Dunyanin icinde bulundugu cikmaz’dan cikisin tek yolu DEVLETciliktir.
Devletcilikten taraf olmayanlar, bilerek veya bilmeyerek global sermayenin usagidir, ihanete ortaktir!
Cumaniz mubarek olsun.
Kıymetli Adalet bakanımız Akın Gürlek; tamam ne güzel işler yapıyorsunuz Allah sizden razı olsun !
Son çare sensin gibi görünüyor !
Aile bakanından ümidimizi kestik …
Allah aşkına bitirin şu programları …
@buharalidervis Bu twitt etkili olmustur. “Istedigim yerde gorev alirim”. Bunu Bakanlar, 24 yillik Ak Partililerbile soyleyemiyorken, biraz mutevazi olmak gerek, had bilmek gerek.
@srkninci Icindeki koleyi yokedebilsen akilli bir adamsin. Kolombo denen ortacag epsteincisi ile FSM ve Ataturku ayni cumlede kullanman densizlik.
Musk ve Gate’e gelince hic bir s..yiyemezler.
Sosyal Demokrasi Derneği’nden İstifa ediyorum
Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sosyal Demokrasi Derneği’nden ihraç edilmesi üzerine, üyesi olduğum Sosyal Demokrasi Derneği’nden istifa ediyorum.
Bu istifa, yalnızca bir üyelikten ayrılma kararı değildir. Bu karar; savunduğum demokratik değerlerle, bugün ortaya konulan anlayış arasındaki açık bir ayrışmanın sonucudur.
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, yaşamını sosyal demokrasi, demokrasi ve siyaset mücadelesine adamış bir siyasetçidir. Fikir ayrılıklarının, eleştirilerin ve farklı değerlendirmelerin ihraç mekanizmasıyla karşılık bulmasını kabul etmiyorum.
Sosyal demokrasi, farklı düşünene kapıyı göstermek değildir. Sosyal demokrasi; farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, eleştirinin susturulmadığı, çoğulculuğun korunduğu ve ortak demokratik değerlerin yaşatıldığı bir anlayıştır.
Bir kurum, savunduğu değerleri önce kendi içinde yaşatmalıdır. Çoğulculuktan söz ederken farklı düşünceleri dışlamak, özgürlükten söz ederken eleştiriyi cezalandırmak ve demokratik siyaseti savunurken farklı görüşlere tahammülsüzlük göstermek, benim anlayışımdaki sosyal demokrasiyle bağdaşmamaktadır.
Aynı şekilde sosyal demokrasi; temiz toplum, temiz siyaset ve kamu ahlakı konusunda da açık ve kararlı bir tutum gerektirir. Hırsızlığa, yolsuzluğa, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasına ve her türlü usulsüzlüğe karşı kimden gelirse gelsin tavizsiz bir duruş sergilenmelidir. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve dürüstlük yalnızca başkalarından beklenen değil, önce kendi kurumlarımızda uygulamamız gereken temel ilkelerdir.
Ben, sosyal demokrasiyi yalnızca bir siyasi tanım olarak değil; demokrasiye, özgürlüğe, eşitliğe, adalete, çoğulculuğa ve temiz siyasete bağlılık olarak görüyorum.
Bu nedenle, savunduğum değerlerle bağdaşmadığını düşündüğüm bu anlayışın içerisinde yer almayı doğru bulmuyorum.
Sosyal Demokrasi Derneği üyeliğimden bugün itibarıyla istifa ediyorum.
Bu kararımı açık, net ve hiçbir tereddüt taşımadan veriyorum.
Benim için sosyal demokrasi; farklı düşünenden korkmamak, eleştiriden kaçmamak, hukuktan ve demokratik ilkelerden taviz vermemektir.
İnandığım değerlerden vazgeçmeden yoluma devam edeceğim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
@murathanslar@ikalin1@mustafaciftcitr Epsteinciler bebekleri yemeye, ccouklara tecavuz etmeye, Gazzede, Bosnada insan avi yapmaya devam etsin diyorsun. Elbet o mazlumlarin ahida birgun seni durter!!!
@srkninci Tamam sen kivama gelmissin.
Istanbul da gozu olan Epstein’ci ceteyi aklamaya cabani goruyoruz. Yazik sana.
Ancak Norvec olmadigiz kismina katiliyorum.
Birleşmiş Milletler kürsüsü, katliamların ve savaş politikalarının meşrulaştırılacağı bir alan değildir!
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun BM 81. Genel Kurulu’nda; Gazze’de yaşanan ağır insani tabloyu yok sayan, 70 binin üzerinde masum insanın hayatını kaybettiği yıkımı aklamaya çalışan ve Türkiye başta olmak üzere kendisini protesto eden ülke temsilcilerini hedef alan küstah dili asla kabul edilemez.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu diplomatik heyetlerin salonu terk ederek ortaya koyduğu tepki, uluslararası hukuku ve insanlık onurunu hiçe sayan bu zihniyete verilmiş tarihî bir yanıttır.
Netanyahu dün boş kalan salona konuşmuştur. Çünkü kendisi, insanlık vicdanında zaten mahkûm olmuştur.
Açık ve net ifade ediyorum:
İç politikadaki görüş ayrılıklarımız ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletimizin, BM kürsüsünden bir savaş suçlusu tarafından hedef alınması kabul edilemez!
Cumhuriyet Halk Partisi, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini sadece bir söylem değil, dış politikasının vazgeçilmez temeli sayar.
Bizim safımız bellidir:
Biz; ezilen, bombalanan, yaşam hakkı gasp edilen Filistin halkının, barışın ve adaletin yanındayız.
Dünya, şiddetin ve işgalin normalleştirilmesine teslim olmamalıdır.
Filistin meselesinin kalıcı çözümü; uluslararası hukuk çerçevesinde, 1967 sınırları esas alınarak, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulması ve iki devletli çözümün derhal hayata geçirilmesidir.
Tarihsel sorumluluğumuzun gereği olarak bir kez daha haykırıyoruz:
Filistin halkı yalnız değildir.
Bu katliamların failleri ve sessiz kalanlar, günü geldiğinde uluslararası adalet önünde mutlaka hesap verecektir!