Deniz Göktaş için önce tahliye, sonra yeniden tutuklama: ‘Daltonları övdü’
https://t.co/Guat25Gvuv
🔺Komedyen Deniz Göktaş hakkında tutukluluğuna yapılan itiraz sonrası tahliye kararı verildi.
🔺Tahliye kararı sonrası SEGBİS ile sulh ceza hakimliğine çıkarılan Göktaş, cezaevinden çıkamadan “suçu ve suçluyu övme” suçlamasıyla yeniden tutuklandı.
🔺Tutuklama gerekçesi, Göktaş’ın stand up gösterisindeki bu esprisiyle Daltonlar Çetesi’ni övmesi:
“Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyoruz. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram grubu. Oradan Daltonlar yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var.”
İranlı ünlü müzisyen Mohsen Namjoo, hakkındaki mahkumiyet kararları yüzünden 20 yıldır gidemediği İran’a dönme kararı aldı.
Namjoo, İran’a giderken video çekti, “akrep zehrinin panzehiri, yılan zehri içmek değildir!" dedi ve Şah yanlılarını eleştirdi:
“Eğer savaşı eleştiriyorsan, kesinlikle Ocak ayı katliamlarını (protestoda öldürülenleri) onaylıyorsun demektir!
Eğer bizim 'şehzade' liderimizi
beğenmiyorsan, şüphesiz molla rejiminin ajansın!
Eğer bugünlerde yerle bir olmuş Tahran
fotoğraflarını görüp kahroluyorsan, o halde İslamcı diktatörün kalıcılığını istiyorsun!
Bu siyah-beyaz bakış açınızı bu kez aşağılamayacağım.
Aksine, gücüm yettiğince sizi anlamaya
çalışacağım.
Sahi, sizin zihniniz nasıl çalışıyor?
Bir insan, daha bir yıl önce İsfahan’dan Toronto’ya gelmişken, Çehel Sütun Sarayı’nın yıkılma ihtimalini gördüğünde nasıl olur da kılı bile kıpırdamaz?
Bir faşistin, başka bir faşisti devirmesi
bahanesiyle halkınızın, akrabalarınızın, dostlarınızın, anılarınızın, vatanınızın ve o vatanın içindeki her şeyin aşağılanıp yok edilmesi gururunuza dokunmuyor mu?
Nasıl olur da hem Ocak ayında öldürülen İranlıları kendinizden sayıp sahiplenirken, Minab’da can verenleri görmezden gelirsiniz?
Nasıl olur da sokağa çağrı yapıp sonra sorumluluk almayan birine biat edersiniz?
Ey Şahseverler, meşrutiyetçiler, saltanatçılar...
Sizi tüm varlığımla anlamak istiyorum, bana yardım edin.
Zihninizde ne dönüyor ki Trump’ınızın, İsrail’in kışkırtmasıyla bir bataklığa saplandığını ve çıkışı olmadığını görmüyorsunuz?
Vurulan o yerler vatanındır, toprağındır, İran’ındır! Aşık olduğun sokaktır, mezun olduğun üniversitedir, atalarının onurunu koruyan mevzilerdir! Altyapılar, ormanlar, yollar, tesisler, rafineriler...
O füze rampasının başındaki gence, o fidan gibi delikanlıya bakıp 'Ölürse ölsün,
cehenneme kadar yolu var' diyebilen zihninizde ne dönüyor?
Şu basit, apaydınlık gerçeği nasıl anlamazsınız: O genç delikanlı, ne yaparsa yapsın, kimden emir
alırsa alsın; kalbi İran için sizinkinden daha hızlı atıyor!” (Video ve çeviri @canseItan)
bugün savcının ifade almasını bekliyoruz. bir adliye çalışanı burada ne görülüyor dedi, deniz göktaş dedik, o kadar içten bir kahkaha attı ki uzun uzun. kolluğun kontrolü ve baskısı altında sorgudayken bile güldürüyor.
kimlik meselesi sınıfsal kavganın çok önüne geçti. geleneksel marksistler haklı çıktı. chp de böyle tip de dem de. kaynayan enerji sınıf kavgasında mevcut bunu sırtlanacak siyaset yok.
#VİDEO- Gazeteci, yazar İrfan Aktan:
"Diyarbakır hızla büyüyor, ancak dramatik bir sınıfsal ayrışma var. Hızla zenginleşen bir zümre ve görünmez hale getirilen büyük bir nüfus var
Yoksullar, Kürt davasının sahibiydi
Artık Diyarbakır'ın en zengini, en yurtsever oldu
Yoksulların elinden bu dava da çalındı
Bu, umutsuzluk ve inançsızlık yaratıyor"
Tüm ülkenin gözü önünde bunları ve bunlardan daha kötüsünü yaşadık. O gün, meşru ve milyonlarca oy alan bir siyasi partinin binasına bu şekilde giremezsiniz diyemeyenler, bugün en hafifini yaşıyor.. Biz/ler dün ve bugünde bu tür muameleler karşısında susmuyoruz en azından..
Demokrasimizin en dip anındayız. Benim gibi şu anda Halk TV ekranında bu anları izleyen Kemal Kılıçdaroğlu bu hale getirilen genel merkeze girip "Ben Genel Başkan'ım, ben CHP Genel Başkanı'yım" diyecek öyle mi? Vallahi bravo!.
demokrasi ideal adayı seçtiğimiz bir sistem değil. kk ideal aday değildi imam da değil. erdoğan seçmeni de bayıldığı için oy atmıyor. insanlar yanılmadı, aldatılmadı da. erdoğan seçmenine koyun demek gibi bir şey kk seçmenine zorbalık yapmak.
Hapse girdikten sonra babasını kaybetti. Küçüçük çocuklarından biri şu an hukuk okuyor diğeri sanatla uğraşıyor.
Dört duvar arasında geçen koca 10 yıl!
Selahattin Demirtaş'ın son hali:
süreç erdoğan açısından tam başarı ile ilerliyor. kürt hareketi hashtag muhalefeti seviyesine sıkıştırıldı. tıpkı kk dönemi chp'si gibi bürokrasinin müsaade ettiği alanda top oynuyorlar artık. demirtaş partisini türkiye partisi yapacaktı, öcalan onu devlet partisi yaptı.
Barış ve Demokratik Toplum çağrısının gereğinin yapılması ve gerekli hukuki adımların atılması için , ÖHD ‘nin 21 Nisanda başlatacağı hashtag çalışmasına başta kadınlar olmak üzere barıştan, özgürlükten, demokrasiden yana olan herkesi davet ediyoruz.
Abbas Araghci "Neden uranyum zenginleştirmede ısrar ettik?"
Okumanızı tavsiye ederim:
- "Neden zenginleştirme (uranyum) konusunda bu kadar ısrar ettik ve ediyoruz? Neden üzerimize savaş dayatılsa bile bundan vazgeçmeye razı değiliz? Çünkü kimsenin bize neye sahip olmamız veya olmamamız gerektiğini söylemeye hakkı yok. Bu, tahakkümü reddetme (nefy-i sulte) ilkesine dayanmaktadır.
Yasalara göre zenginleştirme yapmak benim hakkımdır ve bu hakkı kullanıp kullanmamak sadece beni ilgilendirir. Yıllardır bize söylenen ve hala söylenmeye devam eden 'Zenginleştirme yapmaya hakkınız yok, zenginleştirme sıfır olmalı' söylemi... Neden? 'Çünkü endişeliyiz.' diyorlar.
Eğer endişeliyseniz, biz bu endişeleri gidermeye hazırız. Bir soru mu var? Cevap veririz. Güven mi yok? Güven inşa ederiz. Ama kimsenin bize 'Ben öyle istediğim için sen buna sahip olamazsın' demeye hakkı yoktur.
Yıllardır süregelen hareketimizin sırrı budur; kendi hakkımızda ısrarcı olduk. Zenginleştirme önemlidir, ancak bunun yanında daha önemli olan şey, İran İslam Cumhuriyeti'nin kimseden talimat almadığını ve hiçbir tahakküm altına girmediğini kanıtlamasıdır.
İran'ın barışçıl nükleer programının hedeflerine ilişkin herhangi bir soru veya belirsizlik varsa, cevap vermeye ve bu belirsizliği gidermeye hazırız. Bunun yolu da sadece diplomasiden geçer. Diğer yolları denediler ve bir sonuç alamadılar.
Müzakere, ancak İran halkının hakları teslim edildiğinde, saygı duyulduğunda ve biz hakkımızı kullanabildiğimizde bir sonuca ulaşacaktır. Biz kimseden hakkımızı tanımasını beklemiyoruz; hakkımız zaten kendi içinde meşrudur, hakkımız mevcuttur. Bizim istediğimiz, hakkımıza saygı duyulmasıdır."
Abbas Araghci'nin bu açıklaması bence sadece ABD'ye değil onların temsil ettiği zihniyetin yaklaşık bir yüz yıldır biz Müslümanlara üstten bakışçı zihniyetlerine verilmiş izzetli bir cevaptır. Bu cevap artık sizin zorba ve değerlerinizi dikte etme döneminin kapandığının beyanıdır. İran bu savaştan alnının akıyla çıkacarsa artık ABD eski ABD olacak ne de Müslümanlar eski Müslümanlar olacaktır inşallah.
İsrail ordusu, Beyrut'un güney banliyöleri Dahiye (Hizbullah'ın kalesi) için geniş çaplı tahliye emri verdi; yaklaşık 500.000-700.000 sivil hemen evlerini terk etmeye çağrıldı. Bu, panik yarattı: yollar tıkandı, binlerce kişi araçlarını bırakıp kaçtı.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, "Dahiye yakında Han Yunus gibi olacak" diyerek tehdit etti ve "Hizbullah ağır bedel ödeyecek" dedi.
Emirden kısa süre sonra bölgeye yoğun hava saldırıları başladı; binalar yıkıldı, onlarca ölü ve yaralı var. Lübnan tarafı 100+ ölü bildirdi, kitlesel yerinden edilme yaşanıyor.
Henüz tam karadan istila doğrulanmadı, ancak bu hazırlık olarak görülüyor. Hizbullah hedefleri vuruluyor, siviller için istisna yok; yaşlı/hasta kalanlar büyük risk altında. Durum hızla kötüleşiyor, insani kriz derinleşiyor.