Gazali’nin zorunlu nedensellik eleştirisi der ki bu şimşeğin ufaklığın ricası üzerine çakıp çakmadığını ispat etmenizin hiçbir yolu yok. Ben ricası üzere olduğuna inanmayı seçiyorum, konu kapanmıştır. Hiçbişeye inanmayı bu kadar hızlı seçmemiş olabilirim.
Türklerin inanılmaz bir “ben” problemi var. Hollanda da muhabbet ettiğim birkaç Türk var, 1-2 si hariç o kadar çok “ben” diyor ki muhabbet ilerlemiyor. Soru soruyor, cevaplarken laf bölüp “ben” ile başlayan cümleler başlıyor. Pardonda “ben”liğinizden artık muhabbet edemiyoruz.
İtalya’da bir adam, geceleri seçtiği binaların duvarlarındaki grafitileri kapatıyor ve kapılara “bu bir kentsel aşk eylemidir” yazan bir not bırakıyor.
Günlerdir bilet alabilmek için gün saydığım Florence+ The Machine’nin Amsterdam konserinin biletleri satışa açıldıktan 45 dk içinde nasıl bitmiş. “Everybody Scream” except me!
(Kahroluyorum)
Gün içinde yaşadıklarımı rüyalarıma taşımak en çok başıma gelenlerden biri fakat dün gece tam tersi oldu. İlk defa bir rüyamı gerçek hayatıma taşıdım. Rüyamda gülmekten altıma yapıcam diye gece 4de kalkıp lavaboya gittim. Rüyalarım ve gerçek hayat ilişkim başka bir evrede artık.
Tatile gidip deniz kenarından fotoğraf paylaşan herkesin hikayesini sessize alıyorum, şu an instagram akışım benim gibi bu sene tatile gidemeyenlerle dolu.
@efsanefilmlerx Marlen Haushofer’ın Duvar kitabının filmi sanırım. Kitabı geçtiğimiz ay okumuştum. Filmi olduğundan haberdar değildim burada tesadüfen görmüş öğrenmiş oldum :)