Eğitimi piyasalaştıran Saray düzeni okul saldırılarının sorumlusudur!
Okulların açılmasının üzerinden yalnızca bir hafta geçti. Henüz Kahramanmaraş ve Şanlıurfa saldırıları hafızalarda tazeyken Manisa Turgutlu’daki okul saldırısı yaşandı. Bu sabah yaşanan saldırıda yaralananlar için geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; benzer saldırıların yinelenmemesini arzuluyoruz.
Saray düzeni Kahramanmaraş’taki saldırıdan bu yana sorunu güvenlikçi politikalara ve ‘OHAL tedbirleri’ne indirgeyerek kendi sorumluluğunun üzerini örtmek istemiştir. Şiddetin nedenleri ve çözüm yolları üzerine eğitim sendikaları ve uzmanlardan gelen önerilere kulak tıkayan başta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi olmak üzere, Saray rejimi bugün yaşanan ve gelecekte yaşanması muhtemel saldırıların siyasi sorumlusudur. Geçtiğimiz hafta boyunca okul açılışı vesilesiyle televizyon ve gazetelere servis edilen “çanta arama” benzeri görüntü ve uygulamaların çözüm olmayacağı bir kez daha görülmüştür. Çocukların yetişkin gibi yargılanmasının ise caydırıcı olmayacağı acı şekilde ortaya çıkmıştır.
Yine günlerdir Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından yürütülen “Ailem Güvende” adı altındaki operasyon ve gözaltıların da çocukların güvenliğini sağlamadığı; - ki zaten bu operasyonların amacının da çocukların ve kadınların güvenliği olmadığı da ortada - esas amacın propagandif söylem ve operasyonlar üzerinden esas LGBTİ’lerin düşmanlaştırılmasıdır.
Yineliyoruz, okul saldırılarının ardındaki en temel sebep çocukların okuldan uzaklaşmasına neden olan piyasacı, rekabetçi, kapitalist eğitim sistemidir. En temel kamusal haklardan biri olan eğitimi özelleştirerek okulu parası olanın erişebileceği bir ayrıcalık haline getiren, aileleri yoksullaştırıp MESEM’ler eliyle çocuk işçiliğini teşvik eden Saray iktidarı da bu sistemin mimarı ve icracısıdır!
İSİG Meclisi’nin bugün paylaştığı verilere göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında en az 95 çocuk çalışırken can verdi. Bu tablo da çocuk işçiliğini teşvikin geldiği tablonun boyutunu gözler önüne sermektedir.
Bir öğün ücretsiz yemek için, hijyen malzemeleri ve temizlik görevlisi için “Bütçe yok” diyerek eğitim masraflarını ailelerin sırtına yükleyen iktidar, mevzu bahis finans şirketlerinin batıkları olduğunda kamu kaynaklarını kullanmakta tereddüt etmemektedir.
Kamusal eğitim politikası yoksa, orayı piyasa doldurur. Sosyal politika yoksa, orayı suç doldurur. Kamusal koruma yoksa, orayı korku ve şiddet doldurur. Bugün okul saldırısıyla karşımıza çıkan bu şiddet, iktidarın yarattığı bataklıktan hayat bulmaktadır. Son yıllarda çok sayıda öğretmen ve öğrencinin hayatını hedef alan bu saldırıların önlenmesi okullara kurulan X-Ray cihazları ve daha fazla güvenlik ile sağlanamaz. Çocukları okuldan uzaklaştırıp sanayiye, tarikatlara ya da çetelerin kucağına iten bu sistem de bu tablonun siyasi sorumlusu olan bakanlar ve iktidar da değişmelidir.
Art arda yaşanan saldırılar münferit olmadığı gibi piyasacı eğitim sistemine karşı mücadele yükseltilmedikçe de önlenemeyecektir. Çocukları korumayan, aç bırakan, tarikatlara ve sermayeye yem eden bu düzeni hep beraber yıkmadıkça sorunlar ve saldırılar bitmeyecektir. Tüm ülkede, her okul, her mahallede tepkilerimizi çocuklarımızın geleceği ve parasız, bilimsel, demokratik ve anadilde eğitim için göstermeliyiz.
Borsa oyunlarıyla halkı soyanlar, güvenlik adına demokratik alanları daraltanlar, güvenli aile adına operasyon yapanlar bize güvenli bir eğitim sistemi ve gelecek sunamaz.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
İstanbul’da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşte konuşan İstanbul Milletvekilimiz İskender Bayhan, emperyalist savaş politikalarına ve bölgesel güç mücadelelerine karşı halkların ortak barış mücadelesini büyütmesi gerektiğini söyledi.
📌Barışı hep birlikte mücadeleyle kazanacağız. İş, ekmek, özgürlük için; barış diyoruz!
Bugün Rize Pazar’da Balıkçı Köyü Zelek Limanında kafes balıkçılığına karşı ekmeği ve doğası için direnen köylülerle buluştuk.
Nesillerdir balıkçılıkla geçinen köylüler, bir şirketin kârı uğruna yüzlerce kişinin nasıl ekmeksiz bırakılmak istendiğini, jandarmanın bir patrona nasıl kalkan yapıldığını, hakkını arayana nasıl zulmedildiğini tane tane anlattılar.
“Biz burada açgözlülükle mücadele ediyoruz” diyen köylülerin detaylı anlatımlarını da paylaşacağız. Bu mücadelenin yanındayız!
Zelek’i kafesleyemezsiniz!
DEM Parti'den, Kemal Öztürk'ün Arap Alevileri hedef alan sözlerine tepki: "Bu dil açıkça suç teşkil etmektedir, ilgili kişi hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır"
https://t.co/zt4FI80Gnp
Genel Başkanımız Seyit Aslan, Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısında çerçeve yasaya evet oyu vermemizin gerekçesini açıkladı.
📌Biz bu yasanın antidemokratik olduğunu dün de söyledik, yarın da söyleyeceğiz. Ancak Kürt halkının barış umudu büyüyecekse, cezaevindeki tutsaklar dışarı çıkacaksa, gerillalar ailelerine kavuşacaksa, kayyım politikaları son bulup seçilmişler görevine dönecekse ve eşit haklar temelinde bir tartışma zemini doğacaksa biz bu yasaya “evet deriz” dedik ve evet oyu kullandık.
Timur Soykan: "AKP'li vekilin eşine 3,7 milyar TL'lik ihale.
İhaleye çıksalar yine iyi; dersin ki ihaleye girmiş, almış, canım Timur sana ne, dersiniz değil mi?
21/B ile veriyorlar 3,7 milyar TL'lik ihaleyi, başka şirket giremiyor.
21/B ihaleler, bir afet durumunda milli güvenlik meselesinde, çok acil durumlarda olur; o zaman pazarlık usulü ihale yapılır ve herkes çağrılmaz ihaleye.
Sanki bir afet varmış, çok acil bir durum varmış gibi ihaleye gidiyorlar, ballı ihaleyi milletvekilinin eşine veriyorlar.”
EMEP Milletvekili Sevda Karaca, askerde yaşamını yitiren Doğuş Caner Tüfekçi için adalet nöbeti tutan annesi Sermin Tüfekçi'yi ziyaret etti
Karaca, soruşturma izni verilmesini isteyerek, “Caner için adalet istiyoruz” dedi
🔗https://t.co/33mye95aCs
Lütfen izleyin. Demokratik haklarını kullanan öğretmenler, basın açıklaması yapıyor. Eylemi bitiriyorlar ama hukuksuz şekilde gözaltına alınıyorlar. Bu gözaltılar suçtur.
Ucube düzen ve kişisel ikbal nedir biliyor musun?
Neredeyse Cumhuriyet döneminden beri atadan toruna koltuğa yapışıp her dönem vekil olmakta ısrar etmektir…
Sürekli seçim kaybedip koltuktan kalkmayı bilmemektir…
Gençler çıkıp bir yol açınca o yolu tıkamaktır.
O umudu alıp yere çalmaktır…
Hadi oradan.
İHD birçok kentte ortak açıklama yaparak, Diyarbakır Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutulan ve 1 Nisan 2026 tarihinden bu yana açlık grevinde olan Seda Baykan’ın taleplerinin karşılanmasını istedi.
👇
https://t.co/ESAtaP9HPZ
💬Çocuklar hâlâ Metin’in gazetesini satıyor
💬“Metin’e bir gün ‘Oğlum, gazeteden ayrılsan. Başına bir iş gelecek’ dedim. ‘Yok anne’ dedi. ‘Ben bu gazeteyi çok seviyorum. Evrensel’i çok seviyorum.’ Ben de bir daha bir şey demedim
📌Polisler tarafından dövülerek öldürülen gazetemiz muhabiri Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe anlatıyor