İstisnasız herkes, istisnasız her burç için yarın mükemmel olacak 🪞🧿
Yarın 9 Haziran,Gökyüzünün iki büyük şifa kapısı Jüpiter ve Venüs muazzam bir kavuşum yaşıyor.
Bilmeyenler için söyleyeyim: Jüpiter devasa şans, bolluk ve mucizelerdir.
Venüs ise aşk, maddi ferahlık ve özdeğerdir. Bu ikisinin birleşimi istisnasız HER BURCA devasa bir şans getirecek ama tek bir kural var,bu enerji sadece kalbi temiz ve iyi düşünenler ve mucizelere inananlar için çalışacak. Zihnini karamsarlıktan, kıtlıktan ve olmaz korkusundan temizle.
Yarın kalbinden ne geçiriyorsan, evren onu Jüpiterin büyüteciyle çoğaltıp Venüs'ün zarafetiyle önüne serecek. Şansa, aşka ve paraya alan aç,bu enerjiyi mühürlemek için niyetini buraya bırak.
“Görülmek istiyorlar ve farklı olduklarını ispatlamak istiyorlar.” Tabi ki isterler. Ama kendini göklerin en tepesinde görmek isterken, kendi gölgesinin prangalarında boğulan bir Nefs-i Emmare simyası doğar içeride. Bu iki enerji dengesizleşirse kendi değerini başkalarına bakarak ölçmeye başlar. Sonra ölçüm sistemi giderek bozulur. Artık kendi yolunda daha ileriye gitme amacı, başkasının kaç adım önde olduğunu takip etme amacına dönüşür.
“Aslan kendi avına bakar. Sırtlan ise aslanın avına.”
Kıyas enerjiyi hep dışarıya akıtır, odaklandığı yere. Ve o alanı şahlandırır. Burası önemli. ☕️
Kolektif olarak birçok insan Plüton’un Kova geçişi yüzünden kimlik, sosyal çevre ve güç mücadeleleriyle yüzleşti, devamı da gelecek... özellikle görünür olma peşinde koşan ve sosyal statü üzerinden çalışabilen egoları oldukça sert biçimde dönüştürüyor. Şıkır şıkır. 🎯
Bu saldırganlığın, MİNİpülasyonların, hile hurdanın şaha kalkmasının altında yatan bu. Eğer bu zehirli enerjiye (bilinçli veya bilinçsiz farketmez bir rekabet, aşağılama, itibarsızlaştırma) maruz kaldıysan, bunun temelinde büyük ihtimalle şahsın değil, karşı tarafın kendi ekseninde çözemediği değersizlik ve yetersizlik meseleleri vardır.
Böyle durumlarda en etkili korunma yöntemi önüne bakmaktır, sana saldırana değil. Merkezini kaybedip, saldırana odaklanan insan farkında olmadan enerjisini ona bağışlar. Enerji çalışmalarında, tasavvufta ve klasik hermetik geleneklerde en güçlü koruma sembolü merkezde kalmaktır. Merkezini koruyan insanı manipüle etmek zordur. Narsist bir gölgeyi öldürmenin en etkili yolu, ona öfke bile kusmamaktır. Öfke de bir enerjidir ve yöneltildiği alanı besler. O enerjiye karşı o kadar mesafeli kal ki varlığı senin dünyanda yaprak bile kımıldatamasın.
Sevgiler 🚀
2014 yazındaki gibi Jüpiter 30 Haziran'da Aslan burcuna giriş yapacak...
2014 Temmuz - 2015 Haziran arasında hayatınızda ne yaşamıştınız?
(Güneş burcunuza da yazarsanız lütfen?)
#yücelataç#astroloji#astrolojidersleri#astrolojieğitimi#sentezastroloji#sentezastrolog #burçlar #burçyorumları #vedik #vedikastroloji #instagramastrolojidersleri #vedikdersleri #vedikastrolojisi #navamsa #youtube #youtubeastroloji #youtubeastrolojidersleri #instagram #instagramastroloji #aylıkburçyorumları
Sinastrilerde erkeğin kadının kişisel gezegenlerini görmemesi Ay Venüs Güneş gibi, kadının duygusal ihtiyaçlarına erkeğin cevap vermemesi demek olabilir.
Mesela kadının Ay Koç olsun. Erkeğin Güneşi Akrep veya Başak olursa erkeğin Güneşi kadının Ayını görmez. Bu açı kalıbı sinastrilerde önemlidir. Eğer destekleyici bir açı yoksa uzun süreki ilişkilerde sorunlar yaratır. Kadın erkeği uzak ve mesafeli bulur erkek kadının her şeyi abarttığını düşünür.
Biohacking dünyada yükselen bir sağlıklı yaşam trendidir.
Şahsen 20 yıldır bir çok organbizmanın genlerini değiştirdiğim için profesyonel bir biohacker olsam da artık profesyonel olmayan amatörler de biohack metotları ile kendi vücutlarında daha fazla söz sahibi olmaya çalışıyorlar.
Peptit devrimi böyle yayıldı...
Lacan der ki “Annenin arzusu bir timsahtır” ve arzusu çocuğun üstüne bir timsah çenesi gibi kapanır, onu kıstırır, yutar.
Çocuk hep “annem ne ister?” sorusuyla yaşar, kendi varlığını annenin ruh haline göre ayarlamak zorunda kalır.
Annelerin zaten çocuğu “yutma” arzusu vardır ve çoğu da tartışılmaz sınırsız koşulsuz fedakar cefakar kutsal annelik mitine dayalı performansı ile çocuklarını gerçekten “yutar”
Timsahın çenesi arasına bir sopa koymak gerekir (fallik bir obje, baba işlevi, yasa, sınır) Ama bazı anneler de o sopayı da kırar atar ve sınırsızlıklarını ve yutma arzularını hep sevgi olarak açıklar.
İnternette "bulunamayan" kitap yoktur, sadece yanlış arama yöntemi vardır.
📌 Kaydedin, lazım olur.
Aradığınız herhangi bir kitabı, makaleyi veya kaynağı saniyeler içinde doğrudan cihazınıza indirmek için bu basit formülü kullanabilirsiniz:
❌ Eski Yöntem: Kitap Adı + "oku" veya "indir" yazıp reklam dolu sitelerde kaybolmak.
✅ Yeni Yöntem: Kitap Adı + "filetype:pdf" veya Kitap Adı + "doctype:pdf"
Örnek Uygulama:
1. Google'a gir.
2. "Babil'in En Zengin Adamı doctype:pdf" yaz.
3. Çıkan sonuçlarda PDF yazan dosya bağlantısına tıkla.
Bu yöntem sadece kitaplar için değil; sunumlar için .ppt, tablolar için .xls formatlarında da hayat kurtarır.
...yani "filetype:ppt" veya "filetype:xls" aratabilirsiniz.
ℹ️ Naçizane tavsiyem kitapları doğrudan satın almak ancak bazen kitapları bulamayabilir veya bütçe ayıramayabiliriz. Bu yöntem dar zamanlar için...
📌 Kaydedin, bir gün lazım olabilir.
🤔 Sizin bildiğiniz ve "oha abi!!! çok iyiymiş" dediğiniz bir life hack var mı? Yorum yazın. 👇
“Planlarını anlattığında rahatladığını fark ettin mi?
İşte sorun tam olarak burada başlıyor.”
Beyin, başarıyı hedeflemez.
Onun önceliği hayatta kalmak ve enerji tasarrufu yapmaktır.
Birine planlarını anlattığında
başlamak, bitirmek, zorlanmak yerine
beyin kısa yolu seçer.
Belki de son zamanlarda bunları yaşayan tek kişi değilsiniz…
Rüya gibi anılar…
Gerçek gibi görünen rüyalar…
Ani duygu değişimleri…
Gün içinde zamanın kaydığı anlar yaşıyor musunuz?
Bazen sebepsiz korku, evham ya da kararsızlık?
Bir anda daralıp sonra hafiflemiş gibi hissetmek…
Astral deneyimler…
Duygu bedeninde hissedilen eski anılar…
İç içe geçen rüyalar, rüyada görülen rehberler…
Yakın çevrenizle bağların değişmesi…
Bazı insanlara bir anda yabancılaşmak…
Bazılarıyla ise beklenmedik şekilde yakınlaşmak…
İlişkilerin hızla dönüşmesi…
Eski bağların çözülmesi…
Yeni ve daha güçlü bağların kurulması…
İlişkilerde derslerin hızlanması…
Sanki her şey daha hızlı yaşanıyor gibi…
Bazen daralma…
Bazen genişleme…
(Kabz – Bast)
Bazen yalnız kalma isteği…
Bazen akışta olma hali…
Bir anda ağlamak, sonra gülmek…
Tüm bunlar Mülhime mertebesinin kolektif etkileri olabilir.
Çünkü sadece bireysel değil, kolektif bir dönüşümden de geçiyoruz.
Bu yüzden bazen aynı ruh hâllerini paylaşabiliyoruz.
Bu süreç geçici.
Belki üç ay… belki biraz daha uzun…
Ama burada takılı kalmamak gerekir.
Çünkü bu mertebede hâlâ nefsin ve yanılsamaların sınavları vardır.
Görü, vizyon, rüya, hayal…
Kalbe huzur vermiyorsa Rahmani değildir.
Oradan uzaklaşmak gerekir.
Çünkü bu süreçte alınan her ilim hızlıca test edilir.
Bir sınavı geçemezseniz üzülmeyin.
Tekrar gelir.
Korkuların üzerine gidin.
Vesveseye ise gülüp geçin.
Çoğu zaman gördüğünüz şeyler sadece birer illüzyon suretidir.
La faile illallah
La mevsufe illallah
La mevcuda illallah
Anahtar burada.
Nefese dönün.
“Huu” deyin.
Ve huzurda kalın.
Sevgilerimle
~ Akaşa ~
2. evine çalışırsan zengin olabilirsin
8. evine çalışırsan evleneceğin kişiden sana akan para fazla olabilir
10. evini çalıştırırsan güçlü olursun
2. evi boğa mesela,
para kazanma mekanizması sabır ve somut değer üretmekten geçer. hızlı kazanç kovalamak yerine bir yeteneğini istikrarlı şekilde büyüttüğünde gelir artışı daha kalıcı olur. kendi emeğine yatırım yaptıkça maddi güvenliği güçlenir.
8.ev terazi
kişi ilişki içinde denge kurmayı öğrendikçe ortak yatırımlar, birlikte kurulan işler ya da partnerden gelen maddi destek artabilir
10.ev aslan
güç ve statü görünürlükten geçer. sahneye çıkmak, liderlik almak ya da kendi markasını yaratmak bu evi aktive eder. kişi toplum önünde parladıkça hem itibarı hem etkisi artar
10. ev çalıştığında insanlar onu otorite olarak görmeye başlar.
Hayatın en acımasız ve en sessiz kanunu şudur:
Korkarak tutunduğun her şey elinden alınır.
Gözünü kırpmadan vazgeçebildiğin her şey ise ayaklarına serilir.
Sana piyasada "çekim yasası" diye pembe masallar anlattılar.
"Çok iste, evren sana versin" dediler.
Hayır, çok istemek muhtaçlıktır.
Bir şeye "muhtaç" olduğun an, enerjin çaresizlik kokar.
Evren çaresizleri sevmez, çaresizlik bir zayıflık frekansıdır ve sistem sadece zayıfları ezer.
Paraya taparsan, para senden kaçar.
Birine ölümüne bağlanırsan, ilk ve en ağır darbeyi ondan yersin.
Bir statüye muhtaç olursan, o masanın en ezilen çalışanı sen olursun.
Çünkü "Buna ihtiyacım var" demek, "Ben onsuz bir hiçim" demektir.
Hiç olan, sadece sömürülür.
Dünyanın en kadim, en güçlü ve sır gibi saklanan görünmez yasası budur.
O görünmez prangalarından kurtulduğun, kaybetme korkusunu kendi ellerinle öldürdüğün gün, sistem sana hizmet etmeye başlar.
Hatırla, bir şeyden gerçekten samimi bir şekilde vazgeçtiğin ve o vazgeçtiğin şeyin gerçekleştiğini görmedin mi?
Masadan kalkmayı göze aldığın an, oyunun kurallarını sen yazarsın.
Muhtaç olduğun hiçbir şeye sahip olamazsın.
Hiçbir şeye ihtiyaç duymamak, her şeyi sana çeker.
Vazgeçme cüretini gösterdiğin an, sahip olma gücünü eline alırsın.
Needing Nothing. Attracts Everything.
"Vazgeçersek istediğimizi nasıl elde edeceğiz?
Nasıl uygulayacağız?"
diyen o korku dolu sesleri duyar gibiyim.
Siz vazgeçmeyi, hedeften sapmak ve pes etmek sanıyorsunuz.
Halbuki gerçek Okült ve Kuantum yasalarında vazgeçmek; eylemi bırakmak değil, o hedefe duyduğunuz hastalıklı, çaresiz açlığı (kıtlık bilincini) yok etmektir.
Bir hedefi vurmak istiyorsan, kaslarını gerer, odaklanır ve yayı tüm gücünle çekersin (Bu senin eylemin, terin ve iradendir).
Ama o okun hedefe saplanması için, nihai anda parmaklarını açıp o oku SERBEST BIRAKMAN (Vazgeçmen) gerekir.
Oku elinde sımsıkı tutarak, "Acaba vuracak mıyım, rüzgar eser mi?" diye titreyerek o hedefi asla vuramazsın.
Eylemi yap, niyetini koy ve sonucu evrenin boşluğuna fırlat. Oku bırak ki hedefini bulsun.
Zihnin sürekli "Bana lazım, onu elde etmeliyim, onsuz olamam" diye çığlık attığında, amigdalan (ilkel beynin) kortizol salgılar.
Bu "Yoksunluk" frekansıdır.
Kuantum alanına giden sinyal şudur: "Bu bende YOK ve ben çaresizim." Evren senin sözlerini değil, yaydığın o yoksunluk frekansını kopyalar ve sana daha çok yokluk verir.
Nasıl uygulayacaksın?
"İstiyorum" kelimesini lügatından sil.
Yerine "Seçiyorum" de.
İsteyen insan dilencidir, eksiktir.
Seçen insan ise masaya oturur, bedelini öder ve alır.
Seçtiğin bir şey için ağlamaz, panik yapmazsın.
Bir şeyi ölümüne arzulamak, o hedefe (paraya, statüye, bir insana) tapmaktır.
Onu gözünde o kadar büyütürsün ki, o senin putun olur.
Evrenin denge yasası (Sarkaç) putları sevmez; o gücü senden esirger ki kibrin kırılsın, bağımlılığın yok olsun.
O putu kendi içindeki hiçlikte eriteceksin.
"Olursa benim eylemimdendir, olmazsa evrenin benden esirgediği değil, benim yola devam etme şeklimdendir" diyeceksin.
Gündüzleri o hedefin için bir savaşçı gibi, dünyadaki en hırslı insan senmişsin gibi acımasızca çalışacaksın.
(Maksimum Eylem)
Gece yatağa yattığında ise; o hedefin varlığını bile unutacak kadar umursamaz, o sonuçsuzluğa bile gülüp geçecek bir derviş olacaksın.
(Sıfır Beklenti)
Senin görevin tarlayı sürmek ve tohumu atmaktır.
Tohumun nasıl çatlayacağını, yağmurun ne zaman yağacağını kontrol etmeye kalkarsan delirirsin.
İşi yap. Terini dök. Ve arkana bakmadan masadan kalk.
İşte o an, sen her şeyden vazgeçtiğinde...
Her şey senin peşinden gelmeye başlar.