Ekrem İmamoğlu’nun Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı afişlerin,
savcılık yazısıyla yasaklanması veya toplatılması hem Anayasa’ya hem de Siyasi Partiler Kanunu’na açıkça aykırıdır.
ANAYASAL HAKLAR
a) Siyasal Faaliyette Bulunma Hakkı – Anayasa Madde 67 ve 68
Anayasa’nın 67. ve 68. maddeleri uyarınca vatandaşlar seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkına sahiptir. Siyasal partiler de bu faaliyetlerini kamuoyuna duyurma hakkına sahiptir. Cumhurbaşkanı adayı olan bir kişiyle ilgili afiş asılması, bu anayasal hakkın somut bir kullanım biçimidir.
Savcılık yazısıyla bu hakkın engellenmesi, siyasi faaliyetin fiilen yasaklanmasıdır.
b) İfade ve Basın Özgürlüğü – Anayasa Madde 26 ve 28
Afiş, pankart, ilan gibi araçlarla yapılan duyurular, Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü içindedir.
Ayrıca görsel malzemeler, 28. maddede güvence altına alınan basın özgürlüğünün bir parçasıdır.
Bu afişler ancak yargı kararıyla sınırlanabilir; savcılık yazısıyla değil.
c) Masumiyet Karinesi – Anayasa Madde 38
Afişlerin içeriği
“hakkında tutuklama veya soruşturma var”
gerekçesiyle toplatılıyorsa,
bu masumiyet karinesinin doğrudan ihlalidir.
Suç isnadı kesinleşmemiş bir kişiye yönelik kamuoyuna dönük bu tür yasaklamalar,
Anayasa’ya açıkça aykırıdır.
SİYASİ PARTİLER KANUNU AÇISINDAN:
a) Madde 1 ve 2 – Amaç ve Tanımlar
Siyasi Partiler Kanunu’na göre partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Parti faaliyetlerinin serbestçe yürütülmesi, demokrasinin teminatıdır. Aday tanıtımı ve propaganda bu faaliyetlerin başında gelir.
b) Madde 87 – Propaganda Hakkı
Siyasi partiler, adaylarını tanıtmak ve seçmenleri bilgilendirmek amacıyla propaganda faaliyetinde bulunma hakkına sahiptir. Bu hak, afiş, ilan, pankart gibi araçlarla özgürce kullanılabilir.
Yasal bir engel olmaksızın yapılan bu faaliyetlerin savcılık talimatıyla engellenmesi, hukuka aykırıdır.
SONUÇ
Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerinden yürütülen kampanyada kullanılan afişlerin savcılık yazısıyla toplatılması, hem anayasal haklara hem de Siyasi Partiler Kanunu’na açıkça aykırıdır.
Bu uygulama;
•Anayasayı çiğnemektir,
•Siyasi rekabeti engellemektir,
•Yargıyı araçsallaştırmaktır.
Savcı talimatla değil, hukukla konuşmalıdır.
Halkın siyasi tercihine yargı sopasıyla yön verilmez!
2019 yerel seçimlerinde “Her şey çok güzel olacak” diyerek milyonların vicdanına dokunan CHP Parti Meclisi (PM) Üyemiz Berkay Gezgin’in X hesabı kapatıldı! Bu haksızlıklar, bizim adalet mücadelesine daha sıkı sarılmamıza neden oluyor, böyle bilinsin!
Bir başka bilinmesi gereken mevzu ise; haksızlığı ve hukuksuzluğu huy edinmiş bu iktidarı mutlaka değiştireceğimizdir! Evet, korkun! Ne cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’ndan vazgeçeceğiz ne de adalet arayışımızdan. Çünkü ne biz ne de CHP’ye gönül veren milyonlar susmaz, korkmaz ve geri adım atmayız! Sözümüz baki; her şey çok güzel olacak! Birlikte kazanacağız! #BerkayGezginYalnızDeğildir #İfadeÖzgürlüğü
ABD’de tahliye edilen bir apartman dairesinde, 48 köpek bulundu.
Yetkililer, köpeklerin yaşamları boyunca dışarı çıkmadan, kapalı alanda bir arada tutulduğunu belirtti.
400 gözaltı var ama görüşme odası var diye değil, kısıtlama var diye her seferinde sadece 8 avukat alınıyor! Bu şekilde tüm avukatların müvekkilleriyle görüşebilmesi için en az 6 saat 15 dakika gerekiyor! Savunma hakkı gasp edilemez, bu Anayasa’ya ihlalidir…
BU NASIL HUKUK?
BU NASIL DEVLET?
İstanbul’da bu sabah 100’ün üzerinde yurttaş, evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alındığı söyleniyor…
Ne suç isnadı belli,
ne de kamuoyuna tek bir açıklama yapıldı!
Sabaha karşı yapılan bu operasyonlar; anayasa, hukuk ve insan hakları adına utançtır!
Gizli dosyalarla, toplum sindirilmeye çalışılıyor!
Yargı, iktidarın sopa aracı hâline getirildi!
Ey yetkililer!
Bu insanların suçu nedir?
Neden gözaltına alındılar?
Nerede tutuluyorlar?
Derhâl kamuoyuna açıklama yapın!
Bu ülke gece yarısı operasyonlarıyla yönetilemez!
Biz susmayacağız! Gençler susmayacak!
Hukuksuzluk karşısında diz çökmeyeceğiz!
İmamoğlu suç örgütüne dönük operasyonda çok sayıda şüphelide şimdiye kadar çıkan para, altın vb değerlerin toplamı Rıza ZARRAB’ın eski bir bakana hediye edilen saatin değeri kadar bile değil…beceriksiz suç örgütü😊😊😊 peki geri kalan 559 milyar nerde??
Sayın Bakan'ın açıklamasına bir örnekle cevap vermek istiyorum: İlkokuldan liseye kadar tüm eğitim hayatım yatılı okullarda geçti. Devlet bana tüm eğitim sürecinde üç öğün sıcak yemek verdi. Şu anda ise okullarda çocukların açlığından ve yemek hakkından söz ediyoruz. Devlet bana yazları, yazlık kıyafet; kışları için, kışlık kıyafet verdi. İç çamaşırından tutun, çorabına kadar her ihtiyacımızı karşıladı. Hiçbir sorunumuz yoktu; hatta daha da ötesini anlatayım; bize o dönem kantinden alışveriş yapabilmemiz için harçlık verirlerdi. Durumu iyi olan arkadaşlarımız kantinden alışveriş yapardı; biz de alışveriş yapabilelim, mağdur olmayalım diye maaş gibi harçlık verirlerdi. Öğrencisine maaş veren o devlet bugün geriye giderek; şu anda yerine aile koruma birliklerinden para topluyor!
@MTanal Sayın Tanal,lütfen parmak boyası üzerine çalışma yapın.
Biz seçimde parmak boyası kullanılmasını istiyoruz,çünkü kimler seçmen yapıldı,nasıl bir seçim hilesi olur bilmiyoruz.
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.
@EEATA_ ABD de yaşı küçük kişinin rızası olamaz diye kabul ediliyor ve 18 yaş altında cinsel eylemler kesinlikle tecavüz (Statuary rape) kabul ediliyor, yasalarımızın değişmesi gerek. "Çocuk" cinsel eyleme rıza veremez.
Yetkisi olmayan mahkeme tutuklama kararı veriyor, yetkili olan “ben bakmam” diyor! Bu ne rezalettir?!
Esila’nın özgürlüğü, mahkemelerin paslaştığı bir top mu?!
Ceza hukuku bu kadar mı değersizleşti?
Yetkisiz makamın tutuklama kararı yok hükmündedir!
Hukuk keyfi değildir, adalet bürokrasi oyuncağı olamaz!
Bir insanın özgürlüğü, sağlığı, yaşam hakkı adli aymazlığa kurban edilemez!
Esila derhal serbest bırakılmalı, yetkisizlik maskesiyle sorumluluktan kaçan yargı mensupları derhal HSK önüne çıkarılmalıdır!
Bu ülkede hukuk ya vardır ya yoktur!
Şimdi karar zamanı: Keyfilik mi, adalet mi?
Ankara Valiliği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla CHP, olarak yarın saat 15:30’ta Ulus Atatürk Anıtı önünde çelenk töreni ile başlayacağımız ardından 1. TBMM önünde düzenleneceğimiz mitinge; söz konusu kalabalığın Ankara trafiğini kitleyeceği gerekçesiyle izin vermediğini duyurdu! 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada sadece ülkemizde kutlanan bir çocuk bayramı değeri taşımaktadır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara 105 yıl önce armağan ettiği bayrama, 105 yıl sonra engel koyulması kabul edilemez! Çocuklar bizim geleceğimiz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız şimdiden, tüm engellemelere rağmen kutlu olsun. Size inat 23 Nisan’ı büyük bir coşku ile kutlayacağız.
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA TARİHİ ÇAĞRIMIZDIR!!!
Anayasanın 175 maddesi, Anayasa değişikliği oylamasının gizli yapılacağını hüküm altına almıştır. “ Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesine ilişkin” değişiklik paketi 20 Ocak 2017 ve öncesinde madde madde oylanmış, “ Referandum” gerektirecek şekilde, 339 evet oyu ile kabul edilmiştir. Ancak, bu oylamalar Anayasa ya aykırı olarak gizli olarak yapılmamış. Başta Sn Davutoğlu olmak üzere çok sayıda Milletvekili oyunu açık olarak kullanmıştır. CHP Kurultayını aylardır inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı´nın, Türkiye´nin kaderini derinden etkileyen bu oylamaların Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin dönemin Milletvekili olarak beyanımı suç duyurusu kabul soruşturma başlatmasını talep ediyorum.!!!
SARAY LÜKS İÇİNDE, HALK AÇLIK SINIRININ ALTINDA!
Emekli, memur, işçi… Milyonlarca insanın maaşı artık açlık sınırını bile karşılamıyor. Açlık sınırı 17 bin TL’ye dayandı, asgari ücret ise bunun altında kaldı. Türkiye’de 25 milyon kişi dar gelirli!
Ama saraylarda yaşam sürenler için sorun yok! Lüks harcamalar artıyor, halkın sırtına binen borç 4.3 trilyon TL’yi geçti! Yoksulluk büyürken, kaynaklar şatafata, yandaşa, israfa gidiyor.
Bu adaletsizlik düzeni sürdürülemez!
Geçinemiyoruz, yorulduk! Halk için adalet, gelirde eşitlik istiyoruz!
“Devlet pusuyla değil, hukukla yönetilir!”
Gençleri fişlemek suçtur, anayasa ihlalidir!
Şanlıurfa Harran Üniversitesi’nde, arkadaşları Sevda Özkaya’nın ölümüne sebep olan ihmalleri protesto eden, demokratik, barışçıl ve silahsız şekilde üniversite kampüsü içinde toplanan öğrenciler, çatılarda konuşlanmış polisler tarafından fotoğraflanarak, videolarla fişlenmektedir.
Bu açıkça Anayasa’nın 34. maddesine, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na, ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır.
Ey Rektör! Ey Vali! Ey Emniyet! Ey İçişleri Bakanlığı!
Gençlerden, öğrencilerden ne istiyorsunuz?
Uyuşturucu baronlarını, mafya çetelerini değil, üniversite öğrencilerini mi takip etmekle görevlisiniz?
Polisi üniversiteye değil, suçun merkezine gönderin!
Eğitim alanına polis değil, fırsat eşitliği, adalet ve güvenlik gönderin!
Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki:
Bu fişlemelerin, bu hukuksuzlukların tamamının hesabı sorulacaktır!
Her bir öğrencimizin hakkını savunacak, her mağduriyetin takipçisi olacağız!
Hiçbir gencimizi suçlu gibi gösteremezsiniz!
Devletin görevi, çocuklarımızı tehdit etmek değil, korumaktır!
Gençler umut, gelecek, cumhuriyetin teminatıdır.
Onlardan korkmayın, onların önünü açın!
Bu utanç tablosunu tarih affetmeyecek!
Ekrem İmamoğlu’nun suçu;
Ücretsiz süt dağıtmaktır,
Kreş açmaktır,
Kent lokantası kurmaktır,
Üniversite öğrencisine yurt açmaktır,
İhtiyaç sahibi öğrenciye burs vermektir,
Engellilere ücretsiz ulaşım sağlamaktır,
Yaşlılara ücretsiz ulaşım hakkı tanımaktır,
İhtiyaç sahibi ailelere sosyal destek kartı vermektir,
Mahallelere halk ekmek büfesi kurmaktır,
Kadınlara istihdam yaratmaktır,
Kent ormanları ve yeşil alanlar açmaktır,
Depreme karşı önlem almak, İstanbul’u hazırlamaktır,
Kültür merkezleri ve kütüphaneler açmaktır,
Gençlik merkezleri kurmaktır,
Ulaşıma zam yapmadan indirimli kartı savunmaktır,
Doğalgaz desteği sağlamaktır,
Suya zam değil, indirim getirmektir,
Halkın sofrasına bereket katmaktır,
İstanbul’u ranta değil, halka açmaktır.
Proje okullarında torpil düzeni ifşa olmuştur!
Millî Eğitim Bakanlığı’nın “özel program ve proje uygulayan okullara” yaptığı öğretmen atamaları, kamu vicdanını yaralamış; liyakat değil, sadakat esas alınmıştır. Yüksek lisans yapmış, ödüllü, başarılı öğretmenler dışlanmış; yandaş sendikaya üye olanlar ödüllendirilmiştir!
Eğitimde başarıyı değil, biat edenleri ödüllendiren bu anlayış, Cumhuriyet’in eğitim mirasına ihanettir. Proje okullarını siyasi kadrolaşma merkezine çeviren bu sistem, adil atama değil, açıkça siyasi kayırmacılıktır.
Bu ülkenin öğretmenleri torpile değil, liyakate güvenmek istiyor!
Çocuklarımızın geleceği yandaşlara teslim edilemez!
Bu düzen değişecek, eğitim yeniden halkın olacak!
102 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ! SİLİVRİ’YE GİDİYORUM!
Bu dava değil, açık bir hukuk katliamıdır!
İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan 2025/217 esas sayılı dosyada, delil yok, suç yok, hukuk yok!
Gençler, öğrenciler, gazeteciler hiçbir somut gerekçe olmadan tutuklandı.
Suçsuz insanlar aylarca değil, bir gün bile haksız yere tutuklu kalamaz!
Bugün 102 kişi tahliye edildi. Bu karar, bu davanın çöktüğünün resmidir!
Ama bu yetmez! Bu kumpası kuranlar, buna göz yumanlar hesap vermeli!
Ben şimdi Silivri Cezaevi önüne, tahliye edilen evlatlarımızı karşılamaya gidiyorum.
Bu hukuksuzluğu unutmayacağız, unutturmayacağız!
Herkes için adalet, hep birlikte özgürlük!
Bir gün değil, her gün hukuk!
Mahir Polat’ın rahatsızlığı yeni ortaya çıkmadı.
Geçtim suçsuz olmasını falan bir Adli Tabip olarak sormak zorundayım.
Sağlık durumu beyan edilmesine rağmen; tutuklama isteyen savcı, tutuklayan hakim ve belki en acısı cezaevine giderken sağlık kontrolü yapan meslektaşlarım! değdi mi?
Tam bir ölümü gösterip sıtmaya razı etme durumu..
Bu arada yaşasın dayanışma!