—— 2025 ——
Bazı yıllar takvimden bir yaprak koparır. Bazı yıllar ise insanın ömründen yıllar alır.
Ben 2025 yılında bir yaş daha büyümedim.
Ben o yıl, bir ömre sığmayacak kadar yaşlandım.
Her şey 24 Aralık 2024’te başladı.
Çalıştığım fabrikalardan biri iflas etti. Henüz bunun yarattığı yıkımı anlamaya, önümü görmeye fırsat bulamamışken, 1 Ocak 2025’te en büyük iş yaptığım fabrika yandı.
Ve hayat bana son bir gerçeği öğretti:
Bazı insanlar zirveye çıktığında mutluluktan ağlar.
Ben ise bir gün zirveye çıktığımda, yanımda olmasını istediğim ama artık orada olmayan insanları hatırlayacağım.
Çünkü ben bu savaşı kazandım…
Ben 2025’i geride bırakmadım.
Ben 2025’in içinden geçtim.
Yandım, yıkıldım, kaybettim, sustum, sabrettim ve yeniden ayağa kalktım.
Şimdi herkes ne kadar güçlendiğimi görüyor.
Ama kimse, o gücün bana nelere mal olduğunu bilmiyor.
Kimse duymadı ama ben senin sustuğun bütün çığlıkları hatırlıyorum.”
“Ve bugün başım dik yürüyebiliyorsam, bunu en çok senin o gece vazgeçmemene borçluyum.”
Şimdi o gece arabasının kaputunda oturup gökyüzüne bakan adama söylemek istediğim son bir şey var:
“Sen o gece kendini kaybettiğini sanıyordun.”
“Oysa sen, bir gün yeniden ayağa kalkacak adamın temellerini atıyordun.”
“Kimse görmedi ama ben senin nasıl savaştığını biliyorum.”
Ben bütün bunların içinden geçtim.
Kendi enkazımın altında kalmadım.
Kimsenin görmediği gecelerde kendimi yeniden inşa ettim.
Ve bugün ayaktayım.
Ne yaşadıklarımı unuttum ne de kaybettiklerimi.
Çünkü insan bazen geçmişini geride bırakmaz.
Onu içinde taşıyarak yürümeyi öğrenir
Bana paranın yeniden kazanılabileceğini ama bazı insanların asla geri getirilemeyeceğini öğrettin.
Beni defalarca sınadın.
Defalarca dizlerimin üzerine çökecek kadar yordun.
Ama bir şeyi başaramadın.
Beni teslim alamadın.
2025…
Sen benden uykumu aldın.
Sağlığımı, huzurumu, gençliğimin en güzel günlerini aldın.
Dost sandığım insanları hayatımdan çıkardın.
Sevdiğim kadını benden uzaklaştırdın.
Canımdan çok sevdiğim bir insanı toprağa verdim.
Çünkü o gece arabasının kaputunda gökyüzüne bakan adamın bir gün yeniden ayağa kalkacağına dair kendisine verdiği sessiz bir söz vardı.
Ve ben o sözü tuttum.
Keşke güçlenmek için bu kadar yalnız kalmak zorunda olmasaydım.
Keşke bugün olduğum adam olabilmek için dün sevdiğim insanları kaybetmeseydim.
Yine de başımı eğmiyorum.
Ve bazı başarıların içinde, hiçbir zaman tamamlanamayacak bir eksiklik var.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, 2025’e kızgın değilim.
Çünkü o yıl bana hayatın en ağır derslerini verdi.
Ama keşke bazı derslerin bedeli bu kadar ağır olmasaydı.
Sevdiğim kadın bugün yanımda değil.
Bir zamanlar birlikte yürüdüğümüz sahil aynı sahil.
Pazar sabahları hâlâ geliyor.
Güneş yine doğuyor.
Ama bazı masalarda artık eksik sandalyeler var.
Bazı yollarda tutulmayan eller…
Bazı telefonlarda bir daha aranamayacak isimler…
Daha tecrübeliyim ama eskisi kadar kaygısız değilim.
Daha sağlam duruyorum ama eskisi kadar kolay gülemiyorum.
Ve bazen insan, kazandığı her şeye rağmen kaybettiklerinin yasını tutmaya devam ediyor.
Bülent abim bugünleri göremedi.
Ben biliyorum.
Ve kimsenin görmediği o mücadeleyi, kimsenin alkışlamasına ihtiyacım olmadan verdim.
Ama bütün bunların sonunda içimde hâlâ bir hüzün var.
Çünkü bugün daha güçlüyüm ama eskisi kadar kalabalık değilim.
Hangi sabahları gözlerimi açmakta zorlandığımı…
Hangi kapılardan umutla girip hayal kırıklığıyla çıktığımı…
Hangi sözleri içime attığımı…
Hangi insanları toprağa, hangilerini geçmişime gömdüğümü…
Ve en önemlisi…
İnsanın sahip olduğu en büyük servetin yalnızca kazandığı para değil, yanında huzur bulabildiği insanlar olduğunu biliyorum.
Bugün geldiğim noktaya bakınca gurur duyuyorum.
Çünkü neler yaşadığımı ben biliyorum.
Hangi geceleri uykusuz geçirdiğimi…
Artık insanların söylediklerinden çok, zor günlerde yaptıklarına bakıyorum.
Kalabalıkların dostluk anlamına gelmediğini biliyorum.
Her uzatılan elin yardım etmek için uzatılmadığını biliyorum.
İşlerimi yeniden ayağa kaldırmak için verdiğim mücadelenin karşılığını almaya başladım.
Ve bugün…
O günlerin içinden geçmiş, eskisinden daha güçlü, daha kararlı, daha tecrübeli bir adam olarak ayaktayım.
Ama değiştim.
Bazen kendi kendime, “Bir gün daha dayan.” dedim.
Ve dayandım.
Günler ayları kovaladı.
Sorunlar birer birer çözülmeye başladı.
Bir zamanlar karşısında çaresiz hissettiğim zorlukları aşmaya başladım.
Kaybettiğim gücümü yeniden topladım.
Çünkü o günlerde teslim olsaydım, bunca acının ve mücadelenin ardından geriye yalnızca yarım kalmış bir hikâye kalacaktı.
Hikâyemin böyle bitmesine izin vermedim.
Yeniden çalıştım.
Yeniden mücadele ettim.
Kimseye belli etmeden korktum.
Bütün yollar kapanmış gibi hissettim.