“Allah nezdindeki kıymetini anlamak istersen, O'nun seni ne ile meşgul ettiğine bak!” demişler. O zaman: Rabbim beni faydalı ilimle, faydalı işlerle meşgul et!
Gördüklerimiz birer resimden ibaret değil! Onlar Çin toplama kampında tutulan, hala işkence görmeye devam eden anne, baba, kardeş, eş, çocuk, nine, dede…
Onlar Türk
Onlar Müslüman
Onlar insan!…
#UygurSoykırımı
CÜBBELİ, BU LAFLARIN SADECE DÖT KORKUSUNDAN, SIRA BANA SA GELİR ENDİŞESİNDEN OLDUĞUNU UMMAK İSTİYORUM,
ama biz seni aşı işinde anlamıştık, nasılda Siyonist Yahudi aşılarını tavsiye edip fetva vermiştin.
Aşı gerçekten iyi bir turnusol kâğıdı imiş.
Hem o hangi Devlet miş? Siyonist
Global Dünya Devleti mi?
Ben ALPASLAN KUYTUL'un bir çok görüşüne katılmam, ama bu adam bence suçlu olduğu için değil, AK PARTİ POLİTİKALARINI SERT BİR ŞEKİLDE ELEŞTİRDİĞİ İÇİN göz altına alındı.
"Süleymancıların ardından bunu da araya kaynatalım, bir muhallif daha eksilir..." diye düşündüler sanırım.
TOPUK KANI meselesi dahil, partilerin-diğer büyük cemaatlerin sustuğu birçok konuda bu adam cesaret ile konuştu, her şeyi doğru mu yaptı? Hayır, ama en azından samimiydi.
Mali suçlarmış, vergi suçlarıymış?
Bu adamın mütevazi bir hayatı olduğu, cemaatinin de zengin olmadığı biliniyor. Şirket dedikleri de holding filan değil, cemaatin yayın şirketleri.
Tutuklanması usulsüz olduğu gibi eline kelepçe takılması da gereksiz ve usulsuz. Tutuklamaya direnç göstermiyor, kaçmaya çalışmıyor, hatta operasyonun yapılacağı da biliniyordu, adam evinde bekledi.
Her halde "basın önüne kelepçeli çıkartın" talimatı verildi, suçlu olduğuna dair algı oluşturmak için kelepçelendi, malum devir adalet değil, algı devri.
Avukatının arama ve göz altına alma işleminde bulunmasına izin verilmemesi ise ayrı hukuk rezaleti...
Bu konuda baroların söyleyecek birkaç sözü olmalı diye düşünüyorum. Elbette Türkiye de yargı o kadar itibar kaybetti ki, ortada dikiş tutacak bir durum yok.
Halk yeterince tepki göstermez ise çok uzun süren bir yargı sürecinden sonra berrat eder, bu arada uzun süre de (TEDBİR OLARAK ???) tutuklu kalır. Bunun benzeri işler 28 Şubat sürecinde çok yapılırdı.
Beni en çok rahatsız eden, midemi bulandıran da; bir kısım yalakanın ve trollerin adamı yargısız infaz edip suçlu ilan etmesi ve hatta bazılarının FETÖ ile bir tutması!
Ben az çok Türkiyedeki cemaatleri bilirim, FETÖ'ye de ilk dava açanlardan birisiyim, çatı davasındaki 25 müştekiden birisiyim, ancak bu FETÖ algısı çok kötüye kullanılır oldu, 28 Şubat döneminde İrtica algısının kullanıldığı gibi kullanıldı. Alpaslan Kuytul'a yapılan da bunun çirkin bir örneği.
Anladığım kadarı ile halkın güveni ve sevgisini kaybedenler bu açığı korku ile kapatmaya çalışıyor, korku da bir süre işe yarar ama... Nereye kadar?
Adalete güvenin kalmadığı bir Devlet ayakta kalabilir mi? Adaleti yok eden devleti yok eder.
Vatana hizmet diye seni gencecik yaşında askere alıyorlar, devlet o zaman APO'ya "Önder" diyeni anında vatan haini ilan ediyor. Sen o gün dağda canının yarısını kaybediyorsun, gün geliyor, aynı devlet Öcalan'a Önder diyeni alkışlıyor, özlük hakları için mücadele eden gazilere adeta provokatör muamelesi yapıyor. Demek ki neymiş? Devlet kutsal falan değilmiş.
DEVLETTEN BÜYÜK GÜÇ YOK MU?
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Alparslan Kuytul’u hedef aldığı paylaşımına Kur’an ayetiyle başlıyor.
Kuytul’a:
“Din bezirgânı, bozguncu!”
diyor.
Ardından:
“Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek!”
diye devam ediyor.
Ve aynı metinde şu cümleyi kuruyor:
“Devletten büyük hiçbir güç yoktur.”
Ertesi sabah Alparslan Kuytul’un evine operasyon yapılıyor ve Kuytul gözaltına alınıyor.
Sonra ne oluyor?
Oktay Saral bu paylaşımını siliyor.
Şimdi mesele yalnızca Alparslan Kuytul değildir.
Mesele, Türkiye’de devlet, millet, hukuk, siyaset ve din arasındaki sınırların ne hale getirildiğidir.
Önce Saral’ın o iddialı cümlesinden başlayalım:
“DEVLETTEN BÜYÜK HİÇBİR GÜÇ YOKTUR.”
Hayır Saral.
Devletten büyük güç vardır.
Hukuk devletinde önce MİLLET vardır.
Çünkü Anayasa ne diyor?
“Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.”
Devlet milletin sahibi değildir.
Millet devletin meşruiyet kaynağıdır.
Devlet millete hükmetmek için yaratılmış kutsal ve dokunulmaz bir kudret değildir; milletin haklarını, hukukunu ve güvenliğini korumak için vardır.
Bu nedenle demokratik hukuk düzeninde devletin üzerinde millet iradesi vardır.
Ama siz paylaşımınıza Kur’an ayetiyle başladığınıza göre bir şeyi daha hatırlatmak gerekiyor:
Devletten de milletten de büyük olan ALLAH’ın kudretidir.
Kur’an ne diyor?
“Ey mülkün gerçek sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın… Hiç kuşku yok sen her şeye kadirsin.”
Âl-i İmrân 3/26.
Öyleyse ayetle başlayıp birkaç paragraf sonra:
“Devletten büyük hiçbir güç yoktur”
demek nasıl bir çelişkidir?
Kur’an’ı referans gösteriyorsanız, mutlak kudret devlete değil Allah’a aittir.
Demokratik Cumhuriyeti referans gösteriyorsanız, egemenlik devlete değil millete aittir.
Yani hangi kapıdan girerseniz girin aynı yere çıkıyoruz:
DEVLET MUTLAK GÜÇ DEĞİLDİR.
Devlet milletindir.
Millet devletin tebaası değildir.
Ve devlet yöneticileri de devletin sahibi değildir.
Daha açık söyleyelim:
Hükümet devlet değildir.
AK Parti devlet değildir.
Cumhurbaşkanlığı devletin sahibi değildir.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı mahkeme değildir.
Hepsinin üzerinde hukuk vardır.
Milletin verdiği yetki vardır.
Ve bir Müslüman açısından bütün dünyevi iktidarların üzerinde Allah’ın kudreti vardır.
Asıl vahim olan ise bundan sonra başlıyor.
Bir Cumhurbaşkanı Başdanışmanı bir vatandaşa:
“Akıllanmamışsın.”
diyor.
Ne demek “akıllanmamışsın”?
Hangi suçun hukuki karşılığıdır “akıllanmamak”?
İktidarı eleştirmek mi?
Devlet uygulamalarını eleştirmek mi?
Bir operasyonu sorgulamak mı?
Savcılıkların görevi siyasi iktidara karşı konuşanları terbiye etmek midir?
Sonra:
“Sıra sana da gelecek.”
diyor.
Ve ertesi sabah sıra gerçekten Kuytul’a geliyor.
Üstelik bu ilk örnek de değildir.
Oktay Saral daha önce Fatih Altaylı için de:
“Suyun ısınmaya başladı.”
dedi.
Ardından Altaylı gözaltına alındı ve tutuklandı.
Şimdi aynı metafor:
“Senin de suyun ısındı.”
Ve yine ardından adli operasyon.
Tüm bu olanların HUKUKLA ZERRE KADAR İLGİSİ VAR MI?
Birçok şubesinde Algida ile ilgimiz yok deyip insanlara alenen yalan söylemişler. Marka tescili doğrudan Algida'nın şirketi olan Hollanda merkezli Magnum IP Holdings BV üzerine kayıtlı!
Buyrun markanın tescil belgesi.
Bunlar utanmazlar, bunlar uslanmazlar!
"AŞI OLMAYAN ÇOCUKLAR YÜZÜNDEN AŞI OLANLAR HASTA OLUYOR" YALANI!
Tarihte ilk defa bir hastalık koruyucu maddeyi kullanmayanlar yüzünden o maddeyi kullananların hasta olduğu iddia ediliyor.
Bu yalan aşı redlerinin artması üzerine uyduruldu. Tabi kimse aşı olmayan çocukların neden daha sağlıklı olduğunu araştırmıyor, sistem bunu kabul etmiyor dahi, neden? Çünkü bu istatistik çalışmayı yapacak kaynak sadece sistemin elinde, yani davul, da tokmakta onların elinde!
Eğer biz "Aşı olmayan çocuklar daha sağlıklı" dersek, bize hani RESMİ DAYANAĞINIZ deniliyor. Ama ya resmi araştırılmalar (bilinçli olarak) yapılmıyorsa, bir şeye yok muamelesi yapılıyorsa bu onun gerçekten olmadığı anlamına gelir mi?
Aşıyı üretenler ABD merkezli, Global Siyonist İlaç Kartelleridir.
Bunlar İnsanların sağlığını koruya koruya, hastalıkları yok ede ede bu güce ve büyüklüğe erişmemiştir! Bunlar gerçekten insanların sağlığı için uğraşsalar hastalık ve hasta sayısı çok azalmalı değil miydi?
Ama sorun kendinize bunu isterler mi?
Bunu yapsalar hastanelerin çoğu kapanır, doktor-sağlıkçılar işsiz kalır, kendileri de zarar eder, iflas ederlerdi, daha da önemlisi İNSAN GELECEĞİ-NÜFUSU ÜZERİNDEKİ KONTROLLERİNİ KAYBEDERLERDİ.
Tıp Karteli Dünyanın en güçlü kartelidir. Uyuşturucu kartelleri bunların yanında çok küçük kalır ve bunlardan çok daha namusludur.
Siyonizm şu anda her sisteme hakimdir ve Devletleri esir etmiş, yönetenleri satın almıştır, satın alamadığını da tehdit ile sindirmiştir. Buna da boyun eğmeyen Devlet (Devlet yetkilileri) olursa ülkede iç karışıklık çıkartır, savaşa sokarlar.
Bunların iyiniyetle çocukları düşünerek aşı ürettiğini iddia etmek dahi başlı başına çok saf olmayı gerektirir veya sistemden nemalanan birisi olmayı!
Binlerce bağımsız doktor aşı aleyhine açıklama yaptı, bunların aşıları kötülemekte bir menfaati yoktu, hatta bunlar aşı-ilaç kartellerinin hedefi idiler, işleri, hatta hayatları tehlikede idi.
Pekiyi niye bu kadar tehlikeyi göze alarak bu açıklamaları yapsınlar? Bunlar üst düzey bilim adamları? Geri zekalı da değiller!
AİLELERİN AŞI REDDİ İSE ŞÖYLE GELİŞTİ:
-Aşı olduktan sonra çocuğu hastalananlar, ölenler oldu,
-Tıp Sektörü aşı-hastalık-ölüm bağlantısını reddetse de bazı aileler bundan şüphelendiler ve (ne pahasına olursa olsun) sonraki çocuklarına aşı yaptırmadılar ve bu aşısız çocuklarının çok daha sağlıklı olduğunu ve çok az hastalandığını gördüler.
Aynı anne-baba, aynı çevre, aynı beslenme... tek fark; "sağlıklı olan çocukların aşısız olması!"
Bu 3. 4. çocuklarda da test edildi, sonuç aynıydı.
Komşumdan gördüm, falanca doktor tavsiyesi vs.derken bu aşı reddi yayıldı.
Bilim deney ve gözlemdir, bilim şüphedir... Ailelerin bu yaptığı basit hali ile de olsa bilimseldir.
Aşı savunucularının yaptığı ise bu aşı işinden (dolaylı dolaysız) kâr sağlayanların propagandasına (Bunların güçlerine ve süslü laflarına güvenerek) inanmaktan ibarettir.
Bunlar televizyonda her duyduğuna inanan, haberlerin içine dahi reklam yerleştirildiğini anlamayan, ülkenin büyük sorunlarının iktidar partisinin değişmesi ile çözüleceğine inananlard��r.
Açıkçası aşı taraftarlığı bilime değil, İNANCA dayanır!
Ve aileler anlattığım sebeplerle aşı retlerini arttırınca bir yalan, bir propaganda daha ortaya attılar; " "AŞI OLMAYANLAR YÜZÜNDEN AŞI OLAN ÇOCUKLAR HASTA OLUYOR, ÇÜNKÜ TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI GEREKİYOR..." dediler.
Bunu da toplumun bir kısmı inandı, hiç düşünmeden ve sorgulamadan...
Mesela; Bu HASTA OLAN ÇOCUKLAR AŞISIZ ÇOCUKLAR MI, BUNLARIN HASTALIK ORANI AŞISIZ ÇOCUKLARA ORANLA NE DİR? Sorusu sorulmadı!
Ya aşısız çocuklar daha sağlıklı ise?
Bu hasta olan çocukların aşı yüzünden hasta olduğu anlamına gelmez mi?
Ama işin asıl sıkınlı yönü; çok büyük oranda Devletlerin Sağlık Bakanlıklarının da bu güçlerin güdümünde-baskısı altında olması.
Bu gün elbette Sağlık Bakanlığı aşısız çocukların daha az hasta olduğunu, daha az öldüğünü bilir. Ama bunu açıklamaya cesaret edebilir mi?
Kısaca insanlık bir kuşatma altında.
Bazen birilerini hatırlatmak lazım; Soldaki fotoğraf yıllar önce 0 km aracımla (benim ve eşimin her zaman üç arabası olurdu istesek yine alırız ama hevesimiz yok) yazılım firmamın başındayken, sağdaki fotoğrafta bütün ticaret hayatımı bırakıp kendimi ata tohumları ve sağlıklı tarım farkındalığına adamışken☺️ normalde böyle şeyleri sevmem fakat hâlâ amacımızı anlayamayan art niyetliler o oluyor
Dikkat İzmir @izmirvaliligi
Yasaklı ve insana bulaşan hastalığı olan pitbull köpeği,
Büyük ihtimalle Çi��li belediyesi @ciglibelediyesi barınağından çıkarmış, dilendiriyorlar.
@izmirdkmp @izmirbld