Mekke Anlaşması bölgenin geleceği açısından yanlış, Türkiye’nin ulusal çıkarları düşünüldüğünde ise fevkalade yanlış bir siyasi adım idi.
Yemen’e karşı asker/silah vs. göndermek ise Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yanlış dış politika kararı olur
Trump, Netanyahu ve b��tün İsrail elitinin zevkten dört köşe halde gelişmeleri viski/şarap eşliğinde izlediklerine hiç şüphe yok
Müsavat Dervişoğlu'na, İYİ Parti'ye ve Türk aydınına tarihi çağrı: #DüşmanKuvvetiniDağıtalım
Türkiye’nin bir bölücü açılım dayatılıyor! Mesele artık günlük siyasetin, parti hesaplarının ve seçim tartışmalarının çok ötesindedir; mesele Türkiye’nin birliği, Cumhuriyet’in geleceği ve Türk milletinin istiklalidir. Böyle bir dönemde herkes safını açıkça ortaya koymak zorundadır.
Genel Başkanımız Serkan Öz, Veryansın TV’de yaptığı çağrıda İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na ve İYİ Parti’ye seslenerek, bölücü açılıma karşı sorumluluk almaya ve güçlü bir siyasi cephe oluşturmaya davet etti. Türkiye’nin birliğini savunanların birbirinden uzak durma, bekleme veya seyretme lüksü yoktur. Bugün gereken, milletin önüne açık ve kararlı bir irade koymaktır.
Bu çağrımız Türk aydınlarına, yazarlara, çizerlere ve fikir insanlarına da yöneliktir. Vatanın bütünlüğü söz konusu olduğunda susmak tarafsızlık değildir. Türkiye’nin geleceğini dert eden herkes, siyasi aktörlerin sorumluluk alması için sözünü söylemeli; bölücü açılıma karşı Türk milletinin ortak iradesinin yükselmesine katkı vermelidir.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Türkiye’yi bölmeye yönelik her projenin karşısında duracak, birliğimizi ve bağımsızlığımızı savunmaktan bir santim geri durmayacağız.
BASINA VE BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE
TÜRK MİLLETİ TESLİM ALINAMAZ!
Türkiye sıradan bir kanun tartışmasının içinde değildir. Açıkça adını koyalım, adına Çerçeve Yasa dedikleri, aslında PKK terör örgütüne af, Bebek katili Öcalan’a statü, Cumhuriyet’e tasfiye dayatmasıd��r! Türk milletinin önüne, sonucu önceden kararlaştırılmış bir teslimiyet düzeni konulmaktadır. Türk Milleti’nin, adına Terörsüz Türkiye denilen, komisyon denilen, nerede ne konuşulduğundan, 10 yıl boyunca neyin saklı tutulacağından, nelerin pazarlığının döndüğünden haberi ve bilgisi yoktur. Şehit aileleri, gaziler ve terör mağdurları dinlenmemiştir. Ama emperyalizm ödevi vermiş, İmralı konuşmuş, Kandil şartlarını sıralamış, siyasi iktidar da milletvekillerinden “eksiksiz imza” istemiştir.
Ortaya çıkan utanç verici manzara şudur: Önce bebek katili Öcalan biliyor, terörist yuvası Kandil biliyor; milletvekillerinin ve egemenliğin gerçek sahibi Türk Milleti’nin haberi yok!
Milletvekillerinin önüne bir kağıt konularak “Şu saate kadar imzalayacaksınız” demek, kanun yapmak değildir. Bunun adı Milli irade hiç değildir. Türk Milleti’nin adayını belirleyemediği, milletvekilinin kendisini listeye koyan parti merkezine bağlı olduğu ve okumadığı metne imza atmaya zorlandığı bir düzende Meclis, Türk milletinin iradesini üretmez, teslimiyetin ve iradeyi üretemediğinin net fotoğrafı görülmüştür.
Meclis bu değildir! Türk milletinin egemenliğini, güvenliğini, bağımsızlığını, refahını, hak ve özgürlüğünü savunmakla görevli meclis, emperyalizmin teslim aldığı parti genel merkezlerinin noteri olamaz!
Bağlılığı ve dayanağı Türk Milleti’ne olmayan bir meclis, eninde sonunda tasfiye olacaktır!
“Suça karışmamış PKK’lı” ne demektir?
Bir insan terör örgütüne piknik yapmak için mi katılır? Örgütün içinde hangi görevi üstlendiği, hangi talimatı taşıdığı, hangi suçu bildiği, hangi suçun gizlenmesine yardım ettiği araştırılmadan kim, hangi yetkiyle bu insanları topluca “suça karışmamış” ilan edecektir?
Bireysel olarak teslim olmak, örgütten ayrılmak ve yargı önünde hesap vermek isteyenler için hukuk yolları zaten vardır. Çıkartılmak istenen, Türk Milleti’ne 40 yıl boyunca ağır bedeller ödetmiş olan ve Türk Milleti’nin ordusunun defalarca kez belini kırdığı, yendiği PKK terör örgütüne özel af yasasının sonucu ne olursa olsun kabul etmeyeceğiz!
Bu kanun, terör örgütün kadrolarına özel ceza indirimi, sicil temizliği, siyasi hak ve toplumsal alana dönüş sistemi kurulmasıdır. Adına “genel af” denmemesi gerçeği değiştirmez.
Bir terör örgütünün mensupları için özel hukuk çıkarıyorsanız, bunun adı çerçeve yasa değil, PKK’ya af yasasıdır!
Terör örgütü, yurtiçi ve yurtdışı, silahlı, silahsız, siyasi, ekonomik vs. tüm unsurlarıyla tasfiye edilmediği ve silahların tamamının teslim edildiği kayıt altına alınıp, doğrulanmadığı halde özel yasa çıkarılması, bireysel teslimiyeti değil örgütsel bir dönüşümü hedeflemektedir.
DEVLET FOTOĞRAFLA DEĞİL, BELGEYLE YÖNETİLİR
Kameraların önünde birkaç silah yakıldı diye PKK bitmedi. Silahların tamamı yok.
Kamplar dağıtılmamış ancak sınır karakollarımız boşaltıldı,
Komuta zinciri çözülmemiş ancak TSK’ya durun emri var,
Finans, propaganda, istihbarat ve lojistik ağları tasfiye edilmemiş, ancak Türk milletinin vergilerinden siyasi ayağına hala hazine yardımı var,
Suriye’deki ve Irak’taki silahlı yapılar dağıtılmamış, KCK ve PJAK sona ermemiş, devletleşme hesapları yapmaktadırlar.
Bu sorulara açık, somut ve doğrulanabilir olgular varken, Türk milletine “Terör bitti” masalı anlatılamaz!
Devlet fotoğrafla, törenle değil, belgeyle ve hukukla yönetilir.
Terör örgütüne silah bıraktırılmadan, tamamen çökertilmeden militanlarına siyasi ve hukuki alan açmak, terörü bitirmek değildir. Silahlı kadroyu siyasi kadroya dönüştürmektir!
Bugün adli kontrolle serbest bırakılacak teröristler yarın belediyede, bürokraside veya Mecliste hangi sıfatla karşımıza çıkacağını sormak zorundayız. Türk milletinden, kendisine silah doğrultmuş kadroların “toplumsal bütünleşme” adı altında ödüllendirilmesini sessizce seyretmesi beklenemez!
ÖCALAN’A STATÜ VERMEK İÇİN KANUNA “STATÜ” YAZMANIZ GEREKMİYOR
“Yasada Öcalan’ın statüsü yok” diyerek kimse Türk milletinin aklıyla alay etmesin. Statü yalnızca kanuna “statü” kelimesi yazılarak verilmez. Bir hükümlünün mesajı yasa yapımına yön veriyorsa, siyasi heyetler onun kapısında sıraya giriyorsa, örgütün atacağı adımlar onun yaşam ve çalışma koşullarına bağlanıyorsa, gazeteciler ve milletvekilleri kendisini siyasi bir merkez gibi ziyaret ediyorsa orada fiilî statü çoktan oluşturulmuş demektir.
Bebek katili terörist başı Öcalan’ın koşullarının “mevcut imkânlar içinde” genişletilebileceği tartışması da statünün açıkça kanuna yazılmadan idari yollarla kurulabileceği kaygısını doğurmaktadır.
Şimdi asıl soruyu soruyoruz:
Teröristbaşına statü aranırken Türk milletinin kendi devletindeki statüsü nedir?
Yasayı önce İmralı biliyor, millet bilmiyorsa, milletvekili seçmene değil parti merkezine bağlıysa, meclis tartışmıyor, yalnızca imza atıyorsa, kendi devletinde egemenlikten uzaklaştırılan Türk milletidir. Asıl statü sorunu budur!
“DEMOKRATİK CUMHURİYET” DEDİKLERİ HANGİ CUMHURİYETTİR?
Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci bir kurucuya ihtiyacı yoktur. Bu Cumhuriyet’in kurucu öznesi Türk milletidir. Türk milletinin tanımı da bellidir. Kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Kurucu iradesi Kuvâ-yı Milliye’dir.
İmralı’dan “Demokratik Cumhuriyet” adıyla yeni bir kuruluş tarifi kabul etmiyoruz!
Demokrasi, milletvekilinin önüne okumadığı metni koyup imzalatmak değildir. Demokrasi, Türk milletinin adını silmek, vatandaşlığı etnik kimliklere ayırmak, devlet makamların�� etnik ve mezhepsel kotalara bölmek değildir.
Gerçek demokrasi, seçmenin adayını belirlemesi, milletvekilinin parti başkanına değil millete hesap vermesi, yargının siyasi emir almaması ve halkın devlet yönetimine yeniden hâkim olmasıdır.
Kürt kökenli yurttaşımızı Türk milletinden koparmak demokrasi değildir. Türk’ü Kürt’e, Alevi’yi Sünni’ye karşı ayrı siyasi bölmelere kapatmak kardeşlik değildir. Bizim mücadelemiz hiçbir yurttaşımıza karşı değil, yurttaşlarımızı birbirine düşman ederek milli devleti parçalayıp, emeğini ve varlıklarını sömürmek isteyen emperyalist ve bölücü siyasete karşıdır!
TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ
Bu süreç Irak’tan, Suriye’den, İran’dan, İsrail’den, ABD’den ve NATO’dan ayrı düşünülemez.
Irak parçalandı. Suriye’nin kuzeyinde silahlı ve idari bir yapı kuruldu. İran kuşatıldı. Gazze yıkıldı. Doğu Akdeniz’de yeni paylaşım hesapları yapıldı. Şimdi aynı coğrafyanın ortasında Türkiye’ye “entegrasyon”, “statü”, “yerelleşme” ve “Demokratik Cumhuriyet” kavramları dayatılıyor.
Başkanlar değişir. Büyükelçiler değişir. Kullanılan kelimeler değişir ama Pentagon kalır, CENTCOM kalır, NATO kalır, İsrail’in bölgesel hedefleri kalır.
Türk milletinin direnme omurgasını NATO’ya bağlayıp ABD’nin bölgede oluşturduğu sonuçları Türkiye’nin hukukuna taşıyarak antiemperyalist olunamaz. Gücünü milletten alan Kuvâ-yı Milliye’nin yerine, gücünü Saray’dan, parti merkezlerinden ve dış ittifaklardan alan bir Kuvâ-yı Külliye düzeni kurulmuştur.
TÜRKİYE’Yİ PKK’YA RAZI EDENLER EMPERYALİZMLE MÜCADELE ETTİKLERİNİ SÖYLEYEMEZ
Türkiye Cumhuriyeti’nin görevi emperyalizmin kurduğu masada kendisine daha iyi bir sandalye aramak değildir.
Türkiye’nin görevi o masayı devirmek ve kendi bağımsız masasını kurmaktır!
TÜRK MİLLETİ YALNIZ BIRAKILDI; AMA SAHİPSİZ DEĞİLDİR
Bugün AKP seçmeni de MHP seçmeni de CHP seçmeni de aynı soruyu soruyor: “Bize yıllarca söylenenlerin tam tersi neden yapılıyor?” Şehit annesi soruyor: “Evladımın hesabı hangi masada bırakıldı?” Gazi soruyor: “Ben kolumu, bacağımı bu devlet için verdim, devlet neden beni değil, kendisine silah çekenleri dinliyor?” Türk milleti yol haritası ve adres arıyor.
Millet, Cumhuriyet’i savunacak kadroların neden bir araya gelmediğini soruyor!
Türk milletinin örgütlü iradesini ayağa kaldırmadan bu oyun bozulamaz!
Kurtuluşu kapalı kapılardan, saraylardan veya “devletin bir bildiği vardır” masalından beklemeyeceğiz!
Cumhuriyetçi aydınları, işçileri, çiftçileri, esnafı, gençleri, kadınları, şehit ailelerini, gazileri ve bütün vatanseverleri örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. Bu oyunu bozacak olan Türk milletinin kendi çocuklarıdır.
Bugün sürece karşı çıkan herkesi mahalle mahalle, köy köy, iş yeri iş yeri, gerçekleri anlatmaya, Her milletvekilinin attığı imzayı, kullandığı oyu ve aldığı tavrı takip etmeye, Türk Milleti’nin hafızasına kaydetmek için var gücüyle çalışmaya davet ediyoruz.
Verilecek hesap varsa Türk Milleti’ne verilir. Başarısız olan istifa eder.
Suç işleyen, bağımsız Cumhuriyet yargısı önünde hesap verir.
Biz terörün bitmesini istiyoruz ama Cumhuriyet’in tasfiyesi ve Türk Milleti’nin ve devletinin parçalanması pahasına değil.
Türk Milleti kırk asırdır devletli şekilde yaşamaktadır. Bir millet böyle teslim alınamaz!
Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi hükûmetler değildir. Parti merkezleri değildir. Washington değildir. NATO değildir. İmralı hiç değildir.
SEVRİN ÇOCUKLARINA SESLENİYORUZ;
TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAHİBİ TÜRK MİLLETİDİR! BİZLER CUMHURİYETİN ÇOCUKLARIYIZ! TÜRK MİLLETİNİ EMPERYALİZM VE TERÖR KARŞISINDA TESLİM ALAMAZSINIZ! O KURUMLAR CUMHURİYETİN ÇOCUKLARIYLA YENİDEN GERİ GELECEKTİR. TÜRK MİLLETİNİN EGEMENLİĞİNE KAST EDENLER CUMHURİYET HUKUKUNDA YARGILANACAKLARDIR!
SON SÖZÜ HER ZAMAN TÜRK MİLLETİ SÖYLER!
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Türk kadınının gücünü, azmini ve kararlılığını tüm dünyaya bir kez daha kanıtlayan A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Dünya Şampiyonu olarak yüreklerimizi tarifsiz bir gururla doldurmuştur.
Cumhuriyetimizin aydınlık yüzü olan Filenin Sultanları, ay-yıldızlı Türk bayrağımızı uluslararası arenada en yükseklerde dalgalandırarak, vatan sevgisinin ve çalışma azminin en güzel örneklerinden birini sergilemiştir.
Elde edilen bu eşsiz zafer, yalnızca bir spor başarısı değil; aynı zamanda Cumhuriyet değerleriyle yetişmiş, Ulu Önder Atatürk'ün işaret ettiği yolda yürüyen, pes etmeyi asla düşünmeyen inançlı bir neslin zaferidir.
Başta terlerinin son damlasına kadar sahada mücadele eden kıymetli sporcularımız olmak üzere bu tarihi başarıda emeği geçen teknik ekibi, yöneticileri ve onlardan desteğini hiçbir zaman esirgemeyen yüce Türk milletini yürekten kutluyoruz.
Bizler, şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıran Filenin Sultanları’na ülkemize yaşattıkları bu tarihi sevinç için teşekkür ediyor, başarılarının daim olmasını diliyoruz.
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi
Yarın Tandoğan'da susanlardan değil, sözünü Türk milletinin yanında söyleyenlerden olacağız!
Vatan susanların değil, ayağa kalkanların omuzlarında kurtulacak!
Bölücü açılıma karşı tek yürek, tek ses olacağız. Türk bayrağını al, Tandoğan'a gel.
27 Haziran Cumartesi | Saat 18.00 | Tandoğan Meydanı
#Tandoğandayız
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının Amasya Genelgesi ile yaktığı bağımsızlık meşalesi, bugün de Cumhuriyet’e, milli egemenliğe ve vatan bütünlüğüne sahip çıkan Türk milletinin yolunu aydınlatmaktadır.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Amasya Genelgesi’nin yıl dönümünde, Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı ve minnetle anıyor; “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” şiarına bağlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Referandumla toprak verilmez! Bölücü ve katile af, kabul edilemez! Cumhurbaşkanı’nın af hakkı yok mu bu sorumluluğu alabiliyorsa bir çok yetki kendisinde olduğundan zor olmayacaktır. Partili bir cumhurbaşkanlığı sisteminde ne adil, ne şeffaf bir referandumdan kimse bahsedemez.
100 yıl önce memleketi kurtaranlar birbirlerine parti rozeti sormadılar!
Sakarya'da, Dumlupınar'da, Büyük Taarruz'da aynı bayrağın altında toplandılar! Bugün de önümüzde aynı görev duruyor.
PKK açılımına karşıysan, emperyalizme, onun Türk milletini parçalamak ve Türk Cumhuriyeti'ni çökertme projelerine karşıysan, Cumhuriyet'ten ve Türk milletinin birliğinden yanaysan, omuz omuza durmak zorundasın!
Çünkü mesele parti meselesi değil!
Mesele Türk devletinin geleceği meselesidir. 27 Haziran çağrısı tıpkı 27 Aralık gibi tüm partileri aşmıştır. Bu yüzden @iyiparti Genel Başkanı Sayın @MDervisogluTR'nin de teröristbaşının geleceğini referanduma sunan talihsiz söylemini geri çekmesi gerekir. Türk milletinin egemenliği referanduma sunulamaz! Şehitlerin kanı referanduma sunulamaz!
Türk milleti hükmünü çoktan vermiştir.
Şimdi yeniden aynı iradeyi göstermek zorundayız.
Mevzu bahis vatansa gerisi gerçekten teferruattır!
#HainsizTürkiye
#BayrakAçıyoruz
@cvpgenelmerkez
@cvpgenelmerkez Referandumla toprak verilmez! Bölücü ve katile af kabul edilemez! Cumhurbaşkanı’nın af hakkı yok mu bu sorumluluğu alabiliyorsa bir çok yetki kendisinde olduğundan zor olmayacaktır. Partili bir cumhurbaşkanlığı sisteminde ne adil, ne şeffaf bir referandumdan kimse bahsedemez.
27 Aralık'tan 27 Haziran'a: Türk Milletinin Yanındayız, Açılıma Karşı Tandoğan'dayız!
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi Parti Meclisimiz; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun çağrısını yaptığı, 27 Haziran'da Ankara Tandoğan Meydanı'nda düzenlenecek olan 'Öcalan mitingine karşı miting'e katılma ve destek verme kararı almıştır. Parti Meclisimiz, kararını oy birliğiyle vermiştir.
Partimiz bölücü açılıma karşı ilk günden tavır almış, bu konuda en net ve en kararlı mücadeleyi veren sesi yükseltmiştir. 27 Aralık'ta Ankara'da yükselen itirazımız neyse, bugün de aynı yerde duruyoruz. 27 Haziran'da Tandoğan Meydanı'nda yapılacak buluşmayı herhangi bir partinin veya ittifakın değil, Türk milletinin büyük buluşması olarak görüyoruz.
Bu nedenle tüm siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini, sendikaları, dernekleri, vakıfları, yazarları, gazetecileri, sanatçıları, akademisyenleri ve aydınları bu tarihi çağrıya omuz vermeye davet ediyoruz! Çağrımız; en başta büyük Türk milletine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetini korumayı namus bilenleredir. Kazanan, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti olacaktır!
Ya İstiklal Ya Ölüm, Ne Mutlu Türk'üm Diyene!
Türk milletinin emperyalizme karşı ayağa kalktığı, teslimiyeti reddettiği 19 Mayıs’ta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, bütün şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor; milletimizin Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.
Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalesi bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. Türk milleti dün olduğu gibi bugün de kendi kaderine yön vermek isteyenlere karşı aynı iradeye, aynı kararlılığa sahiptir. Bu topraklarda hiçbir emperyalist planın kalıcı olmasına izin verilmemiştir, verilmeyecektir. Geldikleri gibi göndereceğiz.
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak, 19 Mayıs 2026 Salı günü Kızılcagün Platformu’nun Ankara’da düzenleyeceği yürüyüşe destek veriyoruz. Saat 13.00’te Çankaya Üniversitesi Balgat Kampüsü önündeki otopark alanında başlayacak yürüyüşte Türk milletiyle birlikte olacağız.
Tüm yurttaşlarımızı, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a “Evine dön” demek ve bağımsız Türkiye iradesine sahip çıkmak için Türk bayrağı altında omuz omuza ABD Büyükelçiliği’ne yürümeye çağırıyoruz.
19 MAYIS’TA ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ ÖNÜNDEN HAYKIRIYORUZ: KAHROLSUN AMERİKAN EMPERYALİZMİ!
Cumhuriyetçi Vatanseverler Partisi olarak Kızılcagün Platformu’nun 19 Mayıs’ta ABD Büyükelçiliği önüne yaptığı çağrıyı destekliyoruz.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi, kendisini sömürge valisi zanneden Tom Barrack'ın istenmeyen kişi ilan edilmesini isteyerek tam bağımsızlık irademizi, Cumhuriyet’e ve milli egemenliğe bağlılığımızı meydanlarda hep birlikte haykıracağız.
Türk milletini bu çağrıya güç vermeye davet ediyoruz. Ulu Önder Atatürk'ün Milli Mücadele ateşini yaktığı 19 Mayıs’ın ruhuna yakışır şekilde, var gücümüzle orada olacağız.
Kahrolsun Amerikan emperyalizmi, yaşasın tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti!
Cumhuriyet’e ve kurucularına “faşizm” ve "tek parti diktatörlüğü" diyenlere karşı susmayanlar yargılanıyor. Serkan Öz’ün teslimiyete karşı milletin iradesinin sınanmasıdır. Mert dayanır, namert kaçar!
📅 2 Nisan 2026 Perşembe
🕣 09.30
📍 Ankara Adliyesi, Sıhhiye (63. Asliye Ceza Mahkemesi)
#2NisandaAtatürkveCumhuriyetiSavunacağız