15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçti! Ancak bu yıl 15 Temmuz’u anlatmayacağım! Çünkü artık herkes biliyor ki; 15 Temmuz bir kumpastı! Hedef ordu, yargı ve milletin ta kendisiydi!
15 Temmuz’u kurgulayan üst aklın amacı; yeniden şaha kalkan Anadolu’yu cehalet, fakirlik ve çaresizliğe mahkum etmekti! Bu kumpası bahane edip ülkeye can veren, ümit olan, cehaletin karanlığını aydınlatan, kalbi vatan diye atan, gücümüze güç katan tüm değerlere saldırdılar! Uyuşturucu, fuhuş ve faizi yaydılar! Dini temsil etmeyen, insani değerlerden fersah fersah uzak olan figürler vasıtasıyla, halkı dinden hatta imandan soğuttular! Anadolu’yu yarı açık, hatta çoğu kapalı koca bir hapishaneye çevirdiler!
Evet Cumhuriyet’in yüzüncü yılında, 21’nci Yüzyıla damgasını vuracak Türkiye yerine; açlık, çaresizlik ve yoksullukla boğuşan, geçim derdinden kafasını kaldıramayan, düşünse, konuşsa, sorgulasa kafasına balyoz indirilen, gülüşü, geleceği, huzuru çalınmış, ümidini yitirmiş, tek adam kontrolünde bir damla adalete, liyakate muhtaç bırakılmış bir Türkiye projesini, büyük ölçüde tamamladılar!
O yüzden artık bana “15 Temmuz’da ne oldu” diye sorma!!! Git sokaktaki çocuğa, pazardaki teyzeye, madendeki işçiye, tarladaki çiftçiye, gelecekten ümidini kesmiş öğrenciye, aynada gördüğün kişiye sor!!! Onlar ve dahi aynadaki sen, anlatır sana; 15 Temmuz’da ne olduğunu!!! Bu karanlık tablonun ve şatafatlı sarayların hikayesini!!!
15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçti ancak Türkiye en az 30 yıl geriledi! Ekonomiden, ticarete, hukuktan, tarıma, eğitimden, sanata, üçüncü dünya ülkesi dediklerimizin dahi gerisinde kaldı! Hayır hamaset yapmıyorum! Verilerden, raporlardan, istatistiklerden, endekslerden konuşuyorum!
Gelinen noktada adalet ve liyakati bitirmenin bedeli ağır oldu! Halk fakirleşirken, bir grup azınlık zenginleşti! Eğer bir 30 yıl daha kaybetmek istemiyorsak; derhal bu vahim hatadan dönmemiz gerekiyor! Bu kadar yetişmiş, hatta bu süreçte bambaşka tecrübe ve yetenekler kazanmış yüzbinlerce insan, bu makus talihin değişmesinde büyük katkı sağlayabilir! Her şeye rağmen bu enkazı kaldırmak için elini taşın altına sokabilir! Hepimizin evlatları, ülkenin geleceği gençler için yaralara tuz basılabilir!
Yanlışta ısrar etmemin bedeli de mesuliyeti de çok ağır!!! Artık herkes için adalet, eşitlik, özgürlük deme vakti gelmedi mi?
Bahis oynayan, konsolosluk kasasından 180 bin dolar çalan Ateşe.
Bunu yazınca bazıları rahatsız oluyor ama gerçek bu onlarca Ateşeyi, Büyükelçiyi, Konsolosu vs ihraç ettiniz içlerinden bir tanesinin böyle bir eylemi yoktu.
9 AYLIK BEBEĞİ ANNESİNDEN AYIRDILAR.
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 80 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlardan 31 yaşındaki ebe Rümeysa Şanal, 12 Haziran 2026'da hapse gönderildi. Rümeysa Şanal'ın 9 aylık bebeği Emin, annesiz bırakıldı.
@tarkan
Bak Nedim! Siz ve sizin gibiler suçlarınızı örtmek için anlaşıp 15 Temmuz kumpasını yapmadan önce; Türkiye Cumhuriyeti Devleti beni onbinlerce subay arasından, sende hiçbirisi olmayan akademik, mesleki, ahlaki, temsil kriterlere göre, yani liyakat esasına göre seçip, diplomatik pasaport ile ABD’ye gönderdi!!! Buraya kaçmak bir yana devletimi, ülkemi, milletimi en üst düzeyde temsil etmeye geldim! Bunu kin ve nefret ile uyuşmuş kafana sok önce!!!
Ben bir asker ve devlet adamıyım! Ömrümün son nefesine kadar da dahili ve harici düşmanlara ve senin gibi ihanet içinde olanlara karşı, vatanımı savunmak için yemin ettim! O yüzden adımla, sanımla, korkusuzca senin gibilerin, devletin kaynaklarını, yetimin hakkını semirenlerin, 100 yıllık Cumhuriyet’imizi tek adam rejimine çevirenlerin karşısındayım!
Sizler konforlu koltuklarınızda ahkam keserken; ben Hint Okyanusu’ndan Atlas Okyanusu’na kadar dünyanın tüm denizlerinde, 24 yıl şanlı bayrağımızı dalgalandırdım! Sizler kumpas planları ile meşgulken; eşimi, evlatlarımı geride bırakıp, Kızıldeniz’den Tanzanya’ya kadar deniz haydutlarına karşı, ticaret gemilerimizi korudum! Sizler yataklarınızda uyurken; Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de ülkemin çıkarlarını korudum! Sizler havuzlarda keyif çatarken, fırkateyn komutanı olarak, azgın fırtınalarla boğuşup, gemimin ve personelimin kılına dahi zarar gelmeden, yüzlerce görevden alnımın akı ile döndüm!
Şimdi de adım Mehmet soyadım Dağcı olduğu kadar eminim ki; bu hukuksuzluklar bir gün son bulacak! Meydanı boş bulup her tür suça, iftiraya tevessül edenler, bağımsız yargı karşısında hesap verecek! Daha da önemlisi çıkar ortaklığınız son bulup, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır!
21 Yaşındaki bir Gencin Tüm Hakları Askıya Alınmış Durumda
Hakkında somut bir suçlama olmayan üniversite öğrencisi Meryem Yılmaz final haftasında tutuklandı.
Sınavlarına giremeyen öğrenci, eğitim süresinin uzamasıyla karşı karşıya.
Yılmaz aynı zamanda ileri derecede skolyoz hastası.
@taylan1789
HastaTutuklu ÖğrenciMeryem
“O gün suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. Gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürür.”
Sanırım bu vaadin gerçekleşmesine vesile olacak 22 vidayla cezaevinde tutulan kızımız bu…
15 Temmuz gecesi aynı uçakta uçan dört beş kişiden 3ü müebbet alıyor, 1 i yardımdan alıyor, 2 kişi beraat ediyor.
Aynı şeyleri yapan kişilerin bu kadar farklı cezalar alması yada almaması,
Bu olayların siyasi olduğunu gösteriyor.
https://t.co/cuqStHGRHI
Eski asker mahpusları da dinledim. Darbe yargılamasından yargılanan askerleri dinledim ve ne kadar adil olmayan yargılamalar yapıldığını gördüm.
İnsanların hayatı yakılmış, bir emre uyan ve darbe diye bir niyeti olmayan kişilerin ağır cezalara çarptırıldığını, adil olmayan yargılamalarla bunun yapıldığını gördüm.
"DOKTORA GÖTÜRMÜYORLAR"
İzmir Demokrasi Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisi Meryem Yılmaz'ın annesi:
“Kızımın küçüklüğünden beri sırt ağrıları vardı ama bunun skolyoz olduğunu bilmiyorduk. Üniversite sınavına hazırlandığı yıl doktora götürdüğümüzde, ‘İleri derece skolyozu var. Ameliyat olması gerekiyor ve riskli bir ameliyat olacak.’ dediler. Omurgasını düzeltip 22 vida ve platinlerle sabitlediler. Sırtında boydan boya ameliyat izi var. 9 Haziran'da gözaltına alındı. Ertesi gün kontrolü vardı, gidemedi. Gözaltındayken strese bağlı olarak tekrar bayılmış. Sağlık kontrolüne götürülürken fenalaşmış, iğne yapıp yeniden nezarete koymuşlar. Cezaevinde de bayılmış. Bu hafta baş dönmesi başladığını, gözlerinin karardığını söyledi. Cezaevi doktoru sevk yazmış ama hâlâ hastaneye götürülmedi. Önümüzdeki hafta salı günü iki hafta dolacak, hâlâ bekliyor.” @adalet_bakanlik
HastaTutuklu ÖğrenciMeryem
https://t.co/ijzV65NsJX
12-13 yıl evvel kimsenin diyemediğini diyebilen yiğitlerden küçük bir kesit
Daha Atayün kardeşler var, Yakup Saygılı var, Ömer Köse var, liste yapsak adları buraya sığmayacak olanlar var, başlarına iş gelir diye yazamadıklarımız var
Anlayacağınz var oğlu var. Anlayana!
Tam 10 yıldır çocuğum için tek başıma mücadele ediyorum. Bu hayatta nice fırtınalara göğüs gerdim, nice zorlukları sessizce omuzladım. Yanımda duran birkaç gerçek dostum dışında birçok insanın gerçek yüzünü gördüm. Bu yüzden artık kimseye kırgınlığımı anlatma ihtiyacı duymuyor, birçok kişiyle yollarımı ayırıyorum.
İlk göz ağrım, canım oğlum Hasan’ımın bugün yaşadığı acılarda payı olanları, ailemin dağılmasına sebep olanları, en zor günlerimde arkasını dönüp gidenleri ve insanların duygularıyla oynayanları ne unuttum ne de unutacağım. Herkes yaptığının hesabını bir gün mutlaka verecektir.
Bu yaşımda, havalimanı tuvaletleri temizleyerek evladım için ekmek parası kazanmaya çalışıyorum. Alın terimle, namusumla ve onurumla ayakta duruyorum. Bugüne kadar kimseye minnet etmedim, kimsenin kapısında eğilmedim; bundan sonra da etmeyeceğim. Rabbim bana sağlık ve güç verdikçe mücadeleme devam edeceğim.
İçimde taşıdığım kırgınlıkların, gözyaşlarımın ve yaşadığım haksızlıkların şahidi Allah’tır. Ben hakkımı O’na havale ediyorum. Dünyada unutulsa da, ahirette hiçbir hesabın eksik kalmayacağına inanıyorum.
Rabbim evladımı korusun, ona güç versin. Benim bütün mücadelem, bütün yorgunluğum ve bütün dualarım canım oğlum Hasan içindir.