dönebilen Hüseyin Yıldırım, son yıllarını Stockholm’de geçiriyordu.
24 Eylül 2026’da 89 yaşında sürgünde yaşadığı Stockholm'de hayatını kaybetti. Cenazesi Tunceli’de memleketinde toprağa verilecek
Amedspor-Beşiktaş maçı sonrası birkaç taraftarın hırsızlık yapması üzerine başlayan kavga ve tesis sahibinin ruhsatlı silahıyla havaya açması sosyal medyada "taraftara uzun namlulu silahla saldırı" yalanıyla servis ediliyordu. Tesis, konuya ilişkin video yayınladı.