TALEBİMİZ KISMEN KARŞILIK BULDU!
Üniversite idari personellerimiz adına uzun süredir takipçisi olduğumuz ve kamuoyuna taşıdığımız taleplerimizden biri daha karşılık buldu.
Üniversite idari personelimizin önemli beklentilerinden biri olan, karşılıklı yer değiştirme konusunda takvimin yayınlanmasını önemli bir adım olarak değerlendiriyor, teşekkür ediyoruz.
Üniversitelerimizde görev yapan idari personellerimize hayırlı olsun.
Ancak, daha önce defalarca gündeme getirdiğimiz ve YÖK nezdinde de başvurularda bulunduğumuz şekilde, başta mazeret tayin talepleri olmak üzere, idari personel için, üniversitelerimizde eş güdümü sağlayacak kapsamlı bir nakil yönetmeliği yayınlanmalıdır.
Bu yapılmadığı takdirde meslektaşlarımızın yaşadığı sorunlara kalıcı çözüm bulunamayacaktır.
@YuksekogretimK
#ÖğrenciAffı
Milliyetçi Hareket Partisi grubumuz adına; 9 Ocak 2025 tarihinde TBMM’ye sunduğumuz Öğrenci Affı Kanun Teklifimiz, 30 Temmuz 2026 tarihinde yasalaştı.
Bu kapsamda;
✅ Herhangi bir yıl sınırı aranmaksızın,
✅ Çeşitli nedenlerle üniversitelerden kaydı silinen,
✅ Bir üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan,
✅ Tüm ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimiz,
✅ Daha önce bir aftan yararlanıp yararlanmadığına bakılmaksızın
öğrenci affından yararlanacaktır.
Gençlerimize, ailelerimize ve ülkemize hayırlı olsun.
@dbdevletbahceli@MHP_Bilgi
#MHP #DevletBahçeli
Ülkücü Gençlik, günü geldiğinde Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlenerek küresel süper güç olma hedefimizi gerçekleştirecek
asil, şuurlu ve ahlaklı bir kadro ve kitledir.
Peşinden gittiği emperyalist ve siyonistlere uşaklık eden, ajan provakatörlülke Türkiye’nin huzurunu bozma ve hedeflerinden uzaklaştırma göreviyle hareket eden karaktersizlerin peşinden gidecek bir tane bile genç ülkücü yoktur.
Filenin Sultanları Şampiyon! 🇹🇷🏆
2026 Milletler Ligi Finali’nde Brezilya’yı mağlup ederek şampiyonluğa ulaşan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum.
Azminizle, mücadelenizle ve büyük zaferinizle milletimize gurur yaşattınız. Tebrikler #FileninSultanları! 👏🇹🇷
Atalarımızın yoktan var ettiği bu topraklarda, Cumhuriyetimizin bayrağını tarım ve teknolojiyle şahlandıracağız. 🇹🇷
Çiftçimiz ve teknolojinin birleşmesi kalkınmamızın anahtarıdır.
#LeventUysal#Vizyon#Tarım#Teknoloji
ÖZEL HİZMET TAZMİNATI İLE İLGİLİ KARARIN AYRIMCILIK İÇEREN MADDELERİNİ YARGIYA TAŞIDIK
Türk Eğitim Sen olarak Danıştay nezdinde açtığımız davada, ilgili düzenlemede yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfına ait kadrolarda bulunmuş olanlardan” ibaresinin; Şube Müdürü kadrolarında ibaresinden sonra gelmek üzere “..ve yükseköğretim kurumları kadrolarında görev yapan şube müdürleri” ibaresinin yer almamasına ilişkin eksik düzenlemenin; a ve b bendinde yer alan “Öğretmen kadro ve pozisyonları ile yukarıda sayılan kadrolardaki” ibarelerinin öncelikle yürütmesinin durdurulması ve devamında iptaline karar verilmesini ve böylelikle geçmişte farklı hizmet sınıflarında görev yaparak Millî Eğitim Bakanlığında il millî eğitim müdür yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü ve şube müdürü kadrolarında görev yapmakta olanlar ile yükseköğretim kurumlarında görev yapan şube müdürlerinin de aynı haktan yararlanmalarını talep ettik. https://t.co/DM4O9bwwrs @Türk Eğitim Sen aracılığıyla
#Yanındayım 🇹🇷
Gazi Meclisimizde, milyonlarca gencimizin sesi olduk.
Öğrenci affının kapsamlı bir şekilde hayata geçirilmesi, sınav sisteminin gençlerimizin yeteneklerini esas alacak şekilde yeniden ele alınması ve mesleki eğitimin güçlendirilmesi konularındaki görüşlerimizi ifade ettik.
Gençlerimizin geleceği için çalışmaya, onların sesi olmaya devam edeceğiz.
@dbdevletbahceli@MHP_Bilgi
#MHP #DevletBahçeli #ÖğrenciAffı
Kıbrıs Davası’nın önderleri Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük başta olmak üzere, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yiğit mücahitlerini ve kahraman mehmetçiğimizi minnet, saygı ve Fatihalarla anıyoruz.
Aziz ruhları şad olsun.
Kıbrıs Türk Devleti var olsun.
Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz’deki milli varlığımızın kalesidir.
Ada’da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır.
Ancak Avrupa Parlamentosu’nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa’nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada’nın “meşru bir topluluğu” olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye’ye Kıbrıs Türklerine “siyasi alan açması” çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır.
Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel’de değildir!
Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kıbrıs’ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran kudretindedir.
Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye’nin Ada’daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu’nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür.
Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü’nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır.
Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir.
Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur.
Kıbrıs’ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”
ŞEHİTLERİMİZE MİNNET VE ŞÜKRANLA…
13,52’LİK ARTIŞ MEMURA REFAH DEĞİL ALIM GÜCÜNDE DÜŞÜŞ GETİRİYOR
TÜİK tarafından açıklanan haziran ayı enflasyon verileriyle birlikte kamu görevlileri ve emeklilerinin yılın ilk altı ayında bir kez daha alım gücü kaybettiği resmen tescillenmiştir.
Haziran ayında enflasyon %0,99, altı aylık enflasyon ise %17,76 olarak gerçekleşmiştir. Buna karşılık kamu görevlileri ve emeklilerine ocak ayında yalnızca %11 oranında maaş artışı yapılmış, maaşlar bu dönemde de enflasyon karşısında %6,09 oranında erimiştir. Şimdi bu kaybın üzerine %7'lik ikinci dönem artışı eklenecektir.
Buna göre;
Bekâr (15/1) en düşük dereceli memur maaşı 56 bin 731 liradan 64 bin 367 liraya,
Ortalama memur maaşı ise 68 bin 460 liradan 77 bin 715 liraya yükselecektir.
En düşük dereceli memurun maaşındaki artış 7 bin 636 lira, ortalama memurun maaşındaki artış ise 9 bin 255 lira olmuştur.
Bu rakamlara memurun evli olup eşinin çalışmaması durumunda 3 bin 581 TL eş yardımı ve çocukları için 394 TL ile 788 TL arasında çocuk parası eklenmektedir.
Ancak bu rakamlar refah seviyesinin yükseldiğini değil alım gücünün erdiğinin göstergesidir. Bu zamlar ve maaş seviyesiyle kamu çalışanlarımızın altı ay boyunca geçimini sağlaması mümkün değildir.
Yapılan bu artışların gerçek anlamda bir refah sağlaması için bütünüyle enflasyona dayalı sistemden vazgeçilmedikçe bu erime her dönem sürecektir. Gerçek zam; enflasyonun üzerinde yapılan, çalışanı büyüyen ekonomiden pay sahibi yapan artıştır.
Ne yazık ki mevcut sistem kamu görevlilerini her altı ayda bir aynı kısır döngünün içine mahkûm etmektedir. Önce maaşlar enflasyon karşısında erimekte, ardından oluşan kayıp "zam" olarak sunulmaktadır. Bu anlayış değişmediği sürece kamu çalışanlarının alım gücünün korunması mümkün değildir.
Üstelik açıklanan resmi enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında karşı karşıya kaldığı gerçek hayat pahalılığı arasındaki fark her geçen gün daha da hissedilmektedir. Kira fiyatları, gıda harcamaları, enerji giderleri, eğitim masrafları ve ulaşım maliyetleri ortadayken kamu çalışanlarına yapılan toplamdaki %13,5’lik artış hayatın gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
Türkiye ekonomisi büyüyor.
Milli gelir artıyor.
Vergi gelirleri rekor seviyelere ulaşıyor.
İhracat yükseliyor.
Ancak bu büyümenin yükünü omuzlayan kamu görevlileri ve emeklileri, ortaya çıkan refahtan hak ettikleri payı alamıyor.
Çağrımızı yineliyoruz:
Kamu görevlileri ve emeklileri artık sadece enflasyon kadar artış istemiyor.
İnsanca yaşayacak ücret istiyor.
Büyüyen Türkiye'den hak ettiği payı istiyor.
Alın terinin karşılığını eksiksiz istiyor.
Bu nedenle;
• Temmuz ayında maaşlara ilave zam yapılmalıdır.
• Kamu görevlileri ve emeklilerine mutlaka refah payı verilmelidir.
• Maaşların aylarca enflasyon karşısında erimesine son verecek eşel mobil sistemi hayata geçirilmelidir.
• Toplu sözleşme sistemi yeniden düzenlenmeli; gerçekleşen enflasyonun peşinden koşan değil, enflasyonu öngören ve çalışanı koruyan bir ücret politikası oluşturulmalıdır.
• Özellikle son yıllarda görev aylıkları ile emekli aylıkları arasındaki makas kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. İlave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılmaması milyonlarca kamu görevlisini emeklilikten korkar hâle getirmiştir. Bu adaletsizlik de vakit geçirilmeden giderilmelidir.
Kamu görevlileri enflasyonun gerisinden gelen maaş artışlarını değil, enflasyonun önünde giden bir ücret politikası istemektedir.Çünkü refah, enflasyon farkıyla değil; hakça bölüşülen büyümeyle sağlanır.
Mücadelemiz; kamu görevlilerimizi ve emeklilerimizin maaşlarınınher altı ayda bir erimesine yol açan bu ücret anlayışı değişinceye, ek zam, refah payı ve eşel mobil sistemi hayata geçinceye kadar aynı kararlılıkla devam edecektir.
MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederek Uluslararası Avrasya Eğitim Sendikaları Birliği (UAESEB)’mizin faaliyetleri hakkında bilgi arz etttim.
Ayrıca Kerkük’te Türkmen gençlerimize yönelik düzenlediğimiz Türkçe Yeterlik Sertifikası programımızın süreci ve sonuçları hakkındaki raporumuzu da kendisiyle paylaştım.
Programın üçüncü fazının tamamlanmasıyla birlikte eğitime katılan 321 soydaş kardeşimiz sertifika almış ve böylece YTB bursuna başvurma ve ülkemizde yüksek öğrenim imkanına kavuşmuş oldular.
Sayın Genel Başkanımız, tüm soydaşlarımıza ve özellikle Türkmen gençlerimize tebrik ve başarı dileklerini ilettiler.
Türkmeneli’ndeki çalışmalarımıza her daim destek ve takdirlerini esirgemeyen sayın Genel Başkanıma hürmet ve saygılarımı arz ediyorum.
Bu vesileyle Türkmeneli Öğrenci ve Gençler Birliği ve Kerkük Ülkü Ocakları Başkanı Murad İmadeddin Türkmen kardeşime de gayretlerinden ötürü tekraren teşekkür ediyorum.