Kültürü ve sanatı vapura, parka, bahçeye, tarihi alanlara; kısacası İstanbul’un her köşesine yaymaya devam ediyoruz! 🌿⛵
Daha önce haberini verdiğim 6. SinemAda Film Festivali başlıyor. Paşabahçe Vapuru, Büyükada, Heybeliada, Kınalıada mekanlarımız. Adaya doğru süzülen tarihi Paşabahçe Vapuru’nu da film gösterimlerimizin bir parçası yaptık. Püfür püfür Boğaz havası eşliğinde yolculuk ederken, vapuru da bir sinema mekanına dönüştürüyoruz. ✨
Harika film ve söyleşi seçkimizin tüm detaylarını afişlerimizde ve @ibb_kultur sayfalarımızda görebilirsiniz.
🎟️ Etkinliklerimiz tamamen ücretsiz! Biletlerimiz yarın saat 16.00’dan itibaren İstanbul Senin uygulaması üzerinden rezervasyona açılıyor.
Biz elbette herkesi aramızda görmek istiyoruz ama unutmayalım ki İstanbul 16 milyonluk, kocaman bir kent. Bu güzel deneyimi kaçırmamak ve yer bulabilmek için yarın 16.00’dan sonra elinizi çabuk tutmanızda fayda var. ☀️🌿
#İBBKültür #SinemAda
Ben 30 değil 70 yıl önce ilkokuldaydım (bugün 78 yaşında bir ‘68 genciyim😊🙏) okulumuzda soba da vardı, kitaplarımız da daha okul açılmadan alınıyordu. O yıllarda şehre uzak köylerde, özellikle karın yoğun olduğu yerlerde sıkıntılar oluyordu ( benzer yerler hala aynı durumda)
Şu dakikalar Anadolu Hisarı’nda Ezginin Günlüğü…
Yaşam sevinci kültür sanatla her yere yayılsın diye çalışıyoruz. İstanbul’da herkes yaşamdan payını alabilsin diye kültür sanat parklarda, tarihi alanlarda, açık alanlarda, insanın olduğu her yerde ve ücretsiz ❤️💫 #İBBKültür
Kadıköy’deki tarihi Hasanpaşa Gazhanesi, 1800’lü yıllarda peş peşe kurulan 4 gazhaneden birisiydi.
Hasanşapa Gazhanesi hakkında 1998-2001 yılları arasında İTÜ tarafından restorasyon dosyası hazırlandı. 2014 yılında Koruma Kurulu tarafından onaylandı.
Onaylanan proje, önceki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yönetimi tarafından 8 Ocak 2014 tarihinde ihale edildi. 2019 yılında tamamlanması planlanıyordu, proje tamamlanamadı.
2019 yılında yapılan seçimler sonucunda Ekrem İmamoğlu yönetimi göreve geldi. Projeye özel önem verildi. 2021 yılında restorasyon tamamlanarak, İstanbul "Müze Gazhane" adıyla İstanbul müthiş bir merkeze kavuştu.
Halka ait alanlar yeniden halkın kullanımına sunuldu.
Kamu büyük bir zenginlik kazandı.
Güzel ülkemiz için yapılacak daha çok şey var!
Ablalar Allah aşkına bu nedir ya?
Alaçatı’ya gidenler, Mekke’ye gitseler emin olun Kabe’ye karşı sizin bu yaptığınızı yapmaz, keyif kahvesi içmezler!
Gerçekten ayıp ve günah yaptığınız!
Benim İBB Grup Başkanvekilliği yaptığım dönemde yakından tanıma fırsatı bulduğum Nuri Aslan ağabey; mütevaziliği, alçakgönüllülüğü, devlet tecrübesi ve insanlığıyla her zaman saygı duyduğumuz kıymetli bir büyüğümüzdür.
Ekrem Başkanımızın emanetini yaklaşık 16 aydır büyük bir özveriyle taşıyor, gece gündüz demeden İstanbul için çalışıyor. Halkın içinde, ulaşılabilir ve samimi duruşuyla bu görevin hakkını vermeye gayret ediyor.
Bizim için o, sadece Başkan Vekili değil; Nuri ağabeyimizdir. İyi insanların yanında durmak ve emanetine sahip çıkanlara destek olmak da İstanbulluların ortak sorumluluğudur. @nuriaslan_tr
KAMUOYUNA DUYURU
15 Temmuz hain darbe girişiminin, FETÖ Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen bir kalkışma olduğunu hatırlattığımız kamuoyu açıklamamızın hemen ardından, bazı yayın organlarında derneğimizin kurucusu Prof. Dr. Türkan Saylan’ın hiçbir ilgisi bulunmayan bir konu üzerinden hedef alınmaya çalışıldığını üzülerek görmekteyiz.
Kamuoyuna yansıyan haberler doğrultusunda, Haluk Levent ve AHBAP Derneği yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmayı ve verilen tutuklama kararlarını takip etmekteyiz. Yürütülen soruşturmanın, Anayasa’da güvence altına alınan hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmesi en temel beklentimizdir.
Buna karşın, derneğimizi her fırsatta hedef göstermeye çalışan bazı yayın organlarının, Haluk Levent ile Prof. Dr. Türkan Saylan arasında gerçek dışı ve zorlama iddialarla bir bağ kurmaya çalıştıkları görülmektedir. Prof. Dr. Türkan Saylan, yaşamını çağdaş eğitim, bilim, laik Cumhuriyet değerleri ve toplumsal dayanışmaya adamış; Atatürkçü ve yurtsever kimliğiyle milyonlarca insana esin kaynağı olmuş bir Cumhuriyet aydınıdır. Bununla birlikte, Türkan Saylan’dan esin aldığını söyleyen herhangi bir kişi ile derneğimiz arasında hukuki veya kurumsal bir ilişki bulunduğu anlamına gelmeyeceği gibi böyle bir çıkarım yapılması da asla kabul edilemez.
Haluk Levent’in derneğimiz bünyesinde üye, gönüllü veya görevli olarak herhangi bir çalışması bulunmamaktadır. Aynı şekilde, derneğimiz ile AHBAP Derneği arasında bugüne kadar kurulmuş herhangi bir kurumsal iş birliği, ortak proje, ortak etkinlik ya da çalışma da söz konusu değildir.
1989 yılında kurulan ve Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş, laik ve demokratik Cumhuriyet değerlerini korumayı ve geliştirmeyi amaç edinen derneğimiz, 1997 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kamu yararına çalışan dernek konumuna kavuşmuştur. Derneğimiz; tüzüğü gereğince oluşturulan Denetleme Kurulu, iç denetim birimi, Valiliklere bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlükleri, gerekli durumlarda Devlet Denetleme Kurulu ve ayrıca sözleşme kapsamında hizmet alınan uluslararası bağımsız denetim kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Gerçekleştirilen tüm resmî ve bağımsız denetimlerde derneğimizin mali ve idari işleyişinin şeffaf, hesap verebilir ve mevzuata uygun olduğu tespit ve tescil edilmiştir.
Nitekim derneğimiz, 2019 yılında Uluslararası Şeffaflık Derneği tarafından; yolsuzlukla mücadeleye katkıları, şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlı kurumsal yapısı nedeniyle “Uluslararası Şeffaflık Ödülü”ne layık görülmüştür.
Kurucumuz Prof. Dr. Türkan Saylan öncülüğünde Cumhuriyet aydınları tarafından kurulan ve 37 yıldır saygınlığı, güvenilirliği ve topluma sunduğu katkılarla anılan derneğimize yönelik karalama kampanyalarını ve hedef göstermeye yönelik girişimleri en güçlü şekilde kınıyoruz.
Derneğimizi ve kurucumuzu hedef alan, gerçeğe aykırı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya çalışan, kişilik haklarını ihlal eden ve kurumumuzun saygınlığını zedelemeyi amaçlayan, yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, iftira ve hedef göstermeye yönelik yayınlar hakkında gerekli tüm hukuki ve cezai yollara başvurulacak; sorumlular hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulacaktır.
2009 yılında derneğimize yönelik kurulan kumpas sürecinde, bu operasyonların arkasındaki FETÖ yapılanmasına karşı nasıl hukuk içinde mücadele ettiysek, bugün de gerçek dışı iddialar ve sistematik itibarsızlaştırma girişimleri karşısında aynı kararlılıkla hukuki mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Babam biz evden ayrıldıktan sonra gece televizyon açık uyumaya başladı.
İlk başta “alışkanlık olmuş” sandım.
“Yaşlı adam işte… sesi seviyor herhalde” dedim.
Bir gece onda kaldığımda gerçeği anladım.
Gece saat iki gibi su içmek için kalktım.
Salonun ışığı kapalıydı ama televizyonun o mavi ışığı hâlâ yanıyordu.
Babam koltukta uyuyakalmıştı.
Üzerinde eski hırkası…
Bir eli göğsünde, sanki üşüyormuş gibi kendi kendine sarılmış.
Sessizce gidip televizyonu kapatayım dedim.
Tam kumandaya uzanırken uykusunda mırıldandığını duydum:
“Kapama oğlum… Evde ses olsun…”
O an içimde bir şey çöktü.
Babam karanlıktan korkmuyormuş.
Sessizlikten korkuyormuş.
Eskiden çayın hiç eksik olmadığı evin sessizliğinden…
Kapı çalınca “Kim geldi?” diye heyecanlanılan günlerin bitmesinden…
Akşam sofralarında herkesin aynı anda konuştuğu zamanların yok olmasından…
Bir zamanlar çocuk sesleri dolan evde artık yalnızca duvarların kalmasından…
Ve belki de en çok…
Birinin çıkıp:
“Baba bugün nasılsın?” dememesinden.
Biz kendi hayat telaşımızdayken…
İş, güç, trafik, çocuklar, yorgunluk derken…
O, gün içinde kimseyle konuşmadan saatler geçiriyormuş.
Bazen sırf ev boş görünmesin diye televizyonu açık bırakıyormuş.
İnsan sesi olsun diye…
Birileri varmış gibi hissetsin diye…
O gece uyuyamadım.
Ellerine baktım.
Bir zamanlar beni düşürmeden tutan ellere…
Okul harçlığım olsun diye kendi ihtiyacını erteleyen ellere…
Hasta olduğumda başımda sabahlayan ellere…
Ve şunu anladım:
Bazı yaşlı babaların paraya ihtiyacı yok.
Bir çaya…
Bir yarım saat muhabbete…
“Bir şeye ihtiyacın var mı baba?” cümlesine ihtiyacı var.
Ama bir yerden sonra istemeyi bırakıyorlar.
Yük olurum diye…
Rahatsız ederim diye…
“İyiyim oğlum” demeyi öğreniyorlar.
Belki de en acı olan bu…
Bir ömür evi ayakta tutan adamın…
Geceleri yalnız hissetmemek için televizyon sesiyle uyumaya çalışması.
Bazı insanlar yaşlandığında “istememeyi” öğrenir. Çünkü yıllarca güçlü olmak zorunda kalmışlardır. İçten içe gelişen “yük olmayayım” çekirdek inancı, zamanla yalnızlığı kabullenmeye dönüşebilir. Oysa bazen bir telefon, birlikte içilen bir çay ya da kısa bir ziyaret… yılların sessizliğini bir anda dağıtabilir.
Alıntı
Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Cumhuriyet tarihini çarpıtmaya, ahlaktan yoksun ve Kurtuluş Savaşı’nın değerlerini itibarsızlaştırmaya yönelik söylemlere tanık olduk.
AKP Grup Sözcüsü’nün, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlarımızdan, Kurtuluş Savaşı Gazisi ve İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü hakkında kullandığı, “İsmet İnönü, eşini Venizelos’un koluna taktı mı, takmadı mı?” şeklindeki ifadeler; tarih bilincinden uzak, siyasi nezaketten yoksun ve Cumhuriyetimizin kurucu kadrolarına yönelik açık bir saygısızlıktır.
Cumhuriyeti kuranlara dil uzatarak ne tarihi değiştirebilirsiniz ne de milletimizin hafızasını silebilirsiniz. Kurtuluş Savaşı’nın kahramanları ve Cumhuriyetimizin kurucu iradesi, bu milletin ortak değeridir.
Bu dil; siyasetin dili değil, kutuplaştırmanın ve nefretin dilidir. Bizler ise tarihimize, Cumhuriyetimize ve kurucu değerlerimize sahip çıkmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Bu soru çok doğru bir soru.
Ben 30 yılı aşkın sosyal girişimciyim, dernekçiyim, sivil toplumcuyum. Dernekler hele böyle büyük para dönen dernekler çok sıkı ve düzenli denetlenir. Eğer varsa bunca zaman neden ve nasıl tespit edilemedi böyle bir yolsuzluk?
Bu sorunun cevabı göründüğünden daha önemlidir.
Prof. Dr. Ayşe Buğra, sosyal politika alanındaki uluslararası çalışmaları ve akademik katkıları nedeniyle Britanya Sosyal Politika Birliği’nin (Social Policy Association) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görüldü.
Bilim dünyasına sunduğu değerli katkılar ve ilham veren çalışmaları dolayısıyla Prof. Dr. Ayşe Buğra’yı gönülden tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.
artık makara yapmaya başladı. özgür özel ve partiden ayrılması gündeme gelene isimler için; "ayrılmayın diyorum ama akp'ye katılacağız, işbirliği yapacağız" diyorsanız ona bir şey diyemem diyor.
Hakan Bahçetepe:
"Görünüşe göre tek suçum var: 35 yıl aradan sonra belediye başkanı seçilmiş olmak."
"Ben arkamdan dedikodu yapılmasın diye evinden belediyeye yürüyerek giden bir insanım."
Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı #HakanBahçetepe 14 aylık tutukluluğun ardından ilk kez hakim karşısında.
"Belediye başkanı seçildikten sonra hayatımda hiçbir şey değişmedi; aynı değerlerle ve aynı davranış şekliyle yaşamıma devam ettim.
Dönemin 414 sanıklı İBB iddianamesi ortalama 7,5 ayda hazırlanmışken, benim dosyamın hazırlanması tam 12 ay sürdü.
Bu sürecin makul ve ölçülü olmaktan çok uzak olduğunu düşünüyorum.
Görünüşe göre tek suçum var: 35 yıl aradan sonra belediye başkanı seçilmiş olmak.
Kayınpederim 40 yıllık bir iş insanıdır.
Oğlunun, gelininin ve kendisinin yıllarca çalışarak elde ettiği birikimler, haksız bir biçimde benimle ilişkilendirilmeye çalışılıyor.
Oysa ben, millet arkamdan dedikodu yapmasın diye evinden belediyeye yürüyerek giden bir insanım.
Bu iddianamede somut deliller değil; yalnızca duyumlar, tahminler ve varsayımlar yer almaktadır.
Gelinen noktada tutuklama müessesesi, bir tedbir olmaktan tamamen çıkmıştır.
Yüce mahkemenizin adalete olan inancıyla, hukuku bu tür tahmin ve varsayımlara feda etmeyeceğine inanıyorum."
Aziz İhsan Aktaş'a rüşvet verdiğini iddia ettiği Erdal Celal Aksoy sordu:
"Para verdiğinizi iddia ediyorsunuz..
Para nerede? Kime verdiniz?"
Aziz İhsan Aktaş: "Gürkan Dölekli verdi parayı siz almadıysanız O zaman Ekrem İmamoğlu'na gitmiştir"