“Toprağımıza, suyumuza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkıyoruz!”
Mollakara’da planlanan maden projesine karşı sesimizi yükseltmek, doğamızı ve geleceğimizi savunmak için Diyadin’de buluşuyoruz.
📅 26 Eylül 2026, Cumartesi
🕐 Saat 13.00
📍 Diyadin İlçe Garajı
“Para için değil, onurumuz için” diyenlerin sesi duyulmak zorunda!
Bugün Anayasa Mahkemesi önünde bu sözlerin yazılı olduğu dövizi taşıyan emekli polis Ali Şekeroğlu, “Geçinemiyorum” diye haykırdı. Ardından yaşamına son verdi.
Daha kaç can yoksulluğun ve geçim sıkıntısının ağır yükü altında yitirilecek? Milyonlarca emeklinin ve emekçinin içine sürüklendiği bu derin yoksulluk daha ne kadar görmezden gelinecek?
Bir ömür çalışan insanların açlıkla sınandığı, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı bu düzeni kabul etmiyoruz. Emeklilerin talebi açık: Sadaka değil, emeklerinin karşılığı; yoksulluk değil, insanca bir yaşam.
Ali Şekeroğlu’na rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Madencileri ölüme terk etmek istiyorlar!
1200 metre yer altında açlık grevindeki madenciler sesleniyor:
“Madencinin hakkı, hukuku yer üstünde aranmıyor. Karanlıkta yaşayanlar, karanlıkta ölür. Sonucu ne olursa olsun hakkımızı böyle arayacağız. Herkes işin ciddiyetini anlasın.”
Şirket yönetimi yer altındaki internet ve sabit telefon hattını kesti, hattın açılması talebini de reddetti.
Suç işleniyor. Madencilerin başına gelebilecek en ufak olumsuzluğun sorumlusu Kiremitçiler Grup’tur.
#KiremitçiyeHuzurYok
Yerin 1200 metre altında açlık grevindeki işçilerden, patronun iletişim hatlarını kestirmesi nedeniyle haber alınamıyor.
Direnişe katılan işçilerin çocukları da babalarından haber alamıyor.
Gülistan’ın annesi: “Ben yumurta sattım, kızımı okuttum. Ben su sattım kızımı okuttum.
Allah şahidimdir ben evde bekliyordum ki kızım gelecek. Haber geldi, dediler sizin kızınız yok!”
SUSMAYIN nolur susmayın tüm ailenin hayatını mahvettler. Gün yüzü göremesin katiller susmayın.
1991 yılında Cizre’de gözaltına alındıktan 18 yıl sonra yol yapım çalışmaları sırasında kemikleri bulunan Makbule Ökdem’i unutmadık.
1992 yılında Dersim’de gözaltına alındıktan sekiz gün sonra işkence nedeniyle tanınmaz haldeki bedeni Elazığ Karşıyaka Kartepe mevkiinde gömülü bulunan Ayten Öztürk’ü unutmadık.
1992 yılında Mardin-Derik’te iki kişiyle birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Rıdda Yavuz’u unutmadık.
1993 yılında Hizbullah tarafından Nusaybin’de başına çuval geçirilerek kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sedika Dal’ı unutmadık.
1993 yılında Bitlis Tatvan’daki evlerinden kardeşi Ramazan ile birlikte askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hamide Şarlı’yı unutmadık.
1994 yılında Dersim-Mirik’te köye yapılan askeri operasyonun ardından kendilerinden bir daha haber alınamayan Hatun Işık, Yeter Işık, Elif Işık, Gülizar Serin ve üç yaşındaki kızı Dilek Serin’i unutmadık.
1994 yılında İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan L��tfiye Kaçar’ı unutmadık.
1994 yılında Muş Ortaç Köyü’nde hayvanlarını sağmak için gittikleri yaylada askeri operasyonun ortasında kalan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan Gülnaz Tatu ve Kadriye Tatu’yu unutmadık.
1995 yılında Ankara’da gözaltına alınan, işkence görmüş bedeni 76 gün sonra Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’nda “kimliği meçhul kişi” olarak gömülü bulunan Ayşenur Şimşek’i unutmadık.
1995 yılında Diyarbakır-Bismil’de gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hatice Şimşek’i unutmadık.
1996 yılında Diyarbakır-Bağlar’daki ev baskınında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Şükran Daş’ı unutmadık.
1996 yılında Diyarbakır’da eşi Mahmut ile birlikte gözaltına alınan, iki yıl sonra Cizre Asri Mezarlığı’na “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldüğü anlaşılan ancak mezar yeri hâlâ açıklanmayan Fahriye Mordeniz’i unutmadık.
1997 yılında Diyarbakır-Kulp yolunda otomobilleri durdurulduktan sonra eşi Orhan ile birlikte beyaz Toros’la kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Zozan Eren’i unutmadık.
1998 yılında İzmir-Çeşme’de üç arkadaşıyla birlikte gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Neslihan Uslu’yu unutmadık.
1998 yılında Hizbullah tarafından Mersin’de kaçırılan ve 18 ay sonra işkence görmüş bedeni Konya-Meram’daki bir villanın bodrumunda gömülü bulunan Konca Kuriş’i unutmadık.
#CumartesiAnneleri1093Hafta
81 yaşındaki Necla Teyze, köpeğinin belediye tarafından alınmasına tepki gösterdiği için hayvan düşmanı sayfalar tarafından hedef gösterilmişti.
Aynı günün akşamında yaşadığı barakada çıkan şüpheli yangında can vermişti.
Bugün Necla Teyze'nin ölüm yıl dönümü.
Bu saatte, bu soğukta hakları için direnen madencileri unutmayın!
Özyeğin Fiba Holding tarafından Çinli Qitaihe şirketine devredilen Polyak maden ocağında madenciler iki aydır maaş alamıyor. Geçmişe yönelik haklarına dair kimseden bir açıklama yapılmıyor! İşçiye reva görülen bu mu?! #Madencilerleyim