Asrın paçavrası!
AKİT, MEB'e karma eğitimi sonlandırma çağrısı yaptı. Bilimsel, laik, eşit eğitim hakkını hedef alan AKİT'in temel aldığı "bilimsel pedagojik" yaklaşım değil, gericiliktir.
Uyarıyoruz, ortada olmayan "toplumsal talep" görüntüsü yaratma girişiminizden vazgeçin!
Genel Başkanımız Sevinç Hocaoğulları'yla beraber Yıldızlar Holding'e karşı direnen Yunus Emre Termik Santral işçileriyle bir aradayız.
Bu mücadele Türkiye'nin dört bir yanında hak kavgası yürüten işçilerin, yoksulların mücadelesidir. Direne direne hep birlite kazanacağız!
NATO Zirvesi protestosunda gözaltına alınanların serbest bırakılmasının ardından Ankara adliyesi önünde açıklama yapılıyor #Canlı https://t.co/rKwQaLmxxy
Emperyalistler, işbirlikçiler unutmayın!
Bu topraklarda başı dik, yumrukları sıkılı devrimciler var.
Bu memleket bizim. "NATO defol" demek suç değil, onurdur!
Arkadaşlarımızı alacağız!
NATO zirvesi toplanırken, Ankara'nın her sokağından sesimiz yankılanıyor.
Hukuk Sekreterimiz Döndü Kurşunoğlu gözaltından sesleniyor: "İran'lı çocukları katledenler bu topraklardan defolun!"
#NATODefol
📣Yürüyoruz!
NATO defol, bu memleket bizim!
İşgalciler, emperyalistler, dünya halklarının kanı elinde bu topraklara ayak basan katiller! Size bu memlekette huzur yok. Ankara'nın bütün sokaklarında, kafanızı nereye çevirseniz bizi göreceksiniz!
İşgale son, #NATODefol
Adana Halkevi üyesi 3 arkadaşımız haklarında ihbar olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.
Emniyeti korkutan, arkadaşlarımızın yanında bulunan pankartta yazılanı tekrar ediyoruz:
Yasağınız hükümsüzdür, suç örgütü NATO defol!
"Halkın cebinden daha ne kadar kısarız" diye zirve yapanlar Dolmabahçe'de! İş birlikçiler bu memleketin asıl sahiplerinin karşısında!
NATO gittiği hiçbir yere özgürlük getirmedi, önümüze kurulan barikatlar da bunun kanıtı!
Bu halkın kaderini emperyalistler belirleyemez!
NATO Parlamenterler Zirvesi'nin kapısındayız
Çünkü biz bu memleketin gerçek sahibiyiz, onlar işgalci, onlar dünya halklarının kanı elinde bulunan katiller!
NATO'culara, Trump'a, Epsteincilere, katillere siper olanlar siz mi vatanseversiniz? Bu memleketin gerçek sahipleri biziz!
Değerlendirme I 1 Mayıs 2026 Taksim mücadelesinin ardından
İstanbul’da 1 Mayıs esas olarak Taksim’e yapılan çağrıların Mecidiyeköy’de gösterdiği direniş ve bir araya gelme iradesiyle gerçekleşti. Uzun yıllardır sosyalist hareketin bir kısmı Taksim’i sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleşen eylemlerle zorlayarak gündemde tutmuş ve 2024 1 Mayıs’ında toplumsal muhalefetin bütünü Taksim kararını açıklamıştı. Ancak daha Saraçhane’de gerçekleşen toplanma anında başlayan ayrışma 2025 yılı 1 Mayıs’ında 19 Mart’ın tüm isyancı dinamiğine ve isyancı kitle hareketinin Taksim ısrarına rağmen devam ederek geleneksel sendikal merkezleri Taksim mücadelesinden uzaklaştırmış, sosyalist hareketin de bir kısmı bu merkezlerin peşine takılarak hareket etmişti.
Geçtiğimiz yıl 19 Mart’ın isyancı kitlelerinin Taksim iradesini sahipsiz bırakmayacağız iddiasıyla çıktığımız yolda, toplumsal muhalefetin 1 Mayıs’ta yüzünü Taksim’e dönen en geniş kesimleriyle 1 Mayıs’ı birlikte inşa etmek için sorumluluk almıştık. Geçtiğimiz yıl tüm eksikliklerine rağmen asıl gündem 1 Mayıs’ta Taksim mücadelesi haline gelmişti.
Tüm bu süreçten bugüne Saray iktidarının emperyalizmle açık politik işbirlikçiliği, uyguladığı şiddetli yoksullaştırmaya, güvencesizleştirmeye, emeğin ucuzlatılmasına dayalı ekonomi programı, ülke topraklarını yağmaya açması ve muhalefet üzerinde yoğunlaştırdığı baskılar halkın öfkesini biriktirmiş, itirazların güçlenmesini beraberinde getirmiştir. İşçi direnişleri, eğitim hakkı eylemleri, farklı dinamiklerle gelişen hak mücadeleleri, demokratik talepler etrafında oluşan yan yana gelişler itirazları güçlendirmekte, mücadeleyi erteleyen her eğilimi siyaset denkleminin dışına iten bir durum oluşturmaktadır. Dolayısıyla 1 Mayıs’ta Taksim mücadelesi güçsüzlük bahanesiyle uzaklaşılan değil sınıf mücadelesinin politik gündemleri gereği tam da bugün yürütülmesi gereken mücadeleye işaret ediyordu.
2026 1 Mayıs’ını bu atmosferde geçtiğimiz yıl elde ettiğimiz deneyim ve birikimle inşa etmek için üzerimize düşen sorumlulukla hareket ettik. 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi’nin oluşması için çalışmalarımızı sürdürdük, 1 Mayıs’ta Taksim’i işaret eden tüm güçlerle koordinasyonu sağlamak için çalıştık ve büyük oranda hayata geçirdik. Ortak derdimiz Taksim’e yönelen herkesin ortak bir irade haline gelmesiydi. Taksim mücadelesinin gerçekleşebilir ve mümkün olduğunu göstermekti.
1 Mayıs sabahı Mecidiyeköy civarında toplanan, bekleyen, barikatları zorlayan, meydanı eylem alanı haline çeviren ve en nihayetinde büyük bir kalabalığın bir araya gelmesini sağlayan herkesin ortak emeğiyle amacımızda başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Mecidiyeköy meydanında bir araya gelen binlerce insan 1 Mayıs’ın iktidarın icazetli alanlarında, sınırlı bir şekilde ve düzen siyasetinin gölgesinde gerçeklemesi gerekmediğini, tüm eksikliklerine rağmen toplumsal muhalefetin sokaktaki düzen karşıtı dinamizmiyle gerçekleşebileceğini gösterdi.
2026 1 Mayıs’ının ortaya çıkardığı daha önemli başka bir sonuç vardır. Toplumsal muhalefet artık yeni ve kaçınılmaz bir görevi üstlenmek zorundadır. 1 Mayıs’a giden süreçte halkta biriken öfke, ortaya çıkan tüm direniş ve itirazlar parçalı yapıda ve siyasal sınırlılıklar taşımaktadır. Geleneksel sendikal merkezler halkta biriken öfke, itiraz ve açığa çıkmış direnişleri bırakalım yabancı ve ilgisiz olmayı yer yer kendisi dışında geliştiği için rahatsızlık duymaktadır. Bu pozisyon onu Taksim mücadelesinden de kopartmakta ve az sayıda insanla iktidarın işaret ettiği meydanlara gitmeyi tercih etmekte, İstanbul Valiliği’nden bunun sonucu olarak tebrik almaktadır. Bu tabloya baktığımızda bir ayrışma zorunlu değildir zaten bir ayrışma yaşanmıştır. Toplumsal muhalefetin, direngen, mücadeleci sendikal odakların ve bu tablonun inşa edilmesini sağlayan sosyalist ve devrimci hareketin görevi var olan bu durumu ileriye taşıyacak, iktidarla halk arasındaki politik saflaşmayı politik bir kavgaya dönüştürecek inisiyatifin alınması, inisiyatif alabilecek bir ilişki tarzının inşa edilmesini sağlamaktır.
1 Mayıs günü Mecidiyeköy’de ortaya çıkan görüntü iktidara da, halka da, sosyalist harekete de bir mesaj vermiştir. Direniş çizgisi geçerli ve sonuç alıcı tek çizgidir. Şimdi üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Direniş çizgisi hak mücadelelerinde, faşizme karşı mücadelede, Temmuz’da NATO barikatlarında, ülkenin dört bir yanında maden talanına karşı toprağını savunma kavgasında, işçilerin emperyalist üretim zinciri içerisinde ucuz emek gücü haline getirilmesine karşı direnişlerinde, gençliğin isyanında genişleyerek, güçlenerek kendisini ortaya koyacaktır. Başkalarına havale edecek bir bugünümüz ve geleceğimiz yok. Bu sorumluluk bizde, direnişin sorumluluğu bizde!
Genel Başkanımız Nebiye Merttürk Taksim'de polis ablukası içinden sesleniyor:
"Kavgamızın meydanı Taksim'e yürümek için buradayız.
Yıllar önce 1 Mayıs'ı direniş günü ilan edenlerin yolundan yürüyoruz.
Taksim demek kadınların, işçilerin, gençlerin, memleketin özgürlüğü demektir.
Kavgamız memleketin özgürlüğü kavgasıdır. Taksim irademizdir."
#1Mayıs #1MayıstaTaksimdeyiz
İlhan Sami Çomak'a özgürlük!
30 yıldır tutsak edilen ve hukuksuz bir biçimde tahliyesi ertelenen #İlhanSamiÇomak için hazırladığımız mektubu paylaşıyoruz.
"Çünkü siz cesur bir çabayla büyüttünüz özgürlük kavganızı 30 yıl boyunca. Sade olanın sarsıcı gücünü öğrettiniz bizlere."
Yerel yönetimler; ranta, yağmaya karşı direnişin ve temel kamusal hakları geri kazanma mücadelesinin sürdüğü, yerelin özgün koşullarına göre halkın kendi çıkarları ve örgütlü gücü doğrultusunda müdahale edebileceği kavga alanlarıdır.
Açıklamanın tamamı ⤵️
✊Halkın örgütü 92 yaşında
Yaşamı yeniden kurmak için yürüyoruz
🟠XI. Halkevleri Basın, Sanat ve Dayanışma Ödülleri Gecesi
🎤Konser Feryal Öney
📅18 Şubat Pazar ⌚️19.00
📍Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi I Şişli I İstanbul
Hasan Tatar yönetimindeki Halkevleri Halk Müziği Korosu, kuruluş yıldönümü gecesinde Venceremos'u seyircilerle birlikte söylüyor. Nakaratın bir kısmının Kürtçe söylendiği bu kaydın tamamını YouTube kanalına da yükledim:
https://t.co/DcHuIAaRr2
Bu adama iyi bakın. Bu adam faşizmin ete kemiğe bürünmüş hali. Sahibi olduğu kaçak maden ocağında, bayılan göçmen işçiyi dövdürerek öldüren ve sonra cesedini yakan eski MHP Gelik Belde Başkanı Hakan Kornoş.