fransız cumhurbaşkanı günlük koşusunu yapabilsin diye ankara'da yurttaşlara sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. rejim medyası koşu görüntülerini gurur ve sevinçle paylaşıyor. erdoğan rejimi mütareke yılları istanbul'unu ruhen ve fiziken tekrar yaşatıyor.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kişinin kafası zorla tutulmuş ve gözleri açılarak telefonun yüz tanıma sistemiyle şifre açtırılmıştır. Avukat görüşmesinde yüzünün çeşitli yerlerinde işkence sonucu kesikler ve morarmalar tarafımızca tespit edilmiştir.
1962 yapımı "Gol Kralı Cafer"de Sevim Tanürek'i görmek şaşırttı. Gençler hatırlamaz, kendisi 1998'de dönemin İBB başkanının büyük oğlunun kullandığı aracın çarpmasıyla vefat etmiş, sonrasında 8/8 kusurlu bulunmuştu.
Kaynak: https://t.co/b6DSvnZ21h
Ve, 2 ay kadar sonra merhaba.
suçlamalarda burak erdoğan'ın kırmızı ışıkta hızla geçerek yaya geçidindeki sevim tanürek'in ölümüne sebep olduğu kazadan beraat etmesiyle ilgili yapılan şakanın hiçbir şekilde bahsinin geçmemesi... recep tayyip erdoğan sen gerçekten harika bir babasın
Bunu niye sildiniz? Yalan olduğu için mi yoksa tivitinizin altına "Çorum olayı" dediğiniz katliam hazırlığının aslında Maraş'ta devlet eliyle silahlandırılmış faşist çetelerin yaptığı Alevi katliamının tekrarlanmaması için halkın özsavunması olduğu yazıldığı için mi?@thshaber
İçinizden bir tane de “Deniz Göktaş sayın cumhurbaşkanımıza laf ediyor,AKP iktidarını eleştiriyor ondan cephe aldık” diyen delikanlı çıkmadı.
Her zamanki gibi “kutsalım,dini ve milli değerler,inancıma laf söylüyor…” gibi bahanelerin arkasına sığındınız!
Deniz Göktaş’a takılan ters kelepçe hepimizin beynine de takılıyor. Düşünmeyelim, eleştirmeyelim, konuşmayalım istiyorlar. Beynimizde onların kelepçesiyle yaşayalım istiyorlar.
bu olayın dini değerlerle falan değil, rte'nin oğlunun trafik kazasında birisini öldürüp üstünü örttükleriyle ilgili olduğunu hepimiz biliyoruz. zira bu olay dini değerlerden daha hassas onlar için.
Yayınladığı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma açılan Deniz Göktaş bugün gözaltına alındı.
Muhalif sanatçılara yönelen gözaltı ve soruşturma saldırılarına son verilsin! Deniz Göktaş serbest bırakılsın!
Dünyanın en büyük pedofili, reşit olmayanın cinsel istismarı ve fuhuş amaçlı insan ticareti ağının yöneticisi Epstein'in has kankalarından ve adanın daimi ziyaretçisi Trump'ı Ankara'da çocuklar karşılayacakmış. Kim akıl etti acaba, normal insan aklı olamaz bu devlet aklıdır kesin
- Soldaki, IŞİD operasyonunda yakalandı. Elleri cebinde kelepçesiz Emniyet’e götürüldü.
- Sağdaki, stand-up gösterisi yaptı. Hakkındaki kararı duyunca ülkeye döndü, ters kelepçe takıldı.
Deniz Göktaş, zekası, politik mizahı ve cesaretiyle, mizah yoluyla bile olsa hiç bir eleştiriye, hiç bir itiraza tahammülü olmayan bu çürümüş saray ve tek dama rejiminin bütün cilasını söküp attı.
Halkın ve emekçilerin büyük çoğunluğu küçük bir zengin sömürücü azınlığın ve onlar adına ülkeyi yönetenlerin zulmü altında inlerken, saray soytarılığı yaparak ve suya sabuna dokunmadan kendini mizahçı, aydın ya da sanatçı sayanlara inat, hepimiz adına bir ifade özgürlüğü eylemine imza attı.
@idgoktas artık sadece ona İmran’ın, Deniz’in adını veren bir baba ve annenin oğlu değil, hepimizin, milyonların kardeşi, dostu ve yoldaşıdır.
Ve öyle lafta değil, kelimenin en gerçek manasıyla #DenizGöktaşYalnızDeğildir
Arkadaşım Deniz Göktaş haksız yere gözaltına alındı. Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde, hiçbir demokraside yaşanmayacak, utanç verici bir tahammülsüzlükle, susturma çabasıyla karşı karşıyayız. Esas konunun inanç ve hassasiyet olmadığı açık, bu kullanışlı kılıfın ardına sığınıp ifade özgürlüğü kısıtlanmaya çalışılıyor. Mizahtan, şakadan korkmak büyük bir acizlik. Bir arada ve hayattan keyif alarak yaşayabilmemizin yolu özgürlükleri savunmak ve şakaya gülmek ya da beğenmiyorsan izlememekten geçiyor. Umarım Deniz bir an önce serbest kalır ve bu utanç büyümez.